Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ali Bulaç
Modern insan ve çıkış yolu
Salı, 18 Mart 2008 00:55

Asıl ait olduğu dünyayı arayan, hep yurt hasreti çekip dünyada bir yabancı gibi yaşadığını unutmayan insan mümkündür ve bu, özgür insandır. Salt iktisadi teşebbüs serbestliğine, sınırsız kazanç elde etme ve sermaye biriktirme tutkusuna indirgenmiş özgürlük sahici olabilir mi? Bedenin hazlarını kutsallaştıran bir kültür nasıl sahici görülebilir? Arzuların, istek ve tutkuların şaha kalktığı bir dünyada aklın kurtarıcı olabileceğini veya doğru istikamette yol gösterebileceğini kim iddia edebilir? Bütün bu sorular hala cevapsızdır.
     
Descartes, Newton, Adam Smith, Darwin, Durkheim, Comte, Marx, Engels, Freud, Morgan, Pavlov ve diğerleri… Her biri insanın bir yanını alıp öldürüyor, insanı salt tabiatın bir parçası, diğerlerinden derece farkıyla ayrılan bir hayvan türü şeklinde yeniden tanımlıyorlardı. İnsana “konuşan hayvan”, “düşünen hayvan”, “siyaset yapan hayvan”, “hayal eden hayvan”, “sosyal hayvan” vb. addedildi; ama bütün bu tanımlarda insan sonuçta “hayvan” olmaktan kurtulamadı. İnsanı “hayvan” olarak algıladıkları için evcilleştirmekten başladılar. Hem evcilleştirdiler –ki pratikte bundan başka bir şey yapmadılar- hem insanın evcilleşme/evcilleştirilme sürecini özgürlük ve özgürleştirme olarak tanımladılar.
    
Bir noktaya gelindi ki, sahici umudun da tükendiği noktadır bu. Yedekte kaldığı öne sürülen tek bir kavram kaldı, o da çoktan felsefe ve bilim gibi tüketilmiş olan sanattır. Müteal/aşkın olandan, batından ve öte fikrinden koparılmış bir sanat hangi derdimizin devası olacak!
      
Sanat, modern dünyada tutsak yaşayan insanın özgürlük ve kurtuluş ararken, ayaklanma gücünü besleyen potansiyel bir imkândır. Ama modernizmin insanı çürüttüğü aynı dünyada insan da sanat da mümkün değildir. Sanatın gayesinden uzaklaşıp programlanan insan, özgürlüğünü ebediyen kaybeder.
     
Özgürlük Allah'ın insanı yaratırken ona kendi Ruhu'ndan üflediği “ilahi öz”ün bulunmasıdır. Allah'a iman ve kulluk özgürlüktür. Çünkü Tevhid dini, insanı asıl ait olduğu yere kavuşması için, ruhunu özgürleştirmesini söyler ve ona özgürlüğün mümkün yollarını öğretir. Ateizm, aşkın ve ilahi bir başka varlık âlemini kabul etmediği için, insanı dünya hapishanesinde umutsuz bir tutuklu gibi tutar. Eğer başka bir varlık âlemi yoksa bütün çırpınışların boşa, beyhude olduğu bir zindan değil midir dünya? Hegel “Ruhun özü özgürlük, maddenin özü ağırlıktır” derken, ruhumuzun buraya ait olmadığına işaret ediyordu.
     
“Kalu bela” deyip sözümüzden uzaklaştık, özümüzden ayrıldık, Rabbimizi unuttuk ve bu duruma düşmemiz kaçınılmaz oldu. Yürüyen Kuran olamadık. İlmimiz, kültür süsü ve övünme aracı olan kuru bir yığını. İnfakımız riya. İbadetlerimiz ruhsuz. Cihat nutuklarımız sahte. Dünyaya karşı tavrımızda gizli bir tutku var. İnsanları çağırdığımız yaşama biçimine karşı sanki bizim güvenimiz sarsılmış. Kuran'la aramızda bir tutarlılık yok. Bundandır ki adil olan Allah, bize layık olduğumuzu vermiş.
     
Bu çağın en büyük ve şifa bulmaz hastalığı olan yabancılaşma şu ayetin sırrında saklıdır: “Onlar Allah'ın unuttu, Allah da onlara kendi nefislerini unutturdu.” (Haşr 19) Allah'ı unutmak, bütün buhran ve hastalıkların nedenidir. Gündelik işleri hiç değilse ara sıra bırakıp Allah'ı hatırlamalıyız. Umulur ki şifa buluruz… Ama önce bu dünyaya ait olmadığımızı bilip her an yola çıkacak sorumluluk sahibi ve titiz bir yolcu gibi davranmayı öğrenmemiz gerekir. Şu halde gündelik işler, sermaye, refah, gösteriş, gurur, iktidar, hırs kısaca o bizim en büyük düşmanımız olan istek ve tutkularımıza, hevamıza karşı duyarlı olalım. Unutmayalım ki bizler, refah toplumunun değil, felah toplumunun insanları olmak zorundayız.

 

 

 

Aslan
Hakan
Yaradılıs geregi her an her seyi surekli akında , vıcdanında ve bilgisinde tutmak insan olma ozellıklerinden degildir. Oyle olunabilse insan olunamaz. Bizden beklenende bu degildir zaten. Beklenen yaradılıs amacından kopmadan, hikmeti kaybetmeden Allahın razı olacagı bır yasamı surdurebılmek ve dusulen hatalardan Gaffur olana sıgınmaktır. Hata yapmak muslumanın hakkıdır. Kufre dusmek baska bır seydır. O sekılde veya bu sekılde , o acıdan veya bu acıdan samımıyetle ıslam derdı olanların gayretlerini yapıcı olamayn bır uslupla elestırmek bıze yakısırmı ? Kım bılır belkıde yakısmaz.. Alı beyın ozellıkle son donemdekı calısmaları, yazdıkları ve onerdıklerı moden dunyanın kıskacına alınan ınsanlıgın cozum ıcın Islamdan baska alternatıfının olmadıgı gercegını dıle getirmek bunun mucadelesını vermek ve cozum yollarını onermek merkezlı oldugunu hepımız goruyoruz. Muhtemeldır kı 100 sene sonrası ıcın bugunku calısmaları sımdıden ısık tutacak nıtelıktedır.. Bunu onemseyelım.. ve Cıddıye alalım.. Alalım kı topluma kuran dısı bılgılerı ogretıp durduklarını ıma dahı etmeyelım. Zıra oyle degıl.. Muhabbetle...
Pazar, 23 Mart 2008 14:58
Sonuç, sebebin içinde
Zeki Aslan
Aliciğim:"Gündelik işleri hiç değilse ara sıra bırakıp Allah'ı hatırlamalıyız" demişsin. Zaten bu durumumuzun nedeni, "ara sıra Allah'ı hatırlamak" değil mi? Allah, ara sıra beni hatırlayın" demiyor ki!!! "DAİMA (her saniye) hatırla" diyor. İşte sizin Kur'an'dan uzaklığınızın sonucu. Tabii Allah'tan da. Tabii Allah'tan da. Öğrendiğiniz Kur'an dışı bilgileri, halka öğrete-öğrete bu hale getirdiniz. Şimdi de şikayet ediyorsunuz.
Salı, 18 Mart 2008 05:55
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.7372 1.7456
Dolar 1.1844 1.1901
Sterlin 2.2009 2.2124
RÖPORTAJ
Anket
Pekin Olimpiyatları'ndaki başarısızlığımızın sebebi sizce kim?
Foto Galeri
Videolar