Din
Karakter boyutu : 8 Punto 10 Punto 12 Punto 14 Punto
Namazla Dirilmek
10 Eylül 2008 / 11:08

Namazla Dirilmek                                             


Behçet ATİLA             batila12@mynet.com


 


İnancın, imanın  eyleme dönüşümü namazla oluyor. İslam'ın ilk farzı Allah"ın varlığına ve birliğine iman, ikincisi namazdır. İlk farz kılınan ibadet namazdır. Namaz en faziletli ibadettir, çünkü namaz; Allah'ı tesbih ve tekbir etme, O'na hamd, şükür, tevbe ve istiğfar, O'ndan yardım dileme, dua, niyaz ve zikirdir.


Namaz,  insanın Allah(cc)"a kulluk etmenin en açık ifadesidir.


Namaz,  Allah(cc)"ı hatırlamaktır (Taha:14),


Namaz,  Allah(cc)"tan yardım dilemektir (Bakara:45)


Namaz,  duadır, Hz. İbrahim(as)"ın duasıdır(İbrahim:40)


Namaz,  tam teslimiyettir (Bakara:238) 


Namaz,  felaha ermektir (Muminun:1-2)


Namaz,  Firdevs cennetine nail olmanın yoludur (Mü"minûn:9)


Namaz,  kul olduğunu, yani haddini bilmektir.


Namaz,  kalplerin anahtarıdır. Kelimelerin sırlarının anahtarıdır namaz.


Namaz,  kulun izinsiz ve tercümansız Allah (cc)'ın huzuruna girip, Allah(cc) ile konuşmasıdır.


Namaz,  mahşerde kulun ilk sual olunacağı şeydir.


Namaz  ve namazsızlığın ne anlama geldiğini konusunda Allah Resulü Hz. Muhammed Salallahu aleyhi wessellem şöyle buyuruyor: “İman ile küfür arasındaki fark namazı terk etmektir.”


Yine benzer bir hadiste de: “Kul ile küfür arasındaki fark namazı terk etmektir”  buyurulmaktadır.


Abdullah İbn Şakîk, “Rasulullah(sav)"ın ashabı namaz hariç hiç bir amelin terkini küfür saymazlardı” demiştir.


Şeytan namaza buğzettiği kadar hiçbir şeye buğz etmemiştir. Şeytan insanı Allâh(cc)"a secde ederken gördüğünde hemen  “Eyvahlar olsun”, ademoğlu secde ile emr olununca hemen secde etti ve ona cennet var. Ben ise secde ile emr olundum, ancak isyan ettim ve  bana ateş(cehennem) hak oldu, der.(Müslim)


Namazda  huşû, namaz kılanın kurtulusunun alâmetidir. Yüce Allah, “Mü"minler için Allah"ın ismini gönülden, saygıyla zikretme zamanı gelmedi mi?” (Hadid:16) buyuruyor ve heybetini gönülde hissederek Hakk"ı zikretmenin önemini vurguluyor.


Aslında huşû", Mevlâ"sına karşı kulun kalbinde duyduğu samîmi ve derin bir saygı hissi olup, bunun etkileri bedene yansır.


Bir kölenin efendisinin huzurunda boynunu büküp elpençe ve hazırol vaziyetinde duruşu huşû"dur. Eğer, bu duruş sun"î ve gösterişten ibaret olmayıp, samîmi ve ciddî ise buna huşû" ve hudû" derler. Bâtın korktuğu anda zâhir de korkar; yani dış âlem, iç âlemin izindedir.


Hz. Peygamber(sav) namaz içinde sakalı ile oynayan birisini gördüğü zaman şöyle buyurmuştur: “Eğer bu adamın kalbi korksaydı, âzaları da korkardı.”


Huşû", insanın yaratıcısına karşı hissettiği; büyük, derin, devamlı ve etkin bir saygı hissidir, kulluk bilincinin tezâhürüdür. Allahu Teâlâ, ne kadar yüce ise kul da o nisbette zelil, zavallı ve aciz bir mahluktur. Mevlâ baki, kul fânîdir. Bir anlamda O hep, bu hiçtir. Rabb"ı karşısında namazda kulun yerlere kapanarak alnını toprağa koyması işte bu mânevî ve ulvî hali simgeler. Bu, “Allah"a O"nu görüyormuşsun gibi ibadet ve kulluk et.” şeklinde tarif edilen “ihsan” halidir. Kul, boynunu bükerek Mevlâ"sı karşısında ihlâslı bir şekilde ne kadar alçalırsa O"nun katında o kadar yükselir, değer ve şeref kazanır


Huşû" duygusundan mahrum bir kalp; katı, kara, zorba ve acımasız bir kalptir. Kalbinde huşû" hissi bulunan bir kul merhametli, mütevazı, şefkatli, hoşgörülü, mûnis ama aynı zamanda vakûr, ciddi, güven telkin eden heybetli bir kişidir.


Huşu; saygı dolu bir korku, içli bir korku, yumuşama, derin bir saygıdır.


Ancak Huşulu bir namaz insanın manen ayakta tutabilir.


Abdest alan, sadece maddi kirden temizlemekle kalmaz, aynı zamanda iç dünyasını da arındırmış olur.


Abdest alan, her azasını yıkarken, bir bakıma eliyle, ağzıyla, diliyle, gözüyle, kulağıyla, ayaklarıyla yaptığı bütün günahlara tevbe edip vazgeçmeye karar verir, niyete kuşanmış olur.


Setr-i avret; Edep ve hayayı sembolize eder, hicap eder.


Kıble; Mekan bilincidir. 


Kıble; Kul, Kabe'ye(Beytullah"a) döner. Allah'ın evi olan Kabe'ye dönen kul, sadece beden cephesini dönmüş olmuyor,  kalbini ve düşüncelerini de Allah'a odaklar; diğer kıblelerden yüz çevirir. Yüzünü Kabe'ye döndüğü halde özünde başka varlık ve değerleri kıble edinen, gerçekte istikbal-i kıble yapmış olmaz (gerçekten kıbleye dönmüş olmaz).


Vakit; zaman bilincidir,


Niyet; bilince kuşama, çünkü niyet tespit ve kasıttır,kastetmektir, tanımadır. Farkına varma, farkında olamdır. ayırt etmektir. Farkı fark etmektir. “Neden, nasıl, niçin, nereye” sorularının cevabıdır. Niyeti kalple yapmak esastır; niyet dilde kalmamalıdır.


Allahu ekber; namazı direnişe dönüştüren ilahi bir slogandır. “Allahu ekber” diyen insan yeni bir dünyaya, zamansız bir zamana, mekansız bir mekana doğru yolculuğa çıkmıştır. Ellerini kaldırıp "Allahu Ekber" diyen mümin, artık dünyayı, dünyevi düşünce ve kaygıları elinin tersi ile geriye atıp yüce Allah ile irtibatı kurar.


Sübhaneke duasını okuyup Allah'ı hamd ile tesbih eder, ismini yüceltir ve ondan başka ilah olmadığını ikrar eder.


Kıyam; Allah"ın huzurunda bir saygı duruşudur, tek otoriteye karşısında el pençe divan durmaktır, boyun eğmektir.


Kıyam; başkaldırıdır, başka otorite tanımamaktır, kabul etmemektir.


Kıraat; kelimelerin sırlarını müşahade makamıdır.


Kıraat; tercümansız ve randevusuz Allah(cc) ile konuşmaktır.


Kıraat; Allahın insanı qaale almasıdır.


Ruku; bir boyun eğiş, bir hayret makamıdır, itaattın zirvesidir tıpkı secde gibi,


Ruku; Allah'ın karşısında zillet ve tevâzuunu bir kere daha görmektir. Kalbinin incelmesi, korkunun yenilenmesidir.


Ruku; Mevlâ'nın galibiyyetiyle beraber kendi acziyetini; kendi zayıflığıyla beraber O'nun yüceliğini hatırlamak ve yaşamaktır.


Ruku; O'nun her büyükten daha büyük olduğunu tekrar ede ede kalbinde yerleşmesine ve kökleşmesine çalışmalı


Rukudan kalkmak; Allah(cc) kulun rahmet etmiş olmanın ümididir.


Sadece; Allah(cc) karşısında eğildiğini; Allah(cc) 'dan başka hiçbir otoriteye boyun eğmeyeceğini ilan eder.
Secde; namazın miracıdır. miracın son noktasıdır,


Secde; O'ndan başka hiçbir varlığın karşısında yere kapanmayacağını ilan etmektir.: "Sübhane Rabbiy'el A'la: Yüceler yücesi Rabbimi tesbih ederim."


Secde; Kulun secdeleri tekrarlayarak ademoğlu olduğunu, topraktan gelip tekrar toprağa dönüşünün ifadesidir.
Secde;itiraftır,


Secde; “ben kendi kendime yetmem” demenin beden diliyle söylenmesidir. kendi acizliğinin, hiçliğininin ifadesidir.


Secde; bedenin küçülüşün son noktası(kotun sıfır olması) ve ruhun büyüyüşünün ilk noktasıdır.


Secde; ibadetin, itaatin ve de özgürlüğün zirvesinin koordinatlarıdır.


Secde eden kul, Rabbini sonsuz yüceltip tesbih ederken, kendi acizliğini, hiçliğini itiraf eder.


Secde; Allah"a yaklaşmanın en kestirme yoludur. "Secde et (Rabbine) yaklaş"(Alak:19).


15.03.2007  Şanlıurfa


Behçet ATİLA


batila12@mynet.com


 

Okunma Sayısı : 109
Yorum Sayısı : 0