Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemal Özer
Devletin adaletle ilişkisi
Pazartesi, 02 Haziran 2008 10:34

Devletleri; ömrünü uzatmaktan başka gaye gütmeyen 'cebbar devlet' ve insanı mutlu etmeyi ana gaye edinmiş 'adil devlet' olmak üzere ikiye ayırabiliriz.

 

Ömrünü uzatmakla meşgul devletler, Macid Hadduri'nin tabiriyle ideal hedeflerin sözcülüğünü yapan masum muhaliflerini, genellikle faaliyetlerini baltaladığı gerekçesiyle cezalandırır.

 

Kalıcı bir kamu düzeninin çekirdeğini kuşkusuz adalet teşkil eder. Cebbar devletler, adalet standardı geliştiremedikleri gibi genel adalet ilkelerine de aykırı davranışlar sergilerler. Mücadeleleri kavramların içeriğini doldurmak bir yana boşaltırda.

 

Cebbar devletler 'at gözlüğü' takmışlardır ve gelecek her türlü öneriye kapalı olmakla kalmaz, her 'eleştiriyi yıkıcı bir bakış' olarak görürler.

 

Devlet, fiillerinde adaletten ziyade kanunilik arar. Çoğu zaman buna bile bakmaz. Bu tür devletlerin şeklinin bir önemi yok. Bura devletler de insani haklardan ziyaden devletin yahut hâkim zümrenin çıkarları ön plandadır.

 

Böyle bir devletin bekası için yapılan takiyye ve takviyeler insanları bezdirir ve fiili bir tavır içinde olmak istemeyenleri bile yanlış yollara sevk edebilir. [Amerika'da Kızılderililerdeki bağımsızlık girişimleri geleceğe dönük bir örnek olabilir. Tohum çatlamıştır ve toprağa düşmek üzeredir. Toprağa düşen her tohum filiz verir.]

 

Adaleti tesis edememiş ve bu alanda samimi çabaları olmayan tüm sistemler için yapılabilecek hiçbir destek ilânihaye devam etmez. İnsan hayatı gibi bu devletlerde bir gün komaya girebilir. Hiçbir şok yöntemde çözüm olmayabilir.

 

Baskıcı cebbar devletlerin adaletsiz davranışları ve sosyal gruplara yapmakta olduğu baskılar öncelikle tebaasında ve dünyada itibar kaybına sonra ise barışçı yahut savaşçı yöntemlerle sonunu hazırlarlar. Üstelik bu durum en güçlü oldukları zamanda bile beklenmedik bir şekilde gelebilir.

 

Bir devlet ilânihaye yaşamak arzusunda ise öncelikle tek tip insan modelinden vazgeçmek zorundadır. Çünkü bu tür davranışlar fıtri değildir. Adaleti tebaasının zihninde inşa ve uygulamalarıyla da göstermek zorundadır. Devletlerin yaşama ve yıkılış nedenlerini bile okullarda bağımsız bir ders olmayı hak edecek kadar mühim bir konudur.

 

Tarihte hangi devlete bakarsanız bakın, adalet standardı geliştirmişse en azından kendi tebaası açısından kendini hep güvende hissetmiştir. Osmanlı'nın özellikle ilk dönemlerinde olduğu üzere çevrenin rüyalarını bile süsler hale gelirsiniz. Adalet standardı olmayan ve adaleti tesis edememiş olanlar ise hep korkulu rüyalar görmüşlerdir ve görürler.  

 

Tarih büyük devlerin çöplüğü ile doludur. Hun, Moğol, Roma, Bizans, Çin, Pres, SSCB vs. Hepsine değinmek imkânsız ama SSCB'nin yıkılması için bürokrasisi, düşmanlarını çokluğu hatta büyüklüğü yıkılma nedenlerinden olsa dahi ana neden; bir devleti ayakta tutan adalet kavramının içinin doldurulmamış olmaması bir yana adalet ve özgürlüğün içinin boşaltılmış olmasıdır.

 

Kuşkusuz günümüzün yıkılmayı en çok hak eden devleti ABD'dir. ABD artık adalet ve özgürlüğün çeşitli bahanelerle kısıtlandığı bir ülkedir. Artık bu ülke hiç kimsenin rüyalarını süslemeyen ABD'yi dışardan birileri değil kendi halkı yıkacaktır. 21. yy başı Amerika için zirveden inişin hızlandığı bir dönemdir. Amerika devletinin bir 20-30 yıl daha yaşama ihtimali sıfıra yakındır. Amerika'nın Kızılderililer ve Zencilere reva gördüğü muamele ne acı ki ülkemizde de İttihatçı gelenek dışında kalan hemen herkese reva görülmektedir.

 

Eğer bir dublörü asılmamışsa Saddam daha dün tarih oldu. SSCB ve Yugoslavya yıkılalı çeyrek asır bile olmadı. Şimdi oh çekme yahut hüzünlenme vakti değil. 'Neden, nasıl' gibi sorularını artırıp ibret almak hepimizin ortak sorumluluğudur. Hele Türkiye'nin tek sahibi olduğu iddiasındaki Laikliği bir din haline dönüştürenlerin daha çok düşünmesi gerekiyor. Hidayet Ersin'in 'Sovyetler Birliği Neden Yıkıldı?' başlıklı makalesinde ki “Gerçek amansız bir dedektif gibidir, saklandığınız delikte gelip sizi bulur. Gerçek acımasızdır. Yakalar. Yıkar. Yakar. Ezer. Geçer! Ben SSCB'nin neden yıkıldığını enine boyuna tartışmayan ama dünya tarihinin en kültürlü olduğu iddia edilen aydınlarının ve yöneticilerinin olduğu bir zaman diliminde yaşadığıma inanamıyorum” şeklindeki tespitlerine katılmamak imkânsız.

 

CHP lideri bir beş altı yıl önce makam odasını Merhum Şeyh Edebali Osman Gazi'ye hitaben “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın…” gibi cümleleri ile donatmıştı. Bunları altın çerçevelerle duvara asmak yerine gönüllerine nakşetseydiler bu halde olmazdık. Kuşkusuz sadece onlar değil hepimiz… Bir devlet için öncelik devletin haklarında değil insan hakları olmak zorundadır. İnsanı yaşatamamış devletler yaşa ne olur ki? Bizans 555 yıl önce neden yıkılmıştı? O'nu yıkan sadece Osmanlı'nın gücümüydü? Bizans'ta canlılar şöyle sıralanırdı: Erkekler, atlar, hayvanlar ve kadınlar… Şimdi yer yüzünde bu sıralama sizce ne kadar değişti?

 

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.9865 1.9961
Dolar 1.5711 1.5787
Sterlin 2.3159 2.3280
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar