Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Altan
Çocuk mezbahası gibi...
Pazartesi, 04 Ağustos 2008 06:33

Dünkü haberler 'kara dizi' gibiydi. Antalya yanmaya devam ediyordu. Öğle saatlerinde, dört gündür süren yangın, rüzgarın etkisiyle Musa Dağı'nın zirvesine doğru büyümeye devam ediyordu.

Yangının sadece tek bir köyde altmış aileyi evsiz bırakmasının yanısıra bir kişinin de yanarak öldüğü anlaşılmıştı.

Yok olan orman, evsiz kalan acılı köylüler, yanarak ölen talihsiz kişi, pazar gününü nefessiz bırakmaya başlamıştı ki...

Ankara'dan dehşet bir başka haber daha geliverdi.

* * *

Ankara'da Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde başhekimin açıklamasına göre 'son 15 günde 20 bebek' yaşamını yitirmişti.

Sağlık Emekçileri Sendikası'na göre ise 'son bir hafta içinde hastanede enfeksiyon nedeniyle 27 bebek' ölmüştü.

Ölümlerin yüzde 30'unun enfeksiyon kaynaklı olduğu tahmin ediliyor.

'Tahmin ediliyor' diyorum çünkü bebeklerin neden öldüğü tam da bilinmiyor.

Başhekim şunları söylüyor:

'Ölen bebeklerin bir kısmında enfeksiyon var. Ancak bu enfeksiyonlara hastane enfeksiyonu diyemedik, iki gündür bunun için uğraşıyoruz. Kültürler alınıyor. Her bebekte aşağı yukarı farklı mikroorganizmalar var. Hastane enfeksiyonu denilebilmesi için bazı enfeksiyonların yoğun bir şekilde olması lazım.

Yani bir enfeksiyonun, ölümlerin çoğundan sorumlu olması lazım. Böyle bir şey yok. Enfeksiyon tespit edilen bebek sayısı hakkında ayrıntılı bilgiyi daha sonra vereceğiz. Kültürlerin sonucunu bekliyoruz. Sonucun netleşmesi için 48 saate ihtiyacımız var.'

Bir hafta içinde bir ülkenin başkentindeki bir doğum hastanesinde farklı iddialar altında bunca bebek ölümü söz konusu iken, Sağlık Bakanlığı ne yapar diye kendi kendime soruyordum...

* * *

Ama bu sorunun anlamsızlığının kendim de farkındaydım.

Çünkü Konya'daki on sekiz kız çocuğumuzun neredeyse taammüden ölüme bırakıldığı ve sessizce geçiştirilmek istendiğini gördüğüm trajedinin ayrıntılarını daha dün sabah okumuştum:

'Mevzuata göre, MEB'in, ortaöğretime yönelik açılan yurtları mülki idare amirlerinin hazırladığı plan doğrultusunda yılda iki kez denetlemesi gerekiyor. Bakanlıktaki belgelere göre, söz konusu yurt, son olarak kaymakamlık tarafından 29 Mayıs 2008'de denetlendi. Ancak hazırlanan raporda yurdun ne kaçak Kuran kursu olarak kullanıldığı ne de binadaki teknik yetersizliklerle ilgili bilgi yer almadı.

Üstelik denetimin yapıldığı tarihte yurdun ne deprem ne de itfaiye raporu bulunmuyordu.

Tüm belde halkı yurtta kızlara yönelik kaçak Kuran kursu eğitimi verildiğini biliyordu. Ancak mevzuata göre ne yurtları denetlemekle görevli MEB, ne de Kuran kurslarının açılmasına izin vermek ve denetlemekle görevli Diyanet İşleri Başkanlığı bunun farkına varamadı.

Her iki kurum, faciadan sonra sorumluluklarını yerine getirdiklerini açıkladı. Oysa ya MEB müfettişleri ya da Diyanet'in durumu fark etmesi gerekiyordu.'

Göz göre göre çocuklar öldürülmüştü ve bir tek 'şikáyetçi' yoktu...

Çoluk çocuğu özensiz binalara doldurup ölüme yollayan, konuyu da araştırmadan kapatmanın daha hayırlı olduğuna inanan bir aldırmazlık kuyusuna mı yuvalanmıştık? 

* * * 

Aslında Ankara'daki bebekler...

Konya'daki kız çocukları...

Tuzla'da ölümü sessizce geçiştirilen yüz birinci tersane işçisi...

Devlet içine sızan çetelerin himayesindeki kaçak insan ticaretinin, cesetleri tarlalara boşaltır hale gelmesi...

Düşündüm...

Bebeklerin, çocukların, insanların 'kutsal' sayılmadığı bir diyarda, yazının ne kıymeti harbiyesi olur ki?

Olaylar, 'kara pazarı', yazıdan çok daha delici bir biçimde zaten anlatıyor...

Yeter ki, bizde vicdan olsun...

 

Star


 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0052 2.0149
Dolar 1.5858 1.5934
Sterlin 2.3896 2.4021
RÖPORTAJ
Anket
Hindistan saldırılarını Müslümanlar mı yaptı?












Foto Galeri
Videolar