Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Turan Kışlakçı
Bu coğrafyanın nişanesi
Pazar, 15 Haziran 2008 01:35

 

“Hayya ale'salah… Hayya alel-felah… As-salatu hayrun mine'n nevm… Allahu Ekber… La ilahe illallah…” şafağın ilk ışıklarında, cami minarelerinden yükselerek Müslümanları beş vakit namazın ilkini kılmaya çağıran sabah ezanı okunuyordu.

 

Bu ezan ilk önce İslam dünyanın başlangıç yeri olan Baharat Adaları ve Mindanao'da okunmaya başlar. Bir müddet sonra Açe, Cava, Sumatra, Patani, Borneo ve Siyam gibi Malay yarımadasında okunur. Oradan sonra Kaşgar dağlarında, Seylan adasında, Bengal'de, Haydarabad'da ezan sesleri yükselmeye başlar.

 

Xi'an, Turfan, Pencap, Sind, Fergana vadisi, Buhara, Semerkand, Hindukuş dağları, Horasan, Herat, Tus, Belh, Merv, Curcan, Huzistan, Taberistan, Nisabur ve Kafkaslar üzerindeki İpek Yolu vahaları yoluyla Hamedan, İsfahan ve Tahran'a ulaşırdı. Sonra alacakaranlıkta Bağdat'ın, Kufe'nin, Basra'nın, Hıms'ın, Şam'ın, Sana'nın, Kahire'nin ve İstanbul'un ihtişamlı camilerinden yükselirdi yanık sesler.

 

Medine'de, Mekke'de ve Kudüs'te Bilal'in ilk günkü sedasıyla ezanlar okunurdu. Mısır'ın el-Ezher camiinden yükselen ezan sesi ise, Tunus'un Zeytunesine ve Fas'ın Kayravan'ı üzerinden Mali'nin Timbuktu kentindeki kerpiçten yapılmış büyük camiye ulaşırdı. Buradan Sahra'ya ve Senegal Irmağı boyunca Atlantik'e uzanan ticaret merkezlerine kadar yayılırdı. Avrupa'da Tuna Nehri boyunca yankılanan ezan sesi de Üsküp, Piriştine, Saraybosna, Mostar, Filibe'den Sicilya ve Malta adasına, oradan da taa… Kurtuba'ya kadar yankı bulurdu.

 

Ezanın akabinde Mindano'dan Timbukta'ya tüm Müslümanlar ezan sesiyle tek sıra halinde saf saf bir yöne yani kıbleye yöneliyorlardı. Namaz sonrası güneş boy gösterip dünyayı aydınlatmaya başlayınca onlarda Allah'ın arzına yayılıyorlardı.

 

İşte, bir zamanlar ezan sesinin yükseldiği bu coğrafyaya “İslam âlemi” deniyordu. Bugün zikrettiğimiz bölgelerin birçoğunda ezan sesi yankılanmasa da, o diyarın gayri Müslimleri dahi hâlâ kulaklarında çınlayan nidanın gerçek sahiplerini aramaktadır. İslam uleması eskiden İslam coğrafyasını tanımlarken “ezan” ile tanımlarlardı. Yani ezan sesinin yükseldiği her yer İslam dünyasının bir parçasıdır. Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy şu beyitleri ile buna ne güzel işaret etmiştir:

 

Şu ezanlarki şahadetleri dinin temeli

Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

 

 

 

Çubuk’ta Ezana Yürüyen Saatler!
TARIK SEZAİ KARATEPE
Çubuk’ta Ezana Yürüyen Saatler! Sese uyandı; değme sanatkarlara taş çıkartan müezzin, Yaradan ne verdiyse esirgemiyor; “Avazeyi şu aleme Davud gibi sal; baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş!” beytini, ruhlara bir kez daha kazıyordu. Ezan, bir çağrıydı; yeryüzü kayıtsız kalamaz; ezansız, saniye geçmezdi. Bilal, Habeşli bir köle iken, vahyin çağrısına kulak vermiş; prangalarını kırmış; Kutlu Ev"de “insan” muamelesi görmüş, Resul"ün ilk müezzini bile olmuştu. Afrika"da, Asya"da, Amerika"da; üç okyanus, altı kıta, yedi denizde; alnı siyah, yüreği ak olanlar; “Bilal gibi yaşasın!” diye “Bilal”de rekora koşuyorlar. İlk günün heyecanıyla; Fas"tan Endonezya"ya, “yeryüzü korosu”na “Bilal yürekler” katılıyor; “kurtuluş kervanı”na “özgürlük tutkunları” gönül veriyordu. Çocuktu; ezan için minareye yönelmesiyle, bastonlu adamın kovalaması bir oldu. Kovulan, çocuk kalbiydi; bir daha da doğrulmazdı. Önce camisini, sonra niyetini değiştirdi. Yıllar var ki kapısını açmadı. Vebali boynuna! Büyüdü; yıldızı yeniden barıştı; geçen yılların acısıyla, çıkmadık minare bırakmamaya kararlıydı. Sivas"ın Meydan Cami"siyle Ali Paşa"nın müezzinleri, sırayla okurlar; çarşıda hayat durur; “gönül teli ustaları”nın ”Yüreğinin götürdüğü yere git!” çağrısı, bulvarlardan varoşlara yankısını bulurdu. Caddeler dolar; şehir, secdeye doyardı. Seksen sekiz"in Nisan"ı… Istanbul Fatih… Fetih Yurdu"nun kapısında… Metin"in, “gün olur ki mertliğinin bir kahpe hınca uğradığı” kan kırmızı taşlara basarak, üçüncü kez geldiği Haliç tarafındaki kapıya, bir kez daha vurdu. Rahmet, hız kesmeden yağıyor; “gemileri yakan adam”ın elindeki bavul, daha da ağırlaşıyordu. Fındıkzade"deki evine, bir daha dönmemecesine veda etmiş, “ne zulmediniz; ne de zulme uğrayınız”ın pratiğini yaşamıştı. Görevli, bir ona, bir de elindekine baktı: “Gel bakalım!” Fatih"in, Akşemseddin"in terbiyesinden geçtiği mekan, beş yüz yıllık kutlu mirası, iliklerine kadar teneffüs ediyordu. İslam coğrafyasından “düşünen beyinler” orada cem olmuş; dünya, bir binanın içine sığacak kadar küçülmüştü. Fatih"in müezzini, yanıbaşındaki yirmi bir yaşında iki yiğide; Metin"e ve Mehmet"e, doyumsuz bir haz yaşatıyor; “Allah, resul aşkıyla; yandım, bittim, kül oldum; öyle küçüldüm ki, sonunda “herkül” oldum!” Eyüp sırtlarından koroya ses katıyor, Tek Parti"nin hazımsızlığını daha da iyi anlıyordu; “Ezan ana dilde okunsun!” diyenler, yine saflarda yoktu; maksat üzüm yemek değildi! Şairler Sultanı"nın Eyüp"teki kabrinin ayak ucuna oturmuş; “Sağken seni görmek nasip olmadı; hizmetin büyük!” diyerek hakkını teslim etmiş; Aborjinler"e ezan okuyan, Avustralya ormanında saf tutan “Yüzyılın Yesevisi”ne, “üç elhem bir fatiha” okuyup; Kağıthane sırtlarına, gemilerin karadan yürütüldüğü “mucizeler semti”ne, nemli gözlerle bakıvermişti. Renkler, diller, kültürler boyun eğmiş; ortak sese kulak vermişti. Dünyevi kurumlar, insanları böldükçe bölmüş; partiler, sendikalar, dernekler, izm"ler… “kula kulluğu” dikte etmişti. Bunalımdan rant umanlar “şeytanın avukatlığı”nı üstleniyorlar; “ortak çağrı” “Allah"ın ipi”ne davet ediyor; Her yerde bölünen, ezanda hayat buluyordu. Hala şoktaydı; Çubuk"ta, bugün, ikindi ezanını kim okumuştu?
Pazar, 02 Kasım 2008 08:17
Ezan hakikatine vukuf olmak...
Yiğiş Özbey
Ezan önümini anlamalıyız artık. Bu ezanlar sayesinde ayaktayız. Kulaklarımızdaki pisi temizliyor hemen her gün. Bir de okuyanlar Bilal ve dinleyenler Ali, Ebubekir, ömer ve Osman olabilse... Bak o zaman gör dünyayı...
Cumartesi, 21 Haziran 2008 02:36
ezanın kelimesinin anlamı
sabriye dağ
uzn zamandır ezan kelimesininve içindeki cümlelerin anlamını düşünmedim, namaz kıldığım halde bana çağrı yapan sözlerin hakkıyla muhatabı olmadım. Şairin dizeleriyle ve ezana bakış açınızla bizlere zengin, ulvi düşünceler inşaallah ameller yaşattığınız için teşekkürler.
Çarşamba, 18 Haziran 2008 12:19
o gün yakındır
tayfur
neydik ne olduk...neydik ne hale geldik...şimdi ise ezan sesinden rahatsız olmaya başladık..biz istesekte istemesekte ezanlar kıyamet gününe kadar bizleri davet etmeye devam edecektir...Ya Rabbim bizi yanlış yola koyma bizleri islah et , bizi sapanlardan eyleme GÜZEL RABBİM ...hep birlikte AMİN..
Pazar, 15 Haziran 2008 17:55
Ezanlar susmasın...
Halim Özyiğit
Allah'ım ezanların sesini azaltma, tüm dünyaya yay... her yerde yankılansın tekrar bu ilahi seda... Belki o zaman döneriz dergahına saf saf...
Pazar, 15 Haziran 2008 13:50
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0052 2.0149
Dolar 1.5858 1.5934
Sterlin 2.3896 2.4021
RÖPORTAJ
Anket
Hindistan saldırılarını Müslümanlar mı yaptı?












Foto Galeri
Videolar