Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Kemal Özer
Anayasa nasıl ilga edildi?
Çarşamba, 11 Haziran 2008 13:28

'Anayasa Mahkemesi'ni Eleştirmek' başlıklı yazıda 'yetki alanını kendi lehine genişletmiştir' diyen Milliyet bile Anayasa Mahkemesi'nin yetkisini aştığını kabul ediyor.  Milliyet “Anayasa Mahkemesi, belki de yaklaşık yarım yüzyıllık tarihi içindeki en tartışmalı kararına imza atmıştır. Anayasa Mahkemesi kararları tartışılamaz metinler değildir. Kuşkusuz, bu karar da tartışılacaktır; açık bir toplumda bundan daha doğal bir şey olamaz.” Milliyet bile bu kanaate vardığına göre gerisini siz düşünün.

 

Mevcut Anayasa'nın 'Anayasa Mahkemesinin kararları' başlıklı 153. maddesi “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz” diyor.  


'5 Haziran Darbesi' hakkında açıklamayı Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç yapmıştı. Gerekçeli kararın ne zaman açıklanacağı sorusuna Başkan Kılıç, "En kısa zamanda açıklanacaktır" diyor. Bu durumda Anayasanın 153. maddesine göre Başkan dâhil tüm üyeler anayasa suçu işlemişlerdir.

 

Türkiye'de suç kadar suçu kimin işlediği de önemlidir. Anayasa Mahkemesi üyeleri 'anayasa suçu' işlerken hiçbir kimse bu suça karşı herhangi bir işlem yapmayacaktır. Lakin aynı sistem önceki gün, masum minik bir çocuğun babasına temasına bile izin vermeyecek kadar da insaf ve adaletten yoksundur. Bu sistemin gücü sadece masumlara ve çocuklara yetiyor.

 

1 Mayıs 2007'de hukuk askıya alınmayıp, hala mer'î olabilseydi Anayasa'nın “Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez” hükmüne uyulacak ve '5 Haziran darbesi' gerçekleşmeyecekti.

 

Peki, Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararı neden açıklamadı? Bunun suç olduğunu bilmiyorlar mıydı? Bal gibi biliyorlardı! Başbakanında ifade ettiği gibi bu ülkede onları denetleyecek ve cezalandıracak bir mekanizma yok. Darbe günlüklerinin havada uçuştuğu, muhtıraların birbirini izlediği, çobandan Cumhurbaşkanı'na herkesin fişlendiği, Yargıtay'ın, Danıştay'ın ve askeri üslerin krokilerinin çetelerin çantalarında dolaştığı, 'Devlet katili affetme yetkisine sahip değildir. Katili affetme yetkisi aslında maktulün varislerine aittir.' diyen bir parti için kapatma davası açılan bir ülkede ne yazılsa ne konuşulsa boştur. Üstelik Anayasa Mahkemesi'nin sitesindeki tarihçe yazısını okuduktan sonra hepten boştur.

 

Lakin bir gerçek var ki, Anayasa Mahkemesi kararını bilerek bile bile (taammüden) açıklamamıştır.

 

Çünkü Mahkeme üyeleri, kararın kamuoyunda çok sert tepkilere neden olacağını çok iyi bilmekte idiler. Kılıç kına, minare kılıfa sığmadığı için nasıl bir gerekçe yazacaklarından da emin değildiler. Bu nedenle de gerekçeli kararı yazmadılar.

 

Gerekçeli kararın, gelecek eleştirilere cevap niteliğinde olması sağlanacak bir metin hazırlamak ve açık vermemek yahut açığı en aza indirmek için, suç işleme uğruna gerekçeli kararı henüz yazmadılar.

 

Anayasa Mahkemesi üyeleri de dâhil olmak üzere herkes bilmektedir ki; ne zaman nasıl yazarlarsa yazsınlar bu karar vicdanlarda yer bulamayacağı gibi hukuki bir değeri de olmayacaktır.

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                 

Başkan Haşim Kılıç yıpranma uğruna, Mahkemece alınan ancak kendisinin katılmadığı kararları savunmaya çalışsa da hatta gereksiz bir şekilde sertleşse de, toplantı sırasındaki görüşmeleri basına sızdıranları tespit etmek ve kamuoyuna açıklamak Başkanın görevidir. Başkan bunu yapabilecek mi, bekleyip göreceğiz…

 

 

 

herkes samimiyetsiz!
ulubatlı
evet. bu ülke gıcık bir ülke. gıcık bir milletiz. aziz nesin demişti milletin %60 aptal diye. malesef bu oran bayağı artmış durum da. milli maç oynanır, türkiye kazandı ya, taktir haklarının isviçreden yana kullanan, son 10-15 dakikada en ufak bir şeyde isviçre lehine çalan, bizim oyuncular yıkılsada devam diyen, faulü hızlı başlamamıza engel olup, kontrataklarımızı yiyen hakem bir anda iyi olur. son saniye golü, fatih erimin yaptığı onca hatayı unutturur. ermenistan başkanının dediği gibi: 'türkler unutkandır.' ve doğru. emeksizmiyiz diyeceğim, kurtuluş savaşı sürecinden sonra bu ülkeyi kurduk. bingöldeki depremden sonra, ihale ile yapılmış yurtta ölen çocuklar için 'ilahi taktir' (ilahın takdirinin bu olmadığını ben gayet iyi biliyorum=kısas) diyen başbakanın sözlerini iddanameye almayan başsavcıda, söyleyende samimiyetsizdir. albirini vur ötekine. başörtüsü savaşındada aynı. çok merak ediyorum, ilmi ve zamana göre yorumunu yapmış, doğruluğunu ispatlamış bir islami şeriat (şuanda yeryüzünde yok) kuralları olsa ve buna istinaden bir şeriat partisi kurulsa % kaç oy alacak. mazeretleri duyar gibiyim= laiklik. karşı gelende, taraftar gözüken içinde aynı mazaret. yoksa gerçek olan; ortaya koyacağınız bir şeriatınız bile yokmu!
Cuma, 13 Haziran 2008 13:14
Gerekçekil Karar
Ahmet Baki
Hiç kimse merak etmesin gerekçeli karar tamamdır. Kanadoğlu, sezer vs. niçin toplandılar dersiniz. Adına "Güdümlüleri güdecek çobanlar toplantısı" desek daha iyi olur sanırım. Ne kadar saldırırlarsa saldırsınlar değil bu ülke bu dünya sahipsiz değildir. Er geç foyaları meydana çıkacaktır. Çünkü duvarları çatlayan barajda su tutmak mümkün değildir. Bunlarında artık duvarları çatladı kısaca don yırtıldı k..ç görünmeye başladı. Teşekkürler
Çarşamba, 11 Haziran 2008 17:54
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0585 2.0684
Dolar 1.5118 1.5191
Sterlin 2.2570 2.2688
RÖPORTAJ
Anket
Yerel seçimler yaklaşırken, partiler arasındaki yarış da kızıştı. Peki sizce bu yarışı kim kazanacak?










Foto Galeri
Videolar