Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
15 bin Türk askeri kör edilmiş
Tarihçi-yazar Cezmi Yurtsever'den korkunç savaş suçu iddiası: Esir 15 bin Türk askeri kör edilmiş
Çarşamba, 24 Eylül 2008 17:00

Tarihçi-yazar Cezmi Yurtsever, Osmanlı askerleri için 1920 yılında Mısır'da esir kampı oluşturulduğunu ve kobay olarak kullanılan 15 bin Türk askerinin kimyasal madde konulmuş su tanklarında zorla banyo yaptırılarak kör edildiğini öne sürdü.

Yurtsever, düzenlediği basın toplantısında, 1917 yılı Kasım ayı başlarında Osmanlı ordusunun Gazze-Birüssebi savaşında ağır bir yenilgi aldığını belirtti.

Osmanlı ordusundan Arabistan cephesinde 150 bin askerin esir düştüğünü ve Türk askerleri için Mısır'da esir kampları kurulduğunu anlatan Yurtsever, şöyle konuştu:

''TBMM'nin 27 Mayıs 1921 tarihli oturum zabıtlarında, Edirne mebusları Faik ve Şeref beylerin Atatürk'e sundukları takrir belgesinde 'Mısır'da İngilizlerin fenni temizlik bahanesiyle miktarından fazla 'cerasol' banyosuna sokarak kör ettikleri 15 bin evladı kobay olarak kullandıkları, bu cinayetin mutemed failleri olan İngiliz doktorlarıyla garnizon kumandan ve zabitlerinin de cezalandırılmasını isteriz' sözleri yer almaktadır.

İnsanlık tarihinde eşi duyulmamış böyle bir olayla 15 bin Türk askerinin kör edilerek en hayati insani fonksiyonlarını kaybetmeleri 'savaş suçu' olduğu kadar, insanlık onurunu ayaklar altına alan vahşi bir uygulamadır.''

Yurtsever, bu olayların Ermeni doktorların gözetiminde gerçekleştirildiğini, konunun farklı boyutlarıyla ilgili belge ve bilgilerin Avustralya ve İngiltere savaş arşivlerinde de bulunduğunu saptadığını öne sürdü.

Mondros anlaşmasına göre Osmanlı ve karşı taraf arasında esirlerin serbest bırakılması maddesi yer aldığına dikkati çeken Yurtsever, şöyle devam etti:

''Ancak, Anadolu'daki milli mücadelede direncini yok etmek için savaş hukuku çiğnenerek kitle halinde Türk askerlerinin gözleri kör edildi. Mısır'daki esir kamplarında yaşanan savaş suçundan dolayı İngiltere ve Avustralya özür dilemelidir. Bu hususta Türkiye Büyük millet Meclis Başkanlığını göreve çağırıyorum.''

Popülizm ve tarih
Doğan Şahin
Cezmi Yurtsever ve Ahmet Duru “1.Dünya savaşında 15 Bin Türk askeri bilinçli olarak kör edildi” iddiaları: Bu iddia Ermeni iddialarına karşı oluşturulmuş, en az Ermeni iddiası kadar anlamsız bir iddia olup hiçbir bilimsel kanıta dayanmamaktadır. Ama ne yazık ki tarih konusunda bilgisi ve ilgisi olmayan sıradan okuyucu tarafından körü körüne inanılmaktadır. Tarih 3. şahıslardan duyduklarınızla yazılırsa ancak bu şekilde bir sonuç olur. Bu halk yardakçısı iddiaların bir özelliği ise, sadece İngilizlerden bahsetmektedir hatta adı geçen “tarihçi” daha da ileri gitmiş İngilizlerin doğrudan Ermeni doktorlardan emir aldığını söylemektedir! Oysa Türk esirleriyle en çok ilgilenenler Avustralyalılardır. Bu iddialar saygın uluslararası tarihçiler tarafından hiçbir şekilde ciddiye alınmaz. İddialar kanıta dayanmayan söz sanatının en güzel örneklerinden birisidir. Türkçede bunun tam karşılığı “Bir deli kuyuya bir taş atar, herkes onu çıkarmaya uğraşır”. Konuyla ilgili yazılanlara bakarsanız ta baştan beri kanıtsız olan iddia bir zaman sonra başka birisi tarafından ilk iddiayı anlatana dayanarak öne sürülür. Oysa tarih ciddiyet ister, dikkat ister. Öncelikle şu soruları sormak gerek; Ermeniler tarafından sistematik olarak Türklerin kör edildiğine dair İngiliz belgeleri nerededir? Mısırda yaralanan herhangi bir Türk esirinin otomatik olarak tıbbi kayıtları olması gerekir, bu raporlar ne kadar aleyhte olsa bile. Oysa halka açık olan İngiliz arşivlerinde tek bir sayfa bile bulamazsınız bu konuda. Yani 15 bin kör esirin dosyaları ne kadar ortadan kaldırılmaya çalışılırsa çalışılsın bir yerlerde mutlaka bir iz bulabilirdik. Gene Avustralya arşivlerini incelediğimizde ki iyi ve kötü birçok belge bulmak mümkündür, sonuç gene sıfırdır. Eğer illa ki kötü davranış aranacaksa bence 1 Ekim 1918 tarihinde Şam yakınlarında Berramke Kışlasında teslim olan 12.000 Osmanlı askerinin esaret altında kolera vakasıyla karşılaşması ve yüzlercesinin koleradan ölmesi incelenmelidir ki bu da bence en kötüsünden bir ihmaldir. Şu da unutulmamalıdır ki bu salgın sadece Türkleri değil, bölgedeki Avustralya, Hintli, Fransız ve İngiliz askerlerini de aynı şekilde etkilemiştir. Aynı şekilde Şam’da konuşlu Avustralya 3. Süvari Birliğinin silah zoruyla İngiliz sıhhiye birliğine önce Avustralyalı yaralılara bakmaya zorlaması incelenmelidir. Bu da Avustralya Süvari birliklerinin esir aldığı 65 bin civarında esire bakmak için kendi askerlerinin ihmal edildiğini gösterir. Düşünebiliyor musunuz; 65 bin kişiye bakmak ne kadar zordur? Bu yazı konusu “Kör etme” iddiası 1915 yılından başlayarak, 1917, 1920, 2001, 2004 yılında tekrar tekrar ortaya atılmış ve kışkırtmaktan başka bir işe yaramamışken, aynı iddia Cezmi Yurtsever adlı “Tarihçi” tarafından 2008 yılı Eylül ayında yeniden ortaya atılmıştır. Oysa İngiliz, Avustralya, Fransız, Alman ve Yeni Zelanda arşivleri tamamen açık olup kanıt var ise bulmak çok kolaydır. Şimdi olayı özetlersek a) İngiliz arşivleri bu konuyla ilgili tüm arşiv kayıtlarını yok etmiştir. b) Yaralılara bakan sıhhiye personelin tamamı acımasız insanlar olup, konuyu kayıt altına almak isteyen sıhhiyeciler ölümle tehdit edilmiş ve kayıt tutturulmamıştır. c) Ermeniler o kadar zekiydiler ki, verdikleri tüm emirler İngiliz Fransız vs. tarafından tartışmasız uygulanmıştı. Yani size mantıklı geliyor mu? Kaldı ki dezenfekte işlemini gösteren birkaç fotoğraf yıllardır arşivlerde vardır. Demek ki adamlar tüm kanıtları yok ederken bu bir kaç fotoğrafı unutmuş ve yayınlamaya devam etmektedir. Yine aynı şekilde benzer bir halk yardakçısı iddia Yücel Yanıkdağ adlı bir Doktora öğrencisinin iddiası olup, buna göre İngilizler Türk esirlere Pellagra hastalığı BULAŞTIRARAK kırmıştır. Oysa biraz tıp sözlüğü karıştıran bilir ki Pellagra bir beslenme hastalığı olup, etkisi 5–6 sene sonra ortaya çıkar, yani bulaşıcı bir hastalık değildir ve hiçbir Türk esiri bu kadar süreyle esaret altında kalmamıştır. Bu ve benzeri kanıtsız iddialar yılardır havada uçuşup durur ve dilden dile geçer. Rakamlar artırılır! Cezmi Yurtseverin sitesini incelediğinizde göreceksiniz ki bir satırda 15 bin rakamı verilirken birkaç satır sonra rakam 16 bin’e çıkmıştır, siteye eklenen sair yazılarda rakamın 20 bine çıktığı görülür! Ama ne yazık ki bu iddialara bir son verilmemekte olup, konu Mantık çerçevesinde çözülebilecekken iddia iddia üstüne binmektedir. Düşünün, binlerce sağlam esire bakmak ne kadar zor iken, binlercesini kör etmenin ve başına iş almanın anlamı nedir? Ne kadar canavarca düşünürse düşünsün hiç kimsenin böyle bir işe girişeceğini benim aklım almıyor. O dönemde her türden hastalık yanı sıra, Anadolu’da yaygın trahoma hastalığı zaten vardı. Buna kötü çöl şartlarını, Anadolu dağlarından gelmiş, kum nedir bilmeyen askerlerin zaafını da katarsanız durumu anlarsınız. Elde kanıt olmadan, bir kaç fotoğraf ve bir kaç Subayın yazdıklarıyla tarih yazılmaz. Yanılırız. Benim araştırmalarım kasti olarak böyle bir şey yapılmadığını gösteriyor. Aslen Türk askerinde yaygın olan Tifo hastalığına önlem olarak kullanılan, Lizol denilen maddenin yan etkileri zaten 1930’lu yıllarda keşfedildi. Üstelik Avustralya Arşivlerinden alınmış "kazan" fotoğrafına bakarsanız askerlerin hiç de "kör" olmuş gibi çıkmadıklarını görürsünüz (bende bir adet daha var bu fotoğraflardan). Cezmi Yurtseverin servis ettiği, aslen “telifli” olan ama bir siteden aşırılmış “Kampta esirler” fotoğraflarına bakarsanız kıyafetlerinin ne kadar düzgün olduğunu anlarsınız. Mısır esir kampları denilen ve Sidibişir kısmında 15 bin askere işkence yapıldığı iddiası tutarsızdır çünkü Sidibişir kampı zaten 5 bin kişi kapasitelidir ve Subay kampıdır ( Kızıl Haç kamp Ziyareti raporu-1917/ rapor 2004 yılında halka açılmıştır). Burada bazı şaşaaya alışmış Osmanlı subaylarının istediklerini bulamayınca bu tür bir söylenti çıkarmaları ya da Trahoma nedeniyle kör olanların durumu esrate altında ortaya çıktığından bunu Lizol işlemine bağlamaları savaş şartlarında normaldir. Ama 90 küsur yıl sonra bunlara inanmak en azından tarihe saygı duymamaktır. Üstelik 15 bin kişi kör olarak yurda dönmüşse, onlara refakat eden en az 15 bin kişinin de olayı bilmesi, yazması, kanıt bırakması gerekmez miydi? Konu Osmanlı idaresi tarafından da araştırılmış ve bir daha gündeme gelmemiştir. Şimdi yıllar sonra aynı çorba yeniden kaynatılıyor. Bunu anlamsız bir çaba olarak görürüm. Kampta iki Ermeni doktor olması demek her Ermeni’nin Osmanlıya zulüm ettiği anlamına gelmez. Gelmemelidir. Benim elimdeki belgelerde Ermeni doktorlar yanı sıra Arap asıllı doktorlar ve her kampta 3–5 Türk hastabakıcı olduğu yönünde beyanat var. Üstelik Kızılay'ın da konuya dâhil olduğunu bilmenizi isterim. Yani; askerlerimiz bu kadar sahipsiz değildi. Var mı öyle şey; senin 15 bin askerin kör edilecek ( ki bir kısmı da yarı kör kalmış olmalı), kanıt bulunamayacak? Var olan fotolar ise savaş tarafı bir ülke arşivlerinde yıllardır yayınlanacak (yani bakın biz onları nasıl kör ettik diye kanıtları yayınlayacaklar. Size mantıklı geliyor mu?) Sözün özü; ben bu tip kanıtsız iddialarla uğraşmaktansa, bizim aldığımız İngiliz, Yeni Zelandalı, Avustralyalı, Rus, İtalyan, Gurka, Hintli vs esirlere kendi kamplarımızda nasıl davrandığımızı anlatmak, yıllardır yazılmış yabancı kitaplarda atılan pis, propaganda amaçlı, aşağılayıcı iddia (kitaplar, raporlar epey var Türklerin esirlere nasıl kötü davrandığı konusunda) ve olayları sorgulamanın daha doğru olduğu inancım gereği, yaklaşık20 bin sayfa yabancı kaynak taradım. Yüzlerce resim buldum. İşte şimdi de başkalarının hatasını eleştirerek değil, kendi yaptığımız güzellikleri anlatarak tarihe katkı yapmaya çalışıyorum. Mısır konusuyla ilgili aklımda şu sorular dönüp duruyor: Cerasol (lizol) Nedir? Ne zaman bulundu? Kör Türk askerleri değişimde eve nasıl döndüler? Bunlar kayıt altına alınmadı mı? İngilizler bunu yapınca ne kazanacaklardı? Binlerce esire bakmak zorunda olan İngilizler için Kör askerlerin bakımı zorlaşmadı mı? Neden öldürmediler? Xenofobi ve kışkırtıcılık nedir ve nasıl tedavi olunur? Hakikaten inanmak istediğimize mi inanıyor ve işin kolayına kaçıyoruz ya da doğruları bulmak için hazmı zor olan gerçekleri de dürüstçe önümüze koyuyor muyuz?
Cumartesi, 08 Kasım 2008 21:23
dikkat
antiokos
bu haberi daha önce okumuştum. içle acısı bir olay tarihimiz için. dikkat çekmek istediğim nokta şu: resim Çanakkale savaşı sırasında esir alınan Türk askerleridir. mısır daki olayla alakalı değil....
Cuma, 07 Kasım 2008 17:42
Soytarılığa gerek yok
Adil
1.Dünya savaşında ingilizlerle savaşılmış ingilizler mondoros anlaşmasını ihlal edip istanbulu işgal etmişlerdi o ingilizlerle osmanlı hanedanı ve hükümeti kanka olmadımı maltaya ingilizlerin sürgün ettiği adamlar kimlerdi hapiste ölenler vardı.Sürgünleri onaylayan osmanlı hanedanıydı.sürgünden gelip kurtuluş savaşına katılan paşalarımız savaş sonu kahraman oldular .ogün hain ilan edilmişlerdi gelelim günümüze 1. ordu komutanı hapse atılıyor kim bu adam 40 yıl orduda çalışmış paşa adam tutuksuz yargılansa olmuyormu mahkemeya çıkmadan felç geçiriyor imralıdakine gözü gibi bakan hükümet paşalarına ne yapıyor.çete avcılığına çıkıpta insanları aylardır içerde tutuyorlar bunları yapanda bop destekçisi iktidar bop kim ingiltere abd ulusal söylemi halkın gözünde küçültmek abd sempatisini arttırmak için yapılan düzen.Dedikya ingiltere dün ne yaptıysa bugün bop çular aynısını paşalara yapıyorlar.
Cumartesi, 27 Eylül 2008 03:35
şüpheli
MEHMET ÖNDER
ya senden şüphe ediyorum ADİL sen bu ülkede yaşamıyorsun.bu kadar s....k olamazsın.
Perşembe, 25 Eylül 2008 11:16
baksen
alemdar
yok inandım bu adil çocuk sapıtmış
Perşembe, 25 Eylül 2008 11:12
Piyasalar
  Alış Satış
Euro 2.0163 2.0260
Dolar 1.5941 1.6018
Sterlin 2.3700 2.3824
RÖPORTAJ
Anket
Kurbanınızı kendiniz mi keseceksiniz yoksa vekaleten mi kestireceksiniz?












Foto Galeri
Videolar