Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Lübnan’da Sünni gruplar ikiye bölündü
Lübnan’daki son olaylarla birlikte ülkedeki Sünniler ikiye bölündü. Sünni gruplardan bir kısmı Hizbullah’a kesin destek verirken, bir kısmı da Hizbullah’ın karşısında yer aldı.
Cuma, 16 Mayıs 2008 19:22

Haber Merkezi / TİMETURK

Lübnan’da meydana gelen siyasi krizin ardından, Hizbullah'ın geçici süreyle Batı Beyrut’u ele geçirip, el-Mustakbel Partisi Genel Merkezi’ni kuşatmasıyla oluşan yeni gündem Lübnan’daki Sünni İslami gruplar arasında keskin ayrışmaların meydana gelmesine neden oldu.

Başta İslami Eylem Cephesi ve Tevhid Hareketi olmak üzere Hizbullah’a destek veren Sünni cemaatler Hizbullah’ın son eylemini “Amerika’nın ve Siyonizmin bölgeyle ilgili planına kucak açmış hükümeti yeniden doğru yola sürüklemek için yapılmış bir darbe” olarak nitelendiriyor. Her iki grup ayrıca, Hizbullah ile daha fazla işbirliği yapılmasını savunuyor.

Buna karşılık başta Selefi cemaatler olmak üzere belirli dini ve siyasi konularda Hizbullah’la uyuşmayan Sünni cemaatler “laik” olmasına rağmen hükümetle daha yakınlaşmaya ve buna paralel olarak Hizbullah’la olan ilişkilerinde daha sertleşmeye başladı. Öyle ki bu cemaatlerden bazıları kendi ifadeleriyle Lübnan’ı bir velayeti fakih devletine dönüştürmek amacıyla Hizbullah’ın yaptığı “Şii Darbeye” karşı ilk defa silahlı  mücadele seçeneğine başvurdu.

Ancak el-Cemaa el-İslami (Lübnan İhvanı Müslimin Hareketi) gibi hükümetle muhalefet arasında tarafsız olmayı tercih eden cemaatler de çoğunluğa uyarak Hizbullah’ı daha eleştirir hale geldi. Yalnız bu cemaatlere göre Lübnan’da olan bitenler siyasi bir krizdir Sünni-Şii çatışması değildir.

Gözlemcilere ve analistlere göre Hizbullah’ın Beyrut’ta gerçekleştirdiği eylemlerin en olumsuz etkileri Sünni Cemaatler arasında meydana gelen keskin kutuplaşmadır.

Aşağıda son bir haftadır Sünni Cemaatlerde meydana gelen tavır değişiklikleri yer almaktadır:

HİZBULLAH’I DESTEKLEYEN CEMAATLER

Bu cemaatler daha önce Hizbullah’ın ABD ve İsrail’in bölgeye dönük planına karşı mücadeleyi öngören projesine destek veriyordu. Son Beyrut olaylarında da Hizbullah’a olan desteklerini daha da artırdı. Hatta neredeyse Hizbullah’ın birer müttefiği haline geldiler. Bu cemaatler şunlardır:

1- İslami Eylem Cephesi:

İslam dünyasının tanınmış düşünürlerinden Fethi Yeken önderliğindeki bu hareket Hizbullah’a destek veren sünni cemaatlerin başında geliyor. Yeken’e göre Hizbullah’ın Beyrut eylemi ABD işbirlikçilerine ve direniş karşısındaki herkese verilmiş bir ders niteliğindedir. Yeken’in yardımcısı Şeyh Abdunnasır Cebri ise Lübnan’da olan bitenlerin mezhepçilikle hiç alakasının olmadığını söylüyor. Olay bölgeyi mezhep ve etnik temelde devletlere bölmek isteyen ABD-İsrail çizgisiyle Afganistan, Pakistan ve İran’dan başlayarak Irak, Lübnan ve Filistin’e oradan Somali ve Sudan’a kadar uzanan direniş ve Cihad çizgisi arasındaki siyasi çekişmeden ibarettir.

2- İslami Tevhid Hareketi:

Bu harekete göre, Hizbullah’ın Beyrut eylemi ABD-Siyonizm çizgisi yörüngesinde yürüyen Hükümeti doğru yola getirmek için yapılmış bir inkılaptır. Hareketin lideri Haşim Minkare önceki gün yaptığı açıklamada “Amerika’ya bel bağlayan iktidarın umutları suya düşmüştür. Zaten halkına karşı dışarıdan destek alan bir iktidar sakattır, zayıftır” demişti.

HİZBULLAH KARŞITI SÜNNİ HAREKETLER

Bu grup iki kısma ayrılıyor:

1- Resmi Din Kurumu (Lübnan Diyaneti):

Önceden iktidarın büyük ortağı olan, Hizbullah muhalifi, el Mustakbel Partisi’ne yakın olarak nitelendiriliyordu. Ancak Hizbullah’ın Beyrut’u ele geçirip El Mustakbel Partisi’ne ait merkezleri ve liderlerini muhasara altına almasından sonra çoğunluğa daha da yakınlaştı ve İran’ın bölgedeki çıkarlarına hizmet veriyor diye Hizbullah’ı daha sert eleştirir hale geldi.

Cumhuriyet müftüsü Sünni Şeyh Muhammed Reşid Kabbani tarafından temsil ediliyor. Kabbani muhalefetin başlattığı sivil ayaklanmanın daha ilk gününde şöyle diyordu: “Sünniler Beyrut’u işgal edecek silahlı bir güce dönüşen ve İran tarafından desteklenen Hizbullah’ın eylemleri yüzünden nefes alamaz durumda.” Cebeli Lübnan Müftüsü Muhammed Ali El Cuzu ve Akar Müftüsü Şeyh Usame Er Rifai de bu grupta yer alıyor. Bu kurumlar şimdi El Müstakbel Partisi’ne çok daha yakın hale geldi.

2- Selefi Cemaatler:

Dini ve siyasi konularda Hizbullah’a muhalif birkaç selefi cemiyet ve kurumdan oluşuyor. Bu gruba göre Şiiler Sünniler için tehlike oluşturuyor. Bu cemaatler laik olarak gördükleri hükümete Beyrut olaylarından sonra daha da yakınlaşmaya başladı. Aynı zamanda Hizbullah’a karşı askeri ve medya alanında hazırlanmaya başladı. Bu cemaatlere göre, Hizbullah’ın yaptığı Şii bir darbe girişimi olup amacı Sünnilerin bölgedeki gücünü ele geçirmek ve Lübnan’ı yoksul bir ülkeye dönüştürerek İran’a bağlı “Şii Hilali” içerisine katmaktır.

Lübnan’daki belli başlı Selefi gruplar:

A- El Lika El İslami El Mustakil:

Ülkedeki en önemli Selefi cemaattir. Muhalefet tarafından El Müstakbel Partisi’nin Kuzeydeki silahlı kanadını elinde bulundurmakla suçlanan Şeyh Kenan Naci gibi önemli şahsiyetler barındırır.

Beyrut olaylarından sonra bu grup Hizbullah’a karşı sert eleştiriler yöneltti. Hatta askeri eylemlere başladı. Öyle ki grubun resmi sözcüsü eski milletvekili Halid Dahir “Lübnan ordusu ve güvenlik birimleri Beyrut’u koruyamadıkları” gerekçesiyle “Hizbullah’ta temsil edilen İran ve Suriye çetelerine karşı” anavatan Lübnan’ı ve devlet kurumlarını korumak için “Lübnan Vatansever  İslami Direniş”i kurduklarını açıkladı.

“El Lika’ya” göre Beyrut olaylarından sonra direnişçi olduğunu iddia eden ancak Lübnanlılara özellikle de sünnilere karşı terör ve cinayet eylemlerine girişen milislere karşı böyle bir direniş hareketinin kurulması zorunlu hale geldi.

El Lika ayrıca Güvenliğin sağlanamaması, çete ve milislerin ülkenin ve halkın güvenliğiyle oynamalarına son verilmemesi durumunda subayları ve ordu mensuplarını istifa etmeye çağırdı.

“El Lika” Beyrut olaylarının meydana geldiği gün (8/5/2008) Hizbullah’ı “Beyrut’ta insanlara korku salmak, masum göstericileri öldürmek ve özellikle Müftü Kabbani, hükümet birlikleri, çoğunluk lideri Saad el-Hariri ve milletvekili Velid Canbolat gibi dini ve siyasi mercileri etkisizleştirmek amacıyla çeteler oluşturmakla suçladı. El Lika “Lübnan Ehli Sünneti’nin can ve mal güvenliklerine gelebilecek her türlü saldırıya ve Sünnileri etkisizleştiricek her türlü girişime karşılık vereceğini” söyledi.

B- Hidayet ve İhsan Cemiyeti:

Grubun başkanı Şeyh Daiyul İslam Eş Şehhal Lübnan’daki Sünni Mezhep mensuplarını olası tehlikelere karşı saflarını birleştirmeye çağırdı. Şeyh Eş Şehhal yayınladığı bildiride üç adım üzerinde durdu:

1- Tehlikelere karşı Sünni Mezhep mensuplarının saflarını birleştirme zorunluluğu

2- Arap ve İslam alemindeki kardeşlerimize saflarımıza katılacak gençlerden ziyade maddi manevi desteğe ihtiyacımızın olduğunu bildirmek

3- Komşumuz olan Maruni mezhep mensuplarına hoşgörüşülü dinimizin ilkelerine bağlı olduğumuzu ve hiçbir saldırıyı kabul etmediğimizi bildirmek.

Lübnan’daki sünni siyasetçilere de seslenen Şeyh Eş Şehhal “yaranız kapanıncaya, onurunuzu geri alıncaya ve dertleriniz bitinceye kadar sizinle birlikteyiz” dedi. Şeyh Eş Şehhal yaptığı açıklamada “Sünnilere psikolojik ve bedensel olarak kendilerini hazır tutmalarını ve gerek İslami Hareketler, gerekse de mezhep bazında organize bir şekilde  çalışmalarını zira Beyrut’ta 24 saat içerisinde meydana gelen olayların Lübnan’ın herhangi bir yerinde de meydana gelebileceğini” söyledi.

Eş Şehhal sözlerinin şöyle sürdürdü, “Biz fitnenin sönmesinden yanayız. Ancak ülkeyi ateşe vermek isteyenler var. Durum her türlü ihtimale açıktır. Kuzeyde Cebel Muhsin’de alevilerin yollara barikatlar kurması sünnilere karşı bir eylem içerisinde oldukları anlamına gelmiyor mu?”

TARAFSIZ SÜNNİ CEMAATLER:

Bu tür cemaatlerin başlıca temsilcisi el-Cemaa el-İslamiye (Cemaati İslami)’dir. Eski Başbakan Refik el-Hariri suikastından sonra siyasetten uzak kalmaya özen göstermesine rağmen 8 Mayıs olaylarından sonra Sünni sokağın korkularına daha fazla kayıtsız kalamadı. Çatışmanın mezhepsel değil siyasi olduğunu daima vurgulamasına rağmen çoğunluk tarafında yer almaya ve Hizbullah’ı eleştirmeye başladı.

Cemaatin Genel Sekreteri Şeyh Faysal Mevlevi aracılığıyla Hizbullah’ı ve muhalefet güçlerini “insanları zor durumda bırakmaya son vermeye bunun için yollardaki barikatları kaldırmaya, Beyrut Havaalanını ve limanını açmaya ve çatışmaların tüm Lübnan’a yayılmasını önlemek için silahlı direnişçileri Beyrut sokaklarından çekmeye” çağırdı.

Güneydeki Sayda Kenti’nde meydana gelen çatışmalardan sonra Cemaatin yetkilisi Bessam Hamud’da bu görüşe katılarak gelişmelere bakılırsa “silahla diyalog kurma mantığı yeninden hortladı. Lübnan’daki yasal güçleri özellikle orduyu tüm kesimler üzerinde egemenliğini yaymaya çağırıyorum” dedi.

Resmi açıklamalarını bir tarafa bırakırsak, cemaate yakın bazı kaynaklara göre Hizbullah’ın son eyleminden sonra cemaat çevrelerinde büyük bir kötümserlik hakim olmuş durumda.

Adını açıklamayan kaynaklara göre “Cemaat, Hizbullah’la rakipleri arasında tarafsız bir tutum sergilemeye çalışıyor. Ne şiileri kızdırmak ne de Sünnileri sonu iyi olmayan bir yola sevketmek istiyor.” Ancak gözlemciler cemaatin son tavırlarıyla çoğunluğa yaklaştığını ve eskiye nazaran Hizbullah’ı daha çok eleştirdiğini savunuyor.

SUFÎ CEMAATLER:

Mısır ve Sudan gibi Arap ülkelerinde çok yaygın olan Sufi gruplar, Lübnan’da çok büyük bir yekûn oluşturmazlar. Ülkeden var olan sufî gruplar ise siyasetle pek ilgilenmiyor.

Lübnan’daki sufi cemaatlere az sayıdaki şeyhler liderlik etmektedir. Muhalefet ve İktidar çervelerinde müritleri vardır. Bazı Sufî şeyhleri resmi din kurumu (Lübnan Diyaneti) içerisinde yer almaktadır, dolayısıyla çoğunluğa daha yakındırlar. Sünni İslami Eylem Cephesi’nde yer alan Şeyh Abdunnasır el-Cebri gibilerse muhalefeti desteklemektedir.

 

 

 

 

infial duyguları
WWW.BEYAZRENKLER.ORG.. ENGİN DEMİRCİ
1980-88 arasında gerçekleşen, İran-Irak savaşında, İran’ın Ortadoğu’daki yalnızlığını, Suriye’yle kurduğu ilişkiler zemininde aşmaya çalışması, Hizbullah’ın kurulmasını kolaylaştırdı. İran-Suriye işbirliği, Lübnan’da Hizbullah’ın kurulmasıyla meyvesini verdi. İran, bu sayede, Lübnan’daki politik aktörlerden biri haline geldi. 2006 yazında yaşanan İsrail-Hizbullah çatışmasında, İsrail adeta İran’ın vekalet verdiği bir politik güçle boy ölçüştü. Üstelik ilk defa, bölgesel bir savaşta, kesin galip gelmedi. Bu önemli bir dönüm noktasıydı. Zira, Hizbullah’ın, Lübnan’daki prestiji, toplumsal bazda arttı. Hizbullah’ın yükselen prestiji, siyasal kazanımlarının yoğunlaşmasına neden oldu.
Çarşamba, 06 Ağustos 2008 17:15
Sünni ve Direniş Düşmanları
Ali
Klasik ama sinsi, haince ama görünüşte masum gibi yapılan haberler ve aynı yerden yönlendirilmiş yorumlar...Ehli Sünneti hedef alan tüm karalamalar, vahhabiler sırtından tüm Arapları hedef alan saldırılar tek bir merkezden maslahatçı-işbirlikçi-takiyyeci Şii anlayışından kaynaklanıyor. Afganistan ve Irak'ı ABD işgalcileriyle birlikte satıp mevki kazanan İran ve yandaşları direniş olan her yerde, Sünniliğin bulunduğu her yerde Safavi-Fars zihniyeti ile tarihten gelen kin ve öfkesini kusuyor. Slogan atan sefih zihniyet Nehrül Barid'de 40.000 filistinli perişan edilirken gıkı çıkmayan hizbullahtan bahsetmediler.geylaninin, ebu hanifehin kabrini yerle bir eden şii milisler, sünnileri bağtatta kıyıma uğratırken kukla hükümette yer kapmanın telaşındaydılar. türkiyenin doğusunda kumda, iranda yetiştirilenler birbirini sokak ortasında keserken gıkını çıkarmadılar. şimdi de kalkmış ahkam kesiyorlar.şii-safavi düşüncesi her zaman bu ümmete vehhabiler,el-kaideciler ve tekfirciler kadar siyonistler ve emparyalistler kadar zarar vermiştir, vermektedir. büveyhiler, fatımiler, safaviler ve şimdi de aynı zihniyet islam coğrafyasına en derin şekilde ihanet ederken klasik ve bir o kadar da çirkin haberlere ve yorumlara seyirci kalınmayacağını o dar kafalarına sokmaları lazım birçok kesimin...
Cuma, 13 Haziran 2008 14:26
sünni değil süfli gruplar
mcengiz
abd ve israil politikalarına suskun kalanlar sünni olamaz. bu sümsükleri sünni kabul etmiyorum. fethi yeken gibi onurlu insanlar sünnidir. vahhabiler bırakın sünniyi ehli kitap bile değildir. onlar ingilizlerin ortaya attığı bir fitnedir. onların ki selefilik değil şerefsizliktir. islam ümmeti oyuna getirilmek isteniyor. selefi denilen vehhabiler sünni gösterilmeye çalışıyor. ehli sünnet baştan itibaren vehhabileri kabul etmemiştir. inşallah kabede bu aşağılık güruhtan temizlenecektir.
Salı, 20 Mayıs 2008 15:51
işbaşında
mesut
laf kalabalığına strateji uzmanı kesilmeye lugat parçalamaya gerek yok! şeytan ve nefisler iş başında Allah selamet versin ümmete
Cuma, 16 Mayıs 2008 23:27
Yorumlara Dair
Selahattin
Irak, Lübnan veya başka bir yer. Dikkat ediyorum da çıkan herhangi bir haberde hiçbir zaman suçlanan taraf bizzat olayın aktif tarafı, kargaşayı çıkartan ve olayı başlatan taraf olmuyor. Bilakis klasik klişe sözlerle top taca atılıyor. Tıpkı son yorumda olduğu gibi. Neymiş efendim Suudi Arabistan, Selefi vs akımlarmış da... Mücadele ABD-İsrail karşısındaymış da...Bırakınız Allah aşkına açın yabancı diliniz varsa sağdan soldan 10 tane Arapça ve İngilizce yayın yapan gazeteyi ve televizyon kanalını takip edin. Bugün bölgede çıkan mezhep fitnesini alevlendiren mehdi ordusu mu, bedir tugayları mı, hizbullah mı yoksa başkası mı? bunların arkasında her tür desteği veren iran temelde bölgede zaten işgalcilerin projelerinin yürütülmesine hizmet ediyor. karşısına çıkan zaten islamın ana damarını temsil etmediğini düşündüğümüz uç grupları da bahane ederek tam bir tasfiye süreci yürütüyor. mezhep denilince yerinden fırlayan insanlar neden acaba hep başkalarına saldırmayı tercih ediyor ki?
Cuma, 16 Mayıs 2008 16:46
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0052 2.0149
Dolar 1.5858 1.5934
Sterlin 2.3896 2.4021
RÖPORTAJ
Anket
Hindistan saldırılarını Müslümanlar mı yaptı?












Foto Galeri
Videolar