Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mehmet Altan
AK Parti susmaya devam edecek mi?
Cuma, 22 Ağustos 2008 05:05

Dün yazıya oturduğumda, Yaz sonbahara doğru viraj alıyordu ve günlerden perşembeydi.

Sanki kulislerde konuşulan vehamet senaryolarına uygun bir şekilde melun eller sağda solda bombaları patlatmaya, insanları öldürmeye daha genişleyen bir şekilde devam ediyordu...

İçeride istikrara yönelik tehdit genişlerken dışarıda da, Soğuk Savaş havaları Rusya-Suriye görüşmesinin tempoyu hızlandırmasıyla, daha da bir yüksek volümden çalınmaya başlandı...

Henüz Türkçe konuşamayan yeni ithal sporcumuz ilk altını alırken, Bolt 200 metrede de rekor kırarak, insanoğlunun spordaki rekor kırma sınırının sürekli daha ileriye doğru gelişebileceğini ispatlar gibiydi... 

* * * 

Gazeteleri dipli köşeli okurken, CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu,'nun AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin 1 milyon dolar karşılığında iş takibi yaptığına dair iddialarını sürdürdüğünü de gördüm...

Bence, CHP çok uzun zamandır belki de ilk defa gerçek bir muhalefetin yapması gerektiğini yapıyor, belgelediğini söylediği bir yolsuzluğun peşini bırakmıyordu...

Siyaset dünyası özellikle özel sohbetlerde her gün artan bir biçimde yolsuzluk hikayelerini tefrika eder oldu... En dürüst sandığınız hakkında bile şaşırtıcı iddialar duymak mümkün...

Hangisi doğru, hangisi yalan, hangisi rakip tekmesi belli değil...

Eğer 'bal tutan parmağını yalar' ya da 'tüm siyasal iktidarlar yolsuzluk yapar' türü sulandırmalardan haz etmiyorsanız, bu iddiaların panzehiri saydamlaşmadır...

Aslında 'dürüst' birisine 'hırsız' dendiğinde, eğer bu alçakça bir yalan ise bunun cevabı en üst tondan avaz avaza 'bir refleks' olarak verilmez mi? İnsanların haysiyeti ile oynamak da, buna hedef olmak da susarak geçiştirilecek bir iş değildir...

Japonya'dan Fransa'ya bu tür iddiaları nasıl da bir 'onur' sorunu yapan siyasetçilerin adlarını sıralamaya gerek duymuyorum... 

* * * 

Daha önceleri Tuzla'yla da ilgili aynı tür iddialara hedef olan Şaban Dişli'yle ilgili tartışmaları başından beri izliyorum...

Doğrusu iş netlik kazanmayınca, AK Parti'den Edibe Sözen'in tasarısına gösterilen resmi tepki paralelinde bir açıklama bekledim...

Ama tam tersine, Dişli'nin iddiaları 'mahkeme' yerine AK Parti'den bir yetkilinin de katıldığı Berat Kandili'nde düzenlenen bir basın toplantısıyla 'Allah'a havale' edildi...

İddialar karşısındaki savunma, 'vicdanen' ne kadar doyurucu? 

* * * 

Türkiye'de siyasetin nasıl iğrenç bir şekilde, muhalifi sadece imha etmeye yönelik yapıldığını biliyorum... Doğru olan bir suçlamayı 'kabulün', 'hezimet' olarak kabul edildiğini...

Önemli olan işlerin doğrusunu yapmanın değil, rakibe zemin kaybettirmek olduğunu herkes görmekte...Tüm bu tiksindirici metodlara rağmen, yolsuzluk iddialarına daha farklı bakmak da fayda var... Çünkü her suçlamayı Türkiye usulü siyasetin sosu olarak algılama, yolsuzlukların da bünyeyi zehirli sarmaşık gibi sarmasına yol açıyor... 

* * * 

Nitekim...

Konuyu azimle kovalayan CHP Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu da, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli'nin 1 milyon dolar karşılığında iş takibi yaptığına dair iddia hakkında sessizliğini korumasını eleştiriyordu...

Kim olursa olsun rüşvet skandalına bulaşanların siyasette yerinin olamayacağını vurgulayan Kılıçdaroğlu, 'siyasette ahlakı egemen kılmanın' günümüzün ortak paydası olduğunu belirtip, şöyle diyordu:

'Suskunluk, toplumsal ahlaki değerlerin aşınmasına yol açar. O nedenledir ki, Sayın Başbakan'ı bu ortak paydayı yaratmaya katkı vermek için göreve davet ediyorum. Başbakan'ın konuşmaması halinde görev TBMM'nin saygınlığını koruması gereken kişiye, yani TBMM Başkanı'na düşmektedir. Kendisini de göreve davet ediyorum'

Dişli hakkındaki iddia 1 Ağustos'ta dile getirildi... Bugün ayın yirmi ikisi...

Taç'a atılması zor, ısrarlı bir iddia hakkında suskun kalmak için uzunca bir zaman... 

* * * 

Türkiye büyük çoğunluğun...

Para, pul...

Mevkii, makam için çıldırdığı bir ülke...

Bunu da en kestirmeden siyaset sağlamakta...

O nedenle toplumsal şiarımız 'üretime değil, yönetime yakın olmak'...

Etkin boş makamlara 'aday adaylığının' sayıları durumun resmi gibi... 

* * * 

Hep söylerim...

Eski bir bakan, yapılan bir bilimsel araştırmanın 'Türkiye'nin en ağır skandalları bile en geç yirmi üç günde unuttuğunu' ortaya koyduğunu söylemişti.

Yirmi üç gün 'dişini' sık, gerisi kolay...

Her şey unutulmakta... 

* * * 

AK Parti Kılıçdaroğlu'nun iddialarına daha bir ciddiyetle eğilecek mi, eğilmeyecek mi? Eğer bir haksızlık var ise, acilen mahkemelerin yolunu tutmak... Ya da, bu iddialar da gerçeklik payı var ise de, işin gereğini yapmak gerekmez mi? 

* * * 

On bir gündür ortada ciddi bir iddia var...

Karşısında ise ciddi bir tavır görülmüyor...

Bunun çaresi durumu 'susarak' mı atlatmaktır?

AK Parti daha ne kadar susacak?

 

Star

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0052 2.0149
Dolar 1.5858 1.5934
Sterlin 2.3896 2.4021
RÖPORTAJ
Anket
Hindistan saldırılarını Müslümanlar mı yaptı?












Foto Galeri
Videolar