Anasayfa | Yazarlar | Türkiye | Röportaj | Teknoloji | Yorum | İslam | Spor | Aile-Sağlık | Eğitim | Ekonomi | Çevre | Dünya | Kültür-Sanat |
İslam’ın Bağrındaki Hazin Çatlak: Gazali’nin Azabı

"İslamın bağrındaki hazin çatlak Gazali’nin azabıdır." Ş. T. Duralı

Bu yazı dizisinin son kısmında Şaban Teoman Duralı’nın ‘Felsefe-Bilim Geleneği’nin Nirengi Noktası: Gazali’ yazısına değinmek istiyorum.

“Çağdaş Küresel Medeniyet, Sorun Nedir?, Felsefe-Bilim, Omurgasızlaştırılmış Türklük, Aklın Anatomisi, Felsefe-Bilimin Doğuşu, Canlılar Sorunu, Sorun Çağının Anatomisi, Deniz ve Kaşiflik” eserlerine sahip olan onlarca tebliğ, makale ve röportajı bulunan Teoman Duralı alim-arif-hakim vasıflarını kendinde bulunduran bu ülkenin ender bilge-düşünür tiplerinden biridir. Alim-arif-hakim vasıflarına sahip bilge-düşünürün -haliyle- Gazali’ye bakışının çoğu meslektaşından çok farklı olduğu aşikardır. Değerli bilge-düşünür Duralı, Aristoteles’i Batılı felsefe-bilim geleneğinin rehberi ve inşacısı olarak görürken doğa araştırmalarına rağbet göstermeyip dini ilimleri esas aldığını söylediği Gazali’yi ise İslam felsefe-bilim geleneğinin merkez üssü olarak görmektedir.

Yine Duralı hakim, mütekellim ve mutasavvıf olarak gördüğü Gazali’nin kelamileştirip tasavvufileştirdiği felsefeyi İslam’ın bağrında erittiğini, meşşailerin ardından İslam felsefesi gemisinin kaptanlığını deruhte eden Gazali’nin teknenin rotasını değiştirince -bilinmedik sulara yelken açan kaptana- ürkek mürettebatın kazan kaldırdığını kendi üslubuyla beyan eder. Ona göre izlediği güzergâh felsefe taşlarıyla döşenmiş olan Gazali’nin vardığı menzilin gayri felsefi olmasının nedeni onun farklı felsefe yolculuğudur. Duralı’ya göre bir ‘bunalım çocuğu’ olan Gazali; 1095’ten itibaren Haçlılar saldırısı, 1200’lerden itibaren Yecüc-mecuc’un korkunç simai olan Moğolların istilası döneminde, kafa karıştırıcı, Batıni ve Rafizi mezhep ve tarikatın olduğu bir ortamın içindedir.

Zenginliğin ve israfın yaşandığı adına altın çağ denilen dönemde sefih azınlığın yanı başında sefil çoğunluğun bittiği söyleyen Duralı bu ortamda filozofun yeniden nizam intizama sokulmuş ahlak öğretisi ve helal kazanç zeminini oluşturma amacında olduğunu söyler. Duralı, mülk ve melekut âlemi ile arasındaki ceberrut âlemi müteala eden Gazalinin hem Kurani hem de Eflatuni bakışın unsurları taşıdığını iddia eder. Gazali’nin Yeni eflatunculara tepkili olmasına karşılık Meşşailerle olan ünsiyetinin ortada olduğunu dile getiren Duralı’ya göre onun İbn Sina aracılığıyla felsefe-bilim yapma yöntemini Aristoteles’ten iktibas ettiği şüpheden arîdir. Gazali'deki meşşai felsefenin ve İbn Sina'nın yöntem ve felsefe üslubu etkisine değinir.

Ona göre Gazali imanı akla faik ilan etmek suretiyle yalnızca Meşşaiye değil, Mutezileye de sırtını dönmüştür. Hakikat olduğuna inandıklarını bildirmek yaşam iksiri olan Gazali ne Musa’ya ne İsa’ya yaranabilmiştir. Yöntem konusunda Aristocu, edep-ahlakta Eflatuncu görünen Gazali, Eflatun-Aristoteles sürtüşmesinin zembereğinde hayattan yanadır yani Eflatuncudur. 'Bilge metafizikçi Gazali ise felsefe-bilim gemisinin kaptanıdır.' diyen Duralı’ya göre Gazali filosofları yeni bir felsefe (-bilim) çığırını açmak amacıyla eleştirmiyor. Gazali filosofların tutarsızlıklarını, çelişkilerini tesbit ederek onların ipliğini pazara çıkarırken bozulan, çözülen, halk nizamı olarak kabul ettiği düzeni yeniden ayağa kaldırıp yürür vaziyete getirmek gayretindedir.

Descartes’in şüpheyi Gazali’den çaldığı savını bühtan olarak gören Duralı Gazali’nin iman tazeleme maksadıyla kendini şüphe sağanağına sokarken, Descartes’in ise felsefi gaye ile şüpheye başvurduğunu dile getirir. Yine Ona göre Descartes şüpheyi düşünce çeşidi biçiminde görürken Gazali ahlakın zemini teşkil eden imanın hasmı olarak kabul etmiştir. Gazali’nin derdi bozulan ahlak nizamını ıslah etmekken Descartes’in derdi metafiziktir. Makalesinde Gazali ve Descartes’in doğru bilgiye ulaşmadaki metodolojisini mukayese eden Duralı, Aristoteles’te ve Descartes’te felsefe-bilimin ilahiyattan ayrıldığını Gazali’de ise ilahiyatın bağrında eridiğini söyler.

Bilge-düşünür, İspanyol teolog–metafizikçi Palacious’u, Danimarkalı filozof Kierkegaard’ı ve Rus romancı Dostoyevski’yi Gazali’nin iz düşümü olarak olarak görüyor. Kierkegaard ve Heidegger bağlamında Gazali’ye değinen Duralı’ya göre Gazali felsefileşmiş İslam medeniyetinin nirengi noktası bilge, filozof ve bilim adamıdır. O Gazali’nin Devletiebedimüddetin kurucusu Osman Gazi’nin dolaysıyla mezkûr uluğ devletin manevi-irfani esin kaynağı olduğunu Osman Gazi’nin Orhan Gazi’ye vasiyetindeki etkide bulur.

Duralı, Gazali’nin Aristoteles’in akıl-iffet, Descartes’in akıl-ahenk, Locke ve Hume’un aklıselim-tecrübeli-iş bilir-iş bitirici, Kant’ın görev-bilinçli insanı inşasından farklı olarak ibadet eden maneviyat alim adil insan tipiyle felsefi ve dünyevi maksadın dışında asil ve köklü insanlığın ihtiyaç duyduğu bir maksadı taşıdığını söyler. İslam’ın bağrındaki hazin çatlağı Gazalinin azabı olarak gören bilge Gazali gibi alim-arif tipin siyasi-iktisadi nizam ile eğitim-öğretim düzeni içinde yetişmesinin mümkün olacağını ifade eder. Kutadgubilig dergisinin Gazali sayısı Gazali'yi yeniden doğru anlamaya davet ediyor. Nitekim S. Türker'in dediği gibi "Gazali’nin anlaşılması İslam düşüncesinin anlaşılması demektir."

Not: Kapağındaki 'çınar' sembolüne yakışır bir dergi olan Kutadgubilig'in son sayısı gibi önceki sayıları da okunması gerekir. ilgililer için. http://www.kutadgubilig.com/