SON HABERLER
Sol Ok
Sağ Ok
ANASAYFAGÜNDEMPOLİTİKATÜRKİYEDÜNYAYAŞAMEKONOMİSPORFETVAİSLAMÇEVİRİSAĞLIKTEKNOLOJİFOTOVİDEO

Sefa Çetinkaya

Şanzelize'de Cihad


22.08.2016

Prof. Dr. Ali Köse hoca sosyal medya üzerinden bir açıklama yaptı. Batı'nın radikal İslâm başlığı altında üzerimizde plânladığı ‘Ülke radikal İslamcıların elinde kaldı' yaklaşımına çare olarak “Artık darbeyi sürekli dini jargonlarla  karşılamanın bundan sonra bize zarar verir hale gelebileceğini, demokrasi söylemini daha fazla öne çıkarmamız gerektiğini, büyük bir tuzakla karşı karşıya olduğumuzu fark etmemiz, akıllı davranmamız gerekiyor. Hatta, aklımızda kalsın diye diyorum ki, "Artık tekbir sesinin demokrasinin sesini bastırmaması gerekiyor!". Hem Alevi-Sünni çatışması konusunda teyakkuzda olup, hem de Alevilere Sivas'ı, Çorum'u, Maraş'ı hatırlatacak naralar atmanın doğru bir yöntem olmadığını akletmemiz gerekiyor.” diyor.

Bir bilim adamı sebepler dairesindeki verileri uzman olduğu alan ile okumaya çalışır. Ve netice neyse onu ilân eder.

Bir “bilim adamı” yüz kişi karşısındaki üç yüz kişi mağlup olur mu sorusunun cevabını elindeki verilere (silah sayısı, silah çeşidi vb) göre değerlendirir. Bunun neticesinde değerlendirmeye varır. “Allah yardım ederse yüz kişi üç yüz kişiyi mağlup eder” demez. (Bazılarının içi rahatlasın diye, çalışmasak da “Allah yardım eder”)

Vakıa böyle olsa da bu uğursuz ayrıma tüm varlığımla itiraz ediyorum.

Bilim ile dini kavga ettirdiklerinden beridir ortalama izah budur. Bu izaha duygusal Müslümanlar farkında olmadan destek olurlar. Çünkü Allah'ın yardımı bize yeter, ifadesini sebepler dairesinde kafa yorup önlem almaya engel kılarlar. Müslümanlar olarak sebepleri okumanın doğrusunu gösteremediğimiz için batıl Batı'nın bilim din kavgasına istemeden destek oluruz. Ve nihayetinde “din bilim karışımının objektifliğe darbe olacağı” kanaati doğar. Ürünlere baktığımızda “objektifliği bozar” argümanını savunanlar duygusal Müslümanlardan daha çok ürün verdiği için sittin sene meselenin doğrusunu izah edemezsiniz.

Burada arıza kimdedir?

Sebepler dairesini okuduktan sonra bu daireye “İslâm ne der?” diye sormayan Ali Hoca'da mı, yoksa sebepler dairesinin çarkına fiilleriyle çomak sokup Allah bize yeter diyemeyen bizlerde mi?

Dinimizi öğrendiğimiz kaynaklara baktığımızda sebepler dairesini teriyle sulamadığı hâlde Allah'ın yettiği kulları var mıdır?

Defansif izahlar dinimizden koparıp hayata yama yapılan yaşam tarzlarına dönüşmektedir. Esbabperest olup Deccal'den korkmak ve buna bağlı “yama”larda bulunmak yerine esbabı çalışmalarıyla eline alan ve deccalden emin olan hâle ne zaman bürüneceğiz?

Allah'a emin olmadan sebepler dairesinin çarkları arasında lime lime olan zihnimiz Allah'tan emin olmak için çalışması gerekmiyor mu?

Bir dokudan örnek aldığınızı düşünün. Örneğinizde kanser hücreleri gördüğünüzde dokuya mı yoksa dokuyu aldığınız organa mı gidersiniz? Organa gitmeyenler hakikate miyop yaklaşacaktır. Çünkü dokuya gitmeyen dokunun bağlı olduğu sisteme oradan da vücuda gidemeyecektir.

Sisteme müdahale edemeyen çalışmalar ile hemhâl olmak yerine dokuyla oynamak da neyin nesi?

Eğer sisteme müdahale edemiyorsak sistemin, yaşadığı popülasyona uyum sağlamak zorunda olduğunu neden unutuyoruz?

Ekranlarda konuşanlar kendileri mi konuşuyor, yoksa onları biz mi konuşturuyoruz?

Bu sebeple arkasında Firavun ordusu varmış gibi yürümeyen bizlerin “sıkıştığını” düşünüyorum. Sıkıştığımızı kimi zaman kendi kimi zaman başkalarının ağzından duyuyoruz. Hazırlıklarımız odun oldu. Hâlbuki denizi yaran odundu. Elimizdekiler odun olunca da sebepleri kendi cinsinden argümanlarla çözmeye yelteniyoruz.

Netice de sebep sebebi doğuruyor. Zihin bulanıyor. Yürek Bedir'de kafa Şanzalize'de kalıyor.

Konumuz neydi?

Hatırladım. Şey yazıklar olsun Ali Hoca'ya, yuh, pöf, kem küm….



YAZARIN TÜM YAZILARI

31.01.2017 ok
Dua
17.01.2017 ok
06.01.2017 ok
12.12.2016 ok
16.11.2016 ok
21.09.2016 ok
22.08.2016 ok
                    ok
    YORUM YAZ

YORUMLAR

mahmut / 27.08.2016 16:35:37
Olması gereken kavramları bozarsanız bir anda kendinizi fetö nün bir versiyonu olarak bulursunuz.Cemil MERİÇ üstadımızın deyimiyle Kamus namustur.Eğer bu iş başka türlü olacak olsaydı peygamberimiz La ilahe illallah diyerek yola çıkmaz demokrasi demokrasi diye yola çıkardı.Kadercilik ne kadar kötü ise paranoyaklık da o kadar kötü bir haslettir.
Halim Malum / 24.08.2016 15:53:42
Kafire karşı maslahat icabı ortaklıklar siyasi ve iktisadi meseleler üzerinden gözetilir. İmandan taviz vererek siyasi iktisadi güç kazanmak İslam'ın hedefi midir? Yoksa iktisadi güçten taviz vererek imanı güçlendirmek İslam'ın hedefi midir?
Mete Kuşatan / 24.08.2016 15:52:02
Ben anlamadım. Biz şimdi gavurun gözüne batmayacak şekilde mi konuşacağız yoksa Allah'ın istediği gibi mi?Ekranlarda konuşanlar birilerini temsil ediyor diye buna itiraz edemeyecek miyiz? Hep 'birilerini eleştirmeden önce kendimizi düzeltelim' mi diyeceğiz?Mevcudat ne ise, şartlar neyi gerektiriyorsa ona göre konuşmak mı gerek yoksa elimizden geleni yaptığımız halde Allah'ın emrettiğini sürekli dilden ve gönülden bırakmamak mı gerek?yoksa sıkışınca kaytaran, yeri gelince kabaran prof, alim, asker, öğrenci mi olalım?
ekol türk / 23.08.2016 03:13:31
Hutbe sonunda okunan.ALLAH indinde en yüce din islamdir ayetini ılımlı islam dinler arasi diyaloga kurban verip, kaldirmıstık.Buda alcak fetonun tavdiyesi idi. birileri gücenecek diye kurandan ve sünnetten tek kelimeyi cikaralim diyenin adi Ali feto olabiöir ancak onlar asla bizlerden olamaz.kiyamet mücahidi olmak Resululahi görmeden ashabi gibi olmaktir.bizler akilsizda olamayiz, kurnaz akilli olacagiz derken dindende cikamayiz.ksderine razi ol imanina sahibol.bizim icin en hayirlisi
Foto Galeriler Videolar Yazarlar Günün Özeti
TİMETÜRK SON HABERLER
ÇOK OKUNANLAR
TİMETÜRK AJANS HABERLERİ
SON YORUMLANANLAR