Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemal Özer
Medyanın gözünü boyadığı Müslümanlar olma(ma)k
Perşembe, 25 Eylül 2008 14:03

 

Bizim medya ve siyasetin bazı kesimlerinden sık sık 'varan x'lerini dinler dururuz. Çoğu kez doğruluğu şaibeli bu tür bilgiler aklımızın bir köşesine yerleşir ve bir kişiye kızdığımız zaman doğruluğu şüpheli yahut aksi ispat edildiği halde bizim haberdar olmadığımız veya haberdar edilmediğimiz kirli bilgilerle masum muhataplarımızı suçlarız.

 

Bu suçlama neticesinde kimi zaman gönüller incitir, şeytanın değirmenine su taşırız. Kimimiz bundan pişman olsa bile nefsimiz bu hatayı telafi etmemizin önüne geçebilir. Bu kirli bilgiler sayesinde insanların ve özelde ümmetin birbiri arasındaki insani ve İslami dayanışmaya istemeden bile olsa sekte vururuz.

 

Kendi hata ve nisyanımızı görmeye de bir türlü yanaşmayarak neden birlik beraberlik olunamadığından dem vurur, ahkâm keseriz.

 

Son günlerde yaşanan Deniz Feneri e.V. davasından hareketle yaşanan sürecin ürkütücü sonuçlarını daha şimdiden gözlemlemeye başladık. Söz konusu haberlerle ilgili olarak özellikle mütedeyyin kesimlerde Hucurât Sûresi'nin bizden beklediklerinin aksi tezahürlerini görmek bende elem verici bir azaba dönüştürmüştür. 

 

Yine bir iftardayız. Sohbette konu Deniz Feneri e.V. davasına geldi. Misafirlerden biri 'Ekran başına geçer ağlayarak yardım eden, yardımı alan ve aracılık edenler için yaptığımız duanın boşa gitmesine çok üzüldüm' dedi. Bu durum güçlü yapıştırıcıların bulaştığı yeri tahrip etmeden çıkmaması gibi kir, yalan ve iftiranın ruhumuzun derinliklerinde nedenli tahribatlar yaptığını göstermektedir. Almanya'nın siyasi emelleri ile bu siyasi emellerin yerli işbirlikçileri üzerinden oynanan uluslararası kirli politik savaşın insanımızı nedenli etkilendiğini görmek gerçekten üzerinde başta sosyologlar olmak üzere Müslüman lider ve yazarların çokça durması gerekiyor.

 

Suçu ve suçluyu tespit etmek yerine bir değeri örseleyen, tahrip ve tahriş eden bir grup ve siyasi hareketin yeniden keşfettiğimiz bir değeri nasılda kirli işlerine alet ederek mecrasından çıkardığı ortadadır. Müslümanlarında önemli bir kısmının bu haberlerin doğruluğu konusunda akledip vahye müracaat etmemesi yahut vahyin emrine uymaması daha da düşündürücüdür. Çünkü Müslüman, yalnızca Namaz, Oruç gibi ibadetlerden sorumlu değildir. Müslüman Kur'an ve Sünnet'in bütüne muhataptır ve bütünden sorumludur.


O halde Hasan Bülent Kahraman'ın 'Kültürle Müslüman olmak' ve 'İslamsız Müslüman olmak' başlıklı yazıları ile başlattığı Ahmet Taşgetiren'in 'Müslümanlık kültürü' başlıklı yazısı ile sürdürdüğü ve Ahmet Turan Alkan'ın 'Müslümanların zenginlikle sınanması' dikkate değer yazıları ile başlayan temaslarını daha anlaşılır ve sosyolojik irdelemelerle sürdürmek gerekiyor.

 

Allah c.c. Hucurât Sûresi'nin 6. Ayet-i Kerimesi'nde “Siz ey iman edenler! Sorumsuzun bir (fasık)i size önemli bir haber getirdiğinde durup gerçeği araştırın; değilse istemeden birbirinizi rencide eder ardından da yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız” şeklinde buyuruyor

 

Kur'an-ı Kerim'i anlamam ve ona uygun bir yaşam sürmemizin başımıza neler açtığını yüzyıllardır müşahede etmekteyiz. Bu Ayet-i Kerime hükmünün daha iyi anlaşılması için bazı kaynaklara müracaat ederek konuyu açalım.

Fasık, muttakinin zıddı sorumsuz ve isyan eden, Allah c.c.'in emrini terk eden kimse. TDK'ya göre 'Allah'ın emirlerini tanımayan, sapkın, günah işleyen, kötülük eden, fesatçı.' Ragıp İsfahani'ye göre fasık, 'iman ettikten sonra şeriatın bazı hükümlerini ihlal eden' demektir.

 

Muhammed Ali Sabuni, Ahkâm Tefsiri'ndeki 'Haberleri tahkik etmek' başlıklı bölümünde şunları söylüyor: “Allah-ü Teâlâ Mü'minlere hitap ederek şöyle buyurmaktadır. Ey iman ile vasıflananlar, Allah c.c. kitabının tasdik ettiniz, Peygambere inandınız ve yakînen bildiniz ki, her duyduğunuz haberi dinlemeyin. Her haber getireni tasdik etmeyin. Gelen haberi iyice tahkik edin. Çünkü Mü'min kardeşlerinize zarar verebilirsiniz. Doğruluğunu tahkik etmediğiniz haberden ötürü kardeşlerinize yapacağınız şeylerden ötürü pişman olursunuz. Fakat bu pişmanlık kıymet ifade etmez.”

 

Mustafa İslamoğlu Hayat Kitabı Kur'an' adlı eserindeki Hucurât Sûresi'ni için, “Sûre, baştan sona insan ilişkileri üzerinde yükseldiği etik ve estetik değerlerden, ahlak ve edebe dair ilkelerden söz eder. Hz Peygamberin şahsında hayatın değişik alanlarındaki ilişkileri ele alır. Yalan haber üreten ve taşıyanları, İslam cemaatinin güvene dayalı yapısını tehdit eden tehlikeli unsurlar olarak işaretler.

 

Bu tür problemlere karşı en büyük tedbir iman kardeşliğidir. … Ahlaki zaafların arkasında yatan neden ise suizandır. Kötü zannın sonucu olan arkadan çekiştirme hastalığı manevi bir yamyamlık olarak takdim edilir.

 

İddia halindeki imanla ispat edilmiş iman arasındaki farka tarihsel bir örnek gösterildikten sonra, söz pazarlıklı iman tezahürü olan 'Allah'a din öğretme' getirilir. Kur'an'a göre iman ve teslimiyet, kişinin Allah'la değil kendisine yaptığı en büyük iyiliktir” dedikten sonra bu Ayet-i Kerime özelinde ise şu tarihi çağrıyı yapıyor: “İslam cemaatinin şeref ve itibarını örseleyecek haberlere karşı uyanık olmak olun! Olumsuz haberlere inanmaya yatkın hastalıklı tavırlar göstermeyin! Medyalar tarafından kolaylıkla gözü boyanabilen ahmak bir güruh olmayın!” Bu çağrı da, tam da bu ve benzer günler için yapılmış tarihi bir uyarı vardır.

 

Şimdi Müslümanların kendine bir iyilik yapıp İslam cemaatinin insan ilişkilerini düzenleyen Hucurât Sûresi'nin meal ve tefsirini aklı başında bir eserden bir kez daha ve tekraren okumasının tam zamanıdır. Çünkü bu süre aramızdaki bağı güçlendirme, safları sıklaştırmak, iyiliğe ve kardeşliğe dair ne kadar değerlerimiz varsa güçlendirme vaktidir.  

 

Deniz Feneri'ne düşen ise muteber yardım kuruluşlarının birer temsilcisi ile Müslümanlardan muteber kimseler ve de yardımlarını aldıkları kimselerden oluşan bir heyet kurup olan biteni anlatma, inceletme ve sonucunu yazılı olarak bir metin haline getirip herkesle paylaşmasıdır. Kim bilir bu davranış, unuttuğumuz tahkimi bize yeniden kazandırabilir.

 

Bu musibetten bir ders çıkarıp, Kızılay, Deniz Feneri, İHH, Cansuyu, Kimse yokmu, Yardım eli, Dost eli gibi kuruluşlar bir araya gelip; bazı ortak ilkeler geliştirmek, ortak projeler yapmak dayanışma örneği göstermek, örnek olma, güvenin yeniden tesis etmek ve de güveni zedeleyici davranışlara izin vermeyecek kontrol mekanizmaları geliştirmek için bayramı vesile bilerek acilen bir eylem planı ortaya koymalıdırlar. Kim bu tür biri girişime katılmaz ve destek vermezse zaten onu toplum onu tasfiye eder. 

 

“Siz ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın ve akrabalarınızın aleyhine olsa bile, Allah için hakka şahitlik yaparak daima titizlikle adaleti tesis etmeye çalışın. Haklarında şahitlik ettikleriniz ister zengin, ister fakir olsunlar Allah'ın hakkı onların her birinin önüne geçer. O halde kendi arzularınıza uymayın ki adaletten uzaklaşmayasınız. Ama eğer hakikati çarpıtırsanız, bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Nisa 135) Bu çağrı hepimize.

 

 

 

hucurat suresi
mustafa altınsoy
Nurettin Coşan hocaefendimiz bundan beş yıl kadar önce kendisini ziyarete gelenler Hucurat suresini nin mealini okumalarını tavsiye ederek sizin dersiniz bu demişti.Demekki müslümanların günümüzdeki hastalıklarına erken teşhis ve tedavi için o zaman hocamız gündemimize özellikle getirmişti.Hatırlatmak istedik
Cumartesi, 27 Eylül 2008 12:50
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.9865 1.9961
Dolar 1.5711 1.5787
Sterlin 2.3159 2.3280
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar