Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
"Ermeniler 35 bin Süryaniyi katletti"
Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Osmanlı arşivlerinde ortaya çıkan bir belgeyle Ermeniler’in 1915'de Osmanlı’ya destek oldukları için 35 bin Süryaniyi katlettiğini öne sürdü.
Cuma, 15 Ağustos 2008 07:57


Hollanda Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü ve Osmanlı Hukuku uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, görev yaptığı üniversitenin faaliyetleri, Avrupa’da İslami gelişim ve Ermeni meselesi üzerine bilgi verdi. Prof. Dr. Ahmet Akgündüz, Ermeniler'in 1915 yılında Osmanlı Devleti'ne destek oldukları gerekçesiyle 35 bin Süryaniyi katlettiğini söyledi.

www.analitikbakis.com sitesinin haberine göre, Ümraniye Afiyet Hastanesi tarafından düzenlenen bir yemekli sohbet toplantısına katılan Hollanda Rotterdam İslam Üniversitesi Rektörü ve Osmanlı Hukuku uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akgündüz çeşitli konularda bilgi vererek, dinleyicileri aydınlattı. Prof. Dr. Akgündüz, görev yaptığı üniversitenin faaliyetleri, Avrupa’da İslami gelişim ve Ermeni meselesi üzerine bilgi verdi.

AVRUPA’NIN İKİ YÜZÜ

Prof. Dr. Akgündü, sohbet toplantısında öncelikle Avrupa’daki İslami gelişim ve Hollanda Rotterdam İslam Üniversitesi’nin faaliyetleri hakkında bilgi verdi. 11 Eylül sonrası batının Müslümanlara ve özellikle Müslüman Arapların da batıya bakışının daha olumsuz bir hal aldığını söyleyen Prof. Dr. Akgündüz, Avrupa’da resmi istatistiklere göre halen 21 milyon, ABD’de 7-10 milyon arası Müslümanın yaşadığını söyledi. Avrupa’nın 2 dini olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akgündüz, bunlardan ilkinin dinsiz felsefenin ve her türlü ahlaksızlığın membaı olan Avrupa olduğunu belirtti. Avrupa’nın bu yönünü tek gözlü ve pozitivist olarak nitelendiren Akgündüz, bu durumun Avrupalılar’ın başına bela olduğunu söyledi. Bu tarz bir felsefenin toplumsal yaşamda olumsuz sonuçları olduğunu belirten Prof. Dr. Konuyla ilgili ilginç bir istatistik vererek, her100 Hollandalı’nın 33’ünün evlendiğini ve bu yüzde 33’ün yüzde 60’ının da bir yılda boşandığını ifade etti.

Avrupa’nın ikinci bir yüzü olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akgündüz Osmanlı ve Endülüs yoluyla İslamiyet’ten aldığı derslerle, Hristiyanlığın bozulmayan hükümlerinden ve insanlığın tarih boyu elde ettiği birikimlerden istifade ederek teknolojinin ve bilimin kaynağı olmuş bir Avrupa olduğunu anlattı. Prof. Dr. Akgündüz, Müslümanların ikinci Avrupa’yla küs olmadığını ya da herhangi bir probleminin bulunmadığını ifade etti.
Avrupa’da kimi dini çevrelerin kendilerini Rotterdam İslam Üniversitesi’nde başarılı olmak adına takiyye yapmak ve samimiyetsizlikle suçladığını ifade eden Akgündüz, kendilerinin bu çevreleri Hz. Muhammed’in bir hadisinden örnek vererek onları ikna ettiğini söyledi. Bu hadisin “Ahir zamanda Hıristiyanlarla barış sözleşmesi yapacaksınız. Sonra siz ve Hıristiyanlar sizin dışınızda müşterek bir düşmana karşı savaşacaksınız. Galip gelip büyük kazanımlar elde edeceksiniz. Sonra da huzurlu ve sakin bir dönem yaşayacaksınız” şeklinde olduğunu belirten Prof. Dr. Akgündüz İslam alimlerinin bu düşmanı dinsizlik ve ahlaksızlık olarak tanımladığını belirtti. Prof. Dr. Akgündüz, bununla birlikte kainatta hayrın şerre galip geleceğini inandıklarını ve Avrupa’daki dinsizliğin de şer olduğunu söyledi. Prof. DR. Akgündüz, gelecekte şerrin galip gelmesine yüzde 5 ihtimal verdiğini, yüzde 95 ise şerrin mağlup olup hayrın galip geleceğini Avrupalı kilise çevrelerine ifade ettiğini dile getirdi. Yine Hz. Muhammed’in bir hadisine dayanarak huzurlu ve mutlu yaşanacak sürenin 60-70 sene olduğunu dile getiren Prof. Dr. Akgündüz, Hz. Muhammed’in hadislerinde belirttiği şekilde bir yaşamı sürmek üzere Rotterdam İslam Üniversitesi’nde olduğunu anlattığını söyledi.

Avrupa’da halen Müslümanlara karşı çifte standart, ayrımcılık ve düşmanlık olduğunu, Hollandılılar’ın yüzde 62’sinin Müslümanlardan nefret ettiğini dile getiren Prof. Dr. Akgündüz, bu kesimin çoğunluk olmasına rağmen etkilerinin az olduğunu söyledi. Buna karşın Müslümanlara dost olan Hollandalılar’ın ise kendilerine destek verdiklerini ve bilinçli bir şekilde yardımcı olduklarını ifade etti.

PAPA HZ. MUHAMMED’İN PEYGAMBERLİĞİNİ KABUL ETTİ

Hıristiyanların, 20. yüzyılın 2. yarısına kadar Müslümanları kendilerine göre “kafir”, yani konuşulmaması gereken varlıklar olarak telakki ettiğini kaydeden Prof. Dr. Akgündüz, Papa tarafından 1960’lı yıllarda toplanan bir konsilde, “Müslümanlık da bir kültürdür, diyaloğa geçilebilir” şeklinde bir karar çıktığını söyledi. Prof. Dr. Akgündüz 5-11 Mayıs 1984 tarihleri arasında Papa’nın da katıldığı Avusturya’nın başkenti Viyana yakınlarındaki bir kasabada toplanan konsil sonuçlarının ise yayınlanmadığını ve bunun sebebinin ise bu konsilde İslam diniyle ilgili alınan kararların Hıristiyan dünyasının tepkisini çekmesinden korkmalarından kaynaklandığını söyledi. Bu konsilde alınan kararların çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Akgündüz, kararların şu şekilde olduğunu ifade etti:

“1- Müslümanların Allah’ı ile Hıristiyanların Tanrı’sı arasında hiçbir fark yoktur.
2- Hz. Muhammed sahte bir peygamber değil, İbrahim’den beri devam eden peygamberlik zincirinin son halkasıdır. Bir hristiyan onun peygamberliğini kabul etmekle dinden çıkmaz.
3- Kur’an-ı Kerim Allah’ın kelamıdır. Kur’an’ın özüyle Tevrat ve İncil’in özü aynıdır.”

Prof. Dr. Akgündüz, daha sonra Bu konsilin kararlarıyla ilgili olarak 150 adet bildiri kitapçığı bastırıldığını fakat Türkiye, Suriye ve Mısır Başpiskoposlarının “Bu konsil kararları yayınlanırsa bizim ülkelerimizde Hıristiyan kalmaz” şeklindeki itirazları üzerine bu kararların yayınlanmasından vazgeçildiğini anlattı.

ERMENİLER 35 BİN SÜRYANİYİ KATLETTİ

Konuşmasının devamında Ermeni meselesinin bir Türk-Ermeni meselesi olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Akgündüz, meselenin aslında Ermeni-Müslüman meselesi olduğunu kaydetti. Ermenilerin 850 bine yakın Müslümanı katlettiğini savunan Prof. Dr. Akgündüz, bunun içerisinde yüzbinlerce Kürt, Arap, Gürcü ve Kafkas Müslüman olduğunu anlattı. Prof. Dr. Akgündüz, Osmanlı arşivlerinden edindiği yeni bir belgeye dayanarak Müslüman nüfusla birlikte 35 bine yakın Süryani’nin de katledildiğini bildirdi. Prof. Dr. Akgündüz, Ermenilerin Osmanlı’ya yardım ettikleri gerekçesiyle 7 Süryani köyünü yok ettiklerini ifade etti.

Osmanlıların soykırım yapmadığını belirten Prof. Dr. Akgündüz, şeri bir devlet olan Osmanlı kanunlarının soykırıma müsaade etmediğini söyledi. Soykırımı bir milletin toptan yok edilmesi olarak tanımlayan Prof. Dr. Akgündüz, bunun İslam dinine göre ne barış ne de savaş döneminde mümkün olduğunu anlattı.

1915’te alınan kararın adının tehcir olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akgündüz, tehcirin bir bölgedeki insanların bir başka bölgeye sürülmesi olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Akgündüz, Osmanlı ve ABD arşivlerine göre 438 bin Ermeni’nin tehcir edildiğini söyledi. Prof. Dr. Akgündüz, Osmanlı’nın aldığı tehcir kararının şu şekilde olduğunu ifade etti:

“Savaş alanlarına komşu olan yerlerdeki Ermenilerin bir kısmının Osmanlı sınırlarını devletin düşmanlarına karşı korumakla yükümlü bulunan ordunun hareketlerini zorlaştırmasından, askeri mühimmat ve erzak naklini güçleştirmelerinden, düşmanla işbirliği yaparak, özellikle de düşman saflarına katılarak memleket içinde askeri kuvvetlere ve masum ahaliye silahlı olarak hücum ettiklerinden, Osmanlı kasaba ve şehirlerine musallat olarak adam öldürmek, yağlamak, düşmanın harp kuvvetlerine erzak tedarik ederek, askeri alanları onlara göstermek gibi suçları işledikleri bir vakıadır. Bunun üzerine devletin birliğini tehdit eden unsurların savaş alanlarından uzaklaştırılması, asilere hareket üssü ve sığınak teşkil eden köylerin ve kasabaların dağıtılması zarurettir. Bunun için;
1- Van, Bitlis, Erzurum vilayetleri, Adana merkez, Kozan ve Mersin merkez istisna olmak üzere Adana, Kozan, Cebeli Bereket sancakları, Maraş merkez müstesna olmak üzere Maraş sancağı, İskenderun ve Antakya’nın köy ve kasabaları; bütün buralarda oturan Ermeni nüfusun tamamının emin bir şekilde çıkarılarak yine Osmanlı Devletine bağlı olan Lübnan, Gazze, Şam, Halep, Musul, Tikrit ve Bağdat gibi yerlere yerleştirilmeleri.
2- Devletin güvenliğini sağlamak için yapılan bu icraat için; bütün Ermenilerin güvenliğini sağlamak için özel bir tabur görevlendirilmeli.
3- Köylerde ve kasabalarda tespit edilen Ermenilerin vakti gelenlerin tespit edilen iskan mahallerine refah içinde ve zarar görmeden ulaştırılmaları ve yerleştirilmeleri. Ancak can ve mallarının korunmasıyla yetinilmeyip ulaştıklarında tespit edilen yerlere iskan edilinceye kadar göçmenlere ait fondan bütün geçim kaynaklarının temin edilmesi. Ayrıca ulaştıkları yerlerde kendilerine ev ve arazi tahsis edilmesi.
4- Eğer sanat erbabı veya fabrikatörse işini kuracak kadar sermaye verilmesi, hükümetin bütün imkanlarının seferber edilmesi.
5- Bu vilayetlerde kalan gayri menkul mallarının teker teker yazılarak, cinsleri ve kıymetleri teker teker tespit edilerek, aynı cins aynı ve aynı kıymette arazilerin onlara tahsis edilmesi”

Prof. Dr. Akgündüz, son olarak tehcir sırasında Ermeni ve Müslüman halklar arasında karşılıklı olarak lokal mukatele (karşılıklı birbirini öldürme) yapıldığını, ancak Osmanlı Devleti’nin bu mukatele sırasında suç işleyen kimi devlet görevlilerini de cezalandırdığını söyledi. Prof. Dr. Akgündüz, bu mukatelenin ise asla soykırım olarak nitelendirilemeyeceğini sözlerine ekledi.

Önce ad soyad yazacak kadar medeni cesaret sonra sağa sola sözatmak için
Cemil Nadir Özgün
Hani bilmiyorsun bari SUS..Bu toplumun çoğunluğu şuradan buradan kendisinin bilgiye dayanmayan düşüncelerini destekleyen oda eksik yazılar bulunca hemen sarılıyorlar...İyi sarılmalar..Sorum benim basit 35000 Süryaninin ölümünün çetelesi tutulduğuna göre öldürüldüğü iddia edilen Türk ve Ermenilerin de sayısının bilinmesi gerekmez mi ?diye sormuşum...Yanlış mı sormuşum..Önce öğreneceğiz sonra konuşmaya kalkacağız.Öğrenmeden değil..Söylediğim basit:Burası biz geldiğimizde kutup bölgesimiydi?Yani penguenlerle foklar mı vardı? Sen demiyormuusun TURAN EBED VATAN...Sen Misakı Milli demiyormuusun?Hala Musul ve Kerkük hülyaları kurmuyormusun?Ermeniler falanca toprakları işgal etti.Sen de Kıbrıstasın hatta Irakta.Efendim gerekliydi.Bunun kararını kim verir BİZ..Peki Ermenistanın işgaline lüzum gördüğü arazinin kararını kim verir?ERMENİLER..Doğru yapmış olmaz..Canım senin Kıbrıstaki mevcudiyetin için de aynı şeyler söyleniyor..ENOSİS ve MEGALO İDEA söylemlerinden caymamış Yunanistanla siyasi,askeri ve ekonomik işbirliği içindesin Ermenilerle değil.Yunanlılar da Türklerin binlerce RUMu öldürdüğünü iddia ediyor...Evet huuuuuuu.Konuşsana...Önce bilgi..Sonra eleştiri.Ve tabii tarih Profesörü olmak herşeyi bilmek demek değildir öyle olmasa bir diğer Tarih Profesörü HALLAÇOĞLU görevden alınmazdı.Mühendis olursunuz yaptığınız bina yıkılır.Mühendis olursunuz Japonyadaki gibi 9 şiddetindeki depremde bile ayakta kalır.İşini bilmek,yapmak ayrıdır,saptırmak ayrı...Bilmem anlatabildim mi?
Pazartesi, 25 Ağustos 2008 17:35
Böyle çok tarihçimiz olsa
Ahmet_a
Bu kadar gerçekler gün yüzündeyse bunları çarpıtanların amacı nedir? Ermeniler batının ve Rusya'nın desteğini alarak Hocalı'da ve Karabağ'da yaptıkları gibi bir faaliyeti 90 sene evvel bütün doğu'da yapmak istediler. Bütün müslümanları öldürmek ve korkutup sürmek istediler. Bölgeleri batılılar için uzaktı, Rusya ise savaştan çekilmek sorunda kalmıştı. Ermeniler batılılara güvenerek yok ettikleri halklarla yüzleşmek sorunda kaldılar ve en sonunda yapmak istedikleri kendilerine yapıldı. Kendi düşen ağlamaz ama bunlar ağlıyor işte.
Cumartesi, 16 Ağustos 2008 11:55
El İnsaf ;
Cemil nadir özgün
Eskilerin bir lafı vardır.İNSAF DİNİN YARISIDIR diye.Ben nüfusunun önemli bir bölümünün Ermeni olduğu bir ilçedenim.Gerçi Türk nüfusta göçler nedeni ile çok azaldı.Ermeni nüfusu da azalaydı aynı paralellikte,öyle düşünebilir olsa olsa insan...Peki öyle mi BİNLERCE ERMENİnin yaşadığı bu ilçede sadece ve sadece BİR TEK ERMENİ kaldı yaşlı mı yaşlı..Diğerleri n'oldu peki .Bilmiyorum.Bilmediğim için de soruyorum o yüzden.Benim ailem de örneğin köyümüzdeki diğer aileler gibi büyük kentlere göç etmişler.Köyde kışın sadece 91 yaşında yaşlı bir kadın kalıyor.Baharda ve yazın köyler belli bir oranda kalabalıklaşıyor.Ama ilçede nerede olduklarını bilmediğimiz Ermenilerden ya da ahvadından bir tanesi bile ailesinin topraklarına dönmüyor..Ermeniler konusunda çok savunulacak bir konumumuz yok..Rumlar arazileri hiçbir seebep ve suretle iktisap edilemezken Ermenilerin arazileri ile ilgili hiçbir koruyucu hukuk kuralı yok..EMVAL İ METRUKE sayılıyorlar.Hani şu sık sık Ermenileri ön şartsız masaya çağırıyoruz ya;Gelin arşivlerimizi açalım,karşılıklı değerlendirelim.Senin hangi arşivin tüm olayları bütün ayrıntıları ile sergileyecek netlikte ve içerikte...?Ergenekon soruşturması ile ilgili yazılanlara bir bakın;Genelkurmaydan~~MİTten~~Jandarmadan~~polisten diğer devlet kurumlarından çuvallarla bilgi ve evrak taşındı diye yazılanlar ayyuka çıktı.I.BMMnin kuruluşunun üzerinden 88 yıl geçti hala bazı belgeler gizli.Yeni bir devletin şekillenmesine yolaçan Lozan'ın üzerinden ise 83 yıl.Lozanın da görüşme tutanaklarının bir kısmı hala meçhul..Ermeniler şöyle yaptı,böyle yaptı.Madımakta insan yakanlar.Malatya ~~Çorum~~ßivas,Kahramanmaraşta insan avına çıkanlar,devletin en yüce yargı makamında cinayet işleyenler,İstanbul Beykozdaki hücre evleri,Trabzonda Samsunda Rahip vurmalar,Boğazları kesilerek öldürülen Protestanlar,ensesinden vurularak öldürülen gazeteci,TuranDursun,Necip Hablemitoğlu,ÇetinEmeç,Abdi İpekçi,Uğur Mumcu,Bahriye Üçok,Musa Anter onları damı Ermeniler öldürdüler.Haa Ermeniler bırakın geçmişi ,yakın zamanda bile diplomatlarımızı öldürmeddiler mi?Peki bu diplomatların öldürülmesiyle Ermenistanın ilgisini gösteren tek bir belge bile yok iken Çatlı'nın Ermenilerle ,ilgili olarak devlet tarafından yönlendirildiğini bizzat bu ülkenin gazeteleri yazıyorlar.20.yüzyılın sonunda bile birtakım kirli ilişkiler hala aydınlatılmamış iken 1915 ile ilgili masum pozlar gülünç kaçıyor..Biz sadece yakın tarihimizle değil binlerce yıllık tarihimizle bile yüzleşebilmiş değiliz.Osman Gazinin aamcası Dündar Beyi nasıl etkisizleştirdiğini net açık kesin bir dille söyleyebiliyormuyuz.Gelelim NİZAM I ALEM İÇİN KARINDAŞIN ÖLDÜRMEK MÜNASİPTİR diye özetlenebilecek Saltaaaanat Cinayetlerini..Padişah boğazlamalarını,Yedikule Zindanlarında boğdurulmalarını tüm açıklığıyla konuşabiliyormuyuz?Bırakın Ermenileri,Balkan Harbiyle ilgili bildiklerimizin ne kadarı doğru?Sarıkamışı biliyormuyuz tüm açıklığıyla..İstiklal Savaşında kaç asker kaçağımız vardı,Hani şimdi bağırıyoruz ya ŞEHİTLER ÖLMEZ VATAN BÖLÜNMEZ diye..Peki Çanakkale Savaşında kaçbin asker kaçağımız variken gönüllü olarak harbe katılıp ölen Ermenilerin sayısı ne?5O yıl önce Ankarada İstanbulda kaç Ermeni vardı şimdi n'oldular?Var mı bir bilgi..İlokuldan itibaren Agop,Serkis,Ohannes,Mardiros ve nihayet askerde Haygaşot..Hepsi de bu vatanı ençok sevenimizden daha az sevmeyen kişiler..Konuştuğumda tedirginlikleri hissetmekle ben de huzursuz oluyordum..Süryanilerin 35000ini, Ermeniler öldürmüşlermiş,bu kadar Süryani Vatandaşının öldürülmesini önleyemeyen devlet kaç tane Türkün Ermeniler tarafından ya da kaç tane Ermeninin Türkler tarafından öldürülmesiniönleyememiştir,Süryanilerin çetelesi tutulduğuna göre şu söylediklerimin de tutulmuş olması gerekmiyor mu?Herşeyi bir kenara bırakalım;Bir arabanız olsa Bakuya gitmek için önce Tiflise uğrasanız size ne derler?Ya da Bakudamn çıkıp Ceyhana gidebilmek için Tiflise uğramanın var mı bir alermi?Kafkas projesi diyoruz.Kim var bu Kafkas coğrafyasında..Ermenistan da var öyle değil mi?Şimdi Ermenistanı içermeyen kucaklamayan bir Kafkas dayanışması ne kadar inandırıcı ne kadar kalıcı olur?Ya da içermekle birlikte ÖLÇÜLÜ bir yaklaşım ne kaadar tutarlı olur?Yok efendim Ermenitan hala Kars ve Ardahanı istiyormuş falan filan.E be birader sen MİSAK I MİLLİ tutkundan vazmı geçtin?Kendi elinle İngilizlere devrettiğin Kıbrısa bu kadar ilgi niye?Efendim Londra Anlaşmasıymış.Haaaa Sayın Profesörün bir yaklaımı doğru kuşkusuz ERMENİ OLAYLARI KESİNLİKLE bir SOYKIRIM DEĞİLDİR.Ama MUKATELE nin de bir sınırı vardır..Ermenilerin hayli çok olduğu bir coğrafyanın insanıyım.63 yaşımdayım.1915 olaylarında 15-20 yaşında olanlar 1960 lı yıllarda 6o-70 yaşlarında iken ben de 15 li 20 li yaşlarımı yaşıyordum.Onların bazıları hem gördüklerini hem yaşadıklarını anlatıyorlardı..Bu anlatılanlar hiçbir ulusun başına gelmesi istenilmeyecek insanlık dramları ve inanılmaz fedakarlıkların içiçe girdiği olaylarla doluydu..Komşusu olan Ermeniyi alıp nikahına geçiren Müslüman Türkler..Ve komşusu Türkü Ermeni soydaşlarından saklayan Ermenilerle örülü..Bu topraklar insanlık tarihinin eneski maceraları ile dolu,ve Ahmet Arifin dediği gibi Anadolu coğrafyası Havva anamızdan bile eski..Bu topraklar kadar yeryüzünde pahalı topraklar yok..Herbir santimetre karesinde kadim zamanlardan beri alınteri-kan ve gözyaşı dolu...Oysa dünya miniminnacık bir kara parçası..Burayı BENİM diye bölgelere ayırmaktansa BİZİM DEYİP GÜL BAHÇESİNE ÇEVİRMEK MÜMKÜN İKEN hala düşmanlıklarla hayatımıızı karartıyooruz..Geçmişte takılıp kalan ERMENİLER değil BİZİZ..Düşman etrafımızda değil BEYNİMİZDE..O nedenle KUTUPLARA GİTSEK,HİÇ BİRŞEY BULAMASAK DENİZ ASLANLARINI DÜŞMAN İLANEDERİZ...CemilNadirÖZGÜN
Cuma, 15 Ağustos 2008 20:15
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0163 2.0260
Dolar 1.5941 1.6018
Sterlin 2.3700 2.3824
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar