Edebiyat
Karakter boyutu : 8 Punto 10 Punto 12 Punto 14 Punto
O Günden
02 Ağustos 2008 / 07:32
Bir sala sesi...Dinliyorum,dinliyorum ve sonundaki ismi duyabilmek için daha bir kulak veriyorum Yüksel Hoca'nın ağzından dökülenlere.Olabilir mi acaba diyorum kendime.Babamın verdiği haberin doğrulayıcısı mı bu okunan?

Mahalle sakinlerinden Zehra...Devamını dinlemeye bile gerek yok,evet,o işte.İnanmak için,gerçeği kabullenebilmek için daha ne bekliyorum,bilmiyorum...

Yüreğime ses vermenin vakti değil,hele gözyaşlarının hiç...

Her sabah güleç bir yüzle karşılandığım kapının önüne geliyorum tekrar.Ama bu sefer her zamankinden daha farklı.Yolu bilmiyormuşum gibi,ilk defa geliyormuşum gibi,yabancısıymışım gibi...

Kapı aralık...Bir müddet girip girmemekte tereddüt ediyorum,ama girmeliyim,bugün de orada olmalıyım.Doktor çoktan gelmiş.Kontrol yapılıyor ve tamam diyor,alabilirsiniz...

İşte geldiler,alıyorlar o cansız bedeni.Bense sadece seyredebiliyorum ama burada kalmamalı diyorum,böyle bitmemeli.Arkalarından gidiyorum.

Yol boyunca on iki yıl gözümün önünden geçip gidiyor ya da gitmiyor,ben öyle sanıyorum.Yüreğime akıttığım yaşlarla birlikte,orada hiç silinmeyecekleri bir yere hareket ediyorlar belki de...

Sonunda geldik.Onu bir odaya alıyorlar.Tüm karşı çıkışlara rağmen ben de giriyorum,belki onu son bir defa daha görebilmek için,belki de bunu bir görev olarak saydığım için.Nasıl,niçin bilmiyorum ama yapıyorum,artık içerideyim...

Boylu boyunca uzanmış cesedinin tam karşısındayım.Bedeninin üzerinde dans eden su damlalarını izliyorum,okunanları dinliyorum.Gözlerim vücudundaki yaralara takılıyor bir an,son günlerini nasıl geçirmiş olduğunu düşünmekten alamıyorum kendimi,üzerinde dans eden suya artık gözyaşlarım da karışıyor...

Sıra kefende,büyük bir itinayla kefene sarılıyor,ben de yardım ediyorum,son bir defa hiçbir anlam yükleyemediğim suratına bakıyorum.Ve tabut...Sanki bir zamanlar bizden değilmiş gibi,sanki bu bedenin içerisinde hiç bir ruh taşınmamış gibi,sanki hiç yaşamamış,var olmamış gibi konuyor tabuta ve kapatılıyor işte.Şimdi onun yeri musalla taşı,omuzlar,cenaze arabası ve mezar...

...

Bunları geçirirken aklımdan ellerimdeki çiçeklerin yerlerini bulduğunu farkediyorum,toprağını ve mezar taşını temizliyorum.Her gelişimde yaptığım gibi...

Evet özlüyorum onu ama üzülmüyorum,daha mutlu olduğunu biliyorum çünkü,şanslı kullardan olduğunu da.Ömrü boyunca sadece bu zaman için yaşadığını da...

Ve şimdi bu dünyadan onun gibi ayrılabilmeyi diliyorum...

 
23.03.08
Okunma Sayısı : 92
Yorum Sayısı : 0