Güncel
Karakter boyutu : 8 Punto 10 Punto 12 Punto 14 Punto
Sessiz Çığlığım
10 Haziran 2008 / 11:38
Başörtüm…
 
Bizler için her zaman güncel olan fakat toplumun büyük bir kesimine göre ise sadece kritik diye nitelendirebileceğimiz zaman dilimlerinde gündeme gelen/getirilen,hatta bunların da bir kısmı için karışıklıktan başka hiçbir işe yaramayan,gereksiz yere bizleri meşgul eden "bez parçası"…
 
Benim haysiyetimin simgesi olarak nitelendirdiğim örtüm yasak ilk kez konulurken de ,bugüne kadar geçirdiğimiz süreç içerisinde de ve yasağın kalk(a)ma ihtimalini konuştuğumuz şu yakın günlerde de sürekli kirli bir siyasete alet edildi.
 
Son durumumuz ne peki?Anayasa Mahkemesi"nde söndürülmüş bir umut ışığı.Düşünsenize esas denetimi yapması gerekirken şekil denetimi yaparak yasayı ihlal eden,bunu yaparken de varsayımlardan hareket ederek hukuğa aykırılıkta buut tanımayan bir mahkeme.Yetkisini açıkça aşmaktan çekinmeyen bir mahkeme.Evet,evet bizim mahkememiz(!) bahsettiğim.Bizim aslında kendisi mahkemelik olan mahkememiz(!).
 
Var olduğumuz her yerde amacı,kimlere,neye hizmet ettiği aşikar olan kesim ve ne yazık ki gözlerini kapayarak,kulaklarını tıkayarak da olsa onlara inanmaktan uzak dur(a)mayan insanlara karşı mücadelemizi veriyoruz,hem de aydınlığı yakalayıncaya kadar son bulmayacak bir mücadele bu.
 
Karşımıza çıkan tepkiler,bu konu hakkında sunulan komik sebep ve varsayımları sıralamayacağım elbette,bunlar hepimizin malumu.Biz yine de yılmayacağız,sonuç elde edemeyecek olsak bile çabalamış olmanın verdiği huzuru yaşamak için devam edeceğiz.
 
Fakat bir şey vardır ki yüreğimizin derinliklerinde büyük acılara sebebiyet veren,her şeye dayanabiliyoruz da bunu düşünmek bile sancılara merhaba dedirtir cinsten.O da şudur ki böyle mi olmalıydık diye sormaktan kendimizi alamıyoruz bir türlü.
 
Topla,tüfekle yapamadıklarını süsledikleri oyunlarla yapmaktan vazgeçmediler hiç.Biz de bize altın tepsilerde sunulanlara karşı koy(a)madık.Bir zaman geldi ki sen şucusun,sen bucusun dediler,bir zaman geldi ki senin soyun bu,diğerinin ki bu dediler ve bir zaman daha geldi ki değerlerimizden uzaklaştırdılar bizi.El öpmeyi unuttuk,büyüklere saygıyı özgürlük kısıtlaması olarak gördük,soyunana medeni demeyi öğrettiler,müslümanım demekten çekinir hale geldik,diyene yobaz gözüyle baktık ve tabi ki bir zamanlar mücadelemizi başlatmaya vesile olan başörtüsünü şimdilerde sadece rahatsızlık kaynağı olarak telakki etmeye başladık.
 


İstediklerini başarmadılar mı?Bizi yozlaştırmadılar mı?Uygur bir kardeşimden duyduğum acıma acı ekledi."Ben Türkiye'dekileri çok seviyordum ama artık sevgi konusunda çelişkiye düştüm.Ben sizi siz olduğunuz için seviyordum.Siz siz olmadıktan sonra ne öneminiz kalır?"Evet,aynen bunları söyledi,haksız mıydı?Hayır,değildi.Doğruydu sözleri,bu muydu bize yakışan?Biz bu muyduk?


Fakat anlatamadım ona,düşmanların en önemli kısmı içeride diyemedim,dilim varmadı.Bizler için en büyük tehlikeyi göstermeye yetmedi gücüm.
 
Evet bir şeyler oldu bizlere,hala oluyor ve bizler sustukça olmaya devam edecek.Başımdaki örtüye uzanan eller bunun en büyük timsali.
 
Ama burada kalmayacak elbette ki,o eller aslında olması gereken yerlere dönecek,bugün dökülen gözyaşları sadece gözlerden akmakla kalmayacak,sorumluların ceza okyanuslarının da damlalarını oluşturacak.
 
Umarım bir gün mücerred ve müşahhas,tüm değerlerimizi anlayabilecek,koruyabilecek ve sahiplenebilecek konuma dönebiliriz…
  


Evet sessiz bir çığlık belki de bizimki ama unutmayalım ki sadece şimdilik…




 




 

Okunma Sayısı : 201
Yorum Sayısı : 1

Yorumlar
hata üstüne hata..!
ülkemizde yaşatılması zorunlu olan sistemin kendi karşıtlarını beslemesi ve zamanı geldiğinde kutsal ilkelere kurban edeceğini en iyi bilenlerin önce siyasete sonrada kışkırtmalara vesile yaptığı en güzel ve en acılı konudur bu kardeşimin bahsettiği..!
kasıtlı olarak siyasete alet ettirdiler bence..ülkemizde "ne yaparsan ne olur?" sorusu asla sorulmamalı .çünkü bellidir..!
kendi mecrasında yani günlük hayatın içinde beslenip büyüseydi bugünlere gelinmezdi..! kimdir bu yasağın müsebbibi? bu yasağa sebeb olanların hiç mi kabahati yok?kırılan gururların..yıkılan hayallerin ve acılı gönüllerin ..sessizce akıtılan gözyaşlarının karşılığı da "sessizlik" mi olmalıydı?
nerdesiniz ey yasakçıların hizmetkarları..?özür değil de gönül almanız gerek miyormu?
hala ne bekliyorsunuz..!!!!
sevgiler.saygılar
Yorumlayan : okan zengin
23 Temmuz 2008 Çarşamba 09:07