$

Dolar

46,1433

Euro

53,3362

£

Sterlin

61,8097

Frank

57,7528

Gram Altın

6.093,4800

Bitcoin

2.847.815

$

Dolar

46,1433

Euro

53,3362

£

Sterlin

61,8097

Frank

57,7528

Gram Altın

6.093,4800

Bitcoin

2.847.815

Türkiye

Dört İslam âlimi Kürt sorununu çözer mi?

Dinde federasyon tartışmalarında Altan Tan'ın, Hayrettin Karaman'a yazdığı yazıya dün cevap veren Hayrettin Karaman bugün bir yazı daha kaleme aldı. Öte yandan Altan Tan'ın 'Dört islam alimi bir araya gelsin, İslami çözüm bulsun' önerisi üzerinden Ahmet Hakan'ın değerlendirmesini de sizlerin...

25.05.2012 - 11:18
umut
Dört İslam âlimi Kürt sorununu çözer mi?
Fotoğraf: Arşiv
Linke Tıkla, Timeturk'ü Favorilerine Ekle

TİMETÜRK / Haber Merkezi

Dinde federasyon tartışmalarında Altan Tan'ın, Hayrettin Karaman'a yazdığı yazıya dün cevap veren Hayrettin Karaman bugün bir yazı daha kaleme aldı. Öte yandan Altan Tan'ın "Dört islam alimi bir araya gelsin, İslami çözüm bulsun" önerisi üzerinden Ahmet Hakan'ın değerlendirmesini de sizlerin ilgisine sunuyoruz.

BDP Milletvekili Altan Tan’ın bir önerisi var.

Ahmet Hakan

Diyor ki:

“Dört İslam âlimi bir araya gelsin, Kürt sorununa İslami çözüm bulsun.”

Altan Tan’ın dört kişilik listesi de hazır:

BİR: Hayrettin Karaman.

İKİ: Fethullah Gülen.

ÜÇ: Ali Bulaç.

DÖRT: Osman Tunç...

Şöyle diyor Altan Tan:

“Şahsım adına bu dört kişinin ittifak ederek verecekleri fetvaya uyacağıma ve tüm siyasi hayatım boyunca bu fetvanın dışında bir çözüm şekline itibar etmeyeceğime herkesin önünde söz veriyorum.”

Altan Tan, iyi ki “şahsım adına” demiş.

Çünkü ortaya attığı çözüm formülü, sadece kendisi açısından bir çözüm formülü olabilir.

Kürt sorununun çözümüne zerre kadar katkı sunamaz.

Neden mi sunamaz?

* * *

Şunlardan dolayı:

BİR: Dört isim bir araya gelse ve ortaya bir çözüm önerisi koysa bile bu çözüm önerisi, sadece “inananlar” açısından ilgi çekici olacak, herkesi kapsamayacaktır.

İKİ: “İnananlar” açısından da sorunlu bir formüldür bu... Çünkü Altan Tan’a sorarlar: Fetva makamını belirleme ve seçme hakkını sana kim verdi? Neye göre bu isimleri seçtin?

ÜÇ: “Âlimler listesi” konusunda kolayca uzlaşma sağlanamaz. Çünkü her dindarın kendine göre bir “âlimler listesi” olacaktır.

DÖRT: Hangi âlimin neye göre listeye alınacağı, hangi âlimin neye göre liste dışı kalacağı konusu da çetrefillidir, kolay mutabakat sağlanamaz.

BEŞ: Altan Tan “Ben kendi listemi belirledim, oradan çıkacak sonuç sadece beni bağlar” diyebilir. Bu yaklaşım, siyaset yapan biri için fazlasıyla “bireysel” ve fazlasıyla “bencil” bir yaklaşım değil mi?

ALTI: Altan Tan’ın listesinde yer alan Gülen, Karaman ve Bulaç’ın Kürt sorunu konusundaki görüşleri aslında biliniyor ve birbirinden çok farklı değil... Dolayısıyla Tan’ın beklediği “fetva” zaten ortada... Yazının devamını okumak için tıklayın

___________________________________________________________________________________________________

Altan bey soruyor

Hayrettin Karaman

"İslam ümmet anlayışına göre Arnavut, Boşnak, Kürt, Türk , Arap, Gürcü, Fars... birlikte yaşayan müslüman kavimlerin İslam ümmeti (milleti) içindeki kavim hakları nelerdir?"

"Filanın şimdi söylediğini hocalar niçin daha önce söylemediler?" diye de serzenişte bulunduğu için yaklaşık yirmi yıl önce yazdığımı aşağıda, bu iki soruya cevap olarak sunuyorum:

İslâm dînî fıtrîdir; insanın fert ve toplum olarak yaratılıştan gelen, tabîatı icabı olan vasıf ve özelliklerine uygundur, bunlarla örtüşmektedir. "Allah'ın insanlara yaratırken verdiği mahiyetten (fıtrattan) ibaret olan tevhid dînine kendini ver; sağlam din işte budur, fakat insanların çoğu bilmezler" (Rûm: 30/30) meâlindeki âyet fıtrat ile hak din arasındaki bağı ifade etmektedir. İnsan türünü diğerlerinden ayıran akıl, irade, estetik duygu gibi fıtrî özellikler yanında insan gruplarını, topluluklarını birbirinden ayıran özellikler de vardır. Kur'ân-ı Kerîm bunlardan ikisine işaret etmektedir: "Allah'ın işaretlerinden biri de sizi topraktan yaratmasıdır, sonra siz zaman içinde yeryüzüne yayılan insan nev'i oldunuz.... O'nun işaretlerinden biri de gökleri ve yeri yaratması ve sizin dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır. Bilenler için şüphesiz bunlarda büyük işaretler vardır."(Rûm: 30/20,22). İnsanlar bir kökten geldikleri halde yeryüzüne dağılıp çoğalıyorlar, dilleri ve renkleri farklı "alt neviler", gruplar oluşturuyorlar. Renk biyolojik farklılıklara, dil ise kültür farklarına işaret eden anahtar kelimelerdir. Yine âyette geçen "insanların dağılıp yerleştikleri yeryüzü" insan gruplarının bağlandığı, sahiplendiği toprağa; yani coğrafî unsura işaret etmektedir. Biyolojik, kültürel, coğrafî... özelliklerin bir araya getirdiği, birleştirdiği insan gruplarına Kur'ân-ı Kerîm'de "kavim" denilmektedir.

İslam kültüründe, yakından uzağa soy ilişkisi "şa'b, kabîle, aşiret" gibi kelimelerle ifade edilmiştir: "Ey insanlar! Sizi bir erkekle bir dişiden yarattık ve tanışmanız için sizi boylara (şu'ûb) ve kabilelere ayırdık, şüphe yok ki Allah nezdinde en kıymetli olanınız O'na isyandan en fazla sakınır olanınızdır; Allah her şeyi bilir, her şeyden haberdardır." (Hucurât, 48/13).

Kur'ân-ı Kerîm'de "millet" kelimesi "toplumun dîni"(Yûsu: 12/37), "ümmet" kelimesi ise "bir peygambere, bir dîne... mensup insan topluluğu, gruplar" mânâsında kullanılmıştır. Bugün bizim millet dediğimiz toplum yapısını ifadeye en yakın kelime "kavim"dir (Arapça'da el-kavm). Kur'ân-ı Kerîm'e göre insanlar bir kökten (topraktan), sonra bir ana-babadan (dem ile Havvâ'dan) yaratılmışlardır. Aynı kökten gelmelerine rağmen yeryüzüne dağılmışlar, dilleri ve renkleri farklı kılınmış (farklılaştırılmış), farklı kelimelerle ifade edilen gruplara, topluluklara (cemâat ve cemiyetlere) ayrılmışlardır. Yazının devamını okumak için tıklayın

Konuyla ilgili haber okumak için tıklayın :

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Etiketler:

İlgili Haberler

YORUMLAR

0 Yorum

Yorum Yazın