Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Öğrenci affını kim geciktiriyor?
İki yıldır tartışılan ve Bakanlar Kurulu’nda son şekli verilen affın gecikmesinin altında ne yatıyor?
Cumartesi, 20 Eylül 2008 16:42

Erol Erdoğan yazdı...

Af çıkacakmış. İnşallah öyledir. Gazetelere yansıyan haberlere göre “Milli Eğitim Bakanlığınca (MEB) hazırlanan öğrenci affına ilişkin kanun taslağının Başbakanlığa gönderildiği bildirildi. Taslağın, çeşitli nedenlerle üniversitelerden ilişiği kesilen tüm yükseköğretim öğrencilerini kapsadığı belirtildi.”

Görünen o ki, af kanunu kolay çıkmayacak. Zaten bu aşamaya da öyle kolayca gelinmedi. Nerdeyse iki yıla yakındır konuşuluyor, tartışılıyor. Tuhaf olan şu; MEB bu konuda o kadar oyalayıcı davranıyor ki, af çıkana kadar bu gidişle bir öğretim yılı daha kaybolacak.

Bakan Hüseyin Çelik’in af konusunda bu kadar yavaş davranmasının altında ne gibi gerekçeler olabilir?

Affı kim geciktiriyor?

Akla gelen ilk gerekçe; kabinedeki bazı bakanların affa karşı olabileceğidir. Ancak bunu zayıf bir ihtimal olarak değerlendiriyorum.

Üniversitelerin bir kısmının affa karşı duruşları geciktirici sebep olabilir mi?

Af karşıtı öğretim üyeleri ve rektörlerin çokluğu, Bakan Çelik’in af çalışmalarını yavaşlatma ihtimali az değil. Son ÜAK toplantısında af muhalifi seslerin yükseldiğini biliyoruz. Üniversite rektörlerinin bu davranışlarının makul olmadığını kendilerine anlatmak gerekir. Esas itibariyle adı “af” olsa bile, muhteva itibariyle bu bir af değildir. Bu olsa olsa, öğrencinin çeşitli nedenlerle kullanamadığı temel bir hakkın doğru şekilde kullanılması için yeni bir imkân sağlama çalışmasıdır.

Bu açıdan bakılırsa, “aflık durumdaki öğrencilerin okullarına tekrar kavuşturulması ve onların eğitimlerine devam etmesi noktasında devlet sorumluluk sahibidir” bile denilebilir. Çünkü af bekleyen öğrencilerin çoğunluğu bu duruma keyiflerinden düşmediler; arkada koskocaman sorunlar yumağı var. “Ne sorunu ki?” diye sormaya gerek yok sanırım.

Ama bu ciddi soruna “ellerindeki imkânı değerlendirmediler, okumadılar, başarısız oldular”  şeklinde yaklaşanlar için bütün bu söylediklerimizin pek bir anlamı yok. Affa karşı çıkan rektörlerin bir kısmı maalesef öyle.

 

Bakan Çelik affı istiyor mu yoksa affa karşı mı?

Bakan Çelik’in de gizli bir af karşıtı olma ihtimali yüksek. Belki bu gecikme biraz da Çelik’in affı içine sindirememesinden kaynaklanıyordur. Aslında “gizli” kaydı koymaya bile gerek yok, geçmiş yıllarda Çelik’in af karşıtlığı açık seçik belli olan bazı beyanatlarının basına yansıdığını okuyucularımızdan bazıları sanırım hatırlayacaktır.

Ancak, Bakan Çelik, affı kişisel olarak benimsemese de affın çıkması için gerekli prosedürü yerine getireceğe benziyor. Tabii gecikerek de olsa. Çünkü af konusunda ciddi bir kamuoyu baskısı oluştu. Bakanlığın veya siyasi iradenin artık bu baskıyı ve yükselen talebi görmezden gelme ihtimali yok. Üstelik seçim de geliyor.

Ben de af karşıtıyım ama benim karşıtlığım Bakanınkinden farklı. Bunu daha önceki yazılarımda birkaç defa belirtmiştim. Konuya dair eski bir yazımdan özet bir bölüm aktarmak istiyorum.

Af yerine rutin çözüm

Af, madem belli aralıklarla çıkarılması gereken bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor ve her af, sayıları yüz binleri aşan bir insan kitlesini ilgilendiriyor; o zaman affa ihtiyaç duymadan veya daha az ihtiyaç duyacak şekilde bir çözüm bulunamaz mı?

Eğitim hakkı, kolaylıkla ve basit bir takım sebeplerle vazgeçilen, düşürülen, zayi olan bir hak olmamalıdır. Bunun için, öğrencinin, süreklilik içerecek şekilde okuldan ilişiğinin kesilmesine dair kurallar yeniden düzenlenmeli ve zorlaştırılmalıdır. Ayrıca, sürekli ilişik kesmek yerine, kaydın bir süreliğine,  durağan – pasif hale getirilmesi gibi çözümler bulunabilir. Örneğin, yüksek lisans yaparken ÜDS veya KPDS’yi başaramadığı için okuldan ayrılmak zorunda kalan öğrenci, bu sınavlarda başarılı olunca herhangi bir genel af beklemeden, sınav başarı belgesi ile üniversitesine müracaat ederek öğrenciliğinin devamını sağlayabilmelidir. Yani, öğrenciliği engelleyen gerekçe ortadan kalkınca, genel af beklemeksizin, rutinleştirilen belli prosedürler ile öğrenciliğin devamı sağlanabilir.”

Mesele bu kadar kolay aslında. Sadece çözümden yana olmak ve akil sesleri dinlemek gerekiyor. Bu dediğimi formüle edip, kanun ve yönetmelik olarak tasarlayıp pratize etmek zaman alacaktır.

Ancak yüz binlerin talebi şudur: Af istiyoruz acilen ama bahşiş olmayanından.

İSTİSNASIZ TÜM AFLARA HAYIR.
CEMİL NADİR ÖZGÜN
Dünyanın hiçbir ülkesinde AF yoktur.Sık sık AF ÇIKARANLAR ne yaptığını bilemeyenlerdir.AFLAR o aflardan yararlanmadan gereğini yerine getirenlerin haklarını gaspetmektir.AF OLMAZ-OLMAMALI..Vergi affı..Peki o af çıkmadan vergiisini ödeyenlertin parasını iade ediyormusun.Hayır.O zaman o adamın ödediği para üzerinden ödemeyeni affetmek hakkını kim veriyor sana.Muafiyete evet.Ertelemeye evet.Dondurmaya hakların kullanımını evet.AMA AFFA HAYIR..BİNLERCE KERE HAYIR..AF DOLANDIRICILIKTIR.DÜZENBAZLIKTIR..İki şahıs birbirleri arasındaki PARASAL İLİŞKİDEN KAYNAKLANAN ALACAK VERECEK İLİŞKİSİNİ BİLE AFFETMEMELİDİR.İhtiyaç sahibininkini bile.Ama ertelemelidir.O zaman borcu ertelenen de borç yükü altında olduğunu unutmaz..Öyle bir toplum olduk ki AF SÖYLENTİLERİ İLE YURTTAŞLIĞIN GEREĞİNİ YERİNE GETİRMEYİ İPLEMEZ OLDUK..
Cuma, 26 Eylül 2008 21:38
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0163 2.0260
Dolar 1.5941 1.6018
Sterlin 2.3700 2.3824
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar