Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Taşgetiren
Ah bir de salatı ümmiye olsa...
Cuma, 26 Eylül 2008 01:45
Türkiye'de de bazı camilerde hatimle, teravihler süresince Kur'an'ı hatmederek teravih kılınır ama, ben öyle kılmamıştım.
 
Peygamber Mescidi'nde de teravihler ve teheccüdler hatimle kılınıyor. Güzel, gürül gürü, çağlayan gibi coşkulu Kur'an okuyan birisinin arkasında hatimle teravihin, ya da cemaatle teheccüdün tadına doyum olmuyor. Hele biraz Arapça'ya vukufiyetiniz var ve okunan ayetlerin anlamını bilebiliyorsanız, İmam'ın bazen sesiyle, yüreğiyle vurgu yaptığı yerlerde içiniz kabarıyor.

Bu arada, Fatiha'nın sonunda Hoca "Veleddaaalliyn" dediğinde, 500 bin kişiden yükselen "Aaaaamiiin" sesleri, buraya has bir doyumsuz güzellik. Peygamberimiz zamanında da bu "Aaaamiiin" sesleri, Mescid-i Nebi'den yükselip Medine dışına kadar ulaşırmış. Türkiye'de "Amin"ler sessiz söyleniyor. Doğrusu, içimden, "Keşke bizde de olsa bu "Aaaamiiin"ler" dedim kendi kendime...

Bir şeyi daha söyledim yine kendi kendime: Burada teravihler ikişer rek'at halinde kılınıyor, ve imam, iki rek'atta bir selam verir vermez, hemen yeniden "Allahüekber" diyerek yeniden namaza başlıyor. Böyle 20 rek'at devam ediyor. Her rek'atta Kur'an'dan bir sayfa okunuyor. Bu uzunca bir süreyi alıyor. Bazen, "İyi ki namazda bir süre oturmak da namazın farzlarından kılınmış" diye düşündüğünüz zamanlar oluyor.

Bizde, iki veya dört rek'atın sonunda, selam verilince, genelde müezzinlerin öncülüğünde ve tüm cemaat tarafından salat- ı ümmiye, hatta bazen Ramazan'ın girişi ve çıkışı münasebetiyle yaşanan duyguların terennüm edildiği ilahiler okunur. Mesela bugünlerde artık "Ramazan gitti diye ağlayalım..." gibi güfteler bizim camilerimizde okunmaya başlanacaktır.

Salat-ı ümmiye, hani şu "Dede Efendi" tarafından yapılan bestesi ile, "Allahümme salli ala..." diye başlayan güftesi ile Osmanlı medeniyetinin İslam kültürüne armağan ettiği büyük eser... Sultanahmet'te, Süleymaniye'de, Selimiye'de, Eyüp'te...

On binlerin iştiraki ile okunan salat-ı ümmiye de, dün yazdığım gibi "iliklerine işler" insanın...

Neden burada, Peygamber Mescidi'nde ya da Kabe'de yok bilmiyorum, ama düşünün bir, Mescid-i Nebi'nin içinde dışında yüz binler, Kabe'nin etrafında milyonlarca insan tarafından aynı anda salatı ümmiye yükselse göklere... Bir rüya görmüştüm bir zamanlar...

İstanbul Boğazı'nın iki yakasında sanki evler, evler, evler var....

Ben bunları aynı anda görebiliyorum. İnsanlar evlerin pencerelerine çıkmışlar ve hep bir ağızdan Kurban bayramlarında getirdiğimiz tekbiri getiriyorlar... Rüyamda nasıl etkilenmiştim bilemezsiniz bu manzaradan...

Ne yalan söyleyeyim, burada, teravih kılarken, salat-ı ümmiye eksikliğini hissettim. Sanki biz buradan o "Aminler"i alıp götürsek, buraya da "salat-ı ümmiye" yi versek... Neden olmasın...

Bu kültür alış-verişlerinin ve İslam'ın ortak kültürünün inşasının şimdi, yani bu iletişim çağında ve bu geliş gidişlerin yoğunlaştığı zamanda daha kolay olduğunu, olması gerektiğini, gecikmesinin tamamen bizim nesillerimizin vebali olacağını düşünüyorum. ......

Ramazan'da Mescid-i Nebi güzelliğini oluşturan bir diğer husus da, insan manzarası...

Farklı onlarca yüz... Erkekler, kadınlar, çocuklar... Gençler, yaşlılar....

Sokulmuşlar Rasulllah'ın hane-i saadetinin saçakları altına... Mescid-i Nebi avlusunda oynaşan çocuklar, kim bilir nasıl bir sürur bahşederdi Rasulullah'ın hüzün yüklü gönlüne...

Bu manzarayı görünce bu avlulara daha çok çocuk dolmalı, dünyanın çocukları dolmalı ve buradan dünya çocuklarına İslam'ın "barış ve güven daveti" ulaşmalı...
 
BUGÜN
 
 
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.9865 1.9961
Dolar 1.5711 1.5787
Sterlin 2.3159 2.3280
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar