Abdullah Gül'den olur mu?
Abdullah Gül'den olur mu?
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
'Tanklarla evimi kuşatıp kapımı kırdılar'
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Hula katliamı, Arap Birliğini harekete geçirdi
Hula katliamı, Arap Birliğini harekete geçirdi
27 Mayıs darbecilerinin İngilizce propagası
27 Mayıs darbecilerinin İngilizce propagası
Karakter boyutu 12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto

Akif Beki de Fetih 1453'ün ipini çekti

Yılmaz Özdil'in ardından Fetih 1453'ü izleyip de beğenmeyen Akif Beki de filmin ipini çekti.

22 Şubat 2012 Çarşamba - 10:24

Yüklü bir medya gazıyla vizyona giren Fetih 1453 gişede rekora koşsa da ardı ardına kötü eleştiriler almaya başladı.
Dün Yılmaz Özdil filmi yerden yere vurdu.

Hemen her sahnenin bir Hollywood yapımından aşırma olduğunu örnekleri ile ortaya koydu.

Bugün de Akif Beki 1453'ün filminin ipini çekti. Pazar günü filmi izleyen Akif Beki, duyduğu hayal kırıklıklığını "pazar akşamı sinemada bir biz vardık, bir de küffar. Kahramanımızın tasvirsiz halleri arada kaybolmuştu" eleştirisiyle dillendirdi.

İşte Akif Beki'nin yazısının tamamı;

Bir biz vardık, bir de topuyla tüfeğiyle kötü kalbiyle küffar. Biz kazandık, çünkü iyiydik...Hepsi bu mu?

Karagöz’ün repertuvarı tarihinkinden daha zengin’’ der Cemil Meriç.
Tarihin repertuvarı da emin olunuz ki Fetih 1453’ün senaryosundan daha zengindir.

Pazar akşamı filmi izlerken, bir kez daha hak verdim üstada.

Fetih filmi, kuru bir hamasete yaslamış sırtını. Yüksek maliyetine rağmen ucuz görünmekten kurtulamamış.

Meriç’in ‘Bu Ülke’ kitabı, hiç tartışmasız bir üslup dehasının şaheseridir. Yalnız, sorunu Cemil Meriç’in tarih şuurunda da aramayın.

Çünkü Balzac gibi, Dostoyevski gibi, Dante gibi maziye âşık üstat da. ‘Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak’ için gericilik yaftasını boynuna asmaya bile razıdır.

Şanlı bir tarih var üstadın hafızasında. Geçmiş, ihtişamla doludur. Ama bütün ihtişamı şu cümlelerden mi ibaret: ‘’Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar...’’

Fetih 1453’ün muhteşem mazisi, bu duygu seviyesini aşmıyor maalesef.

Üstelik Fatih’imiz yeterince heybetli canlandırılmıyor. Savaş meydanının dehşetengiz ihtişamı karşısında cılız kalıyor Fatih karakteri.

Yerli sinemanın yükselişinde yeni bir irtifa değil Fetih 1453. Büyük bir merhale, yeni bir aşama beklentisiyle izlemek hataydı belki de. Sonuç pek parlak olmadı.

Faruk Aksoy’un çabası takdiri de ilgiyi de hak ediyor elbette. Ama sinemada zevk sahibi izleyicinin beklentisini karşılamaktan uzak.

Dedikleri gibi masraftan kaçınılmamış, kesenin ağzını açmış yapımcı. Sorun parada da değil lakin. Para her zaman en iyisini satın alamıyor. En pahalı sinema filmimizin en zayıf yeri senaryosu. Set giderlerinden kısılıp harcamaların birazı senaryo geliştirme işine ayrılsaydı keşke.

Meriç’in roman tahlili, bizim sinema denemelerimiz için de geçerli olmamalı çünkü. Divan edebiyatında roman türünün gelişemeyişini şöyle açıklıyor:

‘’Batı’nın ilk romanlarından biri ‘Topal Şeytan’. Kahraman, evlerin damını açar, bizi yatak odalarına sokar. 

Roman, başlangıcından itibaren bir ifşadır. (Halbuki) Osmanlı’nın ne yaraları vardır, ne yaralarını teşhir etmek hastalığı.

(Ecdadın) Hikâyeleri ya bir cengâveri ebedileşirir ya hisse alınacak bir kıssadır.’’

Cengâver asırlar önce ebedileşmiş menkıbelerimizde. Hisse deseniz, çocuklarımız o kıssayla büyümüş zaten. Bizi neyle şaşırtacak sinema?

Bir biz vardık, bir de topuyla tüfeğiyle, kötü kalbiyle küffar. Üzerine sefer eyledik. Bozgun akşamlarından sonra zafer sabahları geldi. Biz kazandık, çünkü iyiydik...Hepsi bu mu?

Şatafatlı cenk sahnelerinden geriye bu fukaralıkta bir senaryo kalıyor işte.

Kast seçimini, oyunculuk sorunlarını, entrika yoksunluğunu, gerilim kurgulanamayışını, yan hikâyeciklerin zayıflığını saymıyorum daha.

Fatih’in yaraları var, filmde teşhir de ediliyor. Fakat yüzeysel, fakat sığ. Derine inilmiyor.

Genç yaştaki bir tahtzadenin karakter dönüşümü, dramatik anlara taşınamıyor.

Sultan Mehmet’in içinde bir cihan fatihinin nasıl büyüdüğü, tarihi bir sınav anında devleşerek nasıl ortaya çıktığı tek kelimeyle ıskalanmış. Karikatürize birkaç çıldırma sahnesiyle geçiştiriliyor buhranları.

“Harcanan paraya yazık, çöpe atılmış” demek insafsızlık! Ortada ciddi bir emek, ciddi bütçeli bir prodüksiyon var. Fakat pazar akşamı sinemada bir biz vardık, bir de küffar. Kahramanımızın tasvirsiz halleri arada kaybolmuştu.






Hasan Eker
Bırakın geçmiş tarihi, kendinize gelin!
27.02.2012 11:54:40
sefer
yazara katiliyorum hic heyecan yoktu farkindaysaniz mehter bile yoktu konuya cabuk giriliyor ve bitiyor. filmde bi bakiyoruz birden gemiler dagdan cekiliyor,hic önden bi konu yokken.yada fatihin atini denize sürmesi yani konu birden geliyor hic beklemiyorsun ondan sonra bagiriyor durdurun gemileri,kimin gemisi ne gemisi tamam biz tarihi biliyoruz,ama bilmeyen o ne desin.cok hevesle bekledim filmi ama maalsef hayal kirikligina ugradim,baskalarinada tavsiye etmiyorum
22.02.2012 13:02:25
ErsagunTurk
Beğenmiyorsan git kendinde bir film çek,ne yani yıllardır cinemayı Hollywooddan izliyorum,ağız tadında yapımlar,bu filmin o anlamda hiçbir şeyi eksik değil,dünyada her ülkede başarı kazanabilecek,gişe rekoru kırabilecek bir film,oradan konuşmakla olmuyor Akif efendi!!
22.02.2012 13:02:05
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook