Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ali Bulaç
İran ve Türkiye'de boşanma sebepleri
Pazar, 15 Haziran 2008 01:30

 

Şaşırtıcı gelebilir, ama İslâm dünyasında boşanma oranlarının yüksek olduğu iki ülke: “Türkiye ve İran”dır. Bu iki ülke karşıt rejim anlayışlarına sahip olmakla beraber birbirlerine fazlasıyla benzemektedirler. Her iki ülke de modern tarihte sömürge olmadılar, her iki ülke bölgenin büyük ülkesidir, her iki ülkenin nüfusları birbirine yakındır –bu kategoriye Mısır'ı da eklemek gerekir-. Modernleşme tarihlerinde ana kırılma noktaları –aradaki üç-beş sene farkıyla- hemen hemen aynıdır ve daha başka benzerlikler de vardır.
      
İran'da 1979'da devrim yapıldı, fakat orada, aslına bakılırsa ibadetler seviyesinde dini hayat zayıf. Yüksek seviyede bir dindarlık var, ama bu tabir caizse semboller-ritüeller seviyesinde tezahür ediyor. Türkiye'de dindarlık 2000'li yıllardan bu yana bir miktar zaafa uğradı. "Muhafazakâr kimlik" dindarlığı ikame edecek şeklide gelişti. Aslında Türkiye'de halk dindar, ama dinin itibarı giderek düşüyor. Çok önemli bir değişim sürecinden geçiyoruz.
     
Birçok sosyal bilimci kabul etmek istemese de, gerçekte boşanma oranları ile dindarlık arasında sıkı bir bağlantı var. Mısır'da boşanma oranları, Türkiye ve İran'daki kadar yüksek değil, fakat orada da 30 yaşın altında evlenmemiş 9 milyon kadın var. Toplumun yüzdesinde kadınların payı giderek artıyor. Üniversitelerde, iş hayatında veya genel olarak sosyal hayatta, kadınlar bariz şekilde görülüyor. Üniversitelerde, öğrencilerin yüzde 60-65'i kadınlardan oluşuyor. Mısır'da dindarlık oranı hayli yüksek. 20 milyonluk Kahire'de 200 tane başı açık kadın bulamazsınız. İran gibi başörtüsü mecburi değil. Buna rağmen hemen hemen bütün kadınlar tesettürlü. Oysa İran'da böylesine örtünmüş, saçının bir kısmı açıkta ve neredeyse başındaki örtüyü atmaya hazır kadınların sayısı giderek artıyor. Demek ki, başörtüsü (İran) veya başaçıklıkta (Türkiye) en önemli faktör, devletlerin emredici tutumlarından çok, dini bilinç ve sivil eğitim önemli rol oynuyor.
     
Boşanmanın hem İslâm dininde hem de bugünkü hukukta altı çizilmiş gerekçeleri var; boşanmanın gerçekleşebilmesi için ortada görünür, maddi sebepler olmalı. Bunlardan biri terk; mesela savaş münasebetiyle, kavga nedeniyle, uzun bir yolculuktan dönmemiştir eş, bunlar boşanma sebebidir. İkincisi eşlerden birinin akıl sağlığını kaybetmesi halidir. Üçüncü neden eşlerden birinin cana kastetmesi ve dördüncü sebep eşin yüz kızartıcı bir suç işlemesidir. 1 Haziran 2004 tarihine kadar zina da Türk hukukuna göre, boşanma sebebiydi, ama 1 Haziran tarihinden sonra değişti. İslâm hukukunda kadın ya da erkeğin zina yapması boşanma nedenidir. Bütün bunlar görünen maddi sebeplerdir. 
     
Türkiye'de boşanmalara baktığımızda en büyük sebep "şiddetli geçimsizlik" olarak karşımıza çıkıyor. Bu çok muğlâk bir kavram; şiddetli geçimsizliğin ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyoruz, her şey sebep olabiliyor. Boşanma oranlarındaki artışı ve bunun gerisinde yatan toplumsal çözülmeyi anlayabilmek için şiddetli geçimsizlik faktörünü anlamak lazım. Şiddetli geçimsizliğin kökenine inmeye çalıştığımızda birkaç faktör ortaya çıkıyor:
     
Bunlardan biri insanların birbirlerine tahammül etme becerilerini kaybetmeye başlamalarıdır. Sabır, fedakârlık sanki angarya veya kişilerin enayiliklerinin göstergesi olarak algılanıyor. Evlilik sevgi temeline dayanır, bunda hiç kuşku yok, ama herkes birbirine âşık olarak, severek evlenmez; önce kişi, eşi olacak adaya kanının ısındığına kanaat getirir. Belli bir yaşa gelen genç sosyo-kültürel olarak evlenme moduna girer. Bu açıdan bakıldığında –birçok kişiye tuhaf gelecek ama- evliliğin başlangıcında mutlaka sevginin olması gerekmez, sevgi faktöründen önce objektif şartlara bakmak lazım. Sevginin olması idealdir, ama başlangıç noktasında olmaması, iyi bir evliliğe engel değildir.

 

Hadisi düzeltme
betül Doğuş
Peygamberimiz (saa)size iki emanet bırakıyorum. Biri Kuran diğeri ehlibeytimdir. Bu ilkisine sarıldığınız müddetce doğru yoldan sapmazsınız ve kıyamet günü kevser havuzunun başında birlikte oluruz. Sünnet herkese göre farklı yorumlanmış. Oysa sünneti yaşayanlar örnek alınsa bir çok sıkıntı ortadan kalkar.Sünneti en iyi yaşayanlar peygamberimizin ehlibeytidir.Onların hayatlarını örnek alırsak bir çok sorun da doğal sorun olmaktan çıkar.
Perşembe, 19 Haziran 2008 21:05
denge denen birşey bilmezmisiniz..
ulubatlı
herkes bir şey yazmış, sayın yazarlarımızda. her yönü ile dengesizliğe giden dünyada, dengeye getirecek bir şeriatınız yokmu. yoksa neyi konuşuyorsunuz. sayın ali bulaç islam hukuku olsa idi (buna islamın belirlediği değerler diyelim) çok hukukluluk olur idi. sap ile samanı karıştırmayalım. şeri hukuka görede zina ile boşanma değil, ölüm vardır. cezanın nasıl uygulanacağıda oluşacak sisteme bağlıdır. ama insanlara bu cezayı ilan etme, isteyenlere izleme hakkı verilir. evlilik akıl ile gönülün uyuşması ile olmamışsa, o evlilik doğal değildir. bir yerde fırtlar. her halükarda dengesizdir. vay be çevrede güvensizlikden ne çıkar sağlayan insan var. ister müslüman gözüksün ister gözükmesin. birazda şu dengeyi sağlayacak değerlerden konuşun.
Perşembe, 19 Haziran 2008 15:24
ÇEVRENİN PAYI YOK MU ?
gece bekisi
İnsanların çevrelerinin de rolü yok mu yanında olan bitenden etkilen mezlermi bende neden yok diyenlerin sayısı azmıdır,aslolan kanaat değilmidir . ne olursanız olun kanat olmadan mutluluk olmaz , eğer geminiz kuvvetliğse fırtınada dayanırsınız değilse dağılırsınız ....
Çarşamba, 18 Haziran 2008 17:23
neden
mustafa yuzer
eğer ki siz insanları kendi beniklerine kulturlerine yabancılaştırır sanız ozaman yapacak bi şey kalmıyor size ve toplumda onunu alamaycağınız olaylar vuku u blur turkiye ve iran ikiside sozde musluman yani evlatlarına gercek madana islamı öğretmediklerinden problemler cıkıyor islam veya ALLAH kavramının ici bos bi şekilde sunuluyor ve bunun neticesi cabuk bosanmalar , kavgalar ve anarşinin onune gecilemiyor
Çarşamba, 18 Haziran 2008 16:05
son peygamberin nasihati
sabriye dağ
son peygamber insanlar alemine size iki şey bırakıyorum, bırakmadıkça sapıtmazsınız! kuran ve sünnetimdir.Bu iki sözlük emanete, kaynağımıza sahip çıkma marifetini gösterebilirsek, olması gereken doğru olgular üzerinden fikirler yayınlayabilirsek dünya ve ahiret ağrılarımız daha az olacaktır.
Çarşamba, 18 Haziran 2008 14:26
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.8430 1.8519
Dolar 1.3578 1.3643
Sterlin 2.3667 2.3791
RÖPORTAJ
Anket
Ertuğrul Sağlam'ın istifasını doğru buluyor musunuz?








Foto Galeri
Videolar
Rüyalarınızın anlamını öğrenmek için tıklayınız