Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemal Özer
Krizden kurtulmanın tek yolu
Çarşamba, 29 Ekim 2008 01:12

 

Elli yıldır ticaret yapanda şikâyetçi, üç beş yıldır yapanda. Ayda 10 bin yeni lira maaş alanda şikâyetçi, asgari ücretli de. Tüccar iş yokluğundan müşteki, memur iş çokluğundan. Öğrenci okuldan, memur daireden, hasta doktordan, doktor hastadan, kadın kocasından, koca karısından, Aydın Doğan, Emin'den, Çölaşan, Doğan'dan dert yanıyor.

 

Dünya krizle yatıp krizle kalkıyor. Kan ve gözyaşı imparatorluğu Amerika ektiğini biçiyor. Kapitalizm neşvünema bulalı halinden pek memnun gözüküyordu. O gün bugündür kadın,  çocuk, cinsellik, hastalık gibi sömürülecek ne varsa sömürdü.

 

Eskiden sömürürken sadece varlıklarına el koyarlardı. Bu yeni sömürü düzeninde, insan sadece tüketim kölesidir. Tüketmek için çalışmak, daha çok tüketmek için daha çok çalışmak zorunda. Çok çalışmalı, çok tüketmeli. Sadece insan, materyalizm için tüketen bir robottan başka bir şey değildir.

 

Bu sömürü sürecinde kuşkusuz insan kadar, doğada sömürüldü. Doğayı hükmedilecek yani sömürülecek, ardından da üretici güçlerin pisliklerini boşaltacakları basit bir maddeye indirgendi.

 

Tabiat itiraz etti, anlamadık. Allah c.c. ikaz etti, anlamadık. Şimdi galiba insanın bir nebze aklı başına geliyor gibi... Sanki itiraz etmek istiyor ama mecali yetmiyor. Köleliği öylesine benimsemiş ki zincirleri kırmak için damarlarındaki hormonlar bile kifayet etmiyor. Onu motive edecek, direncini artıracak bir enerji gerek.

 

Osmanlı neden kaybetti? Birçok neden sayılabilir. Lakin tatmin edici en önemli iki gerekçe var: Sömürge ruhuna sahip olmaması ve insanı köleleştirmeyi aklının ucundan bile geçirmemesi. Bugün ucuz üretip pahalı satmak marifet sayılıyor. Kimse doğaya ne kadar zarar verdiğini aklının ucundan bile geçirmiyor.

 

Küresel kapitalizmin yedi başlı canavarı kıvranıyor. Dikkat edin ana sorun bankacılık sisteminde. Ne zaman kriz olsa ilk giden bankalar oluyor. Bu nasıl bir kasırga ki ilişkide olduğu ne kadar sektör ve işletme varsa yakıp küle çeviriyor.

 

Türkiye, bünyesi krizlere bağışıklık kazanmış bir ülke. Her on yılda bir darbe, her beş yılda bir kriz yaşamazsa işleri ters gider. Düz yol sürücünün dikkatsizleşmesine ve hıza neden olur bu yüzden de daha çok kaza olurmuş. Krizsiz ülkede insanlar ne nimetin kıymetini, ne de şükretmesi bilir. Ne tok acın halinden haberdardır, ne borçluların hali bilinir. Ne komşusu açken tok yatmanın acısını duyar. Kriz dost zannettiği kimselerin, düşman sandıklarını dost olduğunu gösterir.

 

İbrahim Edhem'in dünyanın geçici hükümdarlığını bırakıp gönüller sultanı olma hikâyesi hesin malumudur. Bir gün büyük velilerden Şakik-i Belhi ile karşılaşıp halleşirler. Konuşma 'şükür' bahsine gelir.

Şakik-i Belhi –Şükür bahsinde ne yaparsınız?

İbrahim Edhem –Bulunca şükreder, bulamayınca sabrederiz.
Şakik-i Belhi –Horasan'ın köpekleri de böyle yapıyor!

İbrahim Edhem –Müthiş! Ya siz?
Şakik-i Belhi –Bulunca Allah için dağıtır, bulamayınca şükrederiz!

Faiz belası, büyük küçük demen yutuyor herkesi. Faiz müesseseleri ve faiz sistemleri önce kendilerine bulaşanları yok eder, sonra ilk krizde kendileri yok olur. Şimdi faizsiz sistemlerden medet umuyorlar. Umulur ki ABD'nin krizi bir hayra vesile olsun.

 

'Batı üniversiteleri İslam ekonomisine yöneldi. ABD'de krize karşı reçete: İslami bankacılık. 3. Dünya Savaşı, finansal krizden çıkabilir. Küresel finansın tahakkümünün hikâyesi, Amerika kendi başını yiyor! Amerikan kapitalizminin çöküşü. İzlanda iflas etti! Yeni 3'ncü Dünya Ülkesi Amerika: ABD hegemonyası dönemi bitti! Hey ABD, üçüncü dünyaya hoş geldin!' Son günler birkaç haber başlığı.

 

Bugün herkes ümidini kaybetmiş, krizden kurtuluş nasıl reçetesi arıyor. Bu işin tek bir reçetesi var. İşte Kur'an-ı Kerim'in reçetesi.

 

'Kim Allah'a güzel bir borç verip de, onun kendisine kat kat fazlasıyla geri dönemsini ister? İşte böylelerini tarifsiz güzellikte bir ödül beklemektedir.' (Hadid Suresi 11) Ayrıca lütfen bakınız: Teğabün 17, Bakara 245, Maide 12, Vakia 66-67

 

Karşılık beklemeden Allah c.c. için borç zilletine düçar olmuş kimseyi bu zilletten kurtarırsa, fakr-u zaruret içinde yaşan kimsenin derdine ortak olursa, önümüzdeki kış gününde kömürü olmayan kömür sağlarsa, Allah için mücadele eden kurum ve kuruluşlara yardım ederse Allah'a borç vermiş olur.  Allah c.c. kendine sadece borç istemiyor. Güzel bir borç istiyor. Müfessirler Allah'a güzel borç vermeyi 'kullarından karşılık beklemeden ve başa kakmadan iyilik yapmak, hatta kimin yaptığını bilinmeden yapmak' olarak izah ederler.

 

Bağdât'ta fiyatlar çok yükselir. Hayat pahalılığı çekilmez bir hâl aldı. Muhammed bin İsmâil bin Ebî Fudayl gelerek; "Ey Behlül! Müslümanların ve bütün insanların hatta hayvanların rahatlaması için Allah-u Teâlâ'ya dua etmez misin?" der.

Behlül şöyle cevap verir: " Allah-u Teâlâ'ya yemin ederim ki, ben bu işe karışmam. Eğer bir buğday tanesi bir dinar olsa, bize emrettiği gibi Allah-u Teâlâ'ya ibadet etsek, O bize vâdettiği gibi rızkımızı verir."

 

Sonra ellerini birbirine vurarak; "Ey dünyayı ve süslerini toplayan, gözleri uykudan lezzet almayan kimse, kıyamet gününde Allah-u Teâlâ'ya ne cevap vereceksin?" der.

 

Vahyi kendine dert edinen derdini, Allah c.c. satın alır. Allah'a borç vermek, dertlerini Allah'a satmak; krizden kurtulmanın, aklı kullanmanın ve akletmenin zirvesidir. Allah'a güzelce borç vermek, Allah'a sigorta ettirmektir. Bit-tecrübe sabittir.

 

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0585 2.0684
Dolar 1.5118 1.5191
Sterlin 2.2570 2.2688
RÖPORTAJ
Anket
Yerel seçimler yaklaşırken, partiler arasındaki yarış da kızıştı. Peki sizce bu yarışı kim kazanacak?










Foto Galeri
Videolar