Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Fehmi Koru
Dinlenirken düşünmek...
Cumartesi, 19 Nisan 2008 07:53

NEW YORK

Görevi gereği Türkiye'yi yakın gözlemi altında tutan bir Amerikalı, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın gün boyu ortada görünmediğini haber almış, “Nedir bu iş?” diye soruyordu etrafına. Göz göze geldiğimizde, “Sizde Camp David neye yarıyor?” deyiverdim.

Devlet yönetimi dünyanın en zor işlerinden biridir. Dur durak bilmeden çalışır, önünüzü arkanızı görmeden yolunuza devam edersiniz. Türkiye'de bir de sinir törpüsü engeller çıkarılır devlet yöneticisinin önüne. Kadir kıymet bilmezler, en iyi niyetlerle girişilmiş işleri bile eleştirmek için hazır bekler... Sırtınızdaki yük, üstünden aşmanız gereken engeller, haksız eleştiri okları... Derken, yorulduğunuzu bile hissetmeden yorulursunuz.

Başka ülkelerde devlet yöneticilerinin ara sıra teneffüs yapma hakları olduğu kabul edilir. ABD'de Camp David adlı gözlerden uzak mekân başkanların dinlenmesine ayrılmıştır. Hafta sonu, bir bakarsınız, ABD başkanı ailesi fertlerini de yanına alarak Beyaz Saray bahçesindeki helikopter pistinden Camp David'e uçuvermiş...

George W. Bush, özellikle ilk döneminde, bazen haftalar süren izin kullanır ve kendi çiftliğine çekilirdi.

İngiltere'de Tony Blair başbakanlık yaptığı on küsur yıl boyunca, yazın belli bir bölümünde, savaş bile çıksa, İspanya'daki yazlığına çekilme âdetinden vazgeçmedi.

Sadece dinlenmek için ortalıktan çekilmez devlet yöneticileri, düşünmek, teemmül ve tezekkür etmek, hatta danışmak için de kendisine bir zaman aralığı ayarlar...

Turgut Özal bir ara bizde de bu anlayışı yerleştirmeye kalkmıştı da, Göcek'teki küçücük mekân günler boyu gazetelerin manşetlerinden düşmemişti... Oysa halkla bir araya gelir, onlardan aldığı elektriği devlet işlerine taşıyarak daha verimli işler çıkartırdı Turgut Özal.

Tayyip Erdoğan'ın hem dinlenmeye hem de düşünmeye ihtiyacı olduğu günlerden geçiyoruz.

Seçim kampanyaları çok yorucudur. O yorgunluğu neredeyse tek başına sırtlamıştı Tayyip Erdoğan; ardından yeni hükümet ve yeni program hazırlıkları geldi. Ağustos ayından beri de dur durak bilmeden çalışıyor. Yurtiçi ve yurtdışı geziler, Meclis'te anayasa ve yasa değişiklikleri, muhalefetle atışmalar, parti kapatma davası... Devletin rutin işleri yanındaki bu ek meşgaleler bile bir insanı tüketecek çaptadır.

Dinlenmeye hakkı ve ihtiyacı var Başbakan Erdoğan'ın; daha da önemlisi, kafasını dinlerken düşünmesi de gerekiyor...

Kapatma davasına pek çok yönden bakılabilir de, esas üzerinde durulması gereken yön, Türkiye'deki siyaset alanının sınırlarını çizme iddiasıdır. Bütün dünyada demokrasiler 'halkın egemenliği' ilkesine dayanır. Halk, egemenliğini, seçilmiş temsilcileri eliyle kullanır. Bunu da parlamentolar sağlar. Bizde, 1960 darbesinden sonra, anayasaya konulan bir madde (m. 6) ile egemenliğin kullanımında, seçilmiş temsilcilere, 'anayasal kurumlar' da ortak yapıldı. Başsavcısı kapatma davasını açan Yargıtay da, davayı görüşecek olan Anayasa Mahkemesi de bu kurumlardan...

Başbakan Erdoğan'ın bu paylaşım ve paylaşımın sınırları üzerinde düşünmesi gerekiyor işte. Başka demokrasilerde olduğu üzere yalnızca halkın temsilcilerinin egemenliği kullandığı biçimde değiştirebilir anayasayı, ya da paylaşımın sınırlarını yeniden düzenleyebilir. Bir başka seçenek de, bugüne kadar olduğu gibi, egemenliği halk adına seçilmişlerle paylaşan 'anayasal kurumlar'ın -daha doğrusu 'bürokrasi'nin- kural koyuculuğunu kabuldür. Üzerinde düşüneceği soru o durumda şudur: “Bürokrasinin belirlediği sınırların ötesi seçilmişler için 'yasak bölge' olmaya devam mı edecek?”

Tabii, dengeleri bozmadan, Türkiye gerçekleri ile birlikte yaşamak için yeni bir yöntem de arayabilir Başbakan Erdoğan...

Devleti yönetenlerin ara sıra dinlenmesinde yarar var.

 

Yeni Şafak

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.9310 1.9403
Dolar 1.4220 1.4289
Sterlin 2.4090 2.4216
RÖPORTAJ
Anket
Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi ile diyalog çözüm mü?








Foto Galeri
Videolar
Rüyalarınızın anlamını öğrenmek için tıklayınız