Karakter boyutu






EMASYA'nın kaldırılması yeter mi?
Kaldırılması gündemde olan EMASYA Protololü'ne dayandırılarak resmi devlet memurları hakkında da bir çok fişleme yapılmış.
03 Şubat 2010 Çarşamba - 16:07
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan önceki gün katıldığı televizyon programında "Emasya Protokolü"nün kaldırılacaını ifade etti. Başbakan Erdoğan'ın kaldırılması gerektiğini söylediği Emasya Protokolü zaten normal demokratik işleyişte olmaması gereken ve kuvvetler birliği açısından da işletilmesi olağanüstü şartlar sonrası sağlanabilen bir protokol olarakdemokrasinin kara bir lekesi olarak karşımıza çıktı. Peki, bu protokolün kaldırılması ne anlama gelecek.
Türkiye'de sivil-asker ilişkilerinin ülkemizdeki genel dengesizliği tüm boyutlarıyla bu alana olabildiğince yansımıştır. Bunun çok daha ilerisinde, EMASYA protokolü mevcut tüm kuralları yok sayarak Türkiye iç güvenlik sisteminin bazı bölümlerini askerileştirmiş, kalanlarını da askerileştirilme baskısı altında bırakmıştır. 28 Şubat gibi olağanüstü bir dönem sonrasında imzalan protokolün hala yürürlükte olması oldukça düşündürücüdür. Avrupa Birliği İlerleme Raporunda da söz konusu protokollere atıf yapılmış ve bunun kaldırılması istenmiştir. Son günlerde ortaya çıkan siyasete müdahale planları, 28 Şubat süreci öncesinde Batı Çalışma Grubu, daha sonra EMASYA üzerinden yürütülen fişleme olayları toplumu germekten ve askerin sivil idare üzerinde baskı kurmasından başka bir işe yaramadı. Demokratik ve hukuk düzenine sahip bir Türkiye'ye kavuşmanın başlıca yollarından biri kuvvetler ayrılığı ilkesinin ve özel yetkiyle donanmış kurumların kendi iç yolarlında hukuku işletmeleri ve kendi sınırlarına çekilmeleridir. Bu anlamda EMASYA gibi uygulamalar ya kaldırılmalı ya da tam anlamıyla hukuk içerisine çekilmelidir. Ne yazık ki 27 Haziran 2009'da TBMM'de AB'ye uyum kapsamında ilk düzenlemeyle, savaş ve sıkıyönetim dışında sivillerin askeri mahkemede yargılanması her şartta kaldırılırken askerin iç güvenlik hususunda müdahalesine olanak sağlayan EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma Birlikleri) protokolü hala yürürlükte duruyordu. Başbakan Erdoğan bugün bunun kaldırılacaını ifade ederken aslında valiler veya kaymakamların da aslında ilin tek yüksek mülki amirinin fiiliyatta da böyle olacaını ifade ediyordu.
Türkiye'de askeri otoritenin mülki otorite üzerinde hâkimiyet kurmasına olanak veren EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma Birlikleri) emniyet asayiş ve yardımlaşma kelimelerinin kısaltılmasıyla oluştu. Genelkurmay Başkanlığı adına Korgeneral Çetin Doğan, İçişleri Bakanlığı adına Müsteşar Teoman Ünüsan tarafından bir protokolle kayıt altına alındı. TESEV tarafından Ali Bayramoğlu ve Ahmet İnsel'in editörlüğünde hazırlanan "Almanak Türkiye 2006-2008 Güvenlik Sektörü ve Demokratik Gözlem" raporuna göre söz konusu protokolün iki gerekçesi sıralanıyor: "Birinci gerekçe İslami kesime duyulan güvensizlik karşısında örgütlenme ihtiyacıdır. İkinci gerekçe ise, OHAL'in kaldırılmasıyla bunu ikame edecek bir hukuki düzenleme arayışıdır" denildi. Protokol 28 Şubat Post Modern Askeri Darbesi sonrasında imzalanınca tabi fişlemeler de bu protokole dayandırılarak yapılmaya başlandı. Protokolün üçüncü bölümü "istihbarat faaliyetlerini" içeriyor. 22. maddede istihbarat faaliyetleri şöyle açıklandı: "EMASYA Bölge ve Tali Bölge Komutanlıklarında; terörle mücadelede görev yapan bütün birimlerin istihbarat gayretlerinin birleştirilmesi ve istihbaratın koordinesi için, "MÜŞTEREK İSTİHBARAT MERKEZLERİ" tesis edilir. Başbakanlığın 25 Haziran 1996 gün ve 11269 sayılı genelgesi gereğince jandarma, MİT ve emniyet temsilcileri de bu merkezin çalışmalarına asil üye olarak katılırlar. Jandarma, MİT ve emniyet temsilcileri, EMASYA Bölge Komutanlığı'nın belirleyeceği zaman, şekil ve usullerle çalışmalarını ve istihbarat bilgilerini takdim ederler ve karşılıklı istihbarat mübadelesinde bulunurlar. Elde edilen sonuçlardan ilgili valiye bilgi verilir" diyor. Sonuçta bu maddeye dayandırılarak resmi devlet memurları hakkında da bir çok fişleme yapıldı.
Bugün olağanüstü hal uygulamasını kaldıran bir Türkiye'nin olağanüstü hal uygulamasını anımsatan ve mülki idari amirleri bile es geçen bir düzenlemeyi acilen yapması ve yetkinin sadece mülki idari amirde olduğunu prataik olarak göstermesi açısından bu protokol zaten kalkmalıydı. İvedi bir şekilde kaldırılması gereken bu protokol 2005 yılında da kaldırılmak istenmiş ama asker "Olmaz" demişti. O dönemde İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişlerinin 2005 yılında hazırladığı raporda "İç güvenlikten birinci derecede sorumlu olan İçişleri Bakanlığı bir tarafa bırakılarak, hükümeti bilgilendirm ek görevini bile üstlenen Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde İç Güvenlik Harekât Merkezi kurulmuş olmasının İçişleri Bakanlığının tamamen dışlanmasından başka bir şey olmadığı" ifade edilmiş bu ifade üzerine İçişleri Bakanlığının "Birden Fazla İli İçine Alan Olaylarda Valilerin Askeri Birliklerden Yardım İstemesine İlişkin Esasları" düzenleyen taslak bir metin hazırladığı ve 4 Mart 2005'te Genelkurmay'a gönderildiği, Genelkurmay'ın cevabında ise terör olaylarındaki yükseliş öne sürülerek yürürlükteki protokolün değiştirilmesinin istenmediği ve güncellenmeye ihtiyaç duyulması halinde bunun, Genelkurmay Başkanlığı ve İçişleri Bakanlığınca oluşturulacak bir çalışma grubu tarafından yapılabileceğini belirtti. O dönem Anayasa Mahkemesi'ne kanun hakkında itirazda bulunan Mümtaz Soysal ve 113 arkadaşı "1- İptali istenen yasada olağanüstü hâl neredeyse tüm yurda yayılmış, istisna kural haline getirilmiştir. Yasa, olağanüstü halin daraltılması veya kademeli olarak kaldırılması gerekçesi altında, tüm yurtta, kalıcı ve sürekli olarak olağanüstü hâl ilan etmiştir. 2- Demokratik hukuk devletinin temel belirleyicilerinden birisi, askerlerin sivil otoriteye tabi olmasıdır. İptali istenen yasa, askerî kuvvetler ile sivil kuvvetleri işlevsel (ve örgütsel) olarak karıştırmış, temel işlevi dış güvenliğin sağlanması olan askerî teşkilat, varlık ve görev nedenine aykırı olarak, iç güvenliğin sağlanmasında da etkin bir rol üstlenmiştir" diyerek kanunun iptalini istedi. Bunun üzerine Anayasa Mahkemesi davacılardan konumuzla ilgili olarak sadece bir hususu kabul ederek iptal etmiş diğer hususlarda anayasaya aykırılık bulmamıştır. İptal edilen cümle ise "Askerî kuvvetin görevde kalış süresinin de vali ile koordine edilerek, askerî birliğin komutanı tarafından saptanacağına dair" olandır. Karar hakkında daha fazla araştıma yapmak isteyenler Mahkemenin 6.1.1999 tarihli E.1996/68 K.1999/1 numaralı kararına bakabilirler.
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3210 | ![]() |
| Dolar | 1,8435 | ![]() |
| Altın | 93,3793 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook


























Bermuda şeytan üçgeni gerçek mi?
Çöpçüye kemer sallayan ergenin sonu
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon