![]() Ahmet Taşgetiren
|
Ben, CHP'nin "Org. Büyükanıt'a emekli olurken neden böylesine pahalı bir araç alındı? Bu aracın bir benzeri daha önce emekli olan Genelkurmay Başkanlarına alındı mı? Bu araçtan başka hangi devlet görevlilerine alındı?" sorularını anlarım.
Bunların cevabı da, "Ahmet Necdet Sezer giderken dört araç götürdü ona neden ses çıkarmadınız?" değildir. Sorulacak bir hesap varsa herkese sorulabilir. Sonuçta herkes, milletin bütçesini kullanıyor ve bu bütçeyi kullanırken kılı kırk yarmak, kimsenin kara kaşı kara gözü için bir tasarrufta bulunmamak şarttır.
Org. Büyükanıt'a, daha uygun fiyatlarla değil de bu fiyatla bir zırhlı araç almanın gerekli olduğunun bir izahı da yapılmalıdır. Ben bunun sorgulanmasını çok tabii buluyorum.
Ama anlaşılmaz ve kabul edilmez olan, CHP'nin Yüksek Askeri Şura'dan neden ihraç kararı çıkmadığını sorgulaması ve Org Büyükanıt'a verilecek olan zırhlı aracın bunun bedeli imiş gibi sunulmasıdır. Sanki, Yüksek Askeri Şura'ların olmazsa olmaz görevlerinden birisi, "Ordudan asker ihraç etmek"miş gibi bir tavırla, "Neden ihraç yok?" diye meydanlara çıkmak, olsa olsa bir "kıyım nöbeti" olarak izah edilebilir.
Aslında iktidarda ya da muhalefette olsun, her partinin yapması gereken şey, vatandaşın hukukunu savunmak adına, YAŞ kararlarıyla yapılan re'sen ihraçlara itiraz etmekti.
Çünkü, sonuçta bir yargılama söz konusu değildi, yani yargısız infaz vardı, ve TSK'ya yıllarca hizmet etmiş, madalyalar almış, terörle mücadelede ölümün sınırına gidip gelmiş olan insanlar, üzerlerine "irtica ile ilişki" damgası vurularak ihraç edilmekteydi.
"İrtica ile ilişki" suçlaması da varıp, "eşinin başörtülü olması"na veya bir "cemaatle ilişki" iddiasına dayanmaktaydı.
Geçmişte, "Bütün bu iddialar yargı önünde görüşülsün, bir ceza söz konusu ise bunu yargı versin, YAŞ kararlarının temyizi yok, bu da hukuk devleti ilkelerine aykırıdır" tarzındaki tüm itiraz ve talepler göz ardı edildi. O dönemde CHP kılını kıpırdatıp, hiçbir sorgulamaya yönelmedi.
Ak Parti iktidarında Başbakan ve Milli Savunma Bakanı, YAŞ'taki ihraçlara şerh koydular. Bu, tamamen hukuki bir tavırdı. Ceza olacaksa bu, yargı üzerinden gelmeliydi. Ama ihraçlar durmadı. TSK, yıllarca emek verip yetiştirdiği ve ülkeye hizmet eden kendi evlatlarını ihraç etti. Bu yıl bir değişiklik oldu.
YAŞ'ta ihraç olmadı. Bunun sebepleri tahmin edilebilir. Ergenekon davası ile ilgili olarak muvazzaf subaylara uzanan iddialar var. Bunlar, Savcı Zekeriya Öz tarafından Askeri Savcılığa bildirilmiş durumda. Bunlarla ilgili soruşturmaların yapılması da tabii.
Böyle bir ortamda yapılacak ihraçların hangi sebebe bağlı olduğu anlaşılmayabilirdi. Ancak, daha önemli bir sebep söz konusu olabilir: -İhraç edecek insanın kalmaması... Kütahya'dan bir okuyucum - dostum aradı ve şunları söyledi: -İhraç ede ede "irtica damgası vurulacak" adam mı kaldı ki! CHP diyor ki: -Bu kadar büyük bir orduda ihraç edilecek adam olmaz mı?
Şu mantığa bakın: Mc Carthy'ci zihniyeti çalıştır ve önüne geleni biç! Eşi başörtülü, babası sakallı, çocuğu falanca kursa gitmiş, falanca yurtta barınmış, amcası falan partide çalışıyor, dayısı falanca gazetede yazıyor. Fişle ve işini bitir. Yargı yok, savunma yok, hangi saikle oluştuğu bilinmez birkaç komutan kanaati ile ipiniz çekiliyor.
Ve buna, bugüne kadar CHP'den tek itiraz gelmiyor. Şimdi "Neden ihraç yok?" diye bir başkaldırı söz konusu... Bunu CHP yapıyor. CHP, Ordu ile ilişkileri, karşılıklı suçlama ile tırmandıracak bir meydan okumanın içine giriyor.
Çok anlamlı değil mi?
TSK, "Bundan böyle bu işler yargı sürecinden geçsin, YAŞ kararıyla ihraçlar toplumda tepki doğuruyor. İhraç edilen insanlar toplumun içine karışıyor ve toplum, bu insanların dindarlıklarının
Ordu tarafından irtica ile suçlanmasını anlamıyor, kabul etmiyor, bu da Halk - TSK ilişkilerini olumsuz etkiliyor" tarzında bir değerlendirme noktasına gelmişse, bunu "demokratik hukuk devleti" adına herkesin olumlu bir gelişme olarak görmesi gerekmez mi?
CHP hukuk devletinin neresinde? Evet, artık Türkiye bu soruyu soracak. CHP'nin bu çıkışında Ak Parti hükümeti ile TSK arasında "sıcak bir ilişki" gelişmesi ihtimalinden duyduğu rahatsızlık da sırıtıyor.
Oysa CHP, hemen tüm söyleminde Hükümet ile diğer devlet kurumlarının uyuşmazlığını eleştiri konusu yapmaktaydı. Şimdi ise, "uyum"dan rahatsızlık duymaktadır.
Anlaşılıyor ki bu çelişki değildir. Bu, devlet kurumlarını yedeğe alıp hükümetle kavga ettirme ve sonra da bunu uyumsuzluk göstergesi olarak kullanma politikasıdır. CHP'nin son YAŞ'a olan öfkesi ise, "Askeri kullanamama" noktasına geldiğini idrak etmesi yüzünden olmalıdır.
Son söz: Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, bu seneki YAŞ'ta takındığı tavrın kalıcı olmasını temenni etmek isterim. Demokratik hukuk devletinin gereği budur. Bir suç isnadı söz konusu ise bunu Askeri yargı kademelerinden geçirmek en sağlıklısıdır.
TSK'nın dindar askerlerle sorunu varmış gibi bir izlenim kadar, TSK - Halk ilişkilerini yaralayacak bir olgu söz konusu olamaz.
CHP'nin kılavuzluğu çok kötü bir kılavuzluktur.
CHP'nin halkla ilişkilerinin yorumu "Kelin tırnağı olsa kendi başını kaşır" sözünde saklıdır.
Bugün
| Alış | Satış | |
| Euro | 1.9865 | 1.9961 |
| Dolar | 1.5711 | 1.5787 |
| Sterlin | 2.3159 | 2.3280 |



















