Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Unutulmayan başörtü işkencesi: İkna Odaları
28 Şubat'ın en acı, en vahşi hatırası ikna odaları... Ergenekoncu Kemal Alemdaroğlu ile CHP'li Nur Serter'in projesinden geçenlerin çektikleri yazıya döküldü roman oldu...
Perşembe, 13 Kasım 2008 00:20

“Pencereyi açtı. Çocuklar hiç sakınımsız pervasızca kayıyorlar. O da böyle geçirmişti çocukluğunu. Şu çok uzun süren çocukluk hastalığı bu yüzdendi. Ailesinin onu kırmadan incitmeden ama artık biraz sertleşen bir tonda başını açmasını okula devam etmesini istediğini biliyordu. Onların daralmaları Nermin’i döndüremedi ağır kararından. Her çağ denilişinde çan gibi çınlayan çağdaşlık uzağındaydı artık. Hiç değilse şimdilik bu ne olduğu tam da belli olmayan kariyer yarışından, hoşgörülmek ve bir yer edinmek için yaftayı kabullenip aşağılanmayı kabul etmekten, göze girmek için şekilden şekle girme illetinden kurtulmuştu. Çağdaşlarımın kim olduğunu özgürce seçerim böylelikle, ancak her çağın erdemlileriyle çağdaşlık kurabilirim diye düşündü.”

Rejimle gelen yasak, duvarlar arasında meşrulaştırılmaya çalışıldı. Bu odadan geçenler hep, farklı yaşadı, farklı düşündü, farklı algıladı. Okumakla - Allah'ın emri arasında kalan taze zihinler postal korkusu altında tercihlerini yaprak ya tamam dediler ya da…

Şimdi, "Ergenekon Terör Örgütü" yönetim kademesinde yer almaktan dolayı tutuksuz yargılanan (Ki bu serbstlik sağlık sebepleri ve yaşından dolayıdır) Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu ile Ergenekon'a açıkça destek veren CHP milletvekili Nur Serter'in icadı olan 'ikna odaları', akademik bir incelikle tasarlanmış modern bir psikolojik işkence metodu olarak tarihe geçti.

O günlerden bugüne 10 yılı aşkın süre geçti. İkna odalarına şeklen kilit vurulsa da, baskı ve yasak olanca feciliği ile devam ediyor. Son bir umutla yapılan anayasa düzeltmesi demokrasiyi tabiri caizse direkten döndürürken, yasağın kalkma umutları ise zamansızlığa ötelendi.

Problem halen can yakıcı haliyle sürerken, sıkıntıları konuşabilmek için insani bir dil üretmek gerekiyor. Süreci bizzat gözleyen aktivist yazar Yıldız Ramazanoğlu bu odadan geçip hayatları binbir parçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü çok katmanlı bir şekilde anlatıyor. 2004 yılında basılan İkna Odası bu günlerde Timaş'tan yeni baskısını yaptı...

Nermin, Seher ve Nuray… Coşku dolu hayalleler kazandıkları üniversitenin kayıt kuyruklarından 'ikna odalarına' alınan, kendi varoluş hakikatleri ile gelecek kaygıları arasında bir seçim yapmaya zorlanan yüzlerce genç kızdan üçü sadece...

Yıldız Ramazanoğlu hayatları binbir parçaya bölünen üç arkadaşın öyküsünü incelikli bir bakışla sunuyor. Bir sosyal meseleyi edebiyatın konusu yapmayı, sadece başörtüsü yasaklarıyla sınırlı kalmayan kadın sorunlarını dünya kadar açılıma sahip bir insanlık durumu olarak çizmeyi ustalıkla başaran Ramazanoğlu'nun ikna odasındaki kahramanları birçok yüzleriyle görebiliyoruz. Üniversitedeki başörtüsü yasağı çerçevesinde gelişen olaylar ve iç çatışmaların yanı sıra kadın hareketinin gündemine girmiş başka pek çok motif de satırlar arasında uç veriyor. Bu da eseri tek boyutlu, tarafgirlikten kurtarıyor. Yıllarca kadın hakları diye feryad edenlerin, hemcinslerinin kendi dünyalarına hapsedilmesi zulmüne sessiz kalmalarına, hatta yasak için yeni açılımlar getirenlere göndermeler yapan bu romanda başörtüsü yasakları ve diğer kadın sorunlarının insani düzlemde konuşulabilinmesine dair farklı bir direniş hali anlatılıyor.

Ersin Çelik / Haber 7

abdullah yorulmaza
fethullah aslan
insan yorulduğunu bilmeli. en azından haddini bilmeli. bana ehli dalalet sıfatını yakıştırmandan bir cemaat mensubu olduğun sonucuna varıyorum. yazdığın cümleler de yanlızca bir cemaat içine girilebildiğinde öğrenilen basmakalıp, klişe ifadelerdir.(ehli nifak, fasıklar, şuur vs. ) yoksa okuduğunu anlayan birinin yazacağı bir şey değil. öncelikle baş örtüsünün Allah emri olduğu kesin olarak bilinen bir şey değildir. boyuna kadar örtünme herkesin uzlaştığı noktadır. ama baş örtme konusunda fikir birliği yoktur. ikincisi başörtüsü bir erkek sorunu değil bir kadın sorunudur. bu sorunun da senin süslü laflarına ihtiyacı yoktur. hatta senin gibi keskin düşünenlere hiç ihtiyacı yoktur. üçüncüsü yine hoşgörüden ve sağduyudan yoksun ifadelerinin keskinliğine dayanarak söylüyorum müslüman olmak cafcaflı laflar etmek şovenist bir tavır takınmak demek değildir. dördüncüsü okuduğunu bile anlamayan sen, fetva makamı değilsin biraz edep... islam senin bahsettiğin gibi siyah beyaz derecesinde keskin bir anlayışa sahip olsaydı tövbe kapısı sadece bir kereye mahsus açık olurdu. elindeki cemaat kitaplarından başka kaynaklar da okumanı tavsiye ederim. Rabbim aklını ve algını inşallah açsın. bir şey daha. bana ve uygar'a ehli dalalet iftirası attığın için ( hadi oldu diyelim ) Efendimiz Sav omuzunu sıvazlasa dahi sıraat köprüsünü benim ve uygarın tuttuğu iple geçmek zorunda kalacaksın. hadi sana kolay gelsin...
Pazar, 28 Aralık 2008 02:39
Başörtüsü İslamın Şıarıdır!
Abdullah Yorulmaz
Fethullah aslan,uygar gibi ehli dalalet i(Hakla batıl arasında bocalayıb duran) bira yana bırakın,Baş örtüsü tabir edilen "hicab" "teseddür" ün Mü'minlere Allah emri olduğunu herkes bilir.Mü'minler Başörtüsünden yanadırlar.Allahtan yüz çeviren fasıklar ise Başörtüsüne karşıdırlar.Ehli nifak ise "amalarla" "fakatlarla" lakin daha çok "başörtüsü" yasakçılarına yakın pozisyon alırlar.Başörtüsü Yasağının mahkum ve mazlumları,gerekli azme ve cesarete ve bilinç seviyesine sahip olduklarında;yasakçıları tarihin çöp sepetine atacak nice yolların olduğunu görecekler.Onların gücü,bizim güçsüzlüğümüzden kaynaklanmaktadır.Başörtüsü Türkiye Müslümanlarına,yüzlerce Şeyhin ve Hoca Efendinin veremediği "bilinci" ve "şuuru" verdiği kesindir.İstikbalde bu Ülkede İslam adına olacak güzel işlerin temelinde,Başörtüsü Fedakarlığının çok büyük payı olacaktır.Allah Yolunda FEDAKARLIK yapanlara Allah verecekte verecek!Selam olsun Dinlerini Ciddiye alanlara!
Cuma, 14 Kasım 2008 10:32
AYRIMI İYİ YAPMALI
fethullah aslan
abd de müslüman bir bayan, üstelik müslümanların azınlık sayılmayacak kadar az olduğu bir bölgede milletvekili seçildi. (bayanın yaşadığı eyalet arapların çoğunlukta olduğu bir eyalet ama milletvekili seçildiği bölge ispanyol asıllıların çoğunlukta olduğu bir yer ) bayanın başı açıktı. islama inanmak, müslüman olmak için başörtüsü şart değildir. gerekli de olmayabilir. örtünme ile ilgili ayeti şu an kimse yorumlayamıyor. başını ört anlamı da, örtmeye gerek olmayabileceği anlamı da çıkabilir. ama mesele bu değil. başörtüsü takan bayanlar ki burada 14-28 yaş aralığını baz almak mümkün, ben böyle inanıyorum diyor. dikkat: ben böyle inanıyorum. sen de istediğin gibi inan. ben başörtülü iken müslümanım, başı açık olanlar dinsizdir demiyor. böyle bir anlama gelebilecek bir imada da bulunmuyorlar. başörtüsü takmayan müslüman değil diyen duydunuz mu? kimden duyduğunuzu söyleyeyim: nur serter, deniz baykal ve onların şakşakçı yağcılarından. bu ülkede faşizan laiklerden başka "başörtüsü takmayanlar müslüman değil mi" söylemini bırakın takrarlamayı ağzından bir defa çıkarmış olan yok. ( fazilet partisi dönemini hariç tutuyorum. akpnin mevcut potansiyeli sebebiyle açıklamaya da gerek olmadığını düşünüyorum ) konuşurken ayırımı iyi yapmalı, kimin ne söylediğinin farkında olunması gerekir. (laik müslümanlar için- kimlere hizmet ettiğinizi iyi bilin. attığınız çamur ve iftiralarla helallik almak için düşündüğünüzde iş işten geçmiş olacak. helallik alsanız bile ahirette bir de adalet ayağı var ki ...)
Cuma, 14 Kasım 2008 00:47
ABD deki mebus Başörtüsü takmıyor.
UYGAR
ABD de seçilen bayan başörtüsü takmıyor.Ben buna değindiğimde bir MÜSLÜMAN;İman ve itikadı varsa gerekmez,demiş..Önce bir karar verin.Şimdi o Bayan Milletvekili DOMUZ MU DEĞİLMİ?
Perşembe, 13 Kasım 2008 15:51
israiloğullardan mıyız?
hakkı bilen
Birilerinden çekindiğimizden, utandığımızdan, tembelliğimizden ve mücadele ruhumuzu öldürdüğümüzden Allah'ın emirlerine uymaktan uzağız. Çevremizde mümin bir grup olduğunda onlar gibi görünmek; sekülerler olduğunda onlarla ağız birliği etmek; tıpkı İsrailoğullarının Hz. Musa (A.S)'e yaptıkları gibi...Hz. Musa (A.S) yanlarında iken O'na iman edenler, o uzaklaştığında kendilerine altından buzağı yapıp tapmamışlar mıydı? Bizler de nerdeyse onlar gibiyiz: Allah emirleri için mücadeleyi göze alamıyoruz; kendimizi ticaretin kucağında atıp dünya işlerine kaptırıyoruz... Dışarıda üniversiteyi okumak yetmiyor ki onlar ülkelerinde iş bulamıyor; işsizlikten değil ülkelerindeki şekilcilikten... Bizler de imanımıza sahip çıkmadıkça ya ezilmeye devam edeceğiz ya da israiloğullarından olacağız!
Perşembe, 13 Kasım 2008 13:26
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.1003 2.1104
Dolar 1.5462 1.5537
Sterlin 2.3356 2.3478
RÖPORTAJ
Anket
Yerel seçimler yaklaşırken, partiler arasındaki yarış da kızıştı. Peki sizce bu yarışı kim kazanacak?










Foto Galeri
Videolar