Türkiye’nin İngilizce durumu...
Milli Takım son dakika attığı mucize bir golle yarı finalin yolunu açtı. 'Tanrı Türkçe mi konuşuyor?' ya da 'mucize bizim işimiz mi?' onu bilmiyorum ama baktım Anglo-sakson basın aynı şeyin siyasette olup olmayacağını sormakta.
Bir anlamda çizdikleri tablo Türkiye'nin İngilizce hali... 'Keşke mucizeler Türk siyasetinde de yaşansaydı... Ülkenin, kendi kendine yüklediği son krizden çıkmaya ihtiyacı var. Bir yılda ikinci defa, eski laik yapıyla kökleri İslam'da bulunan seçilmiş bir hükümet arasındaki ihtilaf Türkiye'yi bölmüş ve felç etmiş durumda. Gerilimler, Müslüman dünyanın en güçlü demokrasisini tehlikeye atacak biçimde tırmanmaya mahkûm gibi görünüyor.
İhtilaf görünürde İslam ve onun en etkili sembolü olan başörtüsüyle ilgili. Fakat, siyasi güç üzerinde daha geniş çaplı bir mücadele de söz konusu. Kemal Atatürk'ün modern Türkiye'yi kurmasından bu yana, laikler, ordu, devlet bürokrasisi, okullar ve mahkemeler üzerindeki kontrolleri aracılığıyla ipleri ellerinde tutuyordu. Fakat bu yüzyılda oyları alan ve reformları yapan iktidardaki AKP.'
***
'...AKP'nin yükselişi, hızla değişen bir Türkiye'de yeni seçkinlerin yükselişini yansıtıyor. Partinin destekçileri genelde, kırsal bölgelerdeki mavi yakalı ailelerin yanı sıra, İstanbul ve diğer kentlerin çevresindeki daha alt sınıf banliyölerden geliyor. Genellikle gelişmekte olan özel sektörde çalışıyorlar. Ayrıca, sosyal ve kültürel açıdan daha muhafazakárlar.
Kentli, eğitimli laik yapı, bu yeni gerçekliği rahatsız edici bulan bir azınlık. Kime oy verecekleri konusunda aldıkları kararlarda sıradan Türklere güvenmiyorlar ve onlar için neyin daha iyi olduğunu kendilerinin bildiğini savunuyorlar. Bir ironi de söz konusu: Son birkaç aydaki hareketlerine bakılırsa, artık laikler Batı'nın önde gelen muhalifleri ve bizzat laikliği tehdit ediyorlar. Türkiye AKP yönetiminde, İslam'la demokrasiyi uzlaştırmaya ve Kemalizm'in otoriter kurallarından Batılı liberalizme doğru baş döndürücü bir hızla ilerliyordu.'
***
'Asıl sorun, 1982 anayasasını onaylamak için oy verenlerin yeni nesillere değiştirilemez kanunlar dayatmaya ahláki açıdan haklarının olup olmamasında yatıyor. Gerçek demokratların pek azı buna evet diyecektir. Bir anayasanın değiştirilmesini zorlaştırmak ayrı, imkánsız kılmak ayrı. Günümüz anayasasını onaylayan halk oylamasının askeri vesayet altında yapıldığını da unutmayın. Günümüz yargıçlarının, 1982 generallerinin kontrol etme amacını yansıttığından da pek şüphe yok.
Şimdi ne olacak? Çoğu kişi mahkemenin hem AKP'yi kapatacağını, hem de karizmatik lideri Başbakan Tayyip Erdoğan'a siyaset yasağı getireceğini düşünüyor. Bunu yaparken arkalarına generallerin ve seçmenlerin olsa olsa yüzde 20'sinin desteğini alacaklar.'
***
'Türkiye'de birçok kişi şu anki otoriter modelin bir kenara atılıp yerine AB normlarını benimsemiş modern 'demokratik, sivil' bir anayasa getirilmesinden yana. Ancak Anayasa Mahkemesi mevcut anayasanın değiştirilemez maddelerini değiştirmesi nedeniyle böyle bir anayasayı geçersiz kılabilir. Bu sonsuza kadar devam edebilecek bir satranç oyunu ama er ya da geç ülkedeki iki gerçek güç (generaller ve halk) konuşacak. Generaller mahkemeyi desteklediklerini açıkça ilan etti. 1960'tan beri dört hükümeti ezdiler, beşinciyi de ezebilirler. Eskiden olsa, görüşleri sorulsa Türklerin çoğu askeri darbeleri desteklediğini söylerdi. Bugünse kamuoyu yoklamaları çoğunluğun muhalif olduğuna işaret ediyor. Böyle bir siyasi durum ilk kez yaşanıyor.'
***
'Şimdilik Türkler sokaklara dökülmüş değil. Asıl istedikleri kendileri ve çocukları için ekonomik bir fırsat, barış ve huzur ki, AKP Türk ekonomisini başarıyla yönetmesi sayesinde nihayet bu imkánları sunmaya başlamıştı. Bu ortamın tersyüz edilmesinden hoşlanmayacaklardır. Bu nedenle, normalde kavgacı olan Erdoğan'ın ateş püskürürken görmemize daha var. Tabanının görüşlerini yansıtarak Erdoğan son beş yıldaki ilerlemeyi riske atmayacaktır. Türkiye'nin laik yapısı (mahkemeleri, bürokrasisi ve generalleri) nihayet zarafetle biraz güçten vazgeçecek mi, yoksa yerlerinden milim kıpırdamayıp halkın tepkisini görme riskini mi alacaklar, asıl konu bu.'
***
'AB seçilmiş bir hükümetin devreden çıkarılmasının ve buna izin veren bir anayasanın, üyelik isteyen bir ülkede kabul edilemeyeceğini açıkça belirtti. Bush yönetimi tarafsız. Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice bu ay başında AKP'li Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın yanında durarak şunu söyledi: 'Türkiye sorunlarını hiç şüphesiz demokratik süreciyle çözecektir.' Ne yazık ki bunda kaçınılmaz olan hiçbir şey yok. Rice'a Türkiye'de 'demokratik bir süreç' olmasını istiyor mu, o sorulmalı.'
***
Bunlar bir iki gün önce The Wall Street Journal ve Newsweek'de yayınladı... Radikal Gazetesi de Türkçeye çevirdi...
Kısacası İngilizce halimiz bu.
Futbolda mucize noktasına geldik, bunu siyasette de yapabilecek miyiz ?
Dünya bunu soruyor...
STAR