Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ahmet Emin Dağ
Geçici ateşkes ortamı
Çarşamba, 21 Mayıs 2008 15:58

Ortadoğu'nun üç önemli gerilim noktasında birbirine yakın zamanda gelen taktik gelişmeler bir ay öncesinin karamsar havasını biraz olsun dağıttı.

 

Bölgenin en sıcak noktası Irak'ta Sünni grupların uzun süredir boykot ettikleri hükümete yeniden dönme kararları ülke içi siyasette yeni bir uzlaşı sürecinin başlangıcını ifade ederken, bu sürecin önümüzdeki Ekim ayında yapılması planlanan vilayet seçimlerine kadar sürüp sürmeyeceği soru işaretleri taşıyor. Irak iç siyasetindeki uzlaşma önünde engel olarak görülen Sadr grubuna yönelik operasyonlar, kendini savunmasız hisseden Sünni kitlenin Uyanış (Sahve) hareketleri aracılığı ile kontrolsüz şiddetten uzat tutulması ve son olarak hükümetin önemli bir ayağını oluşturan Hizbi İslami'nin boykottan vazgeçmesi Irak'taki iç düzenin sağlanması önündeki temel adımlar oldu. Sünnilerin yeniden hükümete dönmeleri, Irak'ın kısa ve orta vadedeki istikrarına olumlu katkı sağlayacaktır.

 

Etnik ve siyasi gerilimin Irak'takinden daha az olmadığı Lübnan'da birkaç hafta önce yaşanan iç çatışma yerini Katar'ın sponsorluğunda yeni bir iç barış denemesine bırakması, Irak'taki gelişme kadar önemli. Lübnan'da daha önce çok defa denenmiş olan benzer girişimlerin bu kez başarı şansı çok yüksek görünüyor. Zira, daha önceki girişimler öncesinde bu kadar kan dökülmemiş ve ülke hiç bu kadar iç savaşa yaklaşmamıştı. Ülkede tüm aktörler kendi tezlerini ölümüne savunuyor olsa da, bu aşamada bu tezler için ölmenin erken olduğunda herkes hem fikir. Zira, çıkacak olan bir iç çatışmanın, sadece rakipleri değil tüm ülkeyi belirsiz bir kaosun içine sokacağını herkes biliyor. Geçen yazımızda belirttiğimiz gibi, kontrollü bir şekilde yükseltilen gerilim, karşılıklı tezlerde bir uzlaşı noktası bulunmasına kadar devam etti. Yani Suudi Arabistan ve İran, şimdilik anlaştı.

 

Katar'da varılan uzlaşma ile, Lübnan'da cumhurbaşkanı seçilmesinin önü açılırken, oluşturulacak uzlaşı hükümetinde Hizbullah'a daha fazla sandalye verilmesi kabul edilmiş ve hepsinde önemlisi silahların ülke içi siyasette mevzi kazanmak üzere kullanılması önünde engel konulması üzerine ittifak sağlanmıştır.

 

Bir diğer önemli kriz noktası Filistin'de Mısır istihbaratının arabuluculuğunda yürütülen ateşkes görüşmeleri İsrail'in onay vermesi ardından, en azından önümüzdeki 6 ay boyunca ciddi gelişmeleri beraberinde getirebilir. Her şeyden önce Gazze'deki insani krizin sona ermesi önünde önemli bir engel ortadan kalkarken, eğer sözünde durursa İsrail'in her hangi bir saldırıdan kaçınması Filistinlilerin kendi içlerine dönüp, “iç barış” pazarlıklarına yoğunlaşmalarını sağlayacak. Bu arada esir pazarlığında İsrailli askerin geri verilmesine karşılık, kaç Filistinli tutuklunun serbest bırakılacağı yönündeki görüşmelerin de hız kazanması, karşılıklı tansiyonun azalmasında rol oynayabilir.

 

Filistin'de iç barış konusunda cılız da olsa çabalar sürerken, Hamas ve Fetih'in uzlaşmaya ne kadar yatkın olacaklarını sadece kendileri değil, Suriye, İran, Mısır, Körfez ülkeleri ve Amerika'nın razı olacağı orta bir yol belirleyecek. Gelinen aşamada Amerika'nın bu üç süreçteki rolü, yaklaşmakta olan başkanlık seçimleri öncesinde işlerin yolunda gittiği imajını oluşturma çabası ile açıklanıyor. Yine her üç süreçte de İran'ın doğrudan taraf olduğu düşünüldüğünde, Arap ülkelerinin İran'ın etkisini kırmaya endeksli politikalarının her bir gelişmede kendisini göstermesi önemli. Lübnan sürecinde Katar'ın, Filistin sürecinde Mısır'ın oynadığı aracılık rolü dikkat çekici. Bu iki ülkenin en önemli özelliği ise, hem ABD hem de İsrail'in ilişkilerinin oldukça iyi olması.

 

Dolayısı ile, birbirinden farklı görünmekle birlikte Irak, Filistin ve Lübnan'daki sorunlarda ılımlı Arap ülkelerinin öncülüğünde yaşanan taktik gelişmeler; en azından 6 aylık süre için; bir yanda İsrail ve ABD'nin, diğer yanda Suriye ve İran'ın geçici ateşkesini ifade ediyor.

 

Nitekim böylesi bir ortamda iyiden iyiye hız kazanan Suriye-İsrail barış sürecinin tüm cephelerdeki pazarlığı derinden etkilemesi kaçınılmaz.

 

 

 

sükunet öncelikli
alpaslan arslan
Üstad yazılarınızda barışılsın,savaş olmasın da nasıl çözümlenirse çözümlensin gibi bir yaklaşımınız var.Kavgasızlığı 1.plana çıkarıyorsunuz sanki.Tarafların hazmedemedği bir anlaşma yeni kavgaların ceninini de rahimlerinde büyütmezler mi?
Salı, 27 Mayıs 2008 15:19
SELAM GÜZELDİR!
siganfu-tim
Ortadoğu'da barışın sağlanması herhalde her insanı ama elbette her müslümanı sevindirir.Akan kan yiten can dursa.Çocuklar ouyn da oynasa.Silahsız uyansa Ortadoğu bir sabah da!Ne güzel olur.Ancak emperyalizm KANLA beslenir.Emperyalistler SAVAŞ oldukça SÖMÜRÜLERİNİ sürdürür.Emperyalistler savaşı,kanı,kini körükler.Savaş,kan,kin yoksa üretir.BUNU HER MÜSLÜMAN hem kalbine hem ruhuna hem beynine YİRMİLİK ÇİVİ GİBİ çakmalı ve aklından hiç çıkarmamalıdır!Barışa giden yol ASIL OLARAK BU GERÇEĞİ KAVRAMAKTAN GEÇER!Şimdi gelelim şu son günlerin "BARIŞ" görüşmelerine.Lübnan durulur mu?Beyrut niçin yandı?Dubai niçin kuruldu?Her neyse asıl amaç İSRAL'in kurulduğu tarihten beri "GALİP" halini "KARİZMAYI ÇİZEN" Hizbullah tasviyesi bu girişim.Hükümet İsral'i Hizbullah'ın mağlubiyetinden KURTARIYOR.Tersten bakınca nüfüsü KAÇMAYA BAŞLAYAN İSRAİL'e "BARIŞ VAR!" nefesi aldırıyor.ABD-AB-İsrail işbirliğinde.Nefes alan,kan kaybını durduran İsrail yeniden saldıracak!ATMIYORUZ!Müslümanı İNANDIRACAK bir barış yok ortada.Barış HİZBULLAH'ın yok edilmesinin adı.İşte İsrail isteği :"Golan karşılığında İsrail'in talepleri şöyle: Şam yönetimi, İran, Hizbullah ve Hamas'tan uzak duracak. Halid Meşal'i sınır dışı edecek…"
Cuma, 23 Mayıs 2008 08:54
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 1.7372 1.7456
Dolar 1.1844 1.1901
Sterlin 2.2009 2.2124
RÖPORTAJ
Anket
Pekin Olimpiyatları'ndaki başarısızlığımızın sebebi sizce kim?
Foto Galeri
Videolar