Türkiye'nin Kuzey Irak operasyonu günlerdir tartışılıyor. Operasyonun sona erdirilmesi de başlaması gibi sürpriz oldu. Her tarafın yer yer metrelerce karla kaplı olduğu bir mevsimde böylesine harekât beklenmiyordu. Bu kadar ciddi bir askeri harekâtın ise neden bu kadar kısa bir zamanda aniden sona erdirildiğini ise çoğu kimse anlayamadı.
Harekâtın amaç ve safhalarını adım adım anlamaya çalışmak daha doğru bir yöntem olur.
1. Uzunca bir zamandır “Kürt Sorunu ve PKK” içerideki statüko ile AKP arasındaki iktidar çekişmesini bir argümanı haline geldi.
AKP'yi iktidardan düşürmek isteyen güçler PKK'yı manipüle ederek, terör ve şiddet olaylarını arttırarak ülkeyi iyi yönetilmediğini tescil etmek istiyorlar. Kuzey Irak'a yapılan sınır ötesi harekâtın esas amacının PKK olduğunu söyleseler bile ilk tehlikesinin ve önceliğin Kürt Federe yönetimi; ikinci tehlikenin Kerkük referandumu ve ancak üçüncüsünün PKK olduğunu dillendiriyorlar.
Bunun içindir ki, Kuzey Irak'a yapılan harekâtın bundan öncekilerde de olduğu gibi PKK ile ilgili kesin bir tasfiye neticesi doğuracağına PKK'nın “bitirileceğine” siyasi analistler inanmıyor. Onun içindir ki işin içinde başka sebepler ve amaçlar aranıyor.
Türkiye'deki derin güçlerin Irak Kürt Federe Devletini dağıtmak ve bölgeyi destablize etmek niyetinde oldukları, PKK'yı bahane olarak kullandıkları görüşü yaygın.
2. ABD ve Irak'taki Kürt yönetiminin böyle bir sonuca kesinlikle izin vermeyecekleri başından beri söyleniyordu. Son askeri harekâtta da bu durum tescillendi.
Operasyonunun yedinci gününde bizzat ABD Başkanı Bush “ültimatom” mahiyetinde bir açıklama yaptı. Irak'ta bundan sonra ABD'nin onayı olmayan bir müdahalenin mümkün olmadığı anlaşıldı.
3. Sınır ötesi tezkereye ve askeri çözüme başından beri soğuk bakan AKP'nin operasyonunu başlaması ve bitimiyle ilgili bir inisiyatifinin olmadığı ortaya çıktı.
BUNDAN SONRA NELER OLABİLİR?
- Türkiye'nin Irak'ın geneli ve özellikle Kuzey Irak'la ilgili politikalarını Kürt Federe yönetimi ve ABD'yi göz ardı ederek oluşturması sorunun çözümünü zorlaştıracaktır. Türkiye'nin Irak'a istediği zaman girip çıkamayacaktır.
- Kürt sorunu mutlaka siyaseten ele alınmalıdır. PKK, Kürt sorununun nedeni değil sonucudur. Terör, terörist ve terörizmde ayrı ayrı şeylerdir ve mücadele yöntemleri farklıdır.
- PKK'yı Türkiye ve içinde şu ana kadar olduğu gibi “rahatça manipüle” etmek zorlaşacaktır. Aynı şekilde PKK bundan sonra sınırdan Türkiye'ye saldırmada zorlanacak böyle bir durumun olması halinde ABD ve Kürt Federe yönetimi durumu izahta zorlanacaktır.
- Önümüzdeki dönem siyasi çözümün beklendiği bir “ara bekleyiş” dönemi olacaktır. Türkiye içeride demokratikleşme, dışarıda ise Kürt Federe yönetimini tanıma ve her türlü iyi ilişkileri geliştirme politikasını benimserse süreç başka bir yöne doğru evrilecektir.
Eğer statüko ve derin güçler mevcut politikaların devam ederek, çözümsüzlükte ısrar ederlerse süreç tekrar başa dönecek ve Ortadoğu'nun puslu havasında kartlar tekrar karılacaktır.
AKP çözüme mahkûmdur ve süreç tam da bu noktadır. Kürtlerin Başbakan Tayyip Erdoğan'a açtıkları kredi devam etmektedir. Kürt sorununda çözümsüzlük ve statükonun devamı, Türkiye'yi ve bizzat AKP'yi zora sokacaktır.