Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Jandarma istihbaratçı Ergenekon'u anlatıyor
Yüksekova çetesini çökerten ERGENEKON terör örgütü soruşturmasının süpriz tanığı Jandarma istihbaratçı Hüseyin Oğuz, Ergenekon'un bağlantılarını ifşa ediyor.
Pazartesi, 18 Ağustos 2008 14:09

Hüseyin Oğuz'a göre, arkalarına devlet gücünü alıp masumları katleden çeteler, terör örgütlerinin serpilmesine neden oldu. Star gazetesinde devam eden röportaja göre Ergenekoncu çeteler temizlenirse terör de bitme noktasına gelecek.

Terör örgütlerinin Ergenekon'un çeteleriyle beslendiğini savunan istihbaratçı Oğuz'a göre, Türkiye'de karanlıkta kalan pek çok faili meçhul cinayette Ergenekon'un parmağı var. Eşref Bitlis, Cem Ersever, Tarık Ümit, Adapazarı-Sakarya üçgenindeki cinayetler, PKK'lı adı altında doğuda işlenen cinayetlerde hep Ergenekon ve onun uzantısı çetelerin parmağı olduğunu söyleyen Oğuz, pek çok cinayete de bir istihbaratçı olarak tanık olduğunu da olaylarla birlikte anlatıyor.

ÇETE CİNAYETLERİ VE PKK

BEN faili meçhule kurban gitmiş bir babanın oğluyum. Benim çiftçi babam Mehmet ve Türkçe öğretmeni Tarık faili meçhul şekilde kayboldu. Bu yüzden faili meçhul olaylara karşı çok hassasım. Türkiye'de hiçbir olay faili meçhul değildir. Failsiz eylem olmaz. Birileri kendilerini masum insanlara karşı devleti kullanarak güçlü göstermeye çalışıyor. Adapazarı-Sakarya üçgeninde yüzlerce kişinin öldüğünden bahsedildi. Güneydoğu'da çetelerin öldürdüğü çok sayıda masum insan var. İşte PKK'ya da bu güç kazandırdı.

ERGENEKON ÇÖZÜLÜRSE BİTER

ERGENEKON çözülürse başta DHKP-C, TİKKO, PKK gibi terör örgütleri ya tamamen biter ya da etkisizleşir. Örgütleri doğuran insanlar bunlar zaten. Bakın bir örnek vereyim. Bir gün haber merkezindeyim. Telsiz bas bas bağırıyor. İki astsubay, 5 er taburda şehit oldu. Şimdi failleri bulunacak haliyle değil mi? Ertesi günü bir operasyon, 2 astsubayla 5 eri şehit eden PKK'lılar öldürüldü.

ÖLDÜRÜLENİN OĞLU DAĞDA

İKİ gün sonra bir genç görüşmeye geldi. 'Babamı öldürdüler, korucu olmak istiyorum' dedi. 'Korucu alımları durduruldu' dendi, alınmadı. O genç sonra dağa çıktı. Neden PKK saflarına katıldı? Çünkü köyünden 5 tane masum çobanı öldürdüler... Basına PKK'lı öldürüldü dediler. Ben orada güvenlik gücüyüm, ben ki bana emanet edilen cana hainlik yapıyorum ne bahsediyorsunuz siz?

İhaleleri PKK ile paylaştılar

ÇEKİÇ Güç döneminde, bitirilmek üzereyken PKK'ya erzak ve silah yardımı yapılıyordu. Bunu bize teslim olan teröristler bile ifadelerinde anlatıyordu. Bunlar zaten daha önce İstanbul'dan çalınan silahları götürdüler sattılar orada. Kim yaptı bunu? İşte Ergenekon'daki bu ekip yaptı. 50 bin silah söz konusuydu. Bu silahlar askere karşıda kullanıldı. Hakkari'de bir sürü kayıtsız silah vardı benim elime geçtiği zaman. Seri numarası vardı üstünde ama TSK envanterinde kaydı yoktu. Yani açıkca ortaya koyalım doğu-güneydoğudaki ihalelerde yolsuzluklarda bir taraftan PKK pay aldı bir taraftan da bu çakallar pay aldı. Bu kadar basit işte.

Eşref Bitlis'i, Ersever O'nu da Küçük öldürdü

ERGENEKON'U soruşturan namuslularda namussuzlar kadar cesur olmak zorunda. Eşref Bitlis tüm ilişkileri biliyordu. Bu yüzden Eşref Bitlis, Cem Ersever tarafından öldürüldü. Talimatı veren Veli Küçük, daha sonra Ersever'i de öldürttü. Sakarya cinayetlerini işleyen Tarık Ümit de Veli Küçük tarafından öldürtüldü.

ÇÜNKÜ daha sonra bu ilişkilerin deşifre edilmemesi gerekiyordu.

Cem Ersever'in nasıl öldürüldüğünü Veli Küçük anlatılacak. Eşref Bitlis'in uçağının Diyarbakır'a gideceğini kim bilir? Onlar biliyordu. Eşref Bitlis vatandaşın yanında yer alarak terörle mücadeleyi savunanlardandı. Oysaki çeteler böyle değil. Çeteler masum insanları öldürerek yani kafatascılık yaparak terörle mücadele ettiklerini sanıyorlardı.

Tarık Ümit faili meçhul kalıntısıydı

TARIK Ümit niye öldürüldü? Bu ilişkiler ortaya çıkmasın diye öldürüldü. Tarık Ümit kimi kaçırdı, nasıl sorguladı? Adapazarı'ndakiler ne şekilde öldürüldü? Şimdi bu tür asiler, bunlar mafyanın da ötesinde. Bu tür çeteler kalıntı bırakmaz yaptıkları işten sonra. Şimdi diyelim ki şu anda bir ortamda üç kişiliz. Bir işi yapacağımızı konuşuyor ve yapıyoruz. Sonra birimiz kafa olacak, güçlenmemiz lazım. Bu arada öteki bir yerde söyleyecek. İkimizin bunu engellemesi lazım.

 

 

12 Eylül Zihniyetinin Uzantıları
dr. asım işbir
12 Eylül artığı zihniyet sadece ERGENEKON ve zararsız 3-5 el bombasından ibaret değildir. Esas büyük bombalar hergün kapımızın önünde patlatılmakta ancak pek az kişinin bundan haberi olduğundan medyada ve siyasetçilerin dilinde yer almamaktadır. Bu bombalar statüko şeklinde toplum hayatımıza öylesine yerleştirilmiştir ki, pek az kişi bunmların farkındadır. Bu bombalar Eğitim Sistemimiz içine konulan ve YÖK ve alt kuruluşu olan ÖSYM tarafından gençlerimize yönelik uygulanan beyinlerin iğdiş edilmesi bombalarıdır. ÖSYM, YÖKün bir alt kuruluşu olarak son otuz yıldır ülkenin kaderini etkileyen en önemli kurumdur velakin pek az kişi bu gerçeğin farkındadır.12 Eylül darbesi neticesi yapılandırılan ÖSYM'de anlayış o günden bugüne hiç değişmemiştir. Aynı yalın, tekdüze, vizyonsuz, dünyadan kopuk çağdışı zihniyet bugün de cariidir, maalesef. Bu argümanlarımı ispatlamak aslında kolay. ÖSYMnin yaptığı sınavlara bakınız, KPSS,ÖSS,DGS vs. gibi. Bu sınavlar sadece ve sadece bilgiyi ölçmeye yönelik olduğundan ezberciliği teşvik eder ve ekseriyetle matematik, tarih,coğrafya gibi tipik Okul Bilgilerinin ne kadar ezeberlendiğini sınamaya yönelik yapılır. Yorum yapan, analitik beyinlere yönelik bir seçme sınavı değildir bunlar. %99u Türkçe olmayan interneti ne kadar iyi kullanabileceğini, yab.dil bilip bilmediğini ölçmeye yönelik de değildirler. Tek ölçülen, okulda yıllar yılı öğretilen ve öğretmenler tarafından defalarca imtihan edilen, bireyi hayata hazırlamaktan çok uzak derslerin tekrar tekrar imtihanından ibarettir. Bu yapılarak bireyler ÖSYMnin elinde, "düşünmeyen, sorgulamayan, dünyadan kopuk" hale getirilerek iğdiş edilirler ve "sisteme entegre" olurlar. Zaten sistem de darbeler vasıtası ile dünyadan kopuktur ve izole edilmiştir. Diyeceğim, ÖSYM lağv edilmeli ve yerine Dünya ile barışık bir kurum gelmelidir. Sınavların isimleri de dahil formatları, mufredatları, soru tipleri değiştirilmeli, yerine çağdaş, dünyayı ve bilimsel gelişmeleri yakından takip edebilecek düzeyde dil bilen, analitik ve sorgulayabilen beyinlere sahip bireyleri seçmeye yönelik bir Sınav Modelleri Bütünü oluşturulmalı ve uygulanmalıdır. Bunu bugün yapmazsak tehlike, bağımsızlığımızı etkileyebilecek düzeye gelecektir.Çünkü Dünya Medeniyetler sıralamasında zaten kötü olan yerimiz gittikçe gerileyecektir. saygılarımla
Pazartesi, 18 Ağustos 2008 16:21
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0163 2.0260
Dolar 1.5941 1.6018
Sterlin 2.3700 2.3824
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar