Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Emin Dağ
İsrail İran’ı vurabilir mi?
Perşembe, 03 Temmuz 2008 17:33

İran'la Batılı ülkeler arasında devam eden nükleer pazarlığın yakın geçmişini şöyle bir hatırlayacak olursak, karşılıklı pozisyonların inişli-çıkışlı seyri, bölgenin giderek savaşa yaklaştığı konusunda bir hava oluşturmaktadır.

Hukukî bir zorunluluk söz konusu olmamakla birlikte, Almanya, Fransa ve İngiltere ile İran arasında üç yıl devam eden müzakere süreci son bir yıldır yerini karşılıklı pozisyonların daha da sertleşmesine bırakmıştı. Bu konuda ABD ile doğrudan görüşmeyen İran'ın, AB aracılığı ile yürüttüğü müzakereler, nükleer silah yapmayacağı yönünde objektif garantiler vermesi, buna karşılık üç AB ülkesinin de proje konusunda güvence vermesi çerçevesinde sürüyordu. Ancak, AB ülkelerinin hiçbir güvence önermeyen oyalamaları, İran'ı İsfahan'daki tesisleri faaliyete geçirmeye sevk edince müzakere süreci 2005 Temmuz'unda fiilen durmuştu. 2006 ve 2007 yıllarında da kısır döngü şeklinde süren pazarlıklar, Lübnan, Irak, Suriye ve Körfez bölgesindeki karşılıklı hamlelerle farklı cephelerde değişik boyutlar kazanmıştı.

Gelinen aşamada İran'a yönelik yaptırımların sıkılaştırılması, Avrupa bankalarındaki hesapların dondurulması ve askeri operasyon seçenekleri birbiri ardınca sıralanıp İran çevresindeki kuşatmanın daraltılması temel hedef. Bu çerçevede İsrail yada Amerika'nın İran'a yönelik askeri bir operasyon ihtimali karşılıklı askeri tatbikatlar ve medyatik bombardıman çalışmaları ile birlikte gerçekçi kılınmaya çalışılsa da, yakın vadede bir operasyon ihtimali zayıf görünüyor.

ABD'nin, Irak'ta İran lehine gelişen siyasal süreçteki başarısızlığı ortadayken savurduğu askerî tehditlerin ciddiye alınacak bir tarafı bulunmamaktadır. Bu konuda İsrail'in durumu ise ABD'den farklı değildir. Zira hiçbir stratejik derinliğe sahip olmayan İsrail'in İran'a ait bazı binaları vurabileceği varsayılsa bile İran'ın karşı saldırısı ile hasar görecek Dimona nükleer tesislerinin yayacağı radyoaktif kirlikten dolayı İsrail diye bir ülke bırakmayacağı ortadadır.

İran'ın elinde hali hazırda İsrail'i vurabilecek 3 bin kilometre menzilli füze teknolojisi bulunmaktadır. Ne ABD ne de İsrail, Şihab-3 adıyla denemeleri başarılı olan füzelerin İsrail'e ulaşması riskini göze alamayacaklardır.

Askeri tehditler bir yana, İran'ın AB ülkeleri ile olan ticarî, petrol üreticisi rolünden kaynaklanan ekonomik ve Çin ve Rusya ile olan stratejik ilişkilerinden kaynaklanan diplomatik kozları, en uygulanabilir siyasal tehdit olarak gözüken Güvenlik Konseyi (GK) tehdidini bile etkisiz bırakmaktadır.

İsrail, NPT anlaşmasının üyesi olmadığı için nükleer silahları konusunda hiçbir kontrole tabi değil. Bu, uluslar arası denetleme önünde en önemli engeli oluşturuyor. Atom Enerjisi Ajansı, bu ülkede denetleme yapamıyor. Dolayısıyla İran'a yönelik olası askeri tehditler, Arap ülkelerince çekimserlikle karşılanmaktadır. Nitekim Atom Enerjisi Ajansı üyesi olan Arap ülkeleri İran aleyhine yapılan oylamalarda çekimser oy kullanmışlardır.

İsrail'in son iki yıldır tehditlerini sürekli artırması ve Akdeniz'de tatbikatlar düzenlemesi caydırıcılık konusundaki ciddiyetini ortaya koyma çabası olarak yorumlanabilir. Hatta bunun için ABD'den 5 bin adet Bunkerbaster bombası ısmarladı. Bu bombaların özelliği yeraltındaki beton sığınaklara gizlenen hedefleri de vurabilmesi.

Ancak, konumu icabı İsrail'in böyle bir saldırıya yakın bir süre içinde girişmesi uzak bir ihtimal. ABD'nin de İran'a yönelik bir saldırıya Güvenlik Konseyi'nden karar çıkarmaması halinde girişimin olasılığı neredeyse imkansız gibi görünmektedir.

İran'ın içindeki kargaşaların zamanlaması söz konusu bölgelerde bundan sonraki süreçte gerginliğin artacağının göstergesi olmaktan öte, İran-Batı ilişkilerinden bağımsız görünmemektedir. İran Kürdistanında gerilim ve çatışma hali sürerken, ABD'nin Azerbaycan'da kurduğu yeni askeri üsler ve İran'daki Azeri muhaliflerle girdiği ilişkiler, önümüzdeki dönemde İran'ın kuzey bölgelerinde yeni patlama, çatışma ve gerilimlerin yaşanmasına neden olabilir.

İran, dolaylı yoldan İslam Devrimi Yüksek Konseyi Başkanlığı aracılığı ile Irak konusunda Amerika ile görüşmeler yürütüyor. Irak'taki sürecin kendi lehine gelişmesinden hoşnut olan İran, özellikle nükleer tartışmalarda yaşadığı sıkışmışlık halini, Irak'ta olaylara müdahale ederek aşmaya çabalamaktadır.

İran, uluslararası alanda yaşadığı sıkışmışlık halini aşmak için yaptığı çalışmalardan biri de Rusya ve Çin ile ortak bir cephe kurma girişimidir. ABD'nin Orta Asya'daki varlığından rahatsızlık duyan Çin ve Rusya arasında zaten varolan ekonomik, askeri, stratejik ve siyasi yakınlaşma İran'ı da içine almaya başlamıştır.

Türkiye'nin İranla ilgili tartışmalara taraf olmamaya çalıştığı gözleniyor. Türkiye'nin İran'ın nükleer programından rahatsızlık duyduğuna kuşku yok. Ancak programın hedefinin kendisi olmadığını bildiğinden çok ciddi bir eleştiri getirmiyor.

Türkiye'nin olayın dışında kalma çabasının bir diğer nedeni de, ABD ve İsrail'in İran'ın engellemek için zaten gereken çabayı gösterdiğini düşünmesi.

Hükümetin İran'a karşı bir operasyonda Türkiye topraklarının kullanılmasına izin vermesi ihtimali çok uzak görünüyor. Irak'ta Sünni-Şii çekişmesi sebebiyle karşı karşı getirilmek istenen Türkiye ve İran'ın, dolaylı yoldan bir gerilim ve çatışmaya sokulması senaryoları bulunsa da, Türkiye, doğrudan doğruya İran'la çatışmayacaktır.

Kısacası yakın bir zaman içinde operasyon ihtimali düşük görünmektedir.

 

 

 

 

Anlattığım durum
Ahmet_a
Anlattığım durum l , yani milyonlarca müslümanın öldürülmesi anlattığım sebeplerden dolayı evantbatuta sana sempatik görünebilir, neşenelebilir hatta espriler de yapabilirsin. Üstüne gülüp eğlenebilirsin de ama sen de ben de herkes biliyor ki bu dediklerim gülünüp geçilecek şeyler değil. Erkek gibi cevap vereceksin, kendini zavallı duruma getirmeyeceksin. Dediklerimden bir tanesine cevap versene hadi, şayet yiğit bir insansan. Yazarın yazısının altına dediklerim şık kaçmıyormuş, iyi ben de batılılar gibi yapıp kürtler şöyle cesurböyle hakkını silahla alabilen bir kavim deseydim.
Salı, 22 Temmuz 2008 11:44
Zeka Küpü İnsanları Seviyorum.
levantbatuta
Kürtler ile ilgili yorum yapan "Ahmet_a" şahsını zekasını üç kez yan yana çarparak ve bundan bir küp elde ederek tebrik ediyorum. Hakikaten Kürtler ile ilgili çok keskin kanaatler elde edebilmiş. Üstelik bunu bir müslüman gayreti ile de ortaya koymuş. Allahtan Kemalist değil. Yoksa yazdıkları güme giderdi doğrusu. Bunları yazan bende kavmi için din-iman tanımayan birisi oluyorum galiba. Galiba diyorum çünkü hakikaten bende bilmiyorum ne olduğumu? Ahmet Emin Dağ'ın yazısının altına böyle bir yorum şık kaçmış doğrusu. Zeki müslüman okurları tanıyoruz işte böylelikle. Bunlar milliyetçi falanda değiller yani. "İslamcı" lar galiba. Yemede yanında yat cinsinden. Neyse komediye dahil olmak istedim.
Pazartesi, 21 Temmuz 2008 14:57
kürtler gibi işbirlikçi bulduktan sonra
Ahmet_a
"Sayın editör lütfen biraz daha gerçekleri kavramak adına cesaret sahibi olalım ve başımızı kuma gömmeyelim. Biz cesur oldukça ülkemiz daha iyi yerlerde olacaktır." Biraz kışkırtıcı bir başlık oldu ama gerçek durum bu , kürtler gibi işbirlikçileri bulduktan sonra neden ABD İran ı vurmasın ? Düşünsenize emrinizde milyonlarca orayı burayı ele geçirmeye çalışan milis güç , sağa sola nufüs yığmaya gayreti olan fanatik bir azınlık, gerçekten insana cesaret veriyor. İslamın birleştiriciliğinin bile işlemediği kürtlerdeki taş gibi sağlam kavim gayreti, asabiyeti ve nefreti işgalde , kürtlerin haçlılara büyük destek olmalarına sebep oldu. Irak'ta arada sırada sağa sola (mesela Telafer'e) El-Kaide! avlamaya gider oldular. Bugün Bush yeryüzünde (ABD dahil )bir seçime girse tek Kürdistan'da seçim kazanır, tek popüler olduğu yer orası çünkü. Bush ' un müslümanlara ne getirdiği değil din deyince akan suların durduğu! Kürtler e ne getirdiği önemlidir. Irkı için herşeyi, İslamı ve müslümanları silebilen bir kabile elbette ABD ye , İsrail'e ve AB ye kendi ırklarına destek oldukları müddetçe yardımcı olacaktır, yoksa olmayacaklar mıdır, bilirse ancak Hazreti Barzani bilir , sömürge valisi Kürt Lider Kek Mesut da bilebilir . Ben olur da ABD İran'ı vurmaya başladıktan sonra ne yazacağını merak ediyorum, elbette İran'da fosfor bombalarıyla yokedilen şehirlerden , sığınaklarda yakılan insanlardan bahsetmeyeceksin, milyonlarca ölümden, milyonlarca sürgünden, milyonlarca yetimden bahsetmeyeceksin , yazılarına bakıyorum da bu iddaalı bir sav değil . Belki ABD, Suriye'yi , Türkiye'yi bilmem nereyi vurur mu diye yazı yazabilirsin.
Pazar, 20 Temmuz 2008 18:28
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.7454 1.7538
Dolar 1.1818 1.1875
Sterlin 2.1691 2.1804
RÖPORTAJ
Anket
Pekin Olimpiyatları'ndaki başarısızlığımızın sorumlusu sizce kim?
Foto Galeri
Videolar