Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Emine K. Arslaner
Teşekkürler Uri Avnery
Cumartesi, 12 Nisan 2008 12:56

Finans spekülatörü Georg Soros geçtiğimiz hafta sonu bir Amerikan televizyonuna verdiği mulakatta ilginç bir itirafta bulundu. Açık toplum projelerini cömertçe fonlayan ve Bebek'teki Soros Açık toplum Enstitüsü kanalıyla Türkiye'ye de hatırı sayılır miktarda (5 yılda 8 milyon dolar) yardımlarda bulunan civanmert museviye göre Amerika, ekonomik süper güç sıfatını Hindistan'a ve Çin'e kaptıracak. Karl Popper'in öğrencisi olmanın avantajlarını ustaca kullanarak büyük bir servetin sahibi olan bu sivil toplum gurusu, Amerikan Kapitalizminin savunucusu olmakla birlikte radikal bir Bush karşıtı olarak tanınıyor.

Amerika'nın durumunun sanıldığından çok daha kötü olduğunu ve bu senenin ikinci yarısında durumun düzeleceğine dair iddiaların asılsız olduğunu, servetini Amerikan Kapitalizminin bekasına adamış bir isimden duymak hayli düşündürücü. Dünyanın mustakbel führerinin çekik gözlülerin ülkesi olacağına dair bir başka işaret de dün Timeturk'e düşen bir haberde gözüme takıldı. Haber, IMF'nin raporlarına dayanarak "Çin kısa bir süre sonra Almanya'yı sollayarak dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi olacak" diyordu.

Finans spekülatörlerinin, İktisatçıların değerlendirmeleri; IMF raporlarının, İstatistik kaynakların verileri, bir zamanların meşhur, "dünyanın üç Sosyalistinden ikisi Çinli, dört insanından biri yine Çinli'dir" inanışının uğradığı tahrifatı da faş ediyor. Sosyalist Çin, Soros'un ifadesiyle "globalleşen dünyanın nimetlerinden en fazla nemalanan ülke", yani Kapitalistin kralı oldu ve Kapitalist Amerika'nın bileğini Kapitalist bir silahla, üretim endüstrisiyle bükmeye hazırlanıyor. Bu garip tecelli, kaderin insanlığa yaptığı en trajik espri olabilir. İstikbalin ikinci süper gücünün Hindistan olacağına dair işaretler de ancak ilahi kudretin ikinci esprisi olarak algılanabilir.

Çin ve Hindistan…

Sosyolojik bir spektroskoptan temaşa ediyoruz geleceğin muhtemel devlerini. Tayfın bir ucunda istihsal, mübadele ve ikbal için her türlü vasıtayı: entrikayı, kıyımı, hileyi, şiddeti meşru sayan Çin. Tel süzgeçten, kürdanlı cep çakılarına, büyüteçli tırnak makasından, yaldızlı ayakkabı boyasına kadar aklınıza gelebilecek bütün ıvır zıvırları, Çin malına duyulan küresel antipatiden mütevellit "made in prc" yazıp piyasalara süren, bununla da yetinmeyip ülkesindeki insan sayısı az olsaydı Ademoğlunu da kopyalayabileceklerini düşündürtecek kadar taklit yeteneklerini konuşturan cin fikirli Çinli'lerin tek rakibi tayfın diğer ucundaki Hindistan. Enfra-ruj tarafında, Ultra-viyole içinde bağdaş kurmuş Hint fakirinin 2050'li yılların Patronu olacağı düşüncesine çocuklarımızı şimdiden alıştırsak iyi olacak.

Bu iki kutup gibi görünen iki ülkede hakim olan dinlerin çok mühim ortak paydaları var aslında. Budizm de, Hinduizm de mistik dinlerdir ve insanoğlunun dünyadaki başlıca ödevinin aksiyondan ve heyecandan kaçmak olduğunu öğütlerler. Tek manivelanın kişinin spiritüel kuvvetleri olduğunu savunurlar ve şiddete her vesile ile karşıdırlar. Mistik topraklardan Kapitalist fidanların yeşermesi, dal budak salıp Kapitalist dünyanın elini kolunu bağlaması ne garip bir tablo, değil mi? Asırlık öfkelerin, biriken nefretlerin bir sonucu olacak bu zafer.

Tibet olaylarının arkasında da zaten mağlubiyet korkusu yatıyor. Amerika'nın ve Avrupa'nın kendilerini bekleyen tehlikeyi geciktirmek için aldıkları tedbirlerin Çin'e kesilen faturası… Amerika sınıf birinciliğini, Almanya ise üçüncülüğünü ne pahasına olursa olsun kaptırmak istemiyor küçük cüsseli, büyük beyinli karınca adamlara. Hümanist maskesini takip Çin'e karşı Dalai Lama'yı arkasına alan Amerika'nın hoperlörlerinden Almanya, İsrail ziyaretinde İsrail'in linç ettiği bir halkın adını ağzına almaktan imtina ettiğini unutup ezilen halkların yılmaz savunucusu kesildi ve Olimpiyat oyunlarının açılışına katılmayacağını ilan etti. Almanya'yı takip eden ve Çin'in Tibetli'ler üzerinde uyguladığı şiddeti ve baskı politikasını hararetle protesto eden Avrupa ülkelerinin ve medyanın riyakarlığı bazı kalemleri kılıç gibi kınından çıkardı.

Weltexpress gazetesinin yahudi yazarlarından Uri Avnery bu kalemlerden, yani insanların kulağına "uyanın"'ı bağıran seslerden biri. Avnery mezkur konuyla ilgili kaleme aldığı makalesinde isyan çığlığını bastı ve "dünya medyası Çinli'ler tarafından işgal edilen Tibet halkı için ağlıyor. Peki, neden hiçkimse toprakları bizim tarafımızdan işgal edilen Filistinlilerle ilgilenmiyor?" diye sordu. Avnery'nin sesi kaç kulağa ulaştı, hangi zihinlerde çınladı bilmiyorum ama bu satırların yazarını ümitlendirdi ve çivisi çıkmış dünyamızda hala çarpabilen yürekler olduğu için Allah'a şükrettirdi.

Teşekkürler Uri Avnery, teşekkürler…

 

 

 

sefername@gmail.com
Ahmet_a
Bir kez de doğu Türkistan'a dikkat çekin. Orada yaşayanlar Türk olduğu için kaale alınmıyor değil mi? Türkse hiç değeri yok değil mi? Emin olun Türklerin durumu Filistindekilerden çok daha ağır, ibadetlerini yapamıyorlar, camileri yıkılıyor veya kapatılıyor, Türkler köle işçi olarak Çin devlet fabrikalarında çalıştırılıyorlar, genç kızları genelevlere satılıyor. Evlerinin etrafları, mahalleleri erken tahliye almış Çinli mahkumlarla, sapıklarla doluyor. Lütfen biraz daha insanlık.
Salı, 29 Nisan 2008 17:44
güzel
babil
yazınız için tebrik ederim. güzel olmuş...
Cuma, 25 Nisan 2008 18:52
harika bir üslup
fatih
teşekkürler! filistin\'e çekilen dikkatler için teşekkürler!
Pazar, 13 Nisan 2008 11:08
Çinli Aydnın yükselişi
Abdulhamid
Keşke ülkemizde Çin'i ve batıyı iyi bilen insanlar olsa. Keşke bu iki kutbun yükselişinin aydınlar arasında yarattığı düşünceleri , değişiklikleri karşılaştırabilsek de dünyaya duyurabilsek. Şu an Çinli aydınlar demokrasi taleplerini bırakmış durumdalar çünkü yükselen Çin'den ve kurumlarından ciddi olarak nemalanıyorlar. Şimdi iyi bir üniversitede okuyan Çinli bir genç ya devletin yarısına sahip olduğu şirketlerde yüksek memur olarak atanıyor ya da yüksek devlet memuriyetinde gizli şekillerde zenginleşiyor, yani her Çinli yetenek kaynağın bir tarafından tutmuş-tutturulmuş durumda. Bu durumda Çinli gençler de Çin'i eleştirmiyorlar bilakis göklere çıkartıyorlar. Tıpkı köle tüccari Voltaire'in bir zamanlar Fransa'da yaptığı gibi, köle ticaretinde ve sömürüde yükselen ülke olan Fransa'yı devleştiren adam Voltaire'dir , Fransa'yı İNSANLIK MEDENİYETİNİN! gelebileceği en son nokta! olarak betimler, tabii bu sömürgeler yükselişinden, köle ticaretinden en adi şekilde nemalanan da yine odur . Bu davranış kalıbı Çinli yeteneklerin Çin'de demokrasi isteme taleplerini bırakıp nemalardan nema beğenmeye başlamasıyla benzer bir davranıştır. Bu davranış kalıpları incelenmeli ve araştırılmalı, en azından bir araştırma konusu olmalı. Ben bir mühendisim ve araştıramıyorum, mesleğim el vermiyor. Bu konuda birincil kaynaklardan yararlanılarak aydınlar ve davranış kalıpları karşılaştırılmalı, benzerlikler ve zıtlıklar bulunmalı , farklılıkların hangi düşünceden kaynaklandığı bulunmalıdır. Sizden bir okuyucu olarak isteğim budur.
Cumartesi, 12 Nisan 2008 17:46
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.7372 1.7456
Dolar 1.1844 1.1901
Sterlin 2.2009 2.2124
RÖPORTAJ
Anket
Pekin Olimpiyatları'ndaki başarısızlığımızın sebebi sizce kim?
Foto Galeri
Videolar