İşte eski bir Rus dostum, beni tümüyle kendilerinden hissederek yakınıyor:
- Eskiden dünya okuma liginde birinciydik. Şimdi anca dördüncü gelebiliyoruz. Bu yılın ilk yarısında Rusya’da basılan kitap sayısı 58 bin!
Susuyorum.
Arkadaşım için, ülkesinde okuma-yazma bilmeyen kimse olmamasının önemi yok. Oysa Türkiye’de yedi milyonu aşkın kişi okuma yazma bilmiyor.
Bizde her 100 kişiden sadece 4,5’inin kitap okuduğuna ve bir yıl içinde basılan kitapların sayısının 7 bin olduğuna da girmek istemiyorum.
Günde ortalama 5 saat televizyon seyreden halkımızın, kitap okumaya yılda yalnızca 6 saat zaman ayırdığından söz edecek de değilim.
O devam ediyor:
- Üstelik okunan kitaplar arasında o kadar çok dedektif ve pembe aşk kitabı var ki...
Yüzündeki gergin ifadeye bakılırsa, “Canım, okusun da ne okursa okusun” gibi bir tepki göstersem benimle kavgaya girişebilir.
Ya da ona desem ki:
- Kardeşim, siz haline şükredin. Bizde kitap okumak bir cezadır.
- Nasıl yani?
- Basbayağı...
Ve başlasam anlatmaya.
İki yıl önce Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesinde, içkiyi fazla kaçırarak halkı rahatsız eden bir gence, polis gözetiminde bir ay süreyle her gün 1.5 saat kitap okuma cezası verildiğini...
Ve o gencin, “Allah düşmanıma böyle ceza vermesin. Kitap delikanlıyı bozar, normal ceza ver, diye hakime yalvardım. Ha evde bulaşıkları yıkamışsın, ha kütüphanede kitap okumuşsun. Çok utandım.” dediğini...
Bu yılın başında Trabzon'da, kooperatif genel kurulunu zamanında yapmayan 5 eczacıya, bir ay süreyle kütüphanede kitap okuma cezası verildiğini...
Nisan ayında İstanbul'da asker uğurlaması sırasında havaya ateş eden gencin, bir yıl boyunca her ay en az dört saat kitap okuma cezasına çarptırıldığını...
Mayıs ayında Şanlıurfa'da 15 yaşındaki ilköğretim öğrencisine PKK propagandası yaptığı gerekçesiyle kitap okuma cezası verildiğini...
Geçtiğimiz günlerde de Rize'nin Fındıklı ilçesinde, eşini döven bir adamın, bir yıl boyunca “evlilikte mutlu olmanın yolları” konusuyla ilgili kitap okumaya mecbur edildiğini...
Hele hele geçen ay Genç Parti lideri Cem Uzan’a, Başbakan Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı mahkemece öfke kontrol sistemi programına katılarak tam beş yayın okuma, yani tam bir “ağır ceza” verildiğini...
Üstelik genellikle ceza olarak verilen kitaplarda ilk sırada bir Rus yazarın, Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza”sının geldiğini...
Bunları bu ciddi yüz ifadesiyle Rusya’da yeterince kitap okunmadığını anlatan dostuma söylesem, bana ne cevap verirdi acaba?
Ama hiç içimden gelmiyor bu konulara girmek.
Haklısın, diyorum ona, doğru dürüst kitap okuyan kalmadı. Acaba haberalma örgütü denetiminde kaliteli kitapları zorla mı okuttursak?..
Hakan Aksay - Rusya.ru
| Alış | Satış | |
| Euro | 2.0052 | 2.0149 |
| Dolar | 1.5858 | 1.5934 |
| Sterlin | 2.3896 | 2.4021 |


















