Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Medyamızın 'Bilim ve Fizik Özürlülüğü'
Son günlerde medyamızda bir fizik âşıklığı, bir kıyamet lafazanlığı aldı yürüdü. Ne kadar “bilim” ilgisiz olduğumuzu anlamak için son birkaç güne bakmak yeterli…
Çarşamba, 10 Eylül 2008 05:46


Oğuz ESER / TIMETURK

 Big Bang’den başka tekillik yoktur, özürlü medya onun kulu ve elçisidir”. Bu sözler Timeturk’ün bir yorumcusuna ait. Tüm dünya ve Türkiye medyasının “gazına gelen” bizlerin attığı bir başlığı eleştiren yorumcumuz şöyle devam ediyor: “Amerika tüm dünyada "End Times" naraları atarken, "aha bakın bilim de dünyanın sonunu getirecek" diyerek rasyonelleştirmeye çalıştırdığı "Kıyamet zorlamasına" siz "inanıyorum" diyenler de ortak olun

Oldukça yerinde bir tespit. Yurtdışındaki basına ve Türkiye’deki basına baktığımızda CERN’deki bu deneyle ilgili olarak Kıyamet’in ortak paydaş olduğunu görüyoruz. CERN çok uzun zamandır var ve içinde şu an yapıldığından çok daha tehlikeli deneyler daha önce yapıldı. Enerji ve büyüklük bakımından olmasa da kurulduğu yıllardaki bilgisayar ve güvenlik/sensor teknolojileri düşünüldüğünde tehlike bugünün çok çok üzerindeydi. Bir şey olmadı.

Peki, medyanın bu ilgisi neden kaynaklanıyor? İlki yorumcumuzun söylediği rasyonelleştirme çabaları. Bu tarz politikaları ABD ya da büyük güçler uzun zamandır kullanılıyor. Örneğin, Da Vinci Code ya da Kutsal Kase gibi kitaplar ve filmlerle “Hz. İsa’nın soyunun olduğu” tüm dünya kamuoyunda rasyonelleştirildi. Yani yarın öbür gün biri çıkıp gelse ve "Hz. İsa’nın soyundanım" dese, insanlar “Evet, duymuştuk” diyecekler. Hz. İsa’nın soyundan gelen birisinin İsrail’in yasal veliahdı olması ise başka bir konu. Benzer şekilde X-Men’ler ya da evrimin bir sonraki basamağı varmış gibi algılar kamuoyunda yaratılmaya çalışılıyor.

CERN’le ilgili koparılan kıyamet yaygaraları da benzer bir algı yolunu açmakta. İnsanlar için kıyamet, bir gurup bilim adamının deneylerinin sonucu olabilir gibi gösterilmeye çalışılıyor. Kıyametin manevi ya da dini terminolojiyle gaybi bir kavram olmasının da altı bu şekilde oyulmuş oluyor. İnsanın kendi ölümü yeterince kafi bir kıyamettir.

KIYAMETİ KİM KOPARIR?

Bu CERN haberleriyle ilgili diğer bir noktada medyamızın ne kadar “bilim özürlü” olduğunu göstermesi oldu. Örneğin, bu gün Yeni Şafak’ta bugün çıkan habere bakalım. “Kıyameti karanlık madde koparacak” başlığı taşıyor. Bu “inanan ve dindar” olduğunu söyleyen bir medya için facia. “Kıyameti karanlık madde değil Allah koparır” değil miydi?

Burayı bir kenara bırakalım, Yeni Şafak haberinde “Dünyanın oluşumuyla ilgili Big Bang Teorisi çürütüldü” diyor. El İnsaf! Birincisi Big Bang dünyanın oluşumu değil, Evrenin Yaratılışı’dır. Yaratılış diyorum, çünkü bu teoriyi kabul eden tüm bilim çevreleri Big Bang’i Creation of Universe olarak betimler. “Big Bang’de olduğu gibi, dünya dev patlama sonrasında büzülmeyecek” ve “En kötüsü de bilimsel olarak kıyamet kopacak” gibi ifadelerle yazı baştan aşağı fizikle ilgili hatalarla dolu.

Medyamızın “bilim özürlü”  olmasının yanında Boğaziçi Fizik Bölümü’nden Hocam Prof. Metin Arık’ın da burada "naçizane" bir hatası var. Konuşacağı gazetecilerin diplomalarına bakması gerekirdi, ya da temel fizik sözlüsü yapması. Kendisi bir fizik aşığı olduğu için, medyaymış, insanmış ayrımı yapmadan herkese bildiği şeyleri anlatmaya çalışmasının istenmeyen bir sonucu bu.

PROF. ARIK’TAN MURAT BİRSEL’E DERS

Bu sadece Yeni Şafak’a özgü bir durum da değil. Prof. Arık, CNBC-e Son Baskı’da Murat Birsel’e az önce konuktu. Metin Hoca, kesin dille “bir şeylerin ters gitme olasılığını” reddetti. Birsel’in Don Brown’la başlayan, Einstein, Allah, madde ile bulamaç yapıp da soramadığı soruya Prof. Arık’ın verdiği “herhalde öyledir” cevabı oldukça iyiydi.

Hatırlanacağı üzere Prof. Metin Arık, Isparta’da ATLASJET’E ait uçağın düşmesiyle yitirdiğimiz Türkiye’nin sayılı parçacık fizikçilerinden Engin Arık’ın eşi. Birsel, bu konuyu da sordu kendisine. Daha önce cılız sesle medyamızda yankılanan iddialarını yineledi Prof. Arık: “O uçak uçmaması gerekiyordu. Kara kutusu arızalı. Hala resmi kaza raporu açıklanmadı. Uçak İran’a gitti. Oraya gitti, buraya gitti diyip örtbas ediyorlar”. Daha önceki açıklamasında Prof. Arık, “Atlasjet 1,5 milyon doların üzerine oturdu” demişti.

Birsel’in “sabotaj olabilir miydi” diye ısrarı üzerine Prof. Arık’ın verdiği cevap oldukça anlamlı. Arık, “Bu benim işim değil” derken aslında, medyamızda son zamanlarda sürüp giden bu “bilim özürlülüğe” de bir gönderme yaptı. Medya’nın işi, Isparta’da Atlasjet’in “uçmaması gereken uçağını” ya da “sabotaj iddialarını” araştırmak olmalıydı, Prof. Arık gibi fizikçilerin işleriyle ilgili “özürlü ahkâmlar” kesmek değil!

 

ülke tv
zeki
severek izlediğim ülke tv de bu haber " einstein'ın bulduğu bigbang teorisi" diye verildi. teorinin einstein la ilgisi yok. hatta uzunca bir süre einstein durağan evrene inandı. teoriye itiraz etti. yukarıdaki yazıda da murat birselin metin hoca karşısındaki aczi habercilerimiz popüler bilim kültüründen yoksun olduklarını gösteriyor.
Salı, 09 Eylül 2008 23:32
temel ihtiyaçlara güvenceyi niye bulamıyorlar!
ulubatlı
bigbang ve bilimsel o kadar tartışma yapılıyor. insanların temel ihtiyaçlar (gıda, giyinme, barınma) konusunda güvence altına alacak sistemi bir türlü bulamıyorlar. ondan sonra yok yardım proğramları, iyiyniyet gösterileri, iyi insan rolleri.. timsahın göz yaşları gibi geliyor. eko sistemi yeniden doğal dengesine getirecek olan, temel yasalar neden ülke anayasalarına girmez? insan oğlu bindiği dalı kesiyor?
Salı, 09 Eylül 2008 20:22
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0585 2.0684
Dolar 1.5118 1.5191
Sterlin 2.2570 2.2688
RÖPORTAJ
Anket
Yerel seçimler yaklaşırken, partiler arasındaki yarış da kızıştı. Peki sizce bu yarışı kim kazanacak?










Foto Galeri
Videolar