Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ö. F. Gergerlioğlu
Başörtüsü kararı ve adaletli tavır
Salı, 10 Haziran 2008 08:47

Anayasa  mahkemesinin  kararı  sonrası  ulusal ve  uluslar arası  düzeyde  büyük  fırtına  koptu.Zira  bu  karar  yıllardır  süren  çok  büyük  bir  insan hakkı  ihlalinin  devamını  getirici  mahiyette  idi.Yasak   Avrupa'nın  hiç  bir  ülkesinde  bu  şekilde  uygulanmıyor.Avrupa'da  hiç  bir  üniversite'de  başörtüsü  yasağı yok.Anayasa  mahkemesi  başka hiçbir  ülkede  laikliğe  yönelik  bir  tehdit  olarak  algılanmayan  başörtüsünü  nüfusunun  büyük  çoğunluğu  Müslüman  olan  bir  ülke'de yasaklayarak  büyük  tepki  çekti. Zira  bu  yasak,  cari  olan  yasalara da  aykırı.Anayasa'nın  148  ve  153.  maddelerine  karşı  kesin  bir aykırılık  içeren  bir  kararı  anayasa  mahkemesi  “ben yaptım  oldu”  mantığı  ile  aldı. 4  partinin  ve  halkın %80'ninin  mutabakatına  karşılık  9 yargıcın hükmü  galip  geldi.Bu  galibiyet  ise  yasalar  açıkça  çiğnenerek  alındı. Bu  karar  ile  başörtüsü şu  anda  Türkiye'nin  bir  çok  insan  hakkı  sorununun  en  çözümsüz  bırakılanı  oldu.Birçok  hak  ihlalinde  ufak tefek te  olsa  adımlar  atılsa da  bu  ihlalile  başörtüsü    daha da  geriye  giden  bir  özgürlük  alanı  oldu.Yasak  vahim örnekleri  ile  maalesef  yine toplumun  gündeminde  olacak.Daha  birkaç  gün  önce  başörtülü  olduğu  için  ücretini de  ödediği  halde  Bodrum'daki bir  otele  alınmayan  başörtülü  bir  bayandan  sonra  Kafkas  üniversitesinde  birinci  olan  oğlunun  töreninde  sahneye  başörtülü  olduğu  için  alınmayan  anne  örnekleri  bu  yasağın  öyle  kolay kolay  kabullendirilemeyeceğini  gösteriyor.Zira  yasağın  boyutlarının  daha  da  genişleyeceği  sinyalleri de  var.Yasak  üniversitelerde  kalsa  bile  müslüman  bir  ülke'de  genç  kızlar  dini,  hassasiyetlerini  ön  planda  tuttukları  müddetçe  bu  sorun  büyük  bir  mutsuzluk  kaynağı  ve  bir  yara  olarak  toplumun   gündeminden  düşmeyecektir.

 

Ak  Partiyi  sivil  anayasa  çalışmaları  yapılırken  mecradan  sapıp  sadece  başörtüsüne  odaklandığı  için  bu  yasağın  tetiklendiği  ileri  sürülüyor. Aslında  sivil  anayasa  çalışmaları  devam  ettirilse   bile  cumhuriyet  elitlerinin  yüksek  yargı  ve  askeri  bürokrasisinin  bu  özgürleşmeye  bir  şekilde  müdahale  edeceği  şimdi  daha iyi anlaşılıyor. Kuzuyu  yemeyi  aklına  koymuş  olan  kurt  için  bahane  çoktur. Mesele  doğru  okunmalıdır. Gemileri  yakarak  başörtüsüne  müfritçe  karşı  olan  güçlü  bir  azınlık  mevcuttur.Demokrasi,  özgürlük, insan  hakları  vb.  kavramlar  onların  kitabında yoktur.Onlar  için  tehdit  sıralamaları  vardır.Damda  namaz  kılma  cür'eti  göstermiş  öğrenciler, bodrumda   namaz  kılmaya çalışan  öğrenciler ,  20  yıl  iktidarda  kalma  ihtimali  olan  partiler  gibi  tehlikeler  fena  halde  gözlerini  karartmakta  ve  yasalarını  ilk  yiyen  kendileri olmaktadır.Anayasa  çalışmalarının  her  kesime  özgürlük  getirmesi  gerektiğini  başörtüsü  konusu  gündeme getirildiğinde  açıkça  ifade  etmiş  bir yazar olarak  şu anda da  çifte  standartsız  yazmanın  rahatlığını  yaşıyorum.Bu  konuda  yıllarca  mücadele  verdiğimiz  halde  başörtüsünün  anayasa  çalışmaları  durdurularak  tekil  bir  halde  ele  alınmasını  en  çok  eleştirenlerden  idim.Çünkü  sadece  bir  kesimin  rahatlaması  ile  Türkiye'nin  sorunları  çözülemezdi.Sağcının, solcunun, Türk'ün,  Kürt'ün , alevinin  ,  sünninin de  eşitlikçi  bir  anlayışla    sorunları  çözülmedikçe  bu  toplumun   rahatlayamayacağını defalarca  belirtmiştik.

 

7-2-2008 tarihli  BAŞÖRTÜSÜ İLE İMTİHAN EDİLMEK” başlıklı köşe  yazımda  şunları yazmışım.

"Ak Parti ve MHP arasında bu konuda bir pazarlığın yapılmış olması ihtimali üzüntü vericidir. Başörtüsü sorununun o da üniversitelerde çözülmesine karşın 301. maddenin Çözümsüz bırakılması veya Kürt sorununun temel özgürlüklerden uzak bir çerçeveye oturtulması kabul edilemez.  Bu husus ta çözüm pozisyonundaki partilerin imtihanıdır. Özgürlüklerin pazarlık konusu edilemeyeceği bellidir.  Yıllarca acı çekilmiş bir sorunun başkalarının yıllarca çektiği acıların katmerleştirilmesine göz yumarak çözülmesi kabul edilemez bir durumdur. Özgürlükler kirli pazarlıklara  kurban   edilemez. Zaten yasağın bu şekilde kalkması aceleye getirildiği izlenimi edindirmektedir.  İyi hazırlanmamış bir teklif ile anayasa mahkemesinin iptali ile karşılaşmak havanda su dövmenin de ötesinde imtihanı kaybetmek anlamına gelmektedir. Hem özgürlükler konusunda sınav kaybetmek hem de bir çuval incirin berbat edilme tehlikesi mevcuttur. Yıllardır bekleyen mağdurlar ayakları yere sağlam basmayan bir çözümle boşuna umutlandırılıyorsa bu çok vahim bir tablo oluşturur.

 

Ancak son  gelişmelerden  sonra    sonra  çeşitli şekillerde  Ak  Partiye  karşı  suçlamaları  devam  ettirmenin  bir  anlamı  yoktur. Zira  gözünü  yasa  çiğneme bürümüş  anayasa  mahkemesi  üyelerinin  bulunduğu  bir  ülke'de  ne  kadar  adil  davransanız da  boşunadır. Kurt  başörtülü  kızı  yiyecektir.

 

Bu  yasaklamada bir  imtihandır. Ya  her şey bitmiş  geri  dönüşümsüz   olduğunu   düşünerek  yasağı kabullenmek  zorunda   kendinizi  hissedeceksiniz  ya da  milletin  kararı  üzerinde  başka  bir şey  olmadığını  anlayarak  gereken  girişimleri  yapacaksınız.Yasakçılar  yasağın  tüm  toplumun  derdi  olmadığını  Ak  Parti  seçmeninin  öncelikli meselesi  olmadığını  düşünerek  bu kararı  aldılar.Onlara  göre yasağın  bitmesi    sadece  küçük  bir  azınlığın istemidir. Ama  böyle  yaparak  aktif bir  şekilde direnenlere  destek  vermese de   meseleyi artık   daha  iyi anlayan  bir   topluluk oluşturduklarının  farkına  varamıyorlar mı? Aslında  bu  olay  cumhuriyet  ve  demokrasi  değerlerinin  bir  takım  güçler  tarafından  habire  ayaklar  altına  alındığını  daha  geniş kitlelere  göstermekten  başka  neye  yarıyor?Yarayı  derinleştirmekten başka  neye  yarıyor?İç  yüzlerinin  ortaya  çıkmasından başka  neye  yarıyor?

 

367  rezaletinden  sonra  yeni  hukuk  skandalı  ile  karşılaşmak  belki  çok  moral  bozucu. Ama  tüm  mücadelelerin  ihsan  yoluyla  değil  ısrarlı taleplerle  kazanılacağını bilmek  zorundayız. Anayasa  değişikliği  için  tekrar  çalışmalara  başlamaktan,  meclisin  iradesinin  her şeyin  üzerinde  olduğunu  göstermekten  başka bir  yol  yoktur. İnsan haklarına  dayalı  demokratik  bir  cumhuriyetin  olabileceğini   en  azından  bizlerin  tüm dünyaya  göstermesi  gerekir.

 

 

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0052 2.0149
Dolar 1.5858 1.5934
Sterlin 2.3896 2.4021
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar