İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
İzmit Körfez Geçişi'ne tam not
Hula katliamı, Arap Birliğini harekete geçirdi
Hula katliamı, Arap Birliğini harekete geçirdi
27 Mayıs darbecilerinin İngilizce propagası
27 Mayıs darbecilerinin İngilizce propagası
Bosna'da savaş kurbanları toprağa verildi
Bosna'da savaş kurbanları toprağa verildi
Bakan Şahin'den açıklama: 4 gözaltı var
Bakan Şahin'den açıklama: 4 gözaltı var
Karakter boyutu 12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto

İran, müslüman sokakları küstürmekten vazgeçmeli

‘Mazlum halkların yanında olduğu’ şiarını elinden bırakmayan İran, zâlim Suriye rejiminin ezdiği insanların ahlâkî ve insanî taleplerini stratejik çıkarları için ayaklar altına aldı. Suriye meselesinde saplantılı bir şekilde Müslüman sokakları küstürdü. Bir yere kadar da maalesef böldü. Serdar Demirel'in yazısı:

10 Kasım 2011 Perşembe - 12:41

Serdar Demirel *

Bayram günleri Suriye rejimi katliamına ve tutuklamalarına bütün hızıyla devam etti.

Hâlbuki Arap Birliği, Suriye’deki rejim ve toplum arasındaki çatışmayı sühûletle bir neticeye vardırmak üzere bir girişim başlatmış, Kahire’de, bir çözüm formülü etrafında rejim ve muhalefetin onaylarını almıştı.

Buna göre Baas rejimi, sivil gösterileri silahla bastırmayacak, şu âna kadar gösterilerde tutuklanmış insanları serbest bırakacaktı. Uluslararası medya Suriye şehirlerine girip sahada nelerin yaşandığını yerinde gözlemleyip dünyaya duyurabilecek, sonrasında da muhaliflerin de katılımıyla reform süreci başlatılacaktı. Ama hepsi fiyaskoyla sonuçlandı.

Zaten Arap Birliği’nin geç kalmış bu girişimi akim kalmaya mahkûmdu. Esad’ın Türkiye’ye verdiği sözleri defaatle nasıl tutmadığını görmezden geldiler çünkü. Suriye’de durum her geçen gün içinden çıkılmaz bir hâl aldıysa, bu, Baas rejiminin uzlaşmaz tutumu sebebiyledir. Bunda İran’ın bu rejimi kayıtsız şartsız desteklemesi de önemli rol oynamıştır.

‘Mazlum halkların yanında olduğu’ şiarını elinden bırakmayan İran, zâlim Suriye rejiminin ezdiği insanların ahlâkî ve insanî taleplerini stratejik çıkarları için ayaklar altına almıştır.

Bugünlerde İran tekrardan ABD ve İsrail’in başını çektiği ittifakın namlusunun ucunda. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun İran’ın nükleer çalışmalarıyla ilgili salı günü yapmış olduğu açıklama bunun içindi.

Bir gerçeği hatırlatalım. Batı her ne zaman İran’ı hedef tahtasına koyduysa, Müslüman ülke sokakları onu yalnız bırakmadı. Ben bu köşede, Batı’nın ve İsrail’in nükleer silah edinme hakkı varsa İran’ın da aynı hakkı vardır diye yazdım. Nükleer silahları olan bir İran’ın Türkiye’nin stratejik hedeflerini negatif etkileyeceğini bildiğim hâlde.

Müslüman ülkelerin sokaklarını önemseyen ve bunun için Filistin meselesini gâyet iyi kullanan İran, Suriye meselesinde saplantılı bir şekilde Müslüman sokakları küstürdü. Bir yere kadar da maalesef böldü.

Bu da İran’a sempatiyle bakan Müslüman dünyanın önemli bölümünü öfkelendirmiş bulunmaktadır. Şimdi İran’a karşı askerî hamle planları konuşulurken normalde İran’ın yanında yer alacak geniş halk kitleleri tereddütler yaşıyor. Baas rejiminin desteğini Arap ve Müslüman sokakların desteğinden daha önemli görmek bunun tek nedeni.

Hizbullah lideri Hasan Nasrullah’ın Esad rejimini müdafaa etmek için yaptığı konuşmaları takip ediyorum. Müslüman sokakların kalbini verdiği mücadeleyle kazanmış karizmatik bir liderin kredisini komplo teorileriyle nasıl bitirdiğini esefle izliyorum. Haklarını talep eden insanları Batı’nın uşakları görmek hangi ferasete sığar, bilemiyorum.

İran’ın iki bin yıllık derin devlet geleneği nereye kayboldu, buna da şaşırıyorum. Rejimlerin gidici, halkların kalıcı olduğunu neden ısrarla görmek istemiyor, anlayamıyorum.

Suriye ordusu birlikleri, bir haftadır tanklarla kuşattığı ve bombardıman altında tuttuğu Humus şehrine Bayram’da girince mukavemet güçleri ehveni şer bağlamında uluslararası toplumun, siz bunu Batı olarak anlayın, müdahalesini istedi. Suriye muhalefetinin bu talebinin oluşmasında Arap Birliği’nin felç olmuş yapısı ve İran’ın yanlış tutumu inkâr edilebilir mi?

İran olası Batı saldırıları karşısında desteklenmeli elbette. Bölgenin istikrarı, coğrafyanın ruhu bunu gerektirir. Ama İran da Müslüman halkların insanî taleplerini ciddiye almalı, Suriye rejimi üzerinde nüfuzunu halk lehine kullanmalıdır.

Yoksa İran, Suriye’deki diktatör rejimin ilelebed devam edeceğini mi sanıyor? Halk devrimiyle kurulmuş bir devlet aklı, bunu göremeyecek kadar tutulmuş olabilir mi? Öyle olmamasını diliyorum.

* Yeni Akit




hüccetşinas
YAZARI gerçekten tebrik ediyorum 28.02.2012 tarihinden geriye bakınca... cidden isabetli bir teşhis ortaya koymuş. en doğrusunu HAZRETİ ALLAH bilir elbet!
28.02.2012 17:08:24
hüccetşinas
BUGÜN 28.02.2012 yani yazı üzerinden 4 aya yakın bir zaman geçti ve zaman bu tesbitleri en doğru şekilde ayan etti tasdik etti sanırım. hain esed ve komitesinin döktüğü her kan, kıydığı her can ve ailesini yokettiği her masumla girdiği hadsiz günaha maddi veya manevi destek veren herkes ortak olur,olmuştur da! Bunlar(zalim ve destekçileri) ne ALİ şiası nede seveni olabilirler. HZ İMAM ALİ sadece utanç duyar bunlardan. O ki zulme bir saniye razı olmaktansa ölmeyi yeğler ALİ gibi olana NE MUTLU
28.02.2012 17:03:38
ali içel
Allah razı olsun serdar bey.iranın siyaset noktasında ne kadar hain olduğunu biliyoruz.ayrıca iranın suriye ihvanına olan kini ve nefretini de biliyoruz.rafsan-cani'nin hama katliamını kutlayan yazılı belgesini internette bulabilirsiniz.iran tamda beşşar esat yönetimini seviyor.bu garip ve sapık ilişkinin adınıda DİRENİŞ KOYMUŞLAR...:):):):) yakında direnişinizin ne hale geldiğini göreceksiniz.
14.11.2011 09:58:47
ahmet demir
allah yalancıları bildiği gibi yapsın yazarımız olaylara birazdaha objektif yaklaşırsa seviniriz.
11.11.2011 13:28:59
hasan
allah razı olsun Serdar bey, mezhep kaygısıyla değil adalet kaygısıyla tavır aldınız bu yazınızda. Keşke herkes sizdeki bu şuurla hareket etseydi. İnşaallah İran da gerçekleri görür, inşaallah adaşım nasrullah bu hatasından vazgeçer de tekrar ümmetin sempatisini kazanır. Katil baasın sempatisinden hayırlıdır ümmetin sevgisi.
10.11.2011 19:13:25
Iğdır'dan
Duyanda sanki Türkiye'nin müslüman sokakları 'İran' diye diye bağrı çatlamış sanır.
Her vesileyle İran'ın mezhebini gündem edenler şimdi de minnet koymaz mı.
Biraz insaf.
Ali Şeriati ve Mutaharri ile solculara cevap yetiştirilen günleri hatırlasak diyorum. O günlerde bile hem İran'ın değerlerini kullanıyor hemde içten içe 'keşke şii olmasalardı' deniliyordu.
Suriye konusunda ise bir tarafta Serdar Demirel diğer tarafta ise İran ve Direniş ekseni varsa eğer isteyen safhını seçsin elbet.
10.11.2011 17:52:23
ALLAH razı olsun!
ALLAH senden razı olsun Serdar abi. Düşüncelerime tercüman olmuşsun. Suriye'deki İslam düşmanı Baas rejimininin devrilmesi İslam'ın ve müslümanların menfatine olduğu halde, İran yönetimi, kendi mezhepsel ve stratejik çıkarlarını düşünerek, İslam düşmanı Baas rejimine ve Beşşar Esad'a destek vermektedir. Yani İran'ın bir İslam devleti olduğunu söyleyen İran yönetimi Suriye konusunda İran'ın stratejik menfaatlerini, İslam'ın ve genel olarak İslam ümmetinin menfaatlerinin önüne geçirmiştir.
10.11.2011 14:13:15
Ahmet Kerimoğlu
Ayaklanan Suriye halkı İran'a göre Batının uşağı. 4 binden fazla insan hayatını ABD için mi feda etti? Bari şehitlerin kanına leke sürmeyin.
10.11.2011 13:49:40
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
  Değer Artış
Euro 2,3110
Dolar 1,8470
Altın 93,4081
Röportaj
Gazeteler
Facebook