SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKATÜRKİYEDÜNYAYAŞAMEKONOMİSPORFETVAİSLAMÇEVİRİSAĞLIKTEKNOLOJİFOTOVİDEO

Osman Atalay

Suriye politikasının yanlış olduğuna inanmak


10.01.2017

AK Parti, 22 Temmuz 2007 ve 12 Haziran 2011 seçimlerindeki yükselen başarısıyla beraber Balkanlar, Orta Asya, Afrika ve Ortadoğu'ya hem ticari hem siyasi alanda stratejik açılım sürecini hedefledi.

Özellikle 240 milyonluk Ortadoğu ülkelerinin halkları ve rejimleriyle kurulmaya çalışılan sıcak ilişkilerin ülke ekonomimize çok büyük katkıları oldu.

Arap Baharı devrimleri ile beraber bölgemiz ciddi bir jeopolitik depremin sarsıntılarıyla türbülans yaşıyor.

Jeopolitik depremin harekete geçirdiği Ortadoğu ve Suriye ile olan stratejimizin 2011 yılından beri süren siyasi, ideolojik tartışma konusu AK Parti içinde de devam ediyor. 

Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, bir gazeteye verdiği röportajda, “Büyük resim çok net; bir asır evvelki oyunun 2. perdesi oynanıyor. Bölge bir kere daha dizayn ediliyor, bölünmeye çalışılıyor. Burada da bu oyunu bozabilecek tek ülke Türkiye olarak görüldüğü için bu oyuna müdahale etmemesi isteniyor. Bunun Türkiye'nin yönetim yapısıyla falan hiçbir ilgisi yok. Bu, 2. Sykes-Picot, çok açık” dedikten sonra da “Baştan beri Suriye politikasının büyük yanlışlarla dolu olduğuna inananlardanım.” Hemen ardından, “Tabii ki Esad rejiminin, zalimlerin yanında yer alacak değiliz” ve “Şimdi bunları tamir ediyoruz, düzeltiyoruz” dedi.

Kurtulmuş, başka bir yayın organına verdiği röportajda ise “Türkiye, İran ve diğer bölge ülkeleri en başta bir araya gelseydi ve dışarıdaki ülkelerin müdahalesi olmadan sorunu çözebilselerdi.”, “Biz Suriye halkının yanındaydık ancak tek başına gücümüz bu savaşı bitirmeye yetmedi” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş'un daha önce keşke İran ile oturup anlaşabilseydik önerisinin İran devlet siyaseti, geleneği ve kültüründe asla bir karşılığı yok.

İran devleti, Doğu Türkistan, Çeçenistan, Arakan, Afganistan, Irak, Mısır, Yemen, Libya, Lübnan ve Suriye'de yaşanan insan hakları ihlalleri ve iç savaşlar karşısında jeopolitik, ulusal, mezhepsel çıkarlarını önceleyen siyaseti uygulamıştır.

İran'ın, Suriye ile bağı 1980 İran devriminden sonra başlar. İran için Suriye sadece Lübnan'daki mezhep yandaşına köprü olmak ve jeopolitik kazanç elde etmekti.

Rusya için Suriye, 1944 yılından itibaren Akdeniz'e açılan önemli bir kapı ve ulusal çıkarlarının üssüdür.

Türkiye için ise Suriye ise, 911 kilometre sınır komşusu olmakla çok şey ifade eder. Osmanlı'dan yakın tarihe bakarsak, 1930'lu yıllarda Türkiye'nin Fransa mandasındaki Suriye sınırlarında bulunan Hatay üzerinde hak iddia etmesi ile başlayan gerginlik Güneydoğu Anadolu Projesi'nin yürürlüğe girmesi sonrasında ortaya çıkan su anlaşmazlıkları, Suriye hükûmetinin AB, BM ile NATO'nun terörist örgüt olarak kabul ettiği PKK ve ASALA'ya destek vermesiyle tepe noktasına ulaşmıştır.

İlişkiler, Ekim 1998'de Suriye'nin PKK lideri Abdullah Öcalan'ı sınır dışı ettiğini duyurması sonrası düzelme sürecine girmiştir. Fakat Suriye iç savaşı sırasında Türkiye'nin Suriyeli muhaliflere destek verme tercihi nedeniyle iki ülke ilişkileri tekrar gerilmiş ve diplomatik ilişkiler askıya alınmıştır.

Kurtulmuş'un, tartışmaya açtığı konu çok önemli fakat kendi içinde büyük tezatlar barındırıyor. Biz Suriye politikasında ulusal çıkarlar ile birlikte Suriyelilerin mazlumiyetini önceledik.

2012'de nükleer programı nedeniyle Tahran'a uygulanacak ABD yaptırımları devreye girdiğinde de İran'ın yanında olduk.

Sayın Kurtulmuş; Türkiye'nin Bosna'da, Kosova'da, Somali'de, Afganistan'da, Irak'ta ve Katar'da asker bulundurmasını da politik olarak yanlış buluyor mu sorusuyla da karşı karşıya kalabilir.

Suriye politikasının strateji ve taktiksel eksikliği olabilir. Fakat büyük yanlışlar olduğuna inanıyorsanız, o zaman bu sizin Saraybosna, Üsküp, Prizren, Gazze, Şam, Halep, Bağdat, Astana, Urumçi, Kabil, Bahçesaray, İstanbul'dur. Retorik-Belağatınıza set çekmenizi gerektirir.

Suriye politikasının büyük yanlış olduğuna inanıyorsanız, Afrika, Orta Asya, Balkanlar ve Ortadoğu açılım politikalarınızın ekonomik gelirinizin hiçbir karşılığı kalmaz.

Acı olan, Türkiye'nin Ortadoğu Suriye politikası iç siyasette ideolojik kavgalara malzeme yapılması ve ulusal geleceğimizle ilgili gerçeğin ıskalanması gölgelenmesidir. 

 



    YORUM YAZ

YORUMLAR

hakan sarıkaya / 13.01.2017 19:06:57
Türkiye'nin Suriye ile uzun bir sınırı olmasına rağmen hiç bir zaman Suriye ile yakın ilişkiler içinde olmada hatta irtibat kurmak istemedi. Suriye'deki kimliksiz kürtlerin, ermenilerin Türkiye'den sürgüne gönderilen Türkiye vatandaşı Kürt ve Ermeni olduklarını bile söylemeye korkuyoruz ne garib.Türkiye'lilerin Suriye'ye tanımaya başlaması 2006'lara uzanıyor. Daha gerilere değil.Sayın yazar da bilir
hakan sarıkaya / 13.01.2017 19:05:48
Yazıda teknik hatalar var. İran'ın, Suriye ile bağı 1980'den başlamıyor. Çok önceden beri var. Hatta yakın tarih için söylemek gerekirse. M. Çamran'ın, bağlantısı 1980 öncesinden, Musa Sadr'ın bağlantısı 1980 öncesinden başlar. Bunlar doğrudan Lübnan'la bağlantılı olsa da Suriye ile yakın ilişki içerisindeydiler. Hatta bilginiz olsun. Ali Şeriatinin mezarı da Suriye'de. ve 1980 öncesinde defn edilmişti.
Çetin Yıldırım / 11.01.2017 11:32:43
Esad gitsin diye tutturduk. Hata burada düğümleniyor. Esad illa gidecek ve iHVAN gelecekti. Hesap yanlış yaptı Davutoğlu. Reisi de peşinden sürükledi. Kabul edelim Suriye konusunda çuvalladık. İranın 2012 de ki önerisini şimdi kabul ediyoruz. Onca kişinin ölümünden kim sorumlu ? Şimdi.
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR