Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Altan Tan
İslam dünyasında genel durum
Perşembe, 10 Nisan 2008 16:00

Sonda söylenecek sözü daha başta söylemek gerekirse İslam dünyasında durum hiçte iç açıcı gözükmemektedir. Fas'tan Endonezya'ya, Kırım'dan Güney Afrika'ya kadar İslam coğrafyası incelendiğinde büyük sorunlar gözlenmektedir.

 

SİYASİ DURUM: Müslümanların çoğunlukta oldukları ülkelerde yöneticilerle halklar arasında büyük uyumsuzluklar yaşanmakta; devlet-millet çatışması devam etmektedir. Halkları ve halklarının tüm İslami değerleri ile kavgalı rejimler desteklerini dışardan, batılı devletlerden almakta, kurulan modern ordular vasıtası ile diktatörlüklerini devam etmektedirler. Milyarlarca dolarlık silah alımları ile donatılan modern ordular dış düşmana karşı değil; iç düşmana, kendi halklarına karşı konuşlandırılmışlardır. Bu anlamı ile ordular “rejim” ordularıdır ve hiç biri dışarıda kayda değer bir savaşı kazanmamıştır. Sistem çoğu yerde aynıdır. Bir avuç azınlığın kontrolündeki askeri ve sivil bürokrasi ülkenin sahibidir.

 

Böyle bir ortamda her türlü İslami faaliyet baskı ve takip altındadır. Tüm demokratik kanallar kapalı olduğu için İslami hareketlerin önünde fazla bir seçenek kalmamaktadır.

 

Ülke yönetimine katılma ve kamusal alanda var olma iddiasında olanlar yeraltına çekilmekte;  bunu yapmamak isteyenler ise sadece irşad ve ıslah yoluna yönelmektedirler. Sadece irşad ve ıslah yolunu seçen hareketler de bir süre sonra rahat bırakılmamakta, rejimlerin hoşuna gitmeyen İslami öğretilerin anlatılması engellenmekte veya öğretilerin rejim çıkarı doğrultusunda çarpıtılması istenmektedir. Bu işbirliğine razı olmayanlara ise hayat zindan edilmektedir.

 

Türkiye gibi demokratik kanalların göreceli olarak açık olduğu ülkelerde ise “Aç, kapa” yolu izlenmekte, yaklaşık olarak her on yılda bir rejim rektefe edilmektedir.

 

Baskı ve imha yönetimleri İslam dünyasının kimyasını bozmuştur. Bu yöntemlerle İslam doğal hayatın dışına itilerek “terörize” edilmektedir. ABD'deki 11 Eylül olayı ile Ortadoğulu eşittir Müslüman; Müslüman eşittir terörist anlayışı tüm insanlığın hafızasına kazınmak istenmekte;

 

Müslümanların modern dünyaya alternatif olarak, insan toplum ve hayatı topyekûn kuşatacak şehirli bir İslami paradigmayı ve modeli oluşturmaları ise istenmemektedir.

 

İran İslam cumhuriyeti de bu anlamda başarılı olamamış, rejimi koruma politikaları ümmeti kucaklayacak entelektüel çalışmaların önüne geçmiştir.

 

EKONOMİK DURUM: ekonomik durumda tam bir felaket arz etmektedir. İslam ülkelerinin tüm yeraltı ve yer üstü kaynakları talan edilmektedir. Hiçbir Arap ülkesinde yüz miyarlarca dolarlık petrol gelirine rağmen doğru dürüst bir yatırım ve sanayi bulunmamaktadır. Sonradan görme, “burunları kaf dağında ” Arap emirleri kumda oynayan çocuklar misali ha bire çöle gökdelenler ve Disney-Land'ler dikmektedir. 52 İslam ülkesinin toplam ihracatı 800 milyon dolarken sadece Almanya'nın ihracatı 900 milyon dolardır. 52 ülkenin 800 milyon dolarlık ihracatının yarısından fazlası ise doğrudan petrol satışıdır.

 

SOSYAL DURUM: Tüm İslam dünyasında çok hızlı bir şehirleşme ve buna bağlı olarak büyük sorunlar yaşanmaktadır. Nüfusun yarısından fazlası yirmi yaşın altındadır. Kahire, Tahran, Bağdat, İstanbul gibi şehirlerin varoşları eğitimsiz ve işsiz, ne köylü ne şehirli olan yığınlarla doludur. Çarpık kentleşme, eğitim ve sağlık sorunları çözülememektedir.

 

Toplum geleneksel İslami değerleri ile batılı hayat tarzı arasında büyük bir travma yaşamakta; toplumun bir kesimi batılı hayat tarzının sadece tüketime dayalı kısmını taklit ederek lümpenleşirken önemli bir kesimi İslami değerlere sığınmaktadır.

 

Bu sığınma doğal bir mecrada şehirli bir İslami anlayışa evrilememekte toplumda öfke birikmekte veya bir komprador gibi yaşayan ancak şeklen Müslüman olan arabesk tipler ortaya çıkmaktadır. Kendini inkâr ve tam teslim, lümpenleşme, öfkeye dayalı tepkisellik ve terör ile arabesklik aynı zeminden beslenen dört ayrı tipoloji olarak öne çıkmaktadır.

 

Tüm bu olumsuzluklara ilaveten etnik ve mezhebi anlaşmazlılar da artarak devam etmekte, çatışma derinleşmektedir.

 

Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğinde İslam dünyası bir düdüklü tencereye benzemektedir. Tencerenin altındaki yüksek ateş daha da artırılmakta sürekli olarak buhar birikmektedir. İşlerin normale dönmesi için öncelikle baskıcı dikta rejimlerin demokratikleşmesi, devlet-millet çatışmasının sona ermesi gerekmektedir.

 

Bu ise hayli zor ancak mutlaka başarılması gereken bir yoldur ve başlı başına başka bir yazının konusudur.

 

 

 

 

Önce kendinizi bir düşünün
Abdulhamid
Dediğiniz gibi illaki devlet ve milletin uyuşması , tek ruh olarak haraket etmesi gerekir. Yoksa şimdiki gibi cemiyet hayatına , millet hayatına kesinlikle erişemeyecek, müslümanlar arasında yaşayamayacak vahhabi ve radikal örgütlenmeler türer. Bu örgütler ne sanatın ne de bilimin gelişmesine fırsat verirler ki bunlar müslümanlar için hayati önemdedir. Bu cihatçı! örgütlerin başında batı bankalarında yüz milyon dolarları olan , uyuşturucu gibi kirli işlere karışabilen onlarca karısı olan cihatcı komutanlar türer. Tabi islamın garipliğine ve ezilmişliğine isyan eden gençler tek çıkış yol olarak bu örgütlere katılmak zorunda kalacak ve uzaydan atılacak bombalarla ne yazık ki kafaları patlatılacaktır. Buna nasıl karşı konulmalıdır, evvela şu anda yaşamakta olani islamı hareketlerdeki islamı geleneğe muhalif devlet düşmanlığı silinmelidir. Bu ne Ebu hanife'nin ne de Bediüzzaman'nın yoludur. Onlar yaşadıkları dönemde ,devletten çok çekmelerine rağmen, İslamı gerçekten anladıkları için ve sonuçta olanın müslümanlara olacağını bildikleri için devlet düşmanı bir islamı hareketi engellediler. Yalnız bazı islamcılar ne yazık ki islami geleneğe zıt bir şekilde devlet düşmanlığı yapıyorlar ve iyi niyetli devlet görevlilerini dinden ve islami hareketlerden soğutuyorlar. Giderek bir kutuplaşma meydana geliyor ve olan yine halka yani bize oluyor. Halbuki devlet ve islam düşmanı komunistler bile devlet görevlilerinin hoşlarına gidecek şekilde sinsice konuşuyorlar(örnek olarak Çölaşan), bu şekilde kendilerini dinlettiriyorlar ve yine sinsice araya görüşlerini zehirlerini zerkediyorlar, bu davranış tipi eski bir yahudi geleneğidir. Bu islami hareket içinde mesela Mahçupyan yoktur ama müminler arasında devlet düşmanlığı oluşması için başörtülüler yanında! yer alır gibidir halbuki bütün yaptığı devlet görevlilerine ve devlete çakmak, devlet ile müslümanların arasını açmaktır, bütün gayesi budur çünkü kendisi basitçe gavurdur. Bu konuyla alakalı olarak zikredeceğim Kral Faysal'ın bir sözü vardır. "İslam dünyasında 1.5 devlet vardır biri Türkiye yarımı da İran" demiştir. Dedelerimiz yani Osmanlılar İslamı hakkıyla anladıkları için islamı cemiyet hayatına nakşetmiişler, cemaat ve tekkelerle halk arasında islamı canlı tutmuşlardır(ki şu anki vahhabi hareket gibi zorlama, baskı idam vs. yoktur). Devlet bilimin ve sanatın üretilmesine fırsat verecek ortamı oluşturmuştur. Oluşan bilim ve sanat güçlü ve canlı ordular oluşturmuş , Osmanlı'da olduğu gibi müslümanları korumuştur. Ortak şekilde yaptıkları Navarin baskınını sonra İslam dünyasına hayasızca saldırışlarını hatırlayın. baskından bir müddet sonra, saldıran devletlerden Rusya kafkaslara, Fransa Cezayir'e, İngiltere de Mısır'a saldırmıştı ve ortalama olarak saldırdıkları yerlerde halkın yarısı ölmüştü. İslamla tek ruh olmuş devletin, kendileri için ne şekilde tehdit oluşturduğunu bilen kafirlerin şu an İran'a karşı tutumları düşündürücü olmalıdır, gavurlar zaten cihatçı örgütlerden korkmakmaktadırlar. Korktukları devlettir tıpkı eskiden korktukları Osmanlı gibi. Biz Osmanlı ruhunu yani müslümanların ve islam sanatlarının koruyucusu devlet geleneğini yeniden diriltmeliyiz. Önce kendinizi devlet düşmanı gerici İslami hareketin neresindeyim diye bir sorgulayın. Türkiye'yi ve geleneğini bilenler bu hareketleri özellikle kürtlerin arasında yaymak istemektedirler. Lütfen bunlara fırsat vermeyin , vermeyin ki çocuklarımız turistlere hizmetçi değil de özgür bireyler olsunlar.
Cumartesi, 12 Nisan 2008 17:27
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Sonuçlar: 1/8
1 | 2 | 3 | 4   
 
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.7314 1.7398
Dolar 1.1746 1.1803
Sterlin 2.1482 2.1594
RÖPORTAJ
Anket
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 1 yıllık icraatını nasıl buluyorsunuz?










Foto Galeri
Videolar