Karakter boyutu






Mehmet Akif, Atatürk'e niçin hayır dedi?
Mehmet Akif, yazdığı meali, yüklü para teklif ve tüm ısrarlara rağmen vermeyince, çalınması bile düşünülmüş. Ancak bu düşünce hayata geçirilememiş.
23 Aralık 2011 Cuma - 12:57
27 Aralık Mehmet Akif’in vefatının 75. yılı…
Kalemiyle, ruhunu yansıttığı şiirleriyle Mehmet Akif’i bir kez daha vefat yıldönümünde hatırlamak bizim için görevden çok, bir sorumluluktur.
Önceki gün İstiklal Marşı’nı yazdığı ve bir süre konakladığı Taceddin dergahında kaldığı mekanı gezerken, onu hayatı boyunca bir ilke ve ahlak sahibi yapan irade ve anlayışın bugün nasıl olurda mumla aranır hale geldiğini görmek üzüyor insanı.
Bugün okunan her istiklal marşında nasıl ruhu şad oluyorsa Akif’in, aslında Türkiye’deki inançlı insanların onun bu iradesine ne çok şey borçlu oldukları gün geçtikçe daha da önem arz ediyor.
Akif, bir dil ve üslup ortaya koyarak bir damar çıkarttı.
O damar, yıllarca Akif’in şiirleriyle, şiirlerine yansıyan anlayışla beslendi.
Ancak şunu kimse sormadı.
Akif’e TBMM tarafından bir görev verilmişti. Bu görev Kur’anın mealinin yazılması göreviydi. Akif, Mısır’a geçti ve 1926’dan 1932’ye kadar orada kaldı. Vefatona kadar da ara ara gidip geldi, çünkü dersler veriyordu. Ancak Mısır’da Akif’in en çok vaktini alan Kur’an mealiydi. Zira bu konuda aralıksız 4 yıl çalıştığını biliyoruz.
Neden Mısır’a gittiği konusunda farklı sözler var, ancak TBMM’nin verdiği görev sonrası Meal çalışmasını yürütmek üzere Mısır’a gittiğini söyleyenler olduğu gibi, Türkiye’deki inkılapların seyrinden rahatsız olup Mısır’a gittiğini söyleyenler de var.
Her ikisi de doğru aslında…
Akif'in Kur'an ile hemhal olması, Kur'an'ın Türkçe meâli çalışmalarıyla daha da yoğunlaştı.
Zira, Cumhuriyetin ilanından sonra TBMM, Kur'an'ın tefsir ve meâli, Sahih-i Buhari'nin tercüme ve şerhinin hazırlanmasını kararlaştırmıştı. Çünkü yeni bir döneme giriliyordu ve halkın üzerinde bu kadar büyük tesiri olan kaynakların halkın konuştuğu diliyle yazılması planlanmıştı. Bu iş için üç kişi görevlendirildi. Tefsirde Elmalılı Hamdi Yazır, hadiste Ahmet Naim, meâlde ise Mehmet Akif idi.
Çünkü Akif in 1908'de, 1913'de, 1920 ve 1921'de verdiği bütün vaazların metinleri yayımlanmıştır ki toplam 9 metindir; bunların içinde de Âkif in Kur'an tercümelerinden numuneler vardı.
Bütün bu kaynaklarda yer alan tercümelerin sayısı, 38 sureye ait 130 ayet çevirisinden ibaret, toplam metin sayısı 96'dır. Mükerrerleri de saydığımızda ayet sayısı 162'ye ulaşıyor. Tercümelerin ait olduğu sureler ise şunlardır: Fatiha, Bakara, Âlu İmran, Nisa, Mâide, Enam, A'raf, Enfal, Tevbe, Yusuf, Ra'd, Hicr, Nahl, İsrâ, Tâhâ, Hacc, Şuârâ, Neml, Ankebut, Rum, Fâtır, Saffat, Zümer, Mü'min, Fussilet, Fetih, Hucurât, Mücadele, Haşr, Safî, Naziât, Abese, Mutaffîfîn, Gâşiye, Duhâ, İnşirah, Asr, Kevser.
Bu tercümeler ve vaazlardaki derin yorumlar dolayısıyla bu görev Akif’e veriliyor…
Ancak Akif’in bu görevi de kabul etmesi ilk elde zor oldu.
Çünkü bunun büyük bir yük olduğunu düşünüyordu. "Kur'an, hiçbir şeye benzemez. Onun içinde öyle kelime ve mefhum (kavram)lar vardır ki, Türkçe karşılığı yok. Öyle ayetler vardır ki, muhtelif manalara gelir. Bu bakımdan da Kur'an'ın aslını Türkçeye çevirmek çok müşkül bir iştir" diyordu.
Ahmet Hamdi Akseki Hoca bu işten yılmadığı gibi araya da çok hatırlı isimleri soktu. Eşref Edip, Babanzade Ahmed Naim bunlardan sadece bir kaçıdır. Ancak Akif hep geri adım atıyordu bu sefer Elmalılı Hamdi Yazır, "Sen yoksan ben de yokum" deyince iş artık kabul noktasına gelmişti.
Ardından resmi bir sözleşme yapılarak bu işin sahibi Diyanet İşleri Başkanlığı oldu.
Bütün bu sıkıntı ve zorluklara rağmen, büyük bir azim ve gayretle Akif, yaklaşık dört yıl boyunca bu işle uğraştı.
Ortaya her bakımdan mükemmel bir meâlin çıktığı ifade ediliyor. İfade eden sırf bu meal çalışmasını yerinde görmek için Mısıra giden Şair Eşref Edip’tir… Eşref Edip, bu meâli baştan sona okumuş ve çok etkilenmiştir.
Akif, meâlle ilgili yaptığı tashihleri yakın dostlarına gösterir: "Bunları hep, müsveddeden temize çektim. Bir kelimenin, en güzel zannettiğim karşılığını bir zaman sonra beğenmem. Daha münasip bir kelime aklıma gelirse, o kelimeyi çalışmamın ilgili kısmına koyarım"
Bu çalışmadan Akif'in kendisi de faydalanmış, büyük bir manevî huzur duymuştur. Akif, “Kur'an'ın Türkçe meâli için yaptığım çalışmalar, bu dünyada en üstün zevk ve huşû ile geçirdiğim anlar olmuştur. Hâlimde çok büyük manevî değişiklikler gördüm. Kimseye bir şey veremedim. Fakat ben çok şeyler aldım. Duyduğum manevî feyz çok büyüktür" diyebilmiştir.
Peki, ne oldu da bu Meal bitirilmiş olmasına ve resmi sözleşmeye rağmen Diyanete teslim edilmedi?
Aradan geçen uzun zamana rağmen Elmalılı Hamdi Yazır Tefsiri tamamlayıp teslim etmiş, Ahmet Naim hadis kitabını teslim etmişti ama Mehmet Akif bir türlü Meali teslim etmiyordu.
Atatürk, aracılar gönderiyordu, ancak Akif “hala tamamlanmadı” gerekçesiyle bitmiş meal çalışmasını teslim etmiyordu.
Sadettin Kaynak hatıralarında diyor ki, “Akif’in yazdığı meali çalmayı bile düşünmüştük…” İşte iş bu noktaya gelmişti. Ancak Akif’ten geri adım yok. Bu sefer yüklü paralar teklif edildi… Ancak cevabı yine “hayır” …
Bugün araştırmalardan öğreniyoruz ki, Akif’in bu kadar emek verip tamamladığı çalışmasını bunca teklife, ısrara rağmen teslim etmemesinin tek sebebi tefsirin dışında ayrı bir meal kitabı olarak basılacağını hissetmesidir. Bu hissi veren Ankara’daki dinde reform adı altında yürütülen çalışmalar olmuştur.
Akif, mealini 1928’de tamamlamıştır. Ancak aynı yıl Türkiye’de
Anayasa'dan "Devletin dini, din-i İslâm'dır" maddesi kaldırılmış ve aynı yılın Haziran ayında Dini Islahat Beyannamesi Türkiye'nin gündemine oturmuştur. Akif’in “benim mealimi Kur’an’ın yerine okutacaklar, ben yarın mahşerde Allah’a, resulüne ne cevap veririm” demiş ve meali teslim etmediği gibi, diyanetle yaptığı sözleşmeyi de feshederek aldığı avansı iade etmiştir.
Sonrası artık biliniyor…
Akif, rahatsızlanıyor ve İstanbul’a dönmek zorunda kalıyor. Ancak meal çalışmasını emanet ettiği Mısır'da Ayn Şems Üniversitesi'nde profesör olan yakın dostu Mehmet İhsan Efendi'ye -Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun babasıdır- emanet eder ve şunu vasiyet eder: "Ben şifa bulur, sağ salim geri dönersem, meâlin eksikliklerini tamamlar öyle basarız. Şayet ölürsem bu meâli yakarsın." Bu konuşmadan kısa bir süre sonra Mehmet Akif, 27 Aralık 1936'da Hakk'ın rahmetine kavuşur.
Akif’e ait meal çalışmasını yakılması ise 1961’de bugünkü İslam Konferansı Örgütünün genel sekreteri olan Ekmeleddin İhsanoğlu’nun önünde vuku bulur.
Şimdi asıl sorum şu;
Akif, hazırladığı mealin kullanılacağı düşüncesiyle diyanete teslimini yapmamışken, Elmalılı Hamdi Yazır’a ve Ahmed Naim, tefsir ve hadis çalışmasını tamamlayıp niçin diyanete teslim etmeye karar vermişlerdir?
* Haber 7
Barbaros
Para alıyor.Hazırlıyor.Daha sonra aldığı parayı elmalılı üzerinden projeyi ona devrederek geri ödüyor.Devlet 1928lere kadar protestan din kovalıyor,1928lerden sonra tamamen dinsizlik hatta ateist laikliğe yöneliyor.Alamanların takibi bunda etkili.Sonraları Hiçbir dini üretime izin verilmemesi bundan.1928den sonraki felaket devrimler bunun uzantısı.Hepsi yazılı kardeşim.Adamın hayatı belli.İstiklal marşı için para almayı reddetmiş,meal için almış.Elmalılıya devretmiş.Olay bu.Alınca ne olacak ki?
23.12.2011 21:56:20
Barbaros
Ön hazırlık olarak uzuuunca bir dönem kadına şiddet görüntüleri ve yaygaralar.Ve hoppaaa!Diyanet göreve.Devlet-hükümet medya el ele.Kadın üzerinden İslam toplumlarında kadının ilerlemesi,modernleşmesi,dinin modernleştirilmesi...Bunun tuş takımını başkası kullanıyor belli!Abd de her gun bzdkeinin 10 katı kadına şiddet vakası var!hristiyanlıkımı değiştiriyorlar!Öyle böyle de değil he!Adam eski karısını 10 arkadaşıyla birlikte öldürüyor!Elmalıya lafalanacağınıza hükümete laflanın!Din gidiyo din!!!
23.12.2011 15:56:09
Barbaros
Bu insanlar cumhuriyetin ilk yıllarında bu protestan din teşekkülü çabasına bilfiil engel olmuşlar.Yazar nasıl bitiriyor makaleyi?Bu insanları zan altında bırakarak.Akifin oğlu Kuran öğretti diye askerde,hapse giriyor.Akif sen nasıl yaparsın bunu diyip oğlunu azarlayıp rüsva ediyor!Sonra o oğlu uyuşturudan çöpte ölüyor!Akif bunu nasıl yapar?Asıl soru bence bu!Bir de farkındaysanız Müslüamn kadının ve dinin modernleşmesi devlet-hükümet-diyanet politikası oldu.Bir yığın kadına şiddet ajitasyonu...
23.12.2011 15:51:00
Barbaros
Bu alimler buna kanmamış ve olabildikleri kadarınca engel olmuşlardır.MEhmet akifin meali bestelenmeye ve devletin tek tip Türkçe ibader Kuranı olmaya en uygun olanıymış.akif yakmış.Elamılınınki hususi buna imkan vermeyecek şekilde meallenmiş.Olay bu.Dücane Hocanın:Türkçe ibadet ve Cumhuriyet ideolojisi,Bir Kuran Şairi Mehmet Akif eserleri bu alanda kült.Her şeyi anlatıyor.Yazar cehaletfuruşluk etmiş.Bu eserlerden tarama yapmış makale yazmış .Eserleri Okumamış:)Ve büyük terbiyesizlik etmiş.
23.12.2011 15:46:27
Barbaros
Akif Arapçayı Türkçe kadar iyi bilen Aruzun gelmiş geçmiş en büyük şairidir.MEalini de Türkçe Kuran okutmak ve ibadet dilini Türkçeye çevirmek için istemişlerdir.Ahmed Naimin eseri de Elmalının tefisiri de aynı bu meal gibi mukemmeldir.Elamalının eserine Hak dini Kuran Dili adlı eserini vermesi de Türkçe ibadete karşı karşı önlem içindir.Eser Türkçe ibadete imkan vermeyecek şkilde kaleme alınmıştır!Devir şimdilik böyle diye herkesin kandırıldığı ve sonradan tasfiyelerin yaşandığı bir devirdir.
23.12.2011 15:42:13
ali andıran
cevabı çook basit ikisi bir Mehmet akif edememişler. Allah razı olsun üstaddan kurtlara yemi vermemiş bu da ne kadar feraset sahibi bir şair ve mümin olduğunu gösteriyor. Şimdi şairlerimiz farklı gezegende yaşıyor bazıları müstesna ama gel gör ki şu ülkeyi ne hale getirdiler Kuran ekseninde yaşamayan bir millet, ırk, kavim yok olmaya ve ifrata uğramaya neden olur. Bu dünya böyle Allahın Sünnetullahı gereği bir yakan, yıkan olacak birileride mağruf dikecek.Üstad Mekanın Cennet Olsun
23.12.2011 14:52:47
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3110 | ![]() |
| Dolar | 1,8470 | ![]() |
| Altın | 93,4081 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook



























27 Mayıs darbecilerinin yurtdışı propagandası
Cumhurbaşkanı Gül, Sosyal Medya'da
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon