Karakter boyutu : 12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Filistini bu kitaplarla anlatacaklar
Kurtlar Vadisi Filistin filmi için hazırlıklarına başlandı. Filistinde yaşanan insanlık dramını konu alan filmin senaristleri bakın hangi kitaplardan faydalanıyor...
Salı 09.02.2010 - 00:51

Emrullah Öztürk / TIMETURK

Türkiye ile İsrail arasında krizi sebep olan Kurtlar Vadisi Pusu'nun yapımcı firması PANA Film Kurtlar Vadisi Filistin adlı filmin hazırlıklarına başladı. Filistin'de yaşananları konu alan 'Kurtlar Vadisi Filistin' adlı film, Türkiye ile aynı anda tüm dünyada 5 Kasımda vizyona girecek.

Pana Filmden alınan bilgiye göre, Filistin'de yaşanan insanlık dramını konu alan filmin senaryosunu Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan kaleme alıyor.

Ancak filmle ilgili kafada bir çok soru işareti bulunuyor. Mesela film Filistin-İsrail arasındaki sorun İsrail devletinin kurulduğu 1948'e dayanıyor. Peki film, 60 yılı aşkın süren bu soruna hangi dönemden ve pencereden bakacak? Bilindiği üzere Filistin direnişi her dönem farklı bir boyut kazandı. Önce Yaser Arafat liderliğindeki El Fetih'in fitilini ateşlediği Filistin direnişine daha sonra İslami örgütlenmeler ağırlık koydu. Şu an direnişin öncülüğünü Gazze'nin fiili yönetimini elinde bulunduran HAMAS sürdürüyor. Filmin senaryosuyla ilgili ipuçları tabiki senaristlerin faydalandığı kaynaklarda saklı. Timetürk senaristlerinin senaryoyu yazarken yararlandığı kaynaklara ulaştı. Bunlar arasında İsrail hapishanelerinde 7 Yıl mahkum olarak kalan Faik Bulut'un bu döneme ait hatıralarını kaleme aldığı "Filistin Rüyası İsrail Zindanlarında 7 Yıl", Ortadoğu'da 15 yıl boyunca gazeteci olarak çalışan Kenizé Mourad'ın Filistin-İsrail ateşi arasında kalan kurbanların ölüm ve mülteci kamplarındaki zor hayatlarını, korkularını, ihtiyaçlarını konu aldığı "Toprağımızın Kokusu; Filistin ve İsrail'in Sesleri", Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)'nün resmi temsilcisi İbrahim Souss ile ünlü İsrailli
düşünce adamı Zvi Elpeleg arasında geçen eşi görülmedik ilginç bir tartışmanın yer aldığı "İsrail - Filistin Diyaloğu Tarihsel Uzlaşmayı Anlamak İçin", Uluslararası İlişkiler Uzmanı Bülent Aras'ın Filistin Sorunu´nun özünün oluşturduğunu iddia ettiği iki boyutu inceleyen kitabı "Filistin İsrail Barış Süreci Ve Türkiye" adlı kitaplar yer alıyor.

Peki bu kitaplarda neler anlatılıyor?

Faik Bulut: “Filistin Rüyası; İsrail Zindanlarında Yedi Yıl”

1970'li yıllarda Filistin’de yaşanan zulmü ve zulme karşı direnenleri, İsrail zindanlarında tanıma fırsatı bulmuş birisi olan Faik Bulut, “Filistin Rüyası; İsrail Zindanlarında Yedi Yıl” adlı kitabında, yaşadığı tanıklıklardan kalkarak Türkiye solunun Filistin mücadelesiyle ilgili ilk dönem tarihini ve İsrail’in Filistin’i işgali sırasında gerçekleştirdiği zulümleri gözler önüne seriyor.

Kenizé Mourad: "Toprağımızın Kokusu; Filistin ve İsrail'in Sesleri"

Padişah IV. Murat'ın torunu Selma Sultan'ın kızı gazeteci Kenize Murat, 'Toprağımızın Kokusu'nda Filistin'de yaşanan trajediyi, devletlerin ve resmi söylemlerin uzağında, yaşayanların röportajlarıyla anlatıyor "Toprağımızın Kokusu; Filistin ve İsrail'in Sesleri" adlı kitabında. Kenize Mourad intihar bombacılarının annelerinden, aşırı dinci İsraillilere kadar yaptığı onlarca röportajda, bölgede yaşanan trajediyi gözler önüne seriyor.

İbrahim Souss, Zvi Elpeleg: "İsrail - Filistin Diyaloğu Tarihsel Uzlaşmayı Anlamak İçin"

"İsrail - Filistin Diyaloğu Tarihsel Uzlaşmayı Anlamak İçin" adlı kitap da, biri Polonya'daki antisemit baskılardan kaçıp Filistin'e yerleşmiş bir Yahudi olan Zvi Elpeleg ile İsrail işgali altında bulunan anavatanını terketmek zorunda kalmış bir Filistinli olan İbrahim Souss'un yıllardır aralarında bombalardan ve kurşunlardan başka hiçbir alışveriş yapmamış iki toplumun insanı olarak bir dramı paylaşırken ne denli birbirlerine yakın ve ne denli içtenlikli olunabildiğini gözler önüne seriyor.

Bülent Aras: "Filistin İsrail Barış Süreci Ve Türkiye"

SETAV Vakfı Uzmanı Bülent Aras ise "Filistin İsrail Barış Süreci Ve Türkiye" adlı kitabında 1947–1996 yılları arasında Filistin-İsrail sorununu özetlemiş ve yaratılmaya çalışılan barışı ve düzeni “ele geçirilemeyen bir kelebek” olarak tasvir ediyor. Ortadoğu sorunu, değişen dünya düzeni ve dış politikalardan bahseden yazar, kırk dokuz yıl boyunca öne sürülen çözüm önerilerini özetliyor. Filistin’de ortaya çıkan direnişçi ve özgürlükçü gruplardan da bahseden yazar İsrail ve dünya nezdinde Filistin’in ne duruma geldiğini ya da ne duruma düştüğünü politik çerçevede irdeliyor. Bölgenin ekonomik durumunu da ele alan yazar, özellikle Gazze’nin ekonomik şartları üzerinde durarak, ekonomik refah seviyesinin arttırılması için diğer Ortadoğulu devletlerin ve Türkiye’nin ne yapması gerektiği ne dair başvurduğu kaynaklara kendi görüşlerini de ekleyerek okuyucuya sunuyor.



BUNUDA YAZSINLAR!!!
HUSEYIN SASMAZ
Filistin Otoritesi İnsanların İbadetlerini İfsat Etmekte, Mescit Hatiplerinin Siyasi Tutumlarına Şantaj Yapmakta ve Rızıkları Noktasında Onları Tehdit Etmektedir Filistin otoritesi gün geçtikçe daha da küstahlaşmakta, keyfi tutuklamalar ve maişetlerin kesilmesi tehdidinde bulunarak insanlara zorbalık yapmakta, otoritenin safsataları ve cürüm politikalarını propagandasında ve Batının kucağına atlayıp Yahudi devletinin çıkarlarına hizmet eden otoritenin simgelerini popüler etmede kullanılması karşılığında minberlerin hak sözü haykıranlara yasaklanması amacıyla ağızları kapatma politikasını yerleştirmekte ısrar etmektedir. Otorite, uydu kanallarında kendisinin borazanlığını yapan kimse kalmayıp Filistin meselesini tasfiye projeleri bataklığındaki her gün yankılı çöküşünü haklı çıkaran deliller noktasında iflas edince Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in minberlerine el atmaya ve onları batıl otoriter beyanatların verildiği basın konferansları haline çevirmeye yönelmiştir. Hizb-ut Tahrir olarak bizler, dini kisve altında batılı yaymak isteyen ve Cuma salatını otoriteye uygun bir hale çeviren kimselerin karşısında hakkı haykırmanın elzem olduğunu düşünüyoruz. Bunun içindir ki insanlara aşağıdaki hususları açıklarız: 1- Vakıflar Bakanlığı aylardan beri otoritenin programlarına ve planlarına hizmet ederek, genel işler, insan hayatı ve maslahatlarıyla alakalı içerikten yoksun Cuma hutbesi konularını mescit hatiplerine empoze ve dikte etmeye çalışmaktadır. Cuma salatını bir takım dinsel merasimlere ve vaazlara döndürmeyi istemektedir. Böylece dini hayattan ayırma ilkesi, devletin de kendisinden olduğu bir din olması vasfıyla İslam'ı bir ideoloji olarak görmek istemeyen ve utanmadan laikliklerini dışa vuran simgelere sahip otoritenin fikri bir kaidesi olarak somutlaşacaktır. 2- Otoritenin mescit karşıtı politikaları giderek tırmanmış olup mescit inşası için Vakıflar Bakanlığı ile yerel yönetimin onayını gerektiren yeni bir kanun dayatmak yoluyla mescitleri kontrol altına almak için dahası hayırsever Müslüman evlatlarının yeni mescit inşa etmeye yönelik her türlü girişimlerini engellemek için bir kampanya yürütmekte, işgalci Yahudi'nin politikasını bile sollayarak mescitlere karşı küstah savaşında "küçük mescit" olarak gördüğü yerleri kapatmaya çalışmaktadır. 3- Kamu hizmetlerinde çalışan personellere karşı mücadelede, siyasi eğilimleri nedeniyle görevlerinden almada, rızıkları ve evlatlarının geçimleri noktasında onlara şantaj yapmada aynı çizgisini devam ettirmek amacıyla otorite, hak söz söylemelerini engelleyerek onları otoritenin birer resmi borazanı yapmak ve siyasi olarak şantaj yapmak için hatiplere meydan okumaktadır. 4- Filistin meselesi hakkında komplo kuran, Yahudi işgaline karşı silah kullanılmasına inanmamakla övünen ve işgale karşı yeni bir intifadaya asla izin vermeyecek olan kendi başkanını savunma çabası içerisinde Vakıflar Bakanlığının, "size bir fasık haber getirirse" adı altında dayattığı son Cuma hutbesi bir skandal olup kokusu burunların deliklerini sızlatmıştır. Zira otorite, bu hutbeyi tüm hatiplere dağıtmış ve vakıf yetkilileri de hatiplerle bir araya gelerek onlara şantaj yapmışlar, hutbeyi okumaya zorlamışlar ve onlardan karşı çıkanları rızıklarını kesmekle tehdit etmişlerdir. Hatta iş, Vakıflar Bakanının toplantı esnasında hatiplere, "kim otoritenin bir lokma yemeğini yerse onun kılıcını sallaması gerekir" diyerek otoritenin ve başkanının savunucuları olmalarını talep etmesine kadar ulaşmıştır. 5- Otorite, yaptıklarının iğrençliğini ve insanların inançları ile dinleriyle çatışmakta olduğunun farkında olmasından ötürü güvenlik güçlerini birçok mescidin çevresine seferber etmekte, musallileri korkutmak için onları sopalarla donatmakta, otoritenin yazdığı rezil ve utanç verici görüntünün yanı sıra birçok mescitte sıkı güvenlik görüntüsü altında konuşmalar yapılması için düzenlemeler yapmaktadır. 6- Buna rağmen otoritenin, boyun eğsinler diye insanları ehlileştirme girişimlerinin başarısız olmasının yanı sıra batıl barış sürecini ilerletmek amacıyla işgalcinin güvenliğini garantilemek isteyen Amerikan generalinin gözettiği güvenlik güçleri sayesinde insanlar üzerinde otorite sağlamakta da başarısız olmuştur. Nitekim otoritenin geçen Cuma'daki çirkin eylemleri ve insanlara yönelik şantajları, mescitlerin çoğunda gerginlik halinin oluşmasına yol açmıştır. İnsanların ibadetlerini ifsat etmiş ve bu da birçok musallinin mescitlerden çıkmasına yol açmış ve insanlar ısrarla kirli görevleri kabul eden bazı vakıf hatiplerinin kovulmasını ve bir daha bu mescitlere dönmemelerini talep etmişlerdir. 7- Mescitlerin ve Cuma hutbelerinin siyasallaşmasını istemediğini iddia eden otorite, gerçekte bu mescitleri iktidar partisinin tekelinde olan basın minberlerine dönüştürmeye çalışmakta ve buna paralel olarak da güvenlik güçleri, Hizb-ut Tahrir şebabı ile diğer muhlislerden hakkı haykırarak öğreten veya hutbe veren kimseleri tutuklamakta ve takip etmektedir. Zira son olarak Cuma hutbesi ve mescitlerdeki derslerin akabinde, Araba, Cenin, Beyt Lahem ve Kalkilya'da bazı Hizb-ut Tahrir şebabını tutuklamıştır. 8- Sahih şeri doğrultudaki ibadetiyle Allah Subhanehu'yu razı etmek isteyen muhlis hatipler ile musalliler; Allah'ı öfkelendiren otoriteden asla razı olmayacaklar ve Resulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]'in minberinin, iktidar partisinin medya platformuna ve sömürgeci kafirlerin çizdiği programlara dönüştürülmesini asla kabul etmeyeceklerdir. Saltanat alimlerine ve hatiplerine gelince; insanlar onları bir çekirdek gibi çitleyip atacaklar ve dünyada zillet ahirette ise rezillik ve hüsrandan başka bir şeye nail olamayacaklardır. 9- Bizler Müslümanları; hakkı haykırmaya devam etmeye, mescitlere, Cuma salatı ve hutbelerine karşı ilan edilmiş bu açık savaşın karşısında durmaya ve Allah'ın mescitlerinde otoritenin programlarına geçit vermemeye davet ediyoruz. وَأَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلَا تَدْعُوا مَعَ اللَّهِ أَحَدًا "Mescitler şüphesiz Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye yalvarmayın (kulluk etmeyin)." [Cin 18]
09.02.2010 23:53:41
reklamın iyisi kötüsü olmaz
Tillo
kurtlar vadisi ırak filminin abd'de yasaklandığın ve amerikan askerlerini izlemesinde yasaklandığın hesaba katarsak.F
09.02.2010 18:10:45
ne biçim bir yorum bu
yahya
sen kendi ülkene milletine güvenmiyorsun suçu abd ye atıp da kendi zayıflığının üzerini kapamaya çalışma. 1000 yıl islama sancaktarlık yapmış bu milleti o kadar küçük görme aslanım. herkesin bir hesabı var bunu sakın ola aklından çıkarma.
09.02.2010 11:17:38
israil'in desteği ile çekilen kurtlar vadisi dizisi ve kurtlar vadisi ıraktan sonra şimdi de filistin.. bir zamanlar da rambo afganistanda idi. şimdi yerli rambolar ırak, filistin dolaşıp duracak galiba.. toplumun zihin yapısı ile kedinin fare ile oynadığı gibi oynuyorlar. eee ne de olsa türkiye orta doğuda lider olarak arz-ı endam ettirilecek yaa bütün hesap bu.. arap dünyası yeni doğan çocuklarının adını bile r. tayyib koyarken...
08.02.2010 19:40:56
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2,111 2,124
Dolar 1,479 1,488
Sterlin 2,457 2.475
RÖPORTAJ
Anket
Mısır'ın bundan sonra Gazze'ye gidecek yardımlar için sadece Kızılhaç'a izin vermesini doğru buluyor musunuz?

Evet
Hayır
Bilmiyorum


Foto Galeri