Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemal Özer
Masonik yapılanma ve Ekşi Sözlük’te Ergenekon
Salı, 05 Ağustos 2008 00:41

 

Önceki gün gelen bir e-posta'da 'Ekşi Sözlük'teki Ergenekon'la ilgili kayıtlar 2001 yılından başlıyor' diye yazınca merak edip girdim. Ekşi Sözlük'teki ilk bilgi 11.07.2001 yılına ait ve şöyle diyor: “Gladio'nun Türkiye'deki adı. Ama hiçbir zaman gladio gibi açık olarak ortaya çıkarılamadı.

 

Bu ilginç notun sahibi ikinci cümlesinde, 'Can Dündar'ın bu örgütlenmeyi anlattığı kitabın da adıdır aynı zamanda' diyerek bu kanının menşeini de açıklamış oluyor.

 

Bizim Ergenekon”, ta 1940'larda, bütün NATO ülkelerinde, Washington güdümünde kurulmuş bir illegal örgüttü” diyen Can Dündar, Ergenekon'un Susurluk sürecinde daha çok 'milliyetçi' bir görüntü çizmesinden dolayı karşı iken bugün işin solculara dayanmış olması nedeniyle “Süren soruşturmanın adını taşıyan ilk kitaba imza attığımız için sık sık “Bu Ergenekon, o Ergenekon mu?” sorusuna muhatap oluyoruz. Doğrusu bakıyorum, bakıyorum, benzetemiyorum” diyor.

 

10 yıl önce 'korkutucu' bulduğu Ergenekon'u Can Dündar bugün bakın nasıl küçümsüyor: “En önemli farklardan biri de şu: Susurluk skandalı, devlet içindeki çürümüşlüğü ayan beyan ortaya döken inanılmaz bağlantılarıyla, kamuoyunda büyük hezeyan ve heyecan yaratmış, yüz binlerce insanı aydınlık talebiyle sokağa dökmüştü. Bugün o kamuoyu desteğinden eser görebiliyor musunuz?” Dündar bu telaşlı yazılarını iddianamenin açıklanmasından önce yazmıştı. Ne hikmetse iddianame açıklanalı Dündar, Ergenekon yazısı yazmaz oldu. İçine mi düştü acaba? Yoksa Şamil Tayyar'ın ifadesiyle Can'ı mı yandı Dündar'ın?

 

Ergenekon iddianamesinin eklerine göre, MİT'e posta kanalıyla Ergenekon'la ilgili 3 Temmuz 2002 tarihinde ihbar mektubu gelmiş. MİT ise yaklaşık bir yıl sonra yani 10 Temmuz 2003'te konuyu Genelkurmay Başkanlığı'na, 19 Kasım 2003'te ise Başbakan'a bildirildiği belirtiliyor. Ekşi Sözlüğe bile 2001'de giren bir konunun, MİT'in gündemine 2002'de bir mektupla girmiş olması çok manidar değil mi?

 

Ergenekon yapılanması, her türlü karanlık işte imzası olan bir çeteden ibaret değil. Bu sadece bir safradır. Can Dündar 1940'lara dayandırsa da, bu çetenin tohumu aslında Yeniçeri Ocağı'na ve Mason'ların 1717'ye Osmanlı'ya ayak basma tarihlerine kadar uzanır.

 

Ekilen bu tohum, Mason destekli Tanzimat Hareketi (1839) ile filizlenmeye başlar. Kırım Savaşı sonrasında 1856'da Üsküp'te kurulan büyük loca, İT (katıksız bir Mason teşkilatı olan İttihat ve Terakki)'in temellerini atmaya başlar. Ergenekoncuların mazisi buraya kadar gider.

 

Mustafa Armağan son yazısında İT'e ait şunları yazıyor. “Selanikli Jön Türklerin kurduğu Osmanlı Hürriyet Cemiyeti (adı daha sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti olmuştur) arasındaki bağlantılar giderek daha net bir şekilde açığa çıkıyor. Cemiyete girecek olanların önce Mason olması, yani 'tekris edilmesi' gerekiyordu. Böylece 1901-1908 yıllarında 23'ü karargâhları Rumeli'de bulunan ve İkinci ve Üçüncü Orduların en üst rütbeli 'muvazzaf' subaylar olmak üzere tam 188 İttihatçı Masonluğa alınmıştır.
 

Kendisi de cemiyetten olan Ahmet Bedevi Kuran'ın verdiği bilgilere göre Masonluk İttihatçılar arasında o kadar onsuz olmaz bir hal almıştı ki, cemiyette iki türlü üye vardı. Bir kısmı Mason locasına girenlerdi ki, bunlara “li ebeveyn kardeş” (ana baba bir kardeş) deniliyordu. Mason locasına girmeyen üyelere ise “li eb” (baba bir kardeş) kardeş diye hitap ediliyordu. Öz kardeş ve üvey kardeş de diyebilirdiniz buna.

 

Bugün Masonların hepsi Atatürkçü gözükürler. Mason Dr Enver Necdet Egeran, 'Güncelleşen Masonluk' adlı kitabının ikinci baskısının 73. sayfasındaki 'Türkiye Masonluğun Tarihçesi' başlıklı bölümünde “1925'de Şurayı Ali, Türk Yüksek Masonlar Cemiyeti kurulup çalışmaya başlıyor. Hastalık aynı hastalık, bu defa da Masonluk içinde Halk Parti (CHP)'li olanlar idari vazifeleri inhisarlarına alıyorlar. Bunun reaksiyonları tatsız konuşmalara yol açıyor. Büyük Atatürk'ün devrimlerine bile karşı çıkma heveslileri türüyor” diyor. Ardından ise “1935'de Türk Masonlarını, Masonluk Büyük üstadı tarafından kapatılıyor” diyerek, Atatürk tarafından kapatılmasını kendince gizlemeye çalıyor. Yani Mason CHP'liler locanın yönetimini ele geçiriyor ve Atatürk'e ve devrimlerine karşı çıkıyorlar.

 

Dündar'ın endişesi işin Masonlara kadar gitmesi olabildiği gibi; küçümsemesi de 'bunlar taşeron ve çatının sadece kiremidi' demek istiyor olabilir.

 

İddianamedekiler okuyan herkesin malumu. 2001'den bu yana Ekşi Sözlüğe bile konu olan bu gerçeklerin MİT, emniyet, ordu, savcılar, mahkemeler ve diğer devlet organlarınca görmezlikten gelinmesi size de ilginç gelmiyor mu? Gelişmeler gösteriyor ki bunlar cinayetlerini uluorta işlemişler, bir de taziyeye gitmişler. Bütün aşağılık eylemlerinin faturasını da yandaş medyaları üzerinden İslam'a ve Müslümanlara kesmişler. Bunu da birçok yetkili biliyormuş. Hatta cinayet planlarının Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genel Kurmay Başkanı'na kadar uzanması bile bilinmekte imiş. Buna rağmen önlem alınmaması bu korkakları daha da cesaretlendirmiş. 

 

Korkaklar diyorum, çünkü silahı korkaklar taşır. Toplumun en korkakları canilerdir. Korkakların gıdası da korkudur. Korkar, korkarak uyur, korkarak uyanır, korkutmaya kalkar…  Bu yüzden de cinayet işler.

 

Korkakların tek gücü de silahtır. Ellerinden silahlarını aldınız mı, her şeylerini almış olursunuz. İçeri tıkılanlar içinde 'paşa' ya da parti başkanı da olsalar 'lider' yok. Lider akıllı kişidir. Liderin, sözünü ettiğimiz locaların içinde olduğundan kuşku duymak tarih bilmeliktir. Gerçekleri görmezlikten gelmektir. Sadece Türkiye'de değil, diğer ülkelerdeki tüm gizli ve kirli yapılanmalar bunların eseridir.

 

Arkadaşları adım adım içeri giriyor, sıranın bunlara geleceği belli, hiçbir şeyi saklama ihtiyacı duymuyorlar. Bilgi, belge, bilgisayar, kasa evde duruyor. Buda gösteriyor ki içerdekilerin hiçbiri lider kadrodan değil. Bunların hepsi taşeronlar. Taşeronların işine son vererek ihaleyi iptal etmiş olamazsınız. Hatta işveren bir yana, kim bilir daha müteahhidi bile erişilememiştir. Savcı Öz ve arkadaşları, gerçekten şükran duymamız gereken bir iş yaptı. Savcının elinde lidere ulaşacak kadar delil var mı bilmiyoruz. Lideri ismen bilse bile elinde çok somut bilgiler olmayabilir.

 

Lider diye tarif edilenler de, Ergenekon'un liderleri değil, liderle aradı ki köprülerdir. Lider diye tarif edilen kişiler birer 'karakutu'durlar. Bunların sayısı da üç beş değil en az on kişidirler. Bu kişiler arasında da mutlaka bir üst as hiyerarşiji var. Tepeye en yakın kişinin Türkiye'de çok konuşan bir kişi olma ihtimali çok kuvvetlidir. Ama tepe olma ihtimali ise zayıftır. Liderin isminin şimdilik konuşulmadığını, konuşulanların ise hedef saptırdığını düşünüyorum.

 

Ergenekon'da okuduğumuz derin devletin (yer altı örgütlenmesi de diyebilirsiniz) çaresizlikten atmak zorunda kaldığı safradan ibarettir. Bunların safrası bile yeryüzünü kirletmeye, insan onurunu lekelemeye yeter ve artar seviyede.

 

Yakalananlar sadece 'maşa'larıdır. Bu derin yapı koru eliyle tutacak kadar aptal olamaz. Asıl tehlike hala orta dolaşan ama bir türlü el sürül(e)meyen eski üst düzey yöneticiler olduğunu tahmin etmek için yakın tarihi anlatan anıları okumak yeterlidir. Masonluk kitabında da ifade edildiği gibi Ergenekoncuların maskesi Atatürk'tür. Amaçları ise asla Atatürk değil. Bir terör örgütünün tek amacı vardır: Kan. Kan ise hiçbir zaman insanlığın hayrına olmaz. Ekşi Sözlük'te ilginç bir isme rastlıyorsunuz. Bu isimle ilgili Aksiyon Dergisi 2002'de ve 2006'da röportajlar yapmıştı. Aksiyon'daki çıkan bu söyleşilerin sahibi dün olduğu gibi bugünlerde ilginç işler yapıyor.

 

Ergenekon soruşturması öncesi tarihlerde Ekşi Sözlüğe düşülen notlar:

 

  • Gladio'nun Türkiye'deki adı. Ama hiçbir zaman gladio gibi açık olarak ortaya çıkarılamadı. Can Dündar'ın bu örğütlenmeyi anlattığı kitabın da adıdır aynı zamanda. 11.07.2001

 

 

  • Düşmanla çevrili dar bir alanda sıkışmak manasını ifade etmek üzere mecaz olarak da kullanılır. 25.02.2003

 

  • Can Dündar ve Celal Kazdağlı'nın kaleme aldığı kitap. Susurluk olayı ile ortaya çıkan derin devleti, soğuk savaş döneminde ortaya çıkan ve Türkiye'de icraatlarına girişen Gladio'nun Türkiye şubesinin etki ve yaptıklarını, Özal suikastından, susurluk olayına kadar geniş bir olaylar silsilesi içinde açıklamaya/anlatmaya çalışmaktadır. Devlet içindeki devletin yani Ergenekon'un ne olduğu sorusuna cevap bulmaya azmetmektedir. Susurluk olayı ile alakalı okunabilecek kapsamlı bir kitap, bir referans kaynağıdır. 10.05.2003

  • Üzeyir Garih cinayetini işlediği iddia olunan gizli örgütlenme. 28.12.2005

 

  • "Ergenekon Genel Kurmay'ın da, hükümetlerin de, bürokrasinin de herkesin üstünde bir örgüttür. Yasayla falan kurulmuş bir örgüt değildir. Bu, 27 Mayıs darbesinden sonra CIA, Pentagon tarafından kurdurulmuş. Bunun içinde bulunan insanlar da buraya hizmet eden insanlardır. Ama bunlar vatana ihanet olsun diye hizmet etmezler. Biz vatanı kurtarıyoruz, vatana hizmet ediyoruz, vatana yararımız dokunuyor düşüncesiyle bu örgütün içinde yer almışlardır. Özellikle Amerika'daki kontrgerilla eğitimi görmüş olan, bu kurslardan geçmiş olan generallerin bir bolumu yeri geldiğinde bu kontrgerilla içinde yer alır. Sonuçta ben daha başka insanlardan Ergenekon'u araştırdığımda şunu gördüm: bunun içinde subaylar var, emniyetçiler var, profesörler var, gazeteciler var, iş adamları var, sıradan insanlar var. Bugün çeteler dediğimiz bu küçük birimler var ya, işte bu birimler Ergenekon'un içindeki birer bölüm, birer parça. Adını saydığımız kişiler de Ergenekon adi verilen bu üst örgüt tarafından kullanılan tetikçiler." Tümgeneral Memduh Ünlütürk (Ergenekon mensubu) 15.03.2006

 

  • Örgütlenmeyi ilk ortaya çıkartan, darbeci sivil ve askerlerle uzun görüşmeler yapan Erol Mütercimler'dir. 15.04.2007

 

  • Ertuğrul Zekai Ökte'nin kurduğundan bahsedilir. Diğer örnekleri gibi bunda da Temel Psikolojik Harekatı destekleyici operasyonlar ilk unsurdur. Hali hazırda varlığını sürdürmekte. 09.12.2007
            (Ertuğrul Zekai Ökte'nin ufak tefek oluşuna, sürekli gülen suratına aldanmamak gereken adamdır. Kendisi kökleri çook derinde olan karanlıklar prensidir zira. Kendisi asker değil. Ama öğrencileri askerdir. Amerika'nın yetiştirdiği güzide şahsiyet. Hizmetleri ile Sam Amca'ya borcunu kat be kat ödemektedir. Psikolojik harekatın üstadı taaa 1950'den beri. Eski mgk başdanışmanı. Kurucu Meclis Üyesi. Türk Tarihi Araştırmalar ve Dokümantasyon Merkezi Vakfı'nın başındaki, Afet İnan hayranı gayya kuyusu gibi şahsiyet. Ergenekon'u ABD'nin emriyle kuran kişi.)

 

Helal!
EnTurkTainmenT
eline koluna saglık ... bu yazdıkların birilerine fena halde batıyor kuyruk acıları tuttu yıne bu aşagılık vatansatarlar dinsiz imansız ateistler
Çarşamba, 06 Ağustos 2008 09:38
ima
Sezai
Kemal Bey, o kadar emin konusmayin, zira "1935'de Türk Masonları, Masonluk Büyük üstadı tarafından kapatılıyor” ifadesi zannettiginiz kadar gayr-i samimi bir ifade olmayabilir..
Çarşamba, 06 Ağustos 2008 08:37
misafirliğini bil
KADİM DOĞRU
her türk vatandaşının böyle bir yapılanmayı ortaya çıkaracak söz söylemesi hem normal hemde elzemdir.bağırsaklardan bu pisliklerin temizlenmesi,geleceğimiz açısından çok önemlidir.Allah savcılarımızın yardımcısı olsun,bu vatansatarların şerrindende korusun.doğruların tesbiti için savcı olaya gerek yok.her vatandaşın adamlık görevidir.vesselam......
Salı, 05 Ağustos 2008 18:56
Doğru haber yapalım
Misafir
Sayın Kemal Özer siz gazetecimisiniz, savcımısınız, hakim veya yargıçmısınız...
Salı, 05 Ağustos 2008 11:11
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.9865 1.9961
Dolar 1.5711 1.5787
Sterlin 2.3159 2.3280
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar