Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemal Özer
Şeytan kredi kartının neresinde?
Çarşamba, 23 Temmuz 2008 01:34

 

Kredi kartı: 'Tehlikeli' bir ödeme aracıdır. Kart sahibi yüz lira harcıyor. Son ödeme tarihinde yüz lirayı ödüyor. Ama banka üstüne bir de 'bonus' diye adlandırılmaya başlayan 'harcama pirimi' veriyor. Üstüne üstlük banka bu işten hala para kazanıyor Aklıma hemen 'Dertli' takma adlı Âşık İbrahim' in 'Şeytan bunun neresinde?' mısrası geliyor ve sormadan da edemiyorum: Şeytan kredi kartının neresinde?

 

Kredi kartı: Modern bir 'ütme' aracıdır. Kredi kartına elini değen para kazanıyor. Hep kazanmak mümkün olmadığına göre bu işin bir kaybedeni olmalı. İşte o kaybeden aslında her zaman kaybeden taraf olan tüketicidir. Satıcının bankaya ödediği büyük komisyonun fiyatlara eklenmesi nedeniyle asıl 'kaybeden' yine tüketici oluyor.

 

Kredi kartının bu kadar yaygın olmadığı 1996 yılında Kombassan tarafından düzenlenen Uluslararası İslam Ticaret Hukukunun Günümüzdeki Meseleleri Konferansı'na katılan konuşmacılardan bir kısmı ile yakın temasım olmuştu.

 

Bazı hukukçular sistem hakkında yeterli bilgi sahibi olmadıklarını açıkça belirterek olumlu olumsuz cevap veremeyeceğini belirtirken bir kısmı ise sorduğumda 'zamanında ödersen caizdir' fetvasını verdikleri halde konuşmalarımızda kredi kartı sistemi neredeyse hiç tanımadıklarını fark etmiştim.

 

Ama içimdeki deruni his, özellikle de fakirin yuvasını dağıtan bu illete hiçbir zaman 'evet' demedi. Hangi İslam hukukçusu 'cevaz' verirse versin beni asla tatmin etmesi mümkün gözükmüyor.

 

Yanılmıyorsam finans kurumları içinde kredi kartı işine ilk giren, hortumlanan İhlas(!) Finans'tı.

 

Kredi kartı ücretleri, hesap işletim ücretleri, sigortalanan kimsenin haberi olmadan sigorta yapmak, bankanın kendi şubesi çekinden masraf alınması gibi 'şer icatlar' hep Türk bankalarının eseri... Galiba bu kötü icatları dünyaya pazarlayarak kendilerine meşruiyet kazandırma gayretleri de var.

 

Kredi kartı ücretleri konusu ilk kez 2005 yılı sonunda kamuoyu gündemine bir basın açıklaması ile getirmiştik. 2006 yılında giriştiğimiz kredi kartı mücadelesinde, karşımıza çıkan kişi 'Yeni kurtarıcı Abdullatif Şener'di.

 

Bir vatandaş büyük bir otelin lobisinde intihar etmeye kalkarak kamuoyuna mesaj vermeye çalışmıştı. Bu uyarı Şener'in tavrını değiştirmesi için yeterli olamamıştı. Kredi kartı borcu yüzünden her gün birkaç intihar haberi gelmeye başlamış ve intiharlar TBMM koridorlarına kadar uzanmıştı. Buna rağmen bile Şener, pes etmemişti.

 

Tefecilere rahmet okutan, yüzde 400-500'lere dayanan faizlerin sınırlandırılması ve taksitler yine bankacılıktan sorumlu Şener'e takılmakta idi. TBMM grup başkan vekilleri ile sürdürdüğümüz pazarlıklar sonrasında, bir gece yarısı intiharları durduran kanun yasalaştırıldı. Türkiye'nin yeni lideri(!) kurtarıcımız(!) Şener tarafını o günlerde seçmişti. Biz de açıklamalarımızda 'Hesabını Abdullatif Şener vermeli' demiştik.

 

Kredi kartı ücretleri ile ilgili ilk hukuk mücadelemizi ise 2006 yılında başlatmıştık. Hukuk mücadelesi; yoğun bir enerji harcamasının yanı sıra, toplumda ilgi görmesi üzerine hukuki sonuçları 2006 yılında alınmaya başlanmıştı.

 

Merkez Bankası 'kredi kartı ücreti yasal değildir' deyip dünyanın en yüksek kredi kartı faizine onay vermesi ve Merkez Bankası Başkanlığı'nda benimde katıldığım bir toplantıda TCMB başkan yardımcısı başkanlığındaki bir heyetin kredi kartı faizlerinin yüksekliğine sessiz kalmamızı istercesine yaptığı izahatlarla toplantıyı anlamsızlaştırmıştı. Sonrası malum…

 

Tüketiciyi korumakla görevli Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketiciyi ve Rekabeti Koruma Genel Müdürlüğü (TRKGM)'nün bankaları destekleyen skandal genelgeleri de birbirini izlemişti. Yine Bakanlıkta yapılan ve yine benimde katıldığım toplantıdan sonra benim hukuki eleştirilerimiz üzerine genel müdür, bir gün sonra yumuşatıcı fakat geri adım atmayan bir genelge ile 'bakanı adına' tüketiciye sırtını dönmeyi sürdürmüştü.

 

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ise Anayasa'nın 172. maddesinden doğan sorumluluğu unutarak bankacıları koruyucu açıklamalar yapmayı hep sürdüre gelmiştir.

 

Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener'e, Kredi Kartını iptal ettiremeyen tüketiciden sorumlu Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Çoşkun'a, BDDK'ya, Merkez Bankası'na ve Tüketiciyi ve Rekabeti Koruma Genel Müdürlüğü'ne rağmen attığımız tohum yeşerdi ve artık Kredi kartı ücreti büyük oranda tarih oldu.

 

Büyük oranda diyorum. Çünkü hala iptali kart sahiplerinin bireysel şikayetine bağlıdır. Basına 'kart ücreti tarih oldu' şeklinde yansısa da, bu artık kimseden kart ücreti alınmayacağı anlamına gelmiyor... Yargı olmayan bir mevzuatı iptal edecek değildir. Verdiği karar alınan ücretin hukuksuzluğunun tespitinden ibarettir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin Resmi Gazete'nin dünkü nüshasında yayınladığı içtihat niteliğindeki karar tüketicilerin yapacakları müracaatlar için önemli bir emsalden ibaretir.

 

Hak arama bilincine erişmiş tüketicilerin gayreti, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri ve Türk Yargısı'nın toplumsal talebi görmesi neticesinde kredi kartı ücretlerinin iptali için müracaatlar sonrasında gelinen nokta çok önemlidir. Bu yüksek yargı kararına rağmen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı, suç işlemeyi göze alarak, 'bankalar kredi kartı kullandırırken bir maliyete katlandığı için çok yüksek olmasa da yıllık ücret alınması gerektiğini' söyleyerek tarafını bir kez daha netleştiriyor. Tüketici üst düzey bürokrasiyi zayıftan yana, haklıdan yana ne zaman görecek? Doğrusu hayallerimizi süsleyen o günleri dört gözle bekliyoruz.

 

Dünyada başka bir ülkede örneği olmayan kart ücreti ve hesap işletim ücretini bankalar ile BDDK Başkanı ve Tüketiciyi ve Rekabeti Koruma Genel Müdürlüğü'nden başka taraf olan yok. TRKGM tarafından hazırlanan yeni tüketici kanunu taslağında sabit ücret ve kart ücretine kaldırılıyor gibi lanse edilerek yasal dayanak hazırlanıyor. Bu günden sonra siyasi iktidar böyle bir düzenlemeye imza atamaz, atmamalı... Atarsa bunu yedi düvele ve sağır sultana duyururuz... Son yüksek yargı kararı da göstermiştir ki, Bankacılık Kurulu'nun kurguladığı yasal dayanaktan yoksun yönetmeliğin yüksek yargıdan dönmesi kesindir.

 

Aslında önemli bir dönüm noktasındayız. Türkiye tarihinde hiçbir zaman, sabit telefonların sabit ücretleri ile kredi kartı ücretlerine verilen tepki kadar, toplumsal tepki olmamıştır. Yüz binlerce tüketicinin bu talebi göstermektedir ne ekonomik, ne siyasal, ne de başkaca hiçbir güç ve otorite toplumsal talep karşısında uzun süre direnemez. Türkiye toplumu iyi yoldadır. Bundan sonra da hukuk içinde kalarak, tüm haklarını almaktan geri durmayacağını göstermeye başlamıştır. Bu gerçeği herkes görmeli, adımlarını ve düzenlemelerini buna göre yapmalıdır. Kredi kartı ücretleri ile sabit ücretlerin iptali için kaymakamlıklarda bulunan Tüketici Sorunları hakem Heyetlerine müracaat etmeye devam!

 

 

 

 

KALEMİNE SAGLIK
veysel çakırtaş
abi yazılarını uzun zamandır takibi ediyorum abi dyüregine saglık
Çarşamba, 20 Ağustos 2008 21:10
sorun yeterki çözülmek istensin..
ulubatli
kim samimice çözüm üretmek istiyor acaba. abdullatif şeneri sadece bu ithamlamı anlamamız gerekiyor. banka savunucusu. kredi kartı veya kartları, ortak bir sistemle, kişinin maaş yada belirtdiği gelirine göre hareket etmelidir. kişinin gelirinin veya maaşının yarısını geçemeyecek şekilde taksitli alış verişe izin verilmelidir. yada geliri çok yüksekse ona göre bir oran bulunmalıdır. her durumda hemen mesaj gönderen bir sistem yokmu. istense tüketiciyide zora sokmayacak bir ortak sistem bulunur. maaş kartları ile alış verişlerde, kredi kartında olduğu gibi, hesapta kalan para şu kadar diye, çıktıda gösterilebilir. maaş karlarına, taksitli alış veriş ve kredi kartı gibi kampanyalarla, puan ve avantajlı alış verişler sunulabilir. maaş kartından alış verişi devletin teşvik etmesi gerekir iken! böylece devlet fiş kullandırarak vergi gelirinde azalma değil tam tersine artış olur. tüketici ve bankacı açısından, istenmesede bazı şeyler ters giderse, kişiyi borcundan kurtaracak bir karedi açılarak, borçlu kişi bu parayı görmeden direkt borcu olduğu yerlere gönderilip ve borcu uygun taksitlere bölünerek, ve kredi kartı limiti iyice risksiz bir hale getirilip, her iki kesiminde çıkarları gözetilmiş olur. ama bankalar çok aç gözlü hareket ediyorlar. kredi kartı kazançları müthiş. bu kaymaktan vaz geçmek istemiyorlar ve insanların zaaf, ihtiyaçlarından insafsızca faydalanmaya bakıyorlar. kredi kartı mağduru çoğalsada hiç önemli değil, karları müthiş zaaten. arasıra zararlarını kendileri görsede, önemli değil..
Salı, 29 Temmuz 2008 13:20
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.9865 1.9961
Dolar 1.5711 1.5787
Sterlin 2.3159 2.3280
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar