Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Fehmi Koru
İşimiz kolay değil
Salı, 07 Ekim 2008 11:36

Demokrasiler zorlansalar da krizlere karşı tedbir alırlar. Hemen her türlü kriz ile demokrasilerde daha kolay başa çıkılabilir. Demokrasilerin yine de bir yumuşak karnı vardır: Terör... Terörist bu zaafı bilir ve sadece ülkenin dirlik ve düzenini değil demokrasisini de hedef alır.

Kural ve kurumlarına alışmış bir ülkede demokrasi elden gidince dirlik ve düzeni korumak da zorlaşır zaten.

Teröre muhatap demokrasiler, sözgelimi İspanya ve İngiltere, bir çok kez darbenin eşiğine kadar gelmişlerdir.

Hafta sonu Aktütün'de 15 askerin hayatına kasteden, 20'den fazlasını yaralayan terör eyleminden sonra derhal uç veren hissiyat, canilere kuralsız da olsa sert bir cevabın verilmesidir. Verilsin tabii. Ancak medyada, “Terörist başını idam edin, terör biter” tespitinden “Asker Irak'a girsin ve kalsın” talebine kadar dillendirilmeyen neredeyse hiçbir tedbir kalmadı; çoğu demokratik bir hukuk devletinde herkesin saygı göstermesi gereken temel kuralları çiğnemeyi öngörüyor bu talep ve tekliflerin...

Ne olursa olsun, Türkiye, demokrasiden ve hukuk devleti olmaktan vazgeçip kendisini kuralsız bir ülke haline dönüştüremez. Teröre karşı mücadeleyi, bizden önce aynı sıkıntıları göğüslemek zorunda kalmış başka ülkeler gibi, demokrasi içerisinde yürütmek zorundayız. Hukukun kuralları rehberimiz, demokrasinin sunduğu imkânlar ise çaremiz olacaktır.

Şundan emin olabiliriz: PKK terörü 12 Eylül askeri yönetiminin bölgede ve cezaevlerinde sürdürdüğü anti-demokratik uygulamaların doğrudan ürünüdür; demokrasinin kanallarının daha da açıldığı son yıllar ise PKK'yı çok büyük acze sürükledi. Bu gerçeği bugün en iyi görenlerin terörle mücadeleyi ülke adına yürütenler olduğunu da unutmayalım.

Bu gerçek ışığında baktığımızda, karşımıza çıkan tablo, fazla ürkütücü değil. Terör uzmanları, son eylemde köşeye sıkıştırılmışlık hissiyle hareket ettiğini söylüyorlar PKK'nın. Bölgede baskıyla ve korku salarak oluşturduğu üstünlük iddiasını bütünüyle sona erdirecek gelişmeler öngörüsü, örgütü son havliyle böyle bir çıkış yapmaya sevk etti; bu belli. Salınan korkunun yerini alması beklenen hizmet anlayışı yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilemedi. Yerel yönetimleri kaybetme ve hizmetin başkaları eliyle yaygınlaşması endişesi ise, PKK'yı ölüp bitiriyor...

O da bu endişesini öldürerek bastırmaya çalışıyor.

25 militanın da can verdiği son olayın bu noktada durup düşünmemiz gereken tek bir yönü var: Terör örgütü saflarında hayatını feda etmeyi göze alabilen gençlerin varlığı... Son olayla karşımıza bir kez daha çıkan bu 'gerçek' ile durumun nasıl değiştirilebileceği üzerinde uzun uzadıya düşünmek ve çareler üretmek gerekiyor.

Hiçbir sorunun kestirme çözümü yoktur demokrasilerde; hele terörle ilgili sıkıntıların ortadan kalkması her ülkede zaman alır, fedakârlıklar gerektirir. Bizde kuralları eğip bükmeyi öğütleyen kimi kestirme çözüm meraklılarının anlamadığı da budur işte. Bazen insan öfkesini içine gömüp en akıl almaz gibi görünen çıkış yolunu tutmakla da sıkıntı arkada bırakılabilir.

Bugün bu durumdayız. Demokrasiden ve hukuk devleti olmaktan vazgeçmeyeceğimize göre, bizim de, başka hukuk devletleri ve demokrasilerde benzer sorunların nasıl ortadan kaldırıldığı üzerinde yoğunlaşmamız gerekiyor.

Bir yandan şehit cenazelerini yüreklerimiz yana yana kaldırıp bir yandan da bundan sonra başka gençlerin şehit olmasını nasıl önleyeceğimizin tedbirlerini almak...

Yapmamız gereken ne kadar zor bir iş...

 

 

 

Fehmi Koru'nun İşi Kolay Değil
İbrahim Faik Bayav
Fehmi Koru, son zamanlarda yadırgayacağım şekilde yazmaya başladı. Eskiden ülkede ortaya çıkan problemlerin çözümü için demokrasi deniyordu. 12 Eylül de bu yüzden, demokrasiyi engelledi diye yerden yere vuruluyordu. Onu yerden yere vuranlar iktidara geldi; ama, garip bir şey, özledikleri demokrasi bir türlü gelemedi! Nankör demokrasi ne olacak! Eteklerine tutunmaya tenezzül etmemiş! Fehmi koru, bugün oluşan problemler karşısında, ''Çözüm yine demokrasi'' diyor, sanki, demokrasi getirmek isteyenlerin elini ayağını bağlayanlar varmış gibi. Demokrasi diye yırtınanlar, işin aslına bakılırsa, 12 Eylül'ün açtığı kapıdan geçip semirme aşamasına geldiler. İktidarda olanların davranışları bunu belli etmiyor mu? İktidardaki beyefendiler, bir fırsatını bulup, ''Bu tu-kaka 12 Eylül Anayasası'nı kaldıracağız'' diye hamle yapıyorlar, milleti umutlandırıyorlar; saltanat dünyasından kendilerine imkanlar sunulduğunda da, ''Ah ne şeker... ne cici şey!'' deyip 12 Eylül Anayasası'nın hakettiği konumunda kalmasını sağlıyorlar. Yazık! İslam etiketini üzerlerinde taşıyanların haysiyet kırıcı davranışlarıdır bu! Şimdi Fehmi Koru'nun yazısındaki bazı cümleleri çekip, kalemimin oynadığınca tahlil etmeye çalışayım: 1-''Demokrasiler zorlansalar da krizlere karşı tedbir alırlar'' cümlesi. Demokrasiye nasıl bir anlam yüklenilmeye çalışılıyor? Demokrasi içinde krize veya krizlere karşı tedbir alacak olanlar, iyi idareciler mi, kötü idareciler mi? Demokrasi nimetiyle idareye gelmiş kötü kişilerden krizlere karşı tedbir alınmasını beklemek, ağzı bir karış açılmış ahmak kişi olmak demektir. İdaredeki kötü kişiler, ancak, faydalandıkları demokratik nimetin kesilmemesi için tedbir alırlar. Diyelim ki idareye iyi kişiler geldiler. Kriz, kötü kişilerin iyi kişilere çelme takacakları en rahat ortamdır. Lütfen söylenilsin: O zaman iyi idareciler, iyi hallerinde devam mı edecekler, yoksa, iyi hallerinden bir kısmını kışkışlayıp kötü kişilerle ortaklığa mı girişecekler. Bu uygulama da, demokratik çözüm olacak değil mi? Sevsinler!... 2-''Demokrasinin yumuşak karnı vardır: Terör... Terörist bu zaafı bilir ve sadece ülkenin dirlik ve düzenini değil demokrasisini de hedef alır'' cümlesi. Terörü, toplumun sağlıklıyken karşılaştığı hastalığa benzetelim. Hastalığın nasıl bir şey olduğunu ve nasıl oluştuğunu incelemeden tedaviye girişmek ne ise, nasıl oluştuğunu incelemeden tedbir düşünülen terör de odur. Eğer bir ülkedeki dirlik ve düzen yalnız demokrasi ile sağlanabiliyorsa, demokrasi yıkıldığında elbetteki dirlik ve düzen bozulacaktır. Ama, dirlik ve düzenin bozulmasına aldırmayan, demokrasiye yapışıp onu dik tutmaya çalışanları çok gördük. Yani terörist, millet fertlerini gözü yaşlı, geleceği umutsuz yapıyorken duyulan yüksek perdeden sesler şöyle oluyor: ''Yaşasın demokrasi!'' 3-''Kural ve kurumlarına alışmış bir ülkede, demokrasi elden gidince dirlik ve düzeni korumak da zorlaşır...'' cümlesi. Ne diyelim şimdi? O zaman dirlik düzen korumacılığına soyunmanın anlamı yok. Çünkü ülkede henüz kural ve düzen yok. Görmüyormusunuz, 12 Eylül, çeğrek asır geride kalmış olmasına rağmen, bu günkü problemlere sebep olan tek senaryo! 4-''Teröre muhatap demokrasiler, sözgelimi İspanya ve İngiltere, bir çok kez darbenin eşiğine kadar gelmişlerdir'' cümlesi. Peki, niye kapıyı açıp 'darbe'yle yüz yüze kalmamışlar? Acaba, darbeye hevesleniciler tarafından kulakları mı çekilmiş, yoksa, terör yapıcı unsurlar memnun mu edilmiş. Öyle ya! Saltanat sahiplerinin rahatının bozulmaması için, yaşasın demokrasi! 5-''Hiçbir sorunun kestirme çözümü yoktur demokrasilerde'' cümlesi. Hangi rejim olursa olsun, karşılaşılacak problemler olacaktır. Ve o problemler, oluşma sebebi bilinmeden çözüme kavuşturulamayacaktır. Kurallar eğilip bükülmesin deniyor. Tabi, kural denilen şey var ise... ve birilerinin hesabına konulmamış ise!... Sayın Fehmi Koru'ya bir soru: ''Size isabet eden müsibet sizin yaptıklarınız yüzünden'' ve ''Her derdin devası Kur'an'da var'' sözlerini duymamış mıdır? Düşünülmesi dileğiyle...
Salı, 07 Ekim 2008 20:10
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.1032 2.1133
Dolar 1.6711 1.6792
Sterlin 2.5000 2.5131
RÖPORTAJ
Anket
Korsanların gemileri fidye için kaçırdığı öne sürülüyor. Sizce de öyle mi?












Foto Galeri
Videolar
Rüyalarınızın anlamını öğrenmek için tıklayınız