Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ali Bulaç
Dinimizle barışalım
Salı, 01 Temmuz 2008 00:40

 

Varoşlarda boşanma oranları giderek artış gösteriyor; bu eskiden böyle değildi. Ekonomik olarak hayat şartlarının zorlaşmış olması aile birliğinin devamında caydırıcı sebep olarak rol oynuyor, ama yine de bunun payını abartmamak gerekir. Zira boşanma olayları üzerinde daha dikkatli olarak düşünüldüğünde ekonomik şartların zorlaşmış olması aslında “belirleyici” olmaktan çok “etkileyici” bir sebep olarak rol oynuyor. Aile bağları eskisine göre daha çabuk çözülüyor, bunlara paralel olarak da boşanmalarda artış kaydediliyor. Genel seyrin şu şekilde vuku bulduğunu söylemek mümkün: Zengin kesimlere göre yoksul kesimlerde, şehirde yaşayanlara göre köy ve kırsal yörelerde boşanma olayları daha az yaşanmaktadır. Türkiye'nin Batı bölgeleri ile Doğu bölgeleri arasında da ihmale gelmez bir fark olduğunu söylemek mümkün.
     
Sosyal bilimcilerimiz, asıl din faktörünün oynadığı rolün önemini yeterince tayin ve takdir edemiyorlar. Eskiden de ekonomik sıkıntılar vardı, fakat bu sıkıntılara rağmen aile birliğinin devamını sağlayan din daha belirleyiciydi.
      
Din sadece kanaatkârlığı telkin etmiyor; iffeti, sabrı, dayanışmayı da tavsiye ediyor. Dinin kendisinden beklenen etkiyi gösterebilmesi için entegre olarak algılanması ve pratik hayatta yaşanması lazım. Türkiye'nin politik ve bürokratik yapısı dini parçalıyor, bu yüzden dinin etkisini göstermesine izin vermiyor. Bu yüzden din, gerektiği kadar fonksiyonunu gösteremiyor. Dinin bilinen hükümleri boşanmayı çok zorlaştırıyor. Hadiste buyrulduğu gibi boşanma "Allah'ın en sevmediği helaldir". Fakat şu anda kimse dini referans almadığı için, kolayca boşanabiliyor. İnsanlar “Ben kimsenin kahrını çekmem” diyor. Çocuk veya çocuklar ise, "onlar da günün birinde büyüyecekler, benim bir hayatım var, onu çocuklar için feda edemem" deniyor.
     
İnternet ve iletişim araçları da önemli rol oynuyor. Daha önce belirttiğimiz gibi modern kent ortamında, kadın ile erkeğin birbirine ulaşabilirliği kolaylaştı. Bu da beraberliklerin kısa süreli olmasına ya da eşlerin birbirini aldatmasına sebep olabiliyor. Bütün dünyada, geniş aileden çekirdek aileye ve tekil aileye doğru genel bir gidiş var. Dindar kesim de, bu ana akımın etkisinden kendini kurtaramıyor. Demek ki, aslında din imana dönüşmüş teorik bir bilgi veya ruhun sindiremediği bir dış kimlik olarak üstümüzde duruyor.
      
Yukarıda değindiğimiz üzere, gelir seviyesi yüksek ve çok düşük olan kesimlerde boşanma oranları yüksek olması dikkatten kaçmamalı. Büyük kentlerde oran yüksek, ama Anadolu'da boşanma oranları daha düşük. Kırsal kesimin genelinde, boşanmaya bakış açısında negatif bir eğilim var. Kır hayatı ve köyler, her geçen gün, eğitim ve medya üzerinden büyük kentin etkisi altına giriyor. Bugün nüfusun yüzde 30'ü köyde yaşıyor, ama kentli gibi davranmaya başlıyor. Bedeni köyde veya kırsal kesimde, ama beklentileri, talepleri büyük kentteki hayata göre şekilleniyor. Aile içindeki davranışları da buna göre değişiyor.
     
Müslümanlar, siyasi iktidar, ekonomik servet elde etme ve yeni statüler peşinde koşarken, hayatın dokusundaki çözülmeyi ıskalıyorlar. "Ahlaki açıdan nasıl bir takviye yapabiliriz?” sorusuna cevap aramamız lazım. Bugünkü iktidar yapısı adil değil, Müslümanlar iktidar kavgasına girip de, gelir adaletini sağlamadan suyun başına geçince, diğerlerinin yaptığı zulmün aynısını yapıyorlar. Muhafazakarlık, kendimizi arkasında saklamaya çalıştığımız bir maske oluyor, İslami siyaset sadece yasak olduğu için, İslami kimlikle bu haksızlığa dayalı iktidarı paylaşmak mümkün olmadığı için bizzat Müslümanlar tarafından istenmiyor.
     
Kadın ve erkek için, yeni bir kültürel perspektife ihtiyacımız var. Modern dünya tarafından kimi zaman emredici politikalar kimi zaman taşıyıcı araçlarla bize empoze edilen bakış açılarını ciddi bir eleştiri süzgecinden geçirmemizde zaruret var. Belki en temelden hareketle kadına ve erkeğe ilişkin perspektifi değiştirmemiz gerekiyor. Bu yanlış bir yol, bize dayatılan model, Doğu'da ve Batı'da test edildikçe görülüyor ki, bu modelin yıkıcı etkileri ve sonuçları her yerde yaşanmaktadır.

BOP'un bir parçası da kadın ayağıdır. Sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla bu zihinlere işleniyor; kadının geleneksel hayat tarzını değiştirmek için, bu kuruluşlara fonlar akıyor. Batıya nazaran Türkiye'de boşanma oranları düşük, ama her geçen yıl, doğurma oranları ve evlenme oranları da düşüyor.  Bir çatışma kültürü içinde yaşıyoruz, dinimizle barışmadıkça bu çatışma bizi helak edecektir.

 

 

 

hangi müslüman
yaşar inan
72 fırkanın hepsi müslüman olunca biri hariç hepsi cehenneme girecek se: o bir tek grubu ara ki bulasın. o gruba destek vermek zaten farzı ayındır. maalesef vicdanen söylemek zorundayım milli görüş partileri istisnasız icma ümmete karşılar.
Cuma, 04 Temmuz 2008 20:14
Niçin Müslüman Olalım Denilemiyor?
İbrahim Faik Bayav
'Dinimizle barışalım' başlıklı Ali Bulaç yazısını okumaya başladığımda, kendimi laf kalabalığının içinde kaldığımı hissettim. Sayın Ali Bulaç küçücük bir konuyu anlatmak için yazısını neden o kadar uzun tutar ki?! Neyse... yazısının içinde meraklanmamı sağlayacak cümleleri buldum. Bakalım meraklanmamda haklılık payım var mı? 1-''Müslümanlar, iktidar kavgasına girip de, gelir adaletini sağlamadan suyun başına geçince, diğerlerinin yaptığı zulmün aynısını yapıyorlar'' Şu cümlede fehme gelen manâlar; a) Diğerlerinin yaptığı zulmün aynısı yapılıyorsa orada İslam olmaz. b) Suyun başına geçen adalet olgusunu kabul etmiş demektir. Adaleti sağlayamıyorsa, suyun başından çekilmesi gerekir. c) Müslümanım diyenler zalim bildikleriyle iktidar kavgasına giriyorlarsa, Müslümanlık Dini'ni anlamamışlar demektir. Tez vakitte Kur'an sayfalarının açılıp önlerine konulması gerekir. 2- ''Muhafazakarlık, kendimizi arkasında saklamaya çalıştığımız bir maske oluyor'' Acaba, onun için mi, din ve inanç özgürlüğü diye ortalığı velveleye verenlerin ''Müslümanım'' demeye yürekleri yetmiyor?.. Allah'ın indirdiği ile değil de Allah'a karşı gelenlerin bindirdiği ile hüküm vermek, onun için mi bu kadar tatlı oluyor? 3-''...islami siyaset yasak olduğu için...'' Bu cümle üzerine Sayın Ali Bulaç'a sormak gerekir: a) İslamî siyaset yasak olduğu zaman, zulmî siyaset yapılmasına Allah izin veriyor mu? b) Müslümanım diyenler, yalanla iktidarı kapmış kişilere karşı, yalanları dizerek karşılık vermeye hak kazanıyorlar mı? O zaman toplumda hak-batıl ayrımı nasıl yapılacak? 4-''İslami kimlikle haksızlığa dayalı iktidarı paylaşmak mümkün olmadığı için, bizzat müslümanlar tarafından istenmiyor'' Bu cümleden sonra Sayın Ali Bulaç'a yine sormak gerekir: a) İslami kimlikli kişilerin, zulüm iktidarını paylaşma mecburiyetleri var mı? b) İktidarı paylaşamadıkları için, müslümanım diyenlerin islami kimliği atma zorunluluğu var mı? c) Müslümanım diyenler, şikayetçi oldukları zulüm iktidarından kurtulmanın yolunu niçin Kur'an'da aramazlar? Sanırım Sayın Ali Bulaç'a, bir kaç sütunluk yazı konusu oluşturdum. Lüzumsuz kelimeler yığını oluşmasına fırsat vermeden, fikirlerini sunması dileğiyle...
Salı, 01 Temmuz 2008 15:32
din denince akla ne geliyor?
ulubatlı
sadece dinimiz ile değil şeriatlede barışalım. ciddi, cinsel ahlaki yaşamını ve evliliği islami şeriate yakın yaşamakl isteyen, evlenirken kafasından bir sürü paln proğram geçirmez. sadece kendisine bağlanacak bir eş aramaz. islami şeriatin cezaları ağır olduğu için, bağlanabileceği birini arar. islam farklı mededniyettir. mantalitesi, algısı çok farklıdır. ama yapılan sadece batının ürettiği medeniyet değerleri içerisinde, islamın ruhbanlaştırarak, egemen kılmaya çalışmaktır. islam şeriati, heryerde dengeyi oluşturacaktır. toplumlardan tutun, tabiat dengesini bile. böyle islam falan deyince bazıları çok iyi gaza geliyor ama, şeriati konuşulmaya başlanınca herkesin rengi ortaya çıkacaktır. 'insanlar nasılsa öyle yönetilirler',-at sahibine göre kişner, toplumlardaki değerlerde mevcut sistem ile şekillenir, kimse olduğu gibi görünmez, göründüğü gibide olmaz, yapanın yanına kar kaldığı sürece, yani caydırcılıklar olmadığı sürece, gayri meşruiyetler artacaktır. güven ortamı olmadığı aşikar. ama insanlar mutluyum diyor. 1-nisan-2004 star gazetesi haberi, türkiyedeki çocukların gayri meşruiyeti konusunda çok acı söylüyordu..
Salı, 01 Temmuz 2008 12:54
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.7454 1.7538
Dolar 1.1818 1.1875
Sterlin 2.1691 2.1804
RÖPORTAJ
Anket
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 1 yıllık icraatını nasıl buluyorsunuz?
Foto Galeri
Videolar