Karakter boyutu






Suriye devleti, halkı ile barışacak mı?
Suriye’nin ağır bedeller ödemeden, Türkiye’nin uzun yıllar yaşadığı acı tecrübe ve birikimden faydalanması gerekiyor. Barış ve kardeşlik açılımının adımlarını bir an önce atarak, kendi halkı ile barışmalıdır.
02 Şubat 2010 Salı - 09:21
Suriye Türkiye ilişkilerinde son iki yıldır yaşanan bahar havası, Türkiye’nin demokratik açılım mücadelesinin bir sonucudur.
İnsan hakları ihlalleri ve Demokrasi mücadelesinde Türkiye çok büyük mesafeler almıştır.
Suriye Türkiye ilişkileri, bugün sadece ekonomik ve siyasi boyutu ile gündemde sınırlı kalıyor.
Türkiye’nin bugün komşularına model olarak önerdiği demokratik açılım ile bu güllük gülistanlık bir Suriye fotoğrafı, çelişmektedir.
Ortadoğu’nun baskıcı, totaliter ve monarşik yönetim şekillerine karşı, Türkiye’nin söyleyeceği çok sözü olmalı.
Bu söz özellikle sivil toplum, akademik ve aydın çevrelerin birinci vazifesi olmalıdır.
Suriye 2000 yılından beri kendisinden beklenilen demokratik, insan haklarına saygılı bir yönetim tarzına ilişkin beklentilere asla cevap vermemektedir.
Suriye’nin Hama şehri 1982 yılında 20. yüzyılın en büyük katliamını yaşadı.
Dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad’ın, Hama şehrini havadan ve karadan 21 gün boyunca bombalatması sonucu, 38 Cami, 4 Hastahane, 52 Eczane ve yüzlerce ev yerle bir oldu.
2000 yıllık mahalleler tanınmaz hale geldi. İlk saldırılarda 3412 hamalı öldü, 5923 insan yaralandı.
Bombardımanlardan sonra,13 ila 70 yaş arası tüm erkekler tutuklandı. Hama ve Suriye’nin diğer şehirlerindeki, “Müslüman Kardeşler” üyelerine yönelik tutuklamalar sonucunda, 20 bin’den fazla insan gözaltına alındı. 28 yıldır gözaltında tutulan bu insanların hâlâ nerede oldukları bilinmiyor. Uluslararası Af Örgütü yıllardır bu meseleyi takip ediyor.
Suriye hükümeti ölenler ve tutuklananlar hakkında resmi bir açıklama yapmadı. Katliamdan sonra 800 bin Suriyeli ülkesini terk etmek zorunda kaldı.
Bugün dünyanın çeşitli ülkelerinde mülteci konumda yaşayan Suriyeli sayısı 4 milyonu buldu.
Hama katliamından aylar sonra bu şehre bazı gazetecilerin girmesine izin verildi. Bunlardan biri olan Norveçli akademisyen Brynjor Lia: “Müslüman Kardeşler’in Doğuşu” adlı eserinde, “Hama 40 küsur yıldan sonra, modern Orta Doğu tarihinde İslam’a karşı en vahşi, büyük çaplı katliama sahne olmuştur.” şeklinde yaşananları ifade etmiş idi.
Dünyanın en büyük suçlarından olan soykırım ve savaş suçları arasına giren 20 bin kaybın gündeme getirilmemesi, insanlık adına utanç verici bir hadisedir.
Benzeri durumlara baktığımızda, Halepçe, Bosna, Raunda gibi ülkelerde meydana gelen toplu katliamlar dünya medyasınca ve Uluslararası insan hakları kurumları tarafından takibi yapılmış ve birçok savaş suçlusu, toplu katliam sanığı yargı önüne çıkarılmıştır.
Hama katliamı 20. asrın en büyük faciası olarak adlandırılmış 70 bin insanın öldüğü iddia edilmiştir.
İnsanlık bir şehrin yok oluşuna şahit olurken, maalesef hesap sorulması noktasında en ufak bir mücadele verilmemiştir.
Hama katliamına o dönem Sovyetler himayesinde olan birçok ülke ve batı dünyası sessiz kalmıştır.
Sadece Uluslararası Af Örgütü’nün çabalarıyla Hama dile getirilmiştir.
Bugün artık dünya siyaseti çok farklı bir süreçte ilerliyor. Küresel bir rüzgâr siyasetten ticarete, kültürden modaya kadar birçok ülkede köklü değişimlere sebep oluyor.
İnsan hakları, Özgürlükler ve Demokrasi talepleri, arzuları çok çetin kavgalara sahne olmaktadır.
Ortadoğu’da bu değişimin en şaşırtıcı olaylarından biri, komşu Suriye’nin Türkiye açılımı idi...
Hiç kuşkusuz, komşumuz Suriye 1963 yılından beri olağanüstü hal kanunları ile yönetilmeye devam ediyor.
Anayasasının 58. maddesi Baas Partisi’nin Suriye’nin hem siyasetinde hem de devletinde tek yönetici güç olduğunu söyler.
Gene 49. maddede Müslüman Kardeşler’e üye olmak ve sempati duymanın cezası ölümdür.
Bugün Suriye’nin en önemli sorunu, Suriye’deki elit azınlık olan % 9 Nusayri iktidarının kendi gücünü halk ile paylaşmamasıdır.
Demokrasi ve muhalefete karşı hoşgörü ve müsamahada bulunmaması Suriye’nin en büyük problemlerinin başında geliyor.
Bugünkü Şam yönetiminin hak ihlalleri sonucunda on binlerce insan mağdur durumda.
Hapishanelerin iç ve dış dünyaya kapalı olması, keyfi tutuklamalar, siyasi, sosyal her türlü örgütlenmelerin yasak olması, ülkedeki muhalif sivil toplum yöneticilerinin baskı altında tutulmaları, Kürtler’in statü belirsizliği, insanların düşünce ve kimliklerinden dolayı işkence görmeleri Suriye’nin bir başka yüzünü görmemizi gerektiriyor.
Bu tablo yönetim ile halk arasında müthiş bir güvensizlik ve umutsuzluğu derinleştirmektedir.
10 bin insanın yurtdışına çıkması yasaklanmış, 100 bin Suriyeli ülkesini yakın zamanda terk etmek zorunda kalmıştır.
300 bin Kürt vatandaşı kimliksiz olarak Suriye’de adeta hapis hayatı yaşamaktadır. Suriye hapishanelerinin durumu, dünyanın en zor hapishaneleri olarak konuşuluyor.
Suriye yönetimi ülkedeki insan hakları ihlalleri ile ilgili hiçbir gözlemciye kapısını açmamaktadır.
Devlet başkanı Sayın Beşşar Esad 2000 yılında görevi devralması ile Suriye halkında çok derin bir heyecan ümit ve beklenti yaşattı, fakat aradan 10 yıl geçmesine rağmen Suriye halkı ve Suriye dışında yaşayan milyonlarca insanda hayal kırıklığı yaşatmaya devam ediyor.
Ortadoğu’nun genel karekterine baktığımızda, maalesef totaliter ve baskıcı rejimlerin yönetim şeklinin hala babadan oğula devam ettiğini görüyoruz.
Suriye rejiminin Türkiye ile geçmişte yaşadığı acı ve üzücü olayları geride bırakarak yeni bir sayfa açması bizleri sevindirmiştir.
Suriye devleti halkı, milleti ile barışma isteğinde olduğunu ve bunun çabalarını açıkça göstermelidir.
Suriye halkının tek isteği uzun yıllar batıda eğitim görmüş olan devlet başkanından, kardeşlik açılımını başlatması, bunun ilk adımlarını atmasıdır.
Düşünce ve inanç özgürlükleri, seçimler, etnik ayrımcılık, siyasal ve sosyal örgütlenme gibi temel sorunlar ve hak ihlalleri ertelemeye gelmiyor.
Suriye yönetimi halkı arasındaki soğuk duvarların kaldırılması için gereken kardeşlik adımlarını atmalıdır.
Demokratik açılım Suriye için eninde sonunda kaçınılmaz bir gerçektir, kardeş Suriye’nin halkı ile devletinin barışması bizim en büyük emelimizdir.
Bu daha güçlü bir Suriye anlamına gelecektir.
21. yüzyıl iletişimin en güçlü çağıdır.
Bu yüzyıl dünyasında demokratik kavgaların daha çok yaşanacağı bir yüzyıl olacaktır. Uluslar kendi sorunlarına, ne kadar çözüm ve barış eksenli yaklaşırsa o kadar sorunsuz atlatacaktır.
Filistin, Çeçenistan, Bosna, Doğu Türkistan, Irak, Afganistan, Lübnan, Sudan gibi iç ve dış sorunlara seyirci kalınmayan bir dünyada yaşıyoruz.
Uluslararası Af Örgütü, İnsan hakları mahkemeleri, hak ihlalleri üzerine daha fazla gidecek bu Suriye’yi zor durumda bırakacaktır.
Türkiye, aydını, yazarı, akademisyeni, STK’ları olarak Suriye’ deki, İnsan hakları ihlallerinin iyileşmesine karşın çok etkin bir rol almalıdır.
Türkiye, Filistin sorununda, Halepçe, Irak, Bosna katliamları karşısında nasıl insani ve vicdani tavır gösteriyor ise, Suriye’de yaşanan 40 yıllık kapalı ve baskıcı bir yönetimin dikkatini dostça çekmek zorundadır.
İnsan hakları ihlalleri ve özgürlüklerin söz konusu olduğu yer ve zamanlarda, asla ekonomik ve basit çıkar ilişkileri bahis konusu olamaz.
Bu dinin ve vicdanın reddettiği tek konudur.
Beşşar Essad’ın halkı ile barışması ülkesinin geleceği için çok önemlidir. 40 yıllık Baas yönetiminin yeniden barış ve adalet temeli üzerinden şekillendirilmesi zamanı gelmiştir.
Bu radikal kararı ve iradeyi ortaya koymalıdır bugünkü Şam yönetimi.
Suriye’nin soğuk savaş dönemi Filistin siyaseti ile bölgede uzun yıllar ayakta kalması çok zor görülüyor.
Suriye’nin ağır bedeller ödemeden, Türkiye’nin uzun yıllar yaşadığı acı tecrübe ve birikimden faydalanması gerekiyor.
Barış ve kardeşlik açılımının adımlarını bir an önce atarak, kendi halkı ile barışmalıdır.
*Yazar-aktivist.
Foto
Video
Yazarlar
Alıntı
Çeviri
Piyasalar
| Değer | Artış | |
| Euro | 2,3280 | ![]() |
| Dolar | 1,7650 | ![]() |
| Altın | 97,4209 | ![]() |
Röportaj
Gazeteler
Facebook














PKK, Suriyeli muhaliflere saldırıyor
Suriyeli doktorun feryatları
















































RSS/XML
Sitene Ekle
Facebook
Twitter'da Paylaş
Mobil Versiyon