Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ö. F. Gergerlioğlu
Yargı imtihanda
Salı, 15 Nisan 2008 10:13

Özden Örnek'in  günlüklerindeki 2003  ve  2004deki  “sarıkız” ve   “ayışığı”  darbe  girişimleri ile ilgili  iddialar  ve  gelişmeler  yargı'nın  gerçek  adalet  ile  imtihanıdır. Türkiye'de  yargı  yıllardır  büyük  şaibeler  altındadır. Vatandaşların genel  bir  güvensizliğine  yol  açan  hadiseler  maalesef  yargının  işleyişinden  kaynaklanmaktadır. Yıllarca  süren mahkemeler,  zaman  aşımından  kurtulan  işkenceciler,  ilk  olarak  büyük  tepki  toplayan  fakat  sonra  küçük  cezalarla  kurtulan suçlular, hakimlerin  çeşitli  güç odaklarından  etkilendiklerine dair  iddialar  adalet  sistemine  güveni  sarsan  iddialar  maalesef.Son  yıllarda  bazı  savcıların  başına  gelenler  ise  artık  savcıların  bile  hassas  konulara  girmemesine  yol açıyor.Darbeci  general  Kenan  Evren  hakkında  dava  açan  savcı  Sacit  Kayasu'nun   ve  Şemdinli  davasında  “iyi  çocuklar”  ve  hatta  onların “müşfik  babaları”  hakkında  iddianame  hazırlayan savcı   Ferhat  Sarıkaya'nın   meslekten atılması unutulmayacak  örneklerdir.Sarıkaya  şimdi  kardeşinin  marketinde  kasiyerlik  yapıyor.Bu  hali  gören hangi  savcı  cesur  iddianamelerin  altına  imzasını  atar? 

Ancak  kötü örneklerine  rağmen  yargı  bir hukuk  devletinin    olmazsa  olmaz  yapıtaşıdır. Bunu  güncel  bir  olayı  tahlil  ederek  anlamaya  çalışalım. Ekvador'da hırsızlık yapmak ve bir esnafı öldürmekle suçlanan 2 kişinin, öfkeli kalabalık tarafından yakılarak  öldürüldüğü  geçtiğimiz  günlerde    basına  yansıdı.Bu  tüyler  ürpertici,  insanlık  dışı   cezalandırma  yöntemi ülkemizden  çok   uzak  yerlerde de olsa bizi,   hatta  tüm  insanlığı  yakından ilgilendirmektedir. Önceden de hukuk  sisteminin  iyi  işletilmediği  bazı  yerlerde bu  tür  kitle  cezalandırmalarına  rastlanılmıştı. Kitleler  cezasız kalan  suçluları  görünce  pratik olarak  yargısız  infazlar  yapmaya  başlamıştı. Hukuk  devleti olmanın  olmazsa  olmazı,  ülkede  suçluların  güvenlik  kuvvetleri tarafından yakalanması ve bağımsız  yargı  tarafından  cezalandırılmasıdır. Bu  olmadığı  takdirde,  kamu  vicdanı rahatsız olur. Hukuk  devletine  olan güven sarsılır. Başıboşluk ve keyfilik  egemen  olur.  
Ülkemizde de  yargı  alanında  son  zamanlarda  önemli  tartışmalar  yaşanmakta olup, vatandaşların  tümünü  ilgilendiren  önemli hususlarda  adaletli  karar verilmediği  gerekçesiyle somut hukuki  delillerle  itirazlar yapılmaktadır. Hukuki  temel mesnetlerden yoksun  güncel siyasal mülahazalarla dolu iddianameler, geçmişte yapılan darbeleri öven başsavcılar,  “aldığım  kararda  devletimin  ideolojisine  zarar  gelmesin”  diye düşünen  hakimlerin  çokluğunun   ciddi anketlerle ortaya çıkması,   adil  yargı konusundaki  şüpheleri  arttırmaktadır.  
Adil  yargılanma konusunda  güvenin  sarsılması  kabul  edilebilecek  bir hal  değildir. Bu durum, bir hukuk  devletinin  varlığını  koruyamadığı  bir  yapıya  dönüşmesi  demektir. Yargıya itimat bitince, Ekvador'daki  olaylar dünyanın her yerinde olabilir. Karmaşa  ve  anarşi başlar. Hukuk  devletinin  görevi  kamu  vicdanının  sarsılmamasıdır. Hukuk devleti adaletin kitleler eliyle acımasızca dağıtımının  yolunu  kapatamayacaksa, neye  yarayacaktır?
 

Bir  hukuk  devletinin  korunması  konusunda  anayasal   hukuk   sistemini değiştirecek  bir darbenin  önlenmesi, çok  büyük önem  arz  eder. Filipin mahkemesi   2003 yılında Filipinler Devlet Başkanı Gloria Macapagal Arroyo'yu devirmek amacıyla darbe girişimini yönetmek suçundan yargılanan    9 subaydan ikisini 30 yıl, geri kalan sanıkları ise 12'şer yıl hapis cezasına çarptırdı. Hukukun  üstünlüğüne  inanıyorsak; ilk  olarak, siyaset alanını  yok  ederek  hukuksuzluk  ortamı  oluşturacak, ülkeyi  belirsizliğe sürükleyecek eylemlerde bulunan 2003   ve  2004 yılındaki  darbe girişimcileri yargılanmalı ve hukuk devletine olan inancımız tazelenmelidir. Sadece bununla kalmamalı, adil yargılanmanın ihlal edildiği iddia edilen ve kamu vicdanını  sızlatan her konuda toplumu rahatlatacak girişimlerde bulunulmalıdır. 

Aslında  daha büyük  görev  Özden  Örnek ve Şener  Eruygur'a  düşüyor. Hala  sessizler. Haklarında  önemli  iddialarda  bulunan  gazeteci  Alper Görmüş'ün  yalan  söylediğini beyan etmişlerdi. Alper görmüş  beraat  etti. Beraatin ardından  hala  konuşmuyorlar.Alper  Görmüş  yalan  söylemediği  belgelendiği  halde  sevinemediğini, zira belgelerin  doğruluğuna  dair  inceleme  taleplerinin mahkeme  tarafından  görmezlikten gelinmesine  anlam  veremediğini  belirtiyor.Çok  az  kişinin  yapacağı bir  şeyi yaparak  beraat  ettiği davayı temyize  götürmeyi  düşünüyor.Bu  çok  onurlu  bir duruş.Biz,  bu  duruşu  bırakın,   darbe  hazırlığında  bulundukları  iddia  edilen  generallerden sadece  bir  açıklama  bekliyoruz.Bu  ülkede kimsenin  dokunulmaz  olmadığını  göstermenin  tam  sırası  değil mi? 

Yüksek  insani  erdemleri   ispat  etmeye  çalışan İtalyan sanatçı  Pippa Bacca'nın  tecavüz  edilerek  öldürülmesi  tüm  yurtta  büyük  bir  infial  uyandırdı. Yakalanan  katilin  az  bir  ceza  ile  kurtulacağı  halk  arasında  yaygın  bir  kanı. Yargıyı   bu  kadar güvenilmez  kılan  hadiselerin  yaşanmasına  yol açanlar,  ne kadar  büyük bir  güvensizliğe yol açtıklarının farkındalar mı  acaba? Özden  Örnek  ve  Şener  Eruygur'a   yargılanmalarını  kendilerinin talep etmelerini  ve   Türkiye'de  adil  yargının  olduğunu  ispat etmeleri   çağrısında  bulunuyorum.

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.9310 1.9403
Dolar 1.4220 1.4289
Sterlin 2.4090 2.4216
RÖPORTAJ
Anket
Türkiye - Bosna Hersek maçının en iyisi kimdi?








Foto Galeri
Videolar
Rüyalarınızın anlamını öğrenmek için tıklayınız