Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Altan Tan
Türkiye Aleviliği
Salı, 25 Mart 2008 22:10

AK Parti'nin Türkiye'deki bir kısım Alevi dernekleri ve kanaat önderleri ile yaptığı toplantı bu konu ile alakalı yıllardır devam eden tartışmaları yeniden alevlendirdi.

 

AK Parti'nin bu yöndeki çabalarını peşinen art niyetli olarak nitelendiren Alevilerin önemli bir kesimi toplantıyı ve diyalog çabalarını boykot etti.

 

Türkiye'de Alevilikle ilgili tartışmaları başlıca iki ana görüş etrafında değerlendirmek mümkün:

  1. Türkiye Aleviliğini İslam içi ve Alevileri Müslüman gören; Aleviliği bir İslam mezhebi kabul eden görüş. 
  2. Türkiye Aleviliğini Sünni İslam ve Şii İslam mezheplerinden farklı; Şiilikten etkilenmiş ancak özünde Türklerin Orta Asya Şaman gelenekleriyle harmanlanmış Türkiye'ye özgün bir kültürel topluluk olarak kabul eden yaklaşım.

 

Birinci tezi kabul edenler Türkiye Aleviliğini “Din içi” ikinci tezi kabul edenler ise Aleviliği “Din dışı” olarak kabul ediyorlar.

 

Türkiye'deki Sünni İslami çevrelerin en temel argümanları Aleviliğin Hz. Ali ile bağlantılı olduğu ve dolayısı ile Alevilerin Hz. Ali'nin yolunu takip etmeleri gerektiğidir. Sünni İslami çevrelerin bu yaklaşımları özellikle seküler (laik-laikçi) alevi aydınlarınca Alevilerin Sünnileştirilmek istendiği gerekçesiyle tepkiyle karşılanmaktadır. Alevi aydınları Caferi fıkhını (Caferi mezhebini) da kabul etmemektedir. Türkiye'deki Alevileri tamamı bu konuda fikir birliği içerisinde değildir. Özellikle alevi aydınları ile geniş alevi halk kitleleri arasında konuya yaklaşım farklılıkları vardır.

 

Alevi aydınlarının büyük kısmı 1970'lere kadar Kemalist paradigma ile özdeşleşmiş, 1970'lerden sonraki kuşak ise sol-marksist ideolojiyi benimseyerek tamamen din dışı (İslam dışı) bir söyleme kaymıştır. Cem ayinleri ve “Dedelik” kurumu başta olmak üzere tüm geleneksel alevi değerleri küçümsenerek dışlanmıştır.

 

Bugün camilerden farklı olarak yaygınlaştırılmaya çalışılan “Cem Evleri”nin ise alevi tarihinde olmadığı, çok yeni ve modern zaman ait kurumlar olduğu iddia edilmektedir.

 

Alevi aydınlarının bir diğer tartışma konusu ise devlet bütçesinden beslenen Diyanet İşleri kurumunun kökten kaldırılması gerektiğidir.

 

Devletin ve Ak Parti iktidarının bu konuda ciddi bir hazırlığı ve politikası bulunmamaktadır.

 

Kanaatimce:

  1. Alevi vatandaşlara ”İslam içi” veya “İslam dışı” oldukları yönünde zorla bir görüş kabul ettirilmemelidir. Kendilerini tanımlama ve konumlandırma bizzat aleviler tarafından yapılmalı, Alevilik anlayışı ve tercihi kendilerince özgür iradeleri ile olmalıdır. Kim kendini nasıl tanımlıyorsa öyle kabul edilmelidir. Azerbaycan Alevilerinin Şah İsmail döneminde Necef ve Kum şehirlerinden âlimler getirilerek Caferileştirildiği tarihi bir gerçek olsa bile Şii mezhebini kabule de zorlanmamalıdır.
  2. Diyanet İşleri Kurumu tüm vatandaşların dini hayatlarına müdahale etmemeli, kurum ya topyekûn kaldırılmalı veya işlevi değiştirilmelidir.

 

Devlet ya camilere ve imamlara da kaynak aktarmamalı veya kaynak aktarılacaksa “kültürel dini hayatı” destekleme fonu kurularak Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Alevi, Yezidi tüm topluluklara nüfus oranları ve talepleri göz önünde bulundurularak ekonomik destekte bulunmalıdır.

 

Cem evleri ister kadim alevi kültürünün bir parçası ister modern zamanların türedi bir kurumu olsun açılmalarına engel konulmamalıdır.

 

Devlet vatandaşlarına din-mezhep ve ideoloji empoze etmemeli, onun tercihine saygı göstermeli ve vatandaşına güvenmelidir.

 

Kanaatime göre böyle bir yaklaşımda Türkiye Alevilerinin ezici çoğunluğu kendini “din içi” ve Müslüman olarak tanımlayacaktır. Tam tersi olsa bile Alevilerin bu tercihlerini saygıyla kabul etmek mecburiyeti vardır.

 

 

 

 

 

YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.7372 1.7456
Dolar 1.1844 1.1901
Sterlin 2.2009 2.2124
RÖPORTAJ
Anket
Pekin Olimpiyatları'ndaki başarısızlığımızın sebebi sizce kim?
Foto Galeri
Videolar