Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Uluslararası Fetva Kurumu ihtiyacı
Müslüman âlimler fetva ve içtihatın kurumsallaştırılmasını tartışmak için Malezya’da bir araya geldi. Âlimler, uluslararası bir fetva kurumu ihtiyacına dikkat çekti.
Salı, 12 Ağustos 2008 15:46

 

Haber Merkezi / TIMETURK

İçlerinde entelektüeller, hukukçular, müftüler, müçtehitler ve akademisyenlerin bulunduğu İslam âlimleri, Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’da içtihadı (kişisel muhakeme) ve ifta’yı (fetva verme, yasal hüküm ve kanun koyma) tartışmak yani fetvayı kurumsallaştırmak için bir araya geldi.

Uluslararası Müslüman Birliği Enstitüsü’nde Uluslararası Hale Getirme ve İnnovasyon Bölümü Yardımcı Rektörü Dr. Sano Kutup,”İçtihat ya da entelektüel çaba vahyin ve gerçekliğin anlaşılması ve muhakemesi için her zaman hayati yol olmuştur” dedi. Kutup 21’nci Yüzyılda İçtihat ve İfta’nın yeri: Sorunlar ve Beklentiler adlı Uluslararası Konferansı’nda şöyle konuştu: “Toplum konularını ve sorunlarını adresleyen ve rehberlik eden kararların yayınlanmasında da merkezi bir referans noktası olmuştur.”

Konferans başkanı Kutup, her çağda ve her uygarlıkta içtihadın öneminin altını çizerek, “Dinin ikamesinde, sorunlara rehberlik etmede ve insan çabalarında ifta’nın yüksek yerini de vurguluyor” diye konuştu.

Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi Fıkıh ve Fıkıh Usulü, İslami Vahiy Bilgisi Külliyatı ve Beşeri Bilimler (KIRKHS) Bölümleri tarafından ortaklaşa düzenlenen 3 günlük konferansa alimler, hukukçular, entelektüeller, müftüler, müçtehitler ve akademisyenler katılıyor. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Arabi, konferansın günümüz Müslüman toplum ve toplulukları için büyük bir önem taşıdığını söyledi. Arabi katılımcılara yaptığı konuşmada şunları aktardı: “

Dini metinlere ve prensiplere bağlı olan ve değişen durumların isteklerini göz önüne alan bir dengeli metodoloji içtihat ve ifta konusunun her zaman ilgili olduğu bir yerdir.

Konferans sadece içtihat ve ifta için bir çerçeve sunan bir bakış açısıyla teorik boyutlarını araştırmayı değil, aynı zamanda içtihat ve ifta uygulamalarının diğer beşeri bilimler ve bilginin diğer ilintili alanlarına entegrasyonunu da amaçlıyor.

3 günlük konferansta, İçtihat ve İfta Enstitüleri’nin gereksinimlerine rehberlik sağlama amacını taşıyan fetva ve içtihat üzerine 80’den fazla araştırma tartışılacak.

Fetva kaosu

Prof. Dr. Kutup, “kendi kişisel çıkarı ve ajandası için bu alanı manipüle eden suiistimalcileri ve fesatçıları” engellemek için fetva yayınlamanın düzenlemesinin acil bir ihtiyaç olarak tanımlıyor. Kutup şöyle açıklıyor: “İnsanların ortak faydalarıyla ilişkili fetvalarda üzerinde birleşilmiş fetvalar olmalı. Kişilere özel fetvalar da sorumlu ve yetkin müftüler tarafından verilmeli. Bu konuya örnek olarak bazı yetkin olmayan alimler tarafından göz yumulabilecek bir innovasyon olarak görülen evlilik bağı verilebilir. Ancak gerçekte doğru olan ve kamu yararı Şeriat’ın objektifleriyle ve zaman ve şartlarının değişimi ve ilerlemesiyle tutarlı olanı icap ettirmektedir. Bunu dikkate aldığınızda sadece yetkin olanların fetva vermelerini garantiye almak için fetvanın kurumsallaştırılması elzemdir.”.

Kutup, Müslüman dünyadaki enstitü ve eğitim kurumlarını da öne çıkarak sorumlu fetvalar verecek yetkin müftü ve müçtehit nesli yetiştirmek ve eğitmeleri için acil göreve çağırdı. Müftülerin dünyadaki değişimlerden ve gerçekliklerle beraber son gelişmelerden tam anlamıyla haberdar olmasının öneminin altını çizerek şöyle konuştu: “Hiç kimse yetkinleşmeden fetva vermeye kalkmamalıdır. Bu tıp eğitimi almadan birine ilaç yazmak gibidir. Bir fetva iyi yetişmiş bir doktorun yazdığı bir ilaç gibidir”.

 

ÇOK ÖNEMLİ BİR İHTİYAÇ
M.Emin
ULUSLARARASI FETVA KURUMU ÇOK ÖNEMLİ BİR İHTİYAÇTIR. Bilindiği üzere Hz. Peygamberimizin(S.A.S.) Hakk’a irtihallerinden sonra özellikle İslami konularda birlik ve beraberliği sağlamak amacıyla kurulan Halifelik Makamı, aradan geçen yıllar sonra Yavuz Sultan Selim(I.Selim) (Rh. A.)’in Memluklar üzerine yaptığı Mısır Seferi sonunda 06 Temmuz 1517′de Kutsal Emanetler Osmanlı-Türk Devleti Başkenti olan İstanbul’a getirilmiş ve o dönemde halife olan III. Mütevekkil İstanbul’a taşınmış ve ömrünün sonuna kadar İstanbul’da, Osmanlı idaresinde yaşamıştır. III. Mütevekkil’in ölümünden sonra Hilafet Makamı boş kalmış. Hilafet Makamının padişahlara geçip geçmediği tartışmalıdır, ama Osmanlı’nın uhdesinde kaldığı kesindir. Hilafet Makamı önceleri siyasi olarak kullanılmamış olup, ancak II. Abdülhamid Han zamanında siyasi amaçla kullanılmaya başlamıştır. “Hilafet Makamı kalırsa bir gün saltanatın dirilme ihtimali olur.” gerekçesiyle Halifelik Makamı 03.Mart 1924 tarihinde kaldırılmıştır. Ancak, önce bağımsız bir kurum haline getirilen Halifeliğin Dünya Müslümanlarını birleştirici önemli bir fonksiyonu olduğu göz ardı edilerek, maalesef bu makam kaldırılmış ve Türkiye de bu tarihi fırsattan yararlanmamıştır. Ancak görünür de böyle olmasına rağmen gerçekte Lozan da özellikle İngilizler Halifelik Makamının Genç Cumhuriyete kazandıracağı stratejik avantajları ortadan kaldırmak için Halifelik Makamının kaldırılmasını şart koşmuşlardı. Halifelik Makamının kaldırılmasından sonra Dünya Müslümanları arasında fetva ve içtihat konularında bazı farklı yaklaşımlar doğmaya başlamış ve bir büyük boşluk ortaya çıkmıştır. Bu nedenle bugün bu haberde verildiği üzere; Dünya da fetva ve içtihadın kurumsallaştırılmasını tartışmak için Müslüman âlimlerin Malezya’da bir araya geldiğini sevinerek öğreniyoruz. İnşallah! İslam ülkeleri arasında dini konularda ve mübarek günlerin aynı günlerde kutlanmasında, birlik ve beraberliğin sağlanmasında, gerçekten de Dünya İslam Âlimlerinin uluslararası bir fetva kurumuna ihtiyaç olduğu hususuna dikkat çekmeleri Dünya Müslümanlarının birlik ve beraberliği açısından çok önemlidir. Ancak ABD ve İngilizlerin başını çektiği Siyonist tuzaklara çok dikkat edilmelidir.
Salı, 12 Ağustos 2008 21:48
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0052 2.0149
Dolar 1.5858 1.5934
Sterlin 2.3896 2.4021
RÖPORTAJ
Anket
Hindistan saldırılarını Müslümanlar mı yaptı?












Foto Galeri
Videolar