Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Emin Dağ
Ortadoğu’da Kürt zamkı
Cuma, 20 Haziran 2008 11:54

Farklı platformlarda bu kadar sık gündeme geldiği halde, tanımı bu kadar muğlâk bırakılan başka bir sorun daha yoktur her halde. Yıllardır hemen her açıdan tartışılan bu sorunun tanımsız bırakılması belki de herkesin işine geliyordur.

 

ABD için Kürt sorunu; Saddam zulmü altındaki Kuzey Irak Kürtleri sorunuydu.

 

Avrupa için Kürt sorunu; Türkiye Kürtlerinin maruz kaldığı uygulamalarından hareketle Ankara'nın baskı altında tutulmasının bir aracıydı.

 

Türkiye'deki devlet mekanizması için Kürt sorunu; güvenlik meselesi.

Hangi ülke içinde olursa olsun Kürt halkı için Kürt sorunu; yıllardır devam eden ihmal ve üzerlerindeki kuşku dolu bakışlar.

 

PKK ve diğer ülkelerdeki silahlı Kürt grupları için Kürt sorunu; ayrılmanın ve bölünmenin gerekçesi.

 

Kürt sorunu denilince 4 ayrı ülkenin sınırları içine dağılmış bir halkın bir buçuk asra yakındır yaşadığı dramı akıldan çıkarmamak gerekiyor. Dolayısı ile, soruna sadece Türkiye içindeki sıradan bir asayiş olayı olarak bakmak bu güne kadar sorunu anlamamızı ne kolaylaştırdı ne de çözümüne katkıda bulundu.

 

Böyle bir sorunun Ortadoğu'daki dört ülke içinde de varolmasının sebebi, emperyalistlerin geçen yüzyıldan kalma paylaşım planlarının bir sonucu. Dolayısıyla bu sorunu tartışırken, Türkiye sınırlarını aşmadan ya da sadece Türkiye-AB ve Türkiye-ABD ilişkileri çerçevesine oturtarak konuşmak, bölgesel gerçeklikleri görmemizi hep engelledi.

 

Kürt sorununun bundan sonraki tartışma zeminini, ulus devletler çerçevesiyle sınırlamak yerine, bir Ortadoğu ve sömürü sorunu olduğu gerçeğinden yola çıkarak farklı bir zeminde tartışmaya açmak daha açıklayıcı olacaktır. Bu, Ortadoğu'da 200 yıla yaklaşan siyasal entrika, sömürü, emperyalist kuşatma ve Müslüman halkları kontrol altında tutma sorununun ufak bir unsurundan başka bir şey olmadığını anlamamızı da kolaylaştıracaktır.

 

İnanç ve düşünce bağlamında, ırkların varlığını realite olarak kabul etmemiz gerektiği kutsal kitabımızda bize zaten vazedilmiş. Ama aynı ayette farklı unsurların bir araya gelmesinden doğacak evrensel güce de işaret edilmektedir. İnsanların farklı yaratılması sebebi birbirleriyle çatışsınlar diye değil, birbirlerine güç vererek zulmü ortadan kaldırsınlar içindir.

 

Batının bize nasıl baktığı çok açık. Birlik ve beraberlik görüntüsü onları hep rahatsız etti ve ediyor. Osmanlının son dönemlerinden itibaren her makro proje, İslam dünyasının mikro devletçiklere bölünmesi hedefine dayanıyor.

 

Bölgede, Kürtlerin bizzat kendileri için değil ama, Batılılar için Irak'ın işgali sonrası hedeflenen en temel strateji, Kürt varlığının, yayılı bulunduğu her 4 İslam ülkesine alternatif olarak güçlendirilmesine dayanıyor. Sonuçta; İran, Türkiye ve Suriye'nin sürekli rahatsız edilerek, şantajla kontrol altında tutulması en temel unsur. Ortadoğu bölgesinin yeniden paylaşımı projesi çerçevesinde yaşananların bir uzantısı olan bu hedef, bölgesel haritaların değiştirilmesi sürecinde çatışmanın bir aracı olabileceği gibi, cesur çıkışlarla birleşmenin bir aracına dönüştürülebilir.

 

Türkiye'nin Kuzey Irak'taki Kürt liderlerle son bir aydır farklı bir stratejik açılımla masaya oturması şu ana kadar uygulanan eksik siyasetten dönüşü belirtmesi bakımından umut verici. Türkiye ile Kuzey Irak'taki Kürt yöneticilerinin aracıları çıkarıp doğrudan diyaloga geçmeleri, tarafların birbirini anlaması gibi bir yararı sağlamaktan öte, ortak çözümlerin kapısını aralayacak ciddi bir fırsattır.

 

Bu süreç, İran, Suriye ve Irak hükümetinin katıldığı bir alternatif platformla Kuzey Irak'taki Kürt yapılanmasının birleştirici unsur haline dönüştürüldüğü bölgesel istişare platformuna dönüştürülebilir. Kuzey Irak'ta Amerika'nın himayesinde gelişen yapıdan şu ana kadar hiç kimse bir yarar sağlamadı. Dolayısı ile bu ortak paydadan yola çıkarak birbirine güven verici bir takım adımlarla başlayacak olan bölgesel platform, Amerika'nın geri çekilmeye zorlanmasıyla paralel biçimde güçlendirilebilir.

 

Kürt liderlerin, Irak toplumuna entegre bir biçimde ve meşru aktörler olarak, bütün ve güçlü bir Irak devletini hep birlikte yönetmek yerine; baskı ve gerilim içinde sadece Kuzey Irak'ı “küçük ama bizim” mantığıyla yönetme arasında bir seçim yapmaları şart. Doğru olan, Irak'ın bölünmesine izin vermeden tüm bölge ülke ve halklarını rahatlatmaktır. Ama bu seçimi doğru biçimde yapmaları için işlerini kolaylaştıracak adımların atılması tüm bölge ülkelerinin bir borcudur. Eğer, Kürt toplumunu Amerika'nın insafına terk eder iseler, 1991'den beri yaşanan acı tecrübelerden hiçbir ibret alınmamış demektir.

 

 

 

 

Güngören'deki Patlama
Ahmet_a
Bu zamk meselesini Güngören'deki patlama bağlamında bir yorumlasana. Kesin ülkeye sadık olan kanun ve kurallara uyan kürt halkının temiz davasını kirletmek için derin devlet yapmıştır değil mi, Türkleri yakın diyen nazi karakterli örgüt ve arkasındaki zavallı milyonlar böyle bir teşebbüste bulunmaz. Ankara'daki patlamada da öyle deniyordu.
Pazartesi, 28 Temmuz 2008 11:16
Bu da bıraktı
Ahmet_a
Sayın timetürk ekibi. Bu kürtlerin işte şimdiki durumları budur. Irklarına karşı az çok bir gerçeği ifade ederseniz , hakikat adına bir iki dokundurma yaparsanız dava! için yazdıkları için! yazmayı bırakıverirler. Bu şerefli kürt yazar neden ABD ve katliamlarından , zulmünden bahsetmez? ABD lilerden ve AB lilerden azıcık farkı olsun.
Cumartesi, 19 Temmuz 2008 14:17
Haklisin ama..
Yusuf Bircan
Haklisin ama ilk once kendimize donup bir bakalim. Biz olayin neresindeyiz. Bu yasananlar acilar, vahsetlerde o bolgedeki butun insanlarin sucu vardir. Yani turkler, araplar, farslar ve tabii ki kurtlerinde hatasi olmustur! Allah muslumanlarin birligini bozmak isteyenlere firsat vermesin!
Salı, 01 Temmuz 2008 14:06
Türk Kürt Kardeşdir
kazım yaray
yorumcular kaleminize saglık ben artık bişey yazmayım.İşbirlikciler ergeç cezasını bulur.
Cuma, 27 Haziran 2008 11:45
Mehmet_ay'a
Ahmet_a
Senin kardeşlikten anladığın şovenistlik. Cebinde parası, kesilecek kurbanlık koyunu olan bir halk bugün g.doğuya din gayretiyle koşuyorsa bunun adı islam kardeşliğidir başka bir şey değil. Dünyada kimse de yapmaz. BU millete zalimlerle beraber öfkeden çatlayarak , kafirlerle beraber saldırıyorsunuz bir de bize küfür isnat ediyorsunuz utanmadan , zalim diyorsunuz. Toplanıp bağırıp yardıma koşuyorum diye dünyaya ilan etmesinde gerek yok, öyle şovenistlik ancak senin gibi ırkçıların yapacağı bir iştir. Devlet sağlık harcamalarında Türkler den iki kat fazlasını (kişi başına)kürtlere harcıyor,eğitim harcamaları da aynı derecede iki kat, aldığı verginin 10 katını yatırıyor. Bu millet dünyanın hiç bir bölgesine yapılmamış sulama kanallarını G.doğuya açıyor Konya'da insanlar su beklerken , hala daha gaspçı ve talacı oluyouz. Siz fitneci ve gerçeklerin üstünü örten kan düşkünü zalim insanlarsınız. Kendinizi bir de mazlum görüyorsunuz ya, gerçekten hastasınız.
Çarşamba, 25 Haziran 2008 12:17
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0052 2.0149
Dolar 1.5858 1.5934
Sterlin 2.3896 2.4021
RÖPORTAJ
Anket
Hindistan saldırılarını Müslümanlar mı yaptı?












Foto Galeri
Videolar