Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Altan
Hangisi manşetlik?
Çarşamba, 18 Haziran 2008 07:17

Dün Salı'ydı. Siyasetle halvet olmuş Türk kamuoyu için Salı gününün anlamı nedir? Siyasi parti genel başkanlarının Meclis Gruplarındaki söyledikleri. Ertesi gün medya da daha ziyade bunları görür...

Zaten özü ve ruhu itibariyle dışa kapalı Türkiye, epeydir bu müzmin hastalığını daha derin yaşamakta...

'Anka Kuşu'nun Mars'a inişi de... Şimdi AB'ye ciddi bir sorun olarak dönen İrlanda'daki Lizbon Antlaşma referandumu da... Bırakın ilk sayfaları, yazılı medyada neredeyse kendine yer bulamıyor... Dünyanın mezrası gibiyiz...

***

Dün bir anlığına bu anlayışın tersine çevrildiğini düşündüm... Ankara'yı yerkürenin 'odağı' olarak algılayan kasaba anlayışını terk edip... 'Dünyalı' olmayı...

Yerküre'den Türkiye'ye bakmayı 'esas' alan bir yeni anlayış... Anka Kuşu'nun Mars'a ineceği gün de... İrlanda'nın referandumu da manşetlerden görülse... Eminim ki, altı aya kalmaz Türkiye'nin havası değişir...

***

Eminim...

AB ile müzakere sürecinde dün iki başlık daha açılması da özellikle yazılı medyada kendine heyecanlı bir yer bulamayacak...

'Şirketler Hukuku' ve 'Fikri Mülkiyet Hukuku'... bu iki başlık, Başmüzakereci ve Dış İşleri Bakanı Ali Babacan'ın katılımıyla Lüksemburg'da düzenlenen Hükümetlerarası Konferans'ta açıldı.

Böylece, Türkiye müzakerelere konu 33 başlıktan 8'inde üyelik görüşmelerini başlatmış oldu. AB yetkilileri 'kriterleri' yerine getirmemiz halinde, yedi başlıkta da 'müzakere' başlatacaklarını yinelediler..

Sağlıklı bir ülke olsak...

Medya sadece iki başlığın açılmasını değil, Şirketler ve Fikri Mülkiyet Hukuku konusunda da çarşaf çarşaf yazılar döktürür, ortalama bir okurun hem süreçten, hem de AB ile Türkiye kıyaslamasından haberdar olmalarını sağlardı...

Nerde? Açılmış olan sekiz başlıkla ilgili herhangi bir bilginiz var mı? Sen AB ile ilgilenme ama AB seninle ilgilensin...

***

Laf gelmişken...

Önceki gün başlayan Dış İşleri Bakanları zirvesinin ana gündem maddesi, İrlanda'nın referandumda 'hayır' demesiyle başlayan Lizbon Antlaşması krizi oldu.

Dışişleri bakanları, Lizbon Antlaşması'nın hala geçerli olduğu, ancak anlaşma için 'hızlı bir tamir' süreci olamayacağı görüşünde birleşti.

Toplantı sonrası konuşan İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, yaygın görüşün İrlanda'ya çözüm bulması için zaman tanımak yönünde olduğunu ifade etti.

Yarın da liderler zirvesi var... Muhtemelen ona da dönüp dikkatle bakmayacağız...

***

Birliğin Dış İşleri bakanları ayrıca İsrail ile ilişkileri geliştirmeyi, İran'ın nükleer programı hakkındaki diplomatik gelişmeleri ve Kosova'daki polis misyonunu görüştü ve İsrail'le ilişkilerin geliştirilmesi yönünde karar aldı.

Bakanlar, bu süreçte İsrail-Filistin sorunun da göz önünde bulundurulacağı taahhüdünde bulundu. Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Javier Solana ise İran'a yeni yaptırımlar uygulanması konusunun dün ele alınmadığını belirtti. Bunlar Türkiye açısından da hayati konular değil mi?

***

Ulusalcıların bir geyiği var, biliyorsunuz:

'Nasıl olsa bizi almazlar.'

Avrupa Komisyonu'nun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, Lizbon Anlaşması ile ilgili tartışmanın Türkiye'nin de içinde bulunduğu genişleme sürecini tehdit etmediğini söylemesi...

Rehn'in 'İrlanda'nın antlaşmayı reddinin yarattığı zorluklara rağmen Türkiye'ye verdiğimiz üyelik perspektifi sözünün arkasındayız' demesi, acaba onlara kapak olur mu? Rehn, 'Türkiye ile iki müzakere başlığının' açılmasını da, Avrupa'nın sözünün arkasında olduğunun kanıtı olarak gösterdi...

Ayrıca... Olli Rehn, AKP'ye kapatma davası konusunda da, 'Partilerin kapatılması, Avrupa'daki normal demokrasilerin işleyiş biçimi değildir' sözlerini tekrarladı.

***

Dokuzuncu uyum yasası iki buçuk yıl bekledi... 301 sürünüp durdu... Siyasi hamaset reform arzusuna üstün geldi...

Hala daha AB'nin istediği 'Kamu İhale yasası'na direnen, AB Genel Sekreterliği'ni lağvetmek isteyen bir anlayış var...

AB'yi suçlamak yerine, 'tek kale maç' anlayışı benimsesek, inanın 2014'de 'tam üye' oluruz... Bizi kimse tutamaz, kimse engel olamaz... Ama rögar kapağı olmadığı için kanalizasyonda çocuklarımızı boğan bir ülke olduğumuzu unutup, esip gürlüyoruz...

***

Yeni Anayasa sürecini dondurmuş...

IMF çıpasını atmış... AB reform sürecine gönül koymayan bir duruş, Türkiye'yi bugünlere anında geri getirdi...

Şu an Ankara siyasetinden pek umut yok... Umut medyada olabilirdi? Nasıl mı?

Ankara haberlerini iç sayfalara, dünya haberlerini de manşetlere taşıyarak...

AB ile dün açılan iki başlık bizim geleceğimizi, grup toplantılarından çok daha fazla ilgilendirmekte...

Çünkü eski zihniyetin tek derdi var: AB sürecini dinamitlemek...

'Yeni' olduğunu söyleyenler neden bundan ders almaz, anlaşılır gibi değil...


STAR

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0585 2.0684
Dolar 1.5118 1.5191
Sterlin 2.2570 2.2688
RÖPORTAJ
Anket
Yerel seçimler yaklaşırken, partiler arasındaki yarış da kızıştı. Peki sizce bu yarışı kim kazanacak?










Foto Galeri
Videolar