Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Derin devlet provakasyonu 53.yılında / FOTO
Yalan bir haberle başlayan 6-7 olaylarının 53. yıl dönümüde Türkiye azınlıklarına yönelik uygulanan derin devlet baskılarıyla yüzleşiyor.
Cumartesi, 06 Eylül 2008 09:56

6-7 Eylül Olayları "Atatürk'ün Selanik'te doğduğu eve bomba atıldı" şeklindeki yalan haberle başlayan olayların 53. yıl dönümüde Türkiye azınlıklarına yönelik uygulanan derin devlet baskılarıyla yüzleşiyor.

6-7 Eylül 1955'te neler olmuştu?

Gökşin Sipahioğlu İstanbul Ekspress'in yazı işleri müdürlüğünü yaptığı sırada yayımladığı bu haberden ötürü 6-7 Eylül Olaylarının ortaya çıkmasını planlamakla suçlanmıştır.

Olayları düzenleyenlerin, kimsenin öldürülmemesi yönündeki telkinlerine rağmen, 6 Eylül akşamı başlayan ve yaklaşık 9 saat süren olaylar boyunca ve sonrasında (aralarında iki Ortodoks papaz da olmak üzere) 13 ile 16 arası Rum ve en az bir Ermeni vatandaşı hayatını kaybetmiş, 32 Rum da ağır yaralanmıştır.  4.214 ev, 1.004 işyeri, 73 kilise, bir sinagog, iki manastır, 26 okul ile aralarında fabrika, otel, bar gibi yerlerin bulunduğu 5.317 mekân saldırıya uğramıştır. (1)

Ekonomik zarar, Türk Hükümeti'ne göre 69,5 milyon Türk Lirası , İngiliz diplomatik kaynaklarına göre 100 milyon İngiliz Sterlini, Dünya Kiliseler Birliği'ne göre 150 milyon Amerikan Doları, Yunan Hükümeti'ne göre ise 500 milyon Amerikan Doları olarak hesaplanmıştır.

Demokrat Parti (DP) hükümeti zarara uğrayıp tescil ettirenlere toplam 60 milyon Türk Lirası cıvarında tazminat ödemiştir. (2) Zamanla kalan Rumlar da İstanbulu terketmiştir. 1923 yılında 110.000'i bulan İstanbul'daki Rum nüfus, 1999 yılında 2.500 kişiye düşmüştür. (3)

Nedenleri

19. ve 20. yüzyıllarda çokuluslu imparatorlukların dağılmasını, etnik olarak homojen devletlerin kurulması çabası izlemiştir. 1919-1920 Paris Barış ve 1923 Lozan antlaşmalarının sonucunda homojen ulus-devletler değil, içlerindeki etnik gruplardan birinin, kaderini tayin hakkını kendinde gördüğü ve kendini yeni devletin taşıyıcısı olarak tanımlarken, diğer etnik gruplara azınlık statüsünü atfettiği devletler oluşmuştur. Ancak, bu yeni devletlerin azınlıkları, genellikle, ulus-devletin homojenleştirilmesi önünde bir engel ve hatta tehdit olarak algılanmışlardır. Devletin yeni meşruiyet zeminini meydana getiren unsur, ulusal üst kimlikli etnik-kültürel birlik olarak kabul edildiğinden, diğer etnik grupların varlığı, statüko tarafından yeni devletin bir zaafı olarak görülmeye başlanmıştır.

 
Kıbrıs sorunu, 1955 yılında Türk kamuoyunun gündeminde baş köşeye oturmuştur. Dışişleri yetkilileri Londra'da Kıbrıs temaslarına devam ederken, Atatürk'ün Selanik'teki evinde bir bomba patlamasıyla ilgili haber, önce 6 Eylül 1955 günü saat 13.00 haberlerinde (4) radyoda yayımlandı. Bunun üzerine, “Atamızın evi bombalandı” manşetiyle ikinci baskı yapan Mithat Perin'in sahibi, Gökşin Sipahioğlu'nun yazı işleri müdürü olduğu. (5) İstanbul Ekspres gazetesi o dönemde kurulmuş olan Kıbrıs Türktür Cemiyeti üyelerince bütün İstanbul'da satılmaya ve halkı galeyana getirmek üzere kullanılmaya başlandı. Dönemin teknolojisine göre olağanüstü bir hızla bir iki saatte 290.000'e ulaşan baskıda Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin Genel Sekreteri Kâmil Önal'ın "Mukaddesata el uzatanlara bunu çok pahalıya ödeteceğiz," ifadesine yer verildi. (6)

Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin önayak olması ve diğer gençlik örgütleri, meslek kuruluşları, DP teşkilatı, bazı resmi ve gayriresmi makamların telkin ve teşvikiyle yerel kalabalıklar ve şehre dışarıdan getirilmiş olan kitlelerce 6 Eylül akşamı Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir yağma ve yıkım eylemi gerçekleştirildi.

İlk saldırı saat 19.00 sıralarında Şişli'deki Haylayf Pastanesi'ne yapıldı. Ardından büyüyen kalabalık Kumkapı, Samatya, Yedikule, Beyoğlu'na geçerek gayrımüslümlerin toplu olarak yaşadığı birçok semtte önce Rumların, ardından da Ermeni, Yahudi ve hatta yanlışlıkla bazı Türklerin dükkanlarına saldırarak yağmaya başladı.İstanbul'daki Rum azınlığın ev, işyeri ve ibadet yerlerine yönelik bu saldırılarda emniyet pasif bir tutum sergiledi. Rum vatandaşların adresleri hakkında önceden bilgi sahibi olan, 20-30 kişilik organize birliklerin kent içindeki ulaşımı özel arabalar, taksi ve kamyonların yanı sıra otobüs, vapur ve hatta askeri araçlar yardımıyla sağlandı. 7 Eylül sabahına kadar süren saldırılarda aralarında kilise ve havralarında bulunduğu 5.000'den fazla taşınmaz tahrip edildi ve milyonlarca dolarlık mal sokaklara saçılıp, yağmalandı. (7)

İstanbul'un her yerinde yağmalar aynı yöntemle yapıldı. Dükkânlara saldıranlar önce vitrinleri taşlayarak kırdılar ya da demir parmaklıkları kaynak makineleri ve tel makasları yardımıyla açtılar, ardından içerideki alet ve makineleri dışarı çıkararak paramparça ettiler.

Kiliseler ve mezarliklar da payını aldı: Kiliselerin içindeki kutsal resimler, haçlar, ikonalar ve diğer kutsal eşya tahrip edildiği gibi, Istanbul'da bulunan 73 Rum ortodoks kilisesinin tamamı ateşe verildi.

İzmit ve Adapazarı’ndan gelen yağmacılar geri dönmek üzere Haydarpaşa istasyonuna geldiklerinde, üzerlerinde yağmaladıkları mallarla yakalandılar. Bunların büyük bir bölümünün başka şehirlerden getirildiği ortaya çıktı (örneğin Sivas’tan 145, Trabzon’dan 117, Kastamonu’dan 116, Erzincan’dan 111 kişi).

Sonrası

Olayların başladığı saatlerde İstanbul'da olan başbakan Adnan Menderes saldırıların kontrol edilememesi üzerine Sapanca'dan çağrıldı ve sıkıyönetim ilan edildi. Olaylarla ilgili olarak önce 3.151 kişi tutuklandı. Sonradan bu sayı 5.104'e yükseldi. (8) Başlangıçta soruşturmalar Kıbrıs Türktür Cemiyeti ve gençlik örgütleri etrafında yoğunlaşmıştı. Ancak dava aralarında Aziz Nesin, Nihat Sargın, Kemal Tahir, Asım Bezirci, Hasan İzzettin Dinamo ve Hulusi Dosdoğru'nun bulunduğu yaşayan fişlenmiş komünistler ile ölmüş dört komünist hakkında açıldı. Dava beraatle sonuçlandı. Kısa süre sonra Kıbrıs Türktür Cemiyeti de kapatıldı.(9)1960 darbesinden sonra, bu olaylar Yassıada yargılamalarının gündemine oturdu.

6-7 Eylül 1955 olayları, Rumların büyük göç dalgalarıyla ülkeden ayrılmasına neden oldu. Kimi iddialara göre olaylarda Ermeni ve Yahudiler zarar görmemişse de[5] kendilerini güvende hissetmedikleri için onlardan da ayrılan olmuştur. Gayrimüslimlerin büyük bir kısmı için, yaşananlar, Türk vatandaşı olarak kabul görmediklerinin kanıtı olmuş, hangi parti iktidarda olursa olsun, gelecekte de ayrımcılıklara maruz kalacakları düşüncesi azınlıkların yurtdışına göç kararını vermelerine yol açmıştır. Nesiller boyu Türk topraklarında yaşamış olan İstanbul'un gayrimüslim yerlileri, çevrelerin bilinçsiz ve kabul edilemez bu davranışı sonucu evlerini terk etmek durumunda bırakılmışlardır. Ancak hükümetin o dönemde kabul etmediği olaylar 1998 yılı içinde bir meclis önergesi sırasında kabul edildi. Tazminat değeri olan 70.000 Lira vermeye yanaşmayan hükümet bu konuyu da hızla örtbas etti.[6]

Kaynaklar:

  • Fahri Çoker: 6-7 Eylül Olayları : Fotoğraflar - Belgeler. Fahri Çoker Arşivi. Istanbul, 2005, ISBN 975-333-19
  • Dilek Güven: 6-7 Eylül Olayları. Istanbul, 2005, ISBN 975-333-19
  • Tarih Vakfı: “6-7 Eylül 1955” 50 Yıl Sonra!
  • Radikal: 6-7 Eylül Olayları

Notlar:

  1. 6-7 Eylül Olayları (1)' 6 Eylül 2005 tarihli Radikal gazetesi URL erişim tarihi: 29 Haziran 2008
  2. Human Rights Watch raporu, sayfa 2 dipnot The ethnic Greek minority of Istanbul, also protected under the Treaty of Lausanne, has also shrunk in size because of state discrimination, from 110,000 in 1923 to an estimated 2,500 today.
  3.  22 Ocak 2001 tarihli Yeni Şafak gazetesi (Oktay Engin söyleyişi) URL eşirim tarihi: 27 Temmuz 2008
  4.  Koçoğlu, Yahya (2001). Azınlık Gençleri Anlatıyor. İstanbul: Metis Yayınları. ISBN 975 342 336 5 s.25-31.
  5. Varlık Vergisi ile başladı 6-7 Eylül ile tamamlandı (9 Eylül 2005).
“6-7 Eylül”e
Tanıklıklar...


“Çok, çok fena. O zaman ben evliydim, 2 yaşındaydı Lula. (Sarıyer) Yenimahalle’de yazlıktaydık. İstanbul’dan haber geldi, Beyoğlu yanıyor. Saat sekiz, sekiz buçuk filan. Taş dolu bir kamyon geldi. Kamyonun içinden 10-15 kişi çıktı, ilk evvela gazinoyu kırdılar, bir şey bırakmadılar. Bir araya toplandık, zangoç vardı, karısı ve oğluyla; papaz vardı kızları ve karısıyla beraber. Başladılar dışarıdan camları kırmaya, taş atmaya. Aman n’apalım derken artık karanlık da oldu. Arka taraftan bir Türk ailesi oturuyordu, biliyordu o ne olacağını. Hemen papazın kızlarını aldılar, pencereden. Ben Lula’yı şiltenin altına koydum, çocuğu öldürecekler. Taşlar yağmur gibi geliyor. Evin kapısına geldiler. Onu da tekmeyle kırdılar. Babam hiç zaman kaybetmeden oda kapısını açtı. Türkçe’yi Türk gibi konuşuyordu babam. ‘Kırıyoruz’ dedi, ‘Kıbrıs için. Helal olsun, vatana helal olsun’ dedi, gelenler. ‘Beni, karımı, kızlarımı, öldürün’ dedi babam. ‘Yok, öldürmeye iznimiz yok’ dediler, ‘kırmaya iznimiz var.’ İsmini sordular, ‘Kemal’ dedi babam. ‘Af edersin, Kemal ağabey’ deyip gittiler. Bakkala gittiler, bakkal da diyor ki ‘Hangi Kemal? Bu Koço’dur, Rumdur.’ Tekrar geri geldiler. Radyo ve buzdolabını pencereden aşağı attılar. Yataklar, elbiseler, gardırobun içinde hiçbir şey kalmadı. Yani biz kaldık. Titriyorduk, ‘kırın’ diyordu babam, ne yapsın, ‘kırın, atın, helal olsun, atın!’ Kırdılar, vurdular, gittiler. Geceyi nasıl geçireceğiz? Papazın kızlarını istediler, ‘Burada yoklar’ dedik. Papazı aldılar, bir motosikletin üstüne bağladılar, yol boyunca çektiler.” Aynı saatlerde, F.S.’nin kocası bir an önce ailesinin yanına gelmek üzere Sirkeci’den yola çıkar. “O akşam kocam işteydi. Saat üçte geldi; Sirkeci’den, Yenimahalle’ye yayan geldi. O da kırıp yırtıp da geliyordu, ne yapsın. Kırmayan, yıkmayan gâvurdur, diye düşünüyorlardı.”...
Kaynak: Toplumsal Tarih Dergisi

 

6-7 Eylül olaylarında neler yaşandı? Görmek için tıklayın FOTO GALERİ

 

Yanlış Anlaşılmak
Halim SELİM
Bir yorumcu ifadelerimden rahatsız olmuş. Aslında bu konuda yazılacak ve söylenecek çok şey var. Ama burası bu iş için ne uygun ne de yeterli. Arkadaşımız yazdıklarımı iyi okuyamamış ya da iyi anlayamamış. Yoksa benim yazdıklarımın cevabı bunlar olmaması gerekirdi. Irkçılığa karşı olduğumu, insanların Hz. Âdem(A.S.)’den beri aynı kökten geldiğini, bütün insanların ayrım yapılmaksızın kardeş olduğunu, ama ırkçılık yapılması halinde yapılan araştırmaların sonucunda batı tarihçilerin aksine Türklerin bu coğrafyada Orta Asya’dan gelen Türklerden önce de Türklerin var olduğunu belirttim. Elbette birileri kendi milletleriyle övünürse benimde kendi milletimle övünme hakkım vardır, dedim. Etrüsklerin de Türk olduğunu ben demiyorum, yine batılı bilim adamlarının araştırmaları gösteriyor. Ben 6–7 Eylül olaylarını asla tasvip etmediğimi ve olayların esas müsebbibinin Yunanistan olduğunu, öyle ki Türkiye’den mübadele ile Yunanistan’a giden göçmenlere bile Türk gözüyle bakılarak hakaret edildiğini bunu da iki örnekle özet olarak anlattım. Haksız tenkitte bulunan bu arkadaşa daha fazla araştırma yapmasını ve yazdıklarımın doğru algılanmasını öneririm. Çünkü yanlış anlaşılmak bana karşı yapılmış bir haksızlık olur.
Pazar, 07 Eylül 2008 13:59
Sen kestirmeden Adem ile Havva da TÜRK idiler de kurtul
cemil nadir özgün
Etrüskler ile falan ne uğraşıyorsun?Ademle Havva da Türktüler de kurtul..Nedir bu Türklük Acemlik Ermenilik yakıştırmaları veya aidiyetleri.Türk hapishanelerinde yatanlar Uzaylı mı,ya da Alman hapishanelerindekiler. Hepsi de insan değil mi?İyisiyle kötüsüyle.. Bayrağı bizimkinden farklı diye o bayrak ait olduğu ülke için değersiz mi oluyor?Ya da bizim bayrağımız i Ay yıldızlı değildi diye eski Türk Devletlerinde yatak örtüsü mü yapılıyordu?Türkler Anadoluya yeni gelmiş olsalardı Anadolu mu değerinden yitirirdi biz mi?Anadoluya Türklerin geliş tarihini şu anlamda kullanmak gerekir:Geldiğinde burada foklarla penguenler mi vardı?Yoksa burada yaşayanlar varmıydı?Varidiyse kimlerdi.Bu şu anlamda bir şeyler ifade ediyor;Eğer geldiğimizde buralarda birileri var idiyse adı ne olura olsun ve o varolanların torunları bugün de yaşıyorlarsa aramızda bu toprakların birlikte sahibi,sorumlusu ve sevdalısı olmalıyız.Bu kadar basit.Gelin kavga etmeyelim.Ademin iki oğlundan biri Türktü kızlarından biri de.Diğerleri bizi ilgilendirmiyor.Böyle olunca ya da olmayınca Ayarımız mı azalıyor?Bakır katılmış altın gibi mi oluyoruz.Yok yok en iyisimi biz radyoaktif element olalım hem de en değerlisinden...Ramazanın sonunu göremeyeceğiz bu kafayla.
Pazar, 07 Eylül 2008 06:40
Aslında Bütün İnsanlar Kardeştir.
Halim SELİM
6–7 Eylül 1955 de İstanbul’da çıkan olaylar Halk arasında 6–7 Eylül olayları olarak bilinmektedir. Bu olayların hiç haklı gerekçesi ve mantığı yoktur. Evet, Rum vatandaşlarımız mallarını kaybetmiş, bizler ise insanlığımıza zarar vermiş olduk. Ama olaya bir de tersten bakarsak Batı Trakya’da ki Müslüman Türk azınlık devamlı olarak Yunanlıların baskısı ve tehdidi altında, Müftülerini dahi demokratik ortamda seçemiyorlar. Devamlı olarak Türklere karşı cinayetler, suikastlar işleniyor. Vakıf mallarına Yunan devleti el koymuş. Bu olayda ise derin devlet aranıyor. Bu olaylarda bence Yunan devletini aramak lazım. Yunanistan’da Türkler kan ağlıyor. “Türküm” ya da “Müslüman’ım” diye hiç kimse diyemiyor. Ama bizde ise Vatana ihanet etmeyen herkes gayri Müslim ya da başka milletten de olsa Türk’tür. Eşit vatandaşlık haklarına sahiptir. Ama bugün bile AB’ye girmiş bulunan Yunanistan’da Türklere karşı her türlü mezalim uygulanıyor. Yunanistan’da sadece Türklere ve Müslümanlara mı mezalim uygulanıyor? Hayır. Türkiye’den mübadele ile giden Hıristiyanlara da uygulanıyor. Yaşadığım bir olayı aktarmak istiyorum. Bundan 1,5–2 sene önce bir kuyumcuda yabancı dilde konuşan bir bayan gördüm. Aynen bizlere benziyor, hiçbir fark yok. Ona Türkçe sordum; “Nerelisiniz?” “Yunanistan” diye cevapladı. “Ama siz Türklere çok benziyorsunuz” dedim. O da Türkçe olarak;“Yunanlılar da bize aynısını söylüyor” dedi. “Nasıl yani” dedim.”Türklerin piçi diye söylüyorlar” dedi. Yine İstanbul’da yetişmiş, Yunanistan’da oturan “Yani” isimli bir Rum arkadaş da benzer şeyleri söyledi. Fanatiklik ve ırkçılık nerelere varmış, bir düşününüz artık. Ama ben kişi ve karakter olarak ırkçılığa şiddetle karşıyım. Çünkü insanlığın kökeni Hz. Âdem (A.S.)’a dayanır. Bütün insanlar kardeştir. Ayrım kayrım hep sunidir. Zenciden beyaza herkes eşit yaratılmıştır. Kardeşlikte esas olan iman kardeşlidir. Bazı arkadaşlar batı tarihçilerin tuzaklarına düşerek Türklerin Anadolu’ya gelişleri ile ilgili yanlış tarihler ve bilgiler vermektedir. Bu konuda “Büyük lider Atatürk”ün yaptırdığı çok değerli araştırmalar vardır. Türklerin tarihi Anadolu’da 1.000 yıla değil ortalama 15.000 yıl öncesine dayanır. İtalyanların atası olarak ilan edilen “Etrüskler”in bile Türk olduğu bilim adamlarınca ispatlanmıştır. Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu’da bugün Türkçe konuşan ve dil yapısı Türkçeye uygun halkların oluşturduğu Türkler büyük yekûn teşkil ederler. Yorumlarda verilen tarih, Orta Asya’dan Anadolu’ya gelen Türklerin geliş tarihidir. Onlardan yüzyıllarca önde Anadolu’da Türkler vardı. Basit bir örnek verirsek; bugün Yunanlıların sahip çıkmaya çalıştıkları “Pontus Devleti” Anadolu’nun milli Türk devletidir. Türkçe de onların konuştukları diller arasındadır. Bayrakları aynen bugünkü T.C. Ay Yıldızlı bayrağı gibi onların da bayrağı Ay Yıldızlı Bayraktır.
Pazar, 07 Eylül 2008 01:25
Ahmet_a ya kızmakla hata etmişim.
cemil nadir özgün
Dinde bir kural vardır:AKLI OLMAYANIN İBADETİ OLMAZ.Günümüz hukukunda da AKLI OLMAYAN EYLEMLERİNDEN İŞ VE İŞLEMLERİNDEN TABİİ SÖZLERİNDEN DOLAYI SORUMLU TUTULUP CEZALANDIRILAMAZ diye ezcümle TEMYİZ KUDRETİNDEN YOKSUNLUK ben Ahmet_a 'nın bu halinin farkına varamamışım.Kabahatliyim.Hatamı kabul ediyorum.Kendileri her .... yemekte serbestler.
Pazar, 07 Eylül 2008 01:20
Neden bahsediyorsun
ahmet_a
Vahşet ifade ediyorsan ,Türklerin anadoluya gelişinden evvel haçlıların Anadolu'ya gelişlerinden bahsetmek gerekir. haçlılar İstanbul u da yıktılar , Anadolu yu da yaktılar. Biz Anadolu!ya geldik huzur ve barış etirdik bin yıl. Getirmesek, kanunla hareket etmesek , kanun koyucu olmasak , yıkıcı olsak kenimiz de yıkılır ve iktidar olamayız. Sİz ne getirdiniz ,,kendini iyi sanan kötüler gibi kötüsünüz ve hasta ruhlusunuz ve tarihçiler tarafından karakterininiz ortaya konulmak suretiyle hadta ruhunuz teşhis edilmeli. Sen Allah a küfür etmeye giden madımak takilerden önce
Pazar, 07 Eylül 2008 00:15
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0052 2.0149
Dolar 1.5858 1.5934
Sterlin 2.3896 2.4021
RÖPORTAJ
Anket
Hindistan saldırılarını Müslümanlar mı yaptı?












Foto Galeri
Videolar